George Clooney, yeni filmi The Midnight Sky hakkında konuştu: “Filmdeki karakter ben değilim”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Yönetmen ve oyuncu George Clooney, yeni Netflix filmi “The Midnight Sky” hakkında yaptığı bir video görüşmesinde, arkasındaki kitap ve içkilerle dolu oturma odası raflarını işaret etti ve şöyle söyledi: “Elimde kalan tek şey işte bunlar.” 

George Clooney, geçtiğimiz birkaç ay boyunca Amerika Birleşik Devletleri’ndeki (ABD) Los Angeles Eyaleti’nde avukat eşi Amal ve üç yaşındaki ikizleri Ella ve Alexander ile karantinaya girdi, yönettiği ve oynadığı “The Midnight Sky” adlı filme son rötuşları yaptı. Bir gökbilimci ve astronotun hikayesini anlatan bilim kurgu filminde Clooney, küresel bir felaket sonrası bir astronot ekibi ile irtibat kurmaya çalışıp dünyaya dönmemeleri konusunda kendilerini uyaran bir bilim insanını canlandırıyor. 

Clooney, The New York Times’tan Kyle Buchanan’a bir röportaj verdi ve röportajda küresel salgın, Holywood’un yeni yayın dönemi ve Clooney’in New York’ta, “kızları ile oyun oynayıp, onları kovalayan bir köpek rolü üstlenirken” karşılaştığı eski başkan hakkında konuştu.

En son bir filmde rol aldığınızdan bu yana dört buçuk yıl geçti ve yayıncılık sistemlerinde birçok değişiklik meydana geldi: Filminiz Netflix’te gösterime giriyor ve Warner Bros, 2021’deki tüm tiyatro sahnelerini HBO Max’e taşıdı. Böyle bir hamleyi nasıl yaparsınız? 

Bu hamle, bir film şirketi olmayan ama Warner Bros’un ana şirketi AT&T tarafından alınmış bir karar gibi geliyor. Demek istediğim, 20 yıldır Warner Bros’tayım, kendileri ile sözleşmem vardı ve gerçek bir yıldız-dostu stüdyoydu. Şimdi, sanki yapmaya çalıştıkları tek şey HBO Max’ı çalıştırmak gibi geliyor çünkü bir milyar kazanmak için tasarlanan “Dune” gibi filmleri telafi edemeyeceksiniz. Bu biraz çılgınca ama her zaman ilerledikçe pencerelerin daha sıkı olacağını düşündüm. Ama bence iyi olacak. Gerçekten.

Gerçekten mi? İkna edin beni.

İnsanlar evlerinden çıkmak istiyor. Komediler, korku filmleri sinemalarda harika. Pek de uzağa gideceğini düşünmüyorum.

Gişe hasılatı denkleminin dışında ve izleyici sayısını bildirmeyen bir yayıncılık hizmeti ile The Midnight Sky’ın başarılı olup olmadığına nasıl karar vereceksiniz?

Haklısın, bu çok büyük bir fark. Belki de iyidir bilemiyorum, çünkü bir sürü başarısızlık yaşadım. Bu yıl 60 yaşında olacağım, hayranlık duyduğum insanlar ile sette olacağım ve bu kadar şanslı olduğuma hâlâ inanamadığım bir meslekte çalışıyorum. Sanırım bu, her şeyin yanında en büyük zafer. Hayatımın ilk dönemlerinde buna sahip değildim ve nefret ettiğim bir sürü işler yaptım.

The Midnight Sky’daki karakteriniz, aşk ve aileyi dışlayarak kariyerine odaklanan bir karakter. Bu siz misiniz?

Evet, ama benim için her şeyi dolduran, beni tamamen kendisine aşık edecek birini bulamamıştım. Gerçekten harika kadınlarla çıkıyordum ama aniden Amal ortaya çıktı ve şöyle oldu: “Bu kadın benim için her düzeyde farklı.”

Son dönemde GQ’ya verdiğiniz röportajda, “Sadece bir aktör olmak çok sıkıcı” dediniz. Fakat Hollywood’daki her yönetmen sizinle çalışmak istiyor. Hala sizi heyecanlandıran projeler bulamıyor musunuz?

Var ama kurallar benim için değişti. Arka arkaya üç film ile bir görüşmem oldu: “Out of Sight”, “Three Kings” ve “O Brother, Where Art Thou.” Bu senaryolardan herhangi birinde bana oynayabileceğim bir rol gelseydi yapardım ama bu tarz senaryolar nadirdir. Oyunculuktan da sıkılmıyorum. Kariyerimin nasıl gittiği fikriyle daha çok ilgileniyorum, çünkü teyzem Rosemary büyük bir şarkıcıydı, sonra bıraktı. Ben bırakma konusunu düşünmüyorum ama ne konuda iyi olacağınızı yeniden değerlendirmeniz lazım. 

Halihazırda düzeni oturmuş yönetmenler yerine, yeni yönetmenler ile çalışmayı hiç düşündünüz mü? 

Bazı filmleri izleyince, “Bu