Selahattin Demirtaş yargılamasının kronolojisi: Tutuklandığı 4 Kasım 2016’dan bugüne neler yaşandı?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi, dün açıkladığı ağır ihlal kararı ile eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Başkanı Selahattin Demirtaş’ın davasında son noktayı koydu. Kararda, hükümetin Demirtaş’ın suç işlediğini kanıtlayamadığı ve tutukluluğun “hukuki değil, gizli siyasi amaçlardan kaynaklandığı” tekrar vurgulandı ve Demirtaş’ın tahliyesi istendi.

AİHM’nin kararının ardından, yaklaşık beş yıldır yerel mahkeme, Anayasa Mahkemesi (AYM) ve AİHM arasında gidip gelen Demirtaş davasının akıbetinin ne olacağı merak ediliyor.

Selahattin Demirtaş, milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasının ardından, Diyarbakır’da yürütülen soruşturma kapsamında, 2016 yılında, 3 Kasım’ı 4 Kasım’a bağlayan gece gözaltına alınarak tutuklandı. Demirtaş hakkında Diyarbakır’da, “terör örgütü kurma, yönetme”, “örgüt propagandası”, “suç ve suçluyu övme” gibi suçlamalarla 142 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.

Bu dava, güvenlik gerekçesiyle Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi’ne alındı. Önce 6 Eylül 2017 tarihine duruşma günü veren mahkeme, daha sonra Demirtaş’ın dosyasının 6- 8 Ekim’de Kobani için yapılan eylemler sırasında öldürülen Yasin Börü ve üç arkadaşının Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dava dosyası ile birleştirilmesini istedi. Demirtaş davası iki mahkeme arasında gidip geldi. Bu talep, Yasin Börü davasında karar veren ve üçüncü firari sanığın dosyasını ayıran 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmeyince, Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi dosyaları resen birleştirme kararı aldı.

HDP’li 11 milletvekili gözaltına alındı / 4 Kasım 2016

İki mahkeme arasında yaşanan uyuşmazlık, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’ne taşındı. Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı, Demirtaş’ın bu dosyasının Yasin Börü dosyası ile birleştirilmesinin uygun olmayacağı görüşünü savundu. Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı tarafından Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi’ne gönderilen yazıda, Demirtaş’ın 6- 8 Ekim’le ilgili yargılansa bile “toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet” ve “suç işlemeye tahrik” fiillerinden yargılanabileceği, “Yasin Börü ve üç arkadaşının ölümü eylemlerinden sorumlu tutulamayacağı” belirtildi.

Diyarbakır’da Kobani eylemleri, 7 Ekim 2014

“Dosyamızda bu suçtan açılan dava yok”

Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı, Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, Demirtaş’ın, 6-8 Ekim 2014 tarihinde Kobani için yapılan eylemler sebebiyle “suç işlemeye tahrik ve toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet” suçlarından cezalandırılmasını talep ettiğini belirterek şöyle dedi:

“Buna göre, sanık Selahattin Demirtaş’ın 6-7-8 Ekim 2014 tarihinde meydana gelen olaylarla ilgili olarak sadece ‘toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet’ suçları yönünden ‘suç işlemeye tahrik’ fiilini işlediğinin iddia edildiği, Mahkememizin 2015/224 ve tefrikle açılan 2017/500 esas sayılı dosyalarında ise ‘toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet’ suçlarından açılmış bir dava bulunmadığı, dolayısıyla birleştirme kararında bahsedildiği gibi sanığın suçunun sübutu halinde, dosyamıza konu eylemlerden sorumlu olabileceği gibi bir durumun sözkonusu olmadığı anlaşılmaktadır.

Çizer: Tarık Tolunay

“Kimse Demirtaş’ı yargılamak istemiyor”

Avukatı Mahsuni Karaman, Demirtaş tutuklandıktan iki ay sonra dosyasının sahipsiz bırakıldığı için ortada kaldığını belirterek, “Kimse Demirtaş’ı yargılamak istemiyor. Çünkü vebali ağırdır. Yargılama konusu edilen iddia ve suçlamaların zorlama olduğu ve bu nedenle mahkemelerin bu dosyayı almak istemediğini düşünüyoruz. Yaklaşık iki aydır Demirtaş, hiçbir mahkemenin kararı olmadan cezaevinde kalmaktadır. Tutukluluk incelemesi, dosya mahkemeler arasında gidip geldiği için iki aydır yapılmamaktadır. Biz tahliye talebinde bulunacağız” demişti. 

Demirtaş, 21 ayrı davadan daha yargılanıyor

Selahattin Demirtaş, tutuklu olduğu dava dışında hakkında Türkiye’nin 11 il ve ilçesinde açılan toplam 21 davadan daha yargılanıyor. İstanbul ve Elazığ ağır ceza mahkemelerinde, “terör örgütü propagandası yapma” iddiasıyla yargılanması süren Demirtaş’ın, Diyarbakır, Doğubeyazıt, Ankara, Mardin, Viranşehir, Şırnak, Siirt, Mersin, İstanbul, ve Kayseri’de de asliye ceza mahkemelerinde açılan 19 ayrı davası bulunuyor. Bu davalarda eski HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş hakkında “cumhurbaşkanına hakaret”, “Türklüğü, cumhuriyeti ve devletin kurumlarını aşağılamak”, “toplantı ve gösteri yürüyüşlere yasasına muhalefet”, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek” ve “suç ile suçluyu övmek” suçlarından çeşitli hapis cezaları isteniyor.

Ankara’da yargılandığı ana davada tutuklu olarak yargılaması sürerken Demirtaş ve Sırrı Süreya Önder’in yargılandığı İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen hapis cezası, 5 Aralık 2018 tarihinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından onandı. Bu davada, Demirtaş “silahlı terör örgütü propagandası yapmak” suçundan 4 yıl 8 ay, eski HDP Ankara Milletvekili Sırrı Süreya Önder ise 3 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.

AİHM, 20 Kasım 2018’de ilk ihlal kararını verdi ve tahliyesini istedi

Türkiye’de tutuklu yargılaması süren ve Demirtaş’ın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) yaptığı başvuru 20 Kasım 2018’de karara bağlandı. AİHM kararında, “başvuranın tutukluluğunun makul süreyi aşması nedeniyle serbest seçim hakkının ihlali” ve “görünürün dışında gizli ve siyasi bir amaçla tutukluluğunun devam ettirildiği” gerekçesiyle ihlal kararı verildi.

AİHM ayrıca, “başvuranın derhal tahliye edilmesi için hükümetin gerekli tedbirleri alması gerektiğini” belirtti. Türkiye ve Demirtaş’ın avukatlarının itirazı ile dava AİHM Büyük Daire’ye taşındı.

Demirtaş, tutuklu yargılandığı ana davadan tahliye edildi

Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde tutuklu yargılanan Selahattin Demirtaş için mahkeme 2 Eylül 2019 tarihindeki duruşmada adli kontrol şartı ile tahliye kararı verdi. Başsavcılığın üst mahkemeye yaptığı itiraz da reddedildi ancak İstanbul’daki davada cezası kesinleşen Demirtaş’ın cezaevinden çıkması sağlanamazken, avukatlar yattığı sürenin mahsuplaşmasını istedi ve tahliyesi için başvurdu.

Demirtaş aynı suçtan ikinci kez tutuklandı

Demirtaş’ın aralarında 6-8 Ekim olayları fezlekesinin de bulunduğu ana davadaki yargılamasında, 2 Eylül tarihinde tahliye kararı verilmesi ve cezaevinden çıkması beklenirken, bir sürpriz yaşandı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, 6-8 Ekim soruşturması nedeniyle aynı suçtan 20 Eylül’de Demirtaş hakkında bir kez daha tutuklama kararı verildi. Aynı soruşturmada tutuklu olan eski HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ için de tutuklama kararı verilirken avukatlar ve hukukçular aynı suçtan yapılan ikinci tutuklamaya tepki gösterdi.

AYM’nin hak ihlali ve Demirtaş’a tazminat ödenmesi kararı

AYM, Demirtaş’ın avukatlarının, Demirtaş’ın tutuklanmasının ardından 2017 ve 2018 yıllarında yaptığı beş ayrı başvuruyu birleştirerek görüştü. AYM’nin 19 Haziran 2020’de verdiği kararında, Demirtaş’ın tutukluluk süreci özetlendikten sonra verilen hüküm şöyle anlatıldı:

“Başvurucunun milletvekili, TBMM’de grubu bulunan bir siyasi partinin eş genel başkanı ve cumhurbaşkanı adaylığı gibi seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkıyla doğrudan ilgili konumu ve bununla bağlantılı olarak dile getirilen serbest bırakılma talepleri karşısında, başvurucu hakkında verilen tutukluluğun devamına ilişkin kararların gerekçelerinin ilgili ve yeterli olduğunu söylemek mümkün görünmemektedir. Ayrıca yargı mercileri, tahliye taleplerini veya tutukluluğa yönelik itirazları karara bağlarken tutuklamaya alternatif olarak adli kontrol tedbirlerinin neden yeterli görülmediğini de dayanaklarıyla birlikte tartışmış değildir. Bu çerçevede gerekçelerde yalnızca isnat edilen suçların niteliğinden veya bunlara ilişkin kanunda öngörülen yaptırımın ağırlığından hareketle adli kontrolün yeterli olmayacağı kanaati ifade edilmiş ancak başvurucunun konumuyla ilgili bir kişiselleştirme yapılmamıştır. Nitekim AYM daha önceki kararlarında milletvekillerinin tutukluluğunun devam ettirilmesine ilişkin benzer nitelikte matbu gerekçeleri ilgili ve yeterli görmemiş ve tutukluluğun makul süreyi aşması sebebiyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.”

AYM’nin oybirliğiyle aldığı kararda, Demirtaş’ın başvuruya konu dosyadan tahliye edildiğini belirterek bu yüzden ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için iki yılı aşkın haksız tutuklama karşılığında Demirtaş’a 50 bin lira manevi tazminat ödenmesine hükmetti.

Selahattin Demirtaş / Edirne F Tipi Cezaevi

AİHM Büyük Dairesi, Demirtaş davasına son noktayı koydu

AİHM Büyük Dairesi dün açıkladığı kararda, Selahattin Demirtaş’ın “derhal serbest bırakılmasının” Türkiye için hukuksal bir yükümlülük olduğunu hatırlattı. Kararda, Demirtaş’ın serbest bırakılmamasının, hakkındaki hak ihlallerini “devamlılaştıracağı”na dikkat çekildi. Bu kapsamda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) kararlarının bağlayıcılığı ve infazıyla ilgili 46. maddesine atıfta bulunan AİHM, kararların uygulanışının Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin denetiminde olduğunu belirtip, Avrupa hükümetlerine mesaj gönderdi. Mahkeme, hakkındaki hak ihlallerinin ortadan kaldırılması için Demirtaş’ın “derhal serbest bırakılması” gerektiğini bir kez daha yineledi.

“Hükümet Demirtaş’ın suç işlediğini kanıtlayamadı”

Mahkemenin 17 yargıçlı Büyük Dairesi tarafından alınan kararda, Kasım 2018’deki kararın aksine, Demirtaş’a yönelik suçlama ve tutuklama kararlarının “makul bir kuşkuya dayanmadığı” sonucuna varıldı. Hükümetin, Demirtaş’ın suç işlediğini kanıtlayamadığını belirten mahkeme, Demirtaş’ın tutukluluğu için öne sürülen gerekçelerin yetersiz olduğuna hükmetti. Bu bağlamda AİHS’nin özgürlük ve güvenlik hakkıyla ilgili 5. maddesinin 1. ve 3. paragraflarının ihlal edildiği sonucuna vardı.

Mahkeme, Kasım 2018 kararında olduğu gibi, 5. madde temelinde AİHS’nin “hak ve özgürlüklerin amaçlarından saptırılarak uygulanması”yla ilgili 18. maddesinin de ihlal edildiğine kanaat getirdi. Kararın bu bölümünde, Demirtaş’ın tutukluluk halinin devamının “hukuki değil, gizli siyasi amaçlardan kaynaklandığı” yeniden vurgulandı.

“Demirtaş’ın bir terör örgütüyle bağı somut olarak kanıtlanmadı”

Kararda, tutukluluğu esnasında Demirtaş’ın parlamenter statüsünün devam etmesine rağmen bu görevini yerine getiremediği de belirtilip, tutukluluğun devamı için gösterilen gerekçeler yetersiz olduğundan, bu durumun AİHS’nin seçme ve seçilme hakkıyla ilgili maddesini ihlal ettiğine hükmedildi. AİHM, yine Kasım 2018 kararının aksine, Demirtaş’ın ifade özgürlüğünün de ihlal edildiğine hükmetti. Demirtaş’ın siyasi lider ve parlamenter kimliğini dikkate alan AİHM, bir terör örgütüyle bağının somut olarak kanıtlanmamış olduğuna işaret etti.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus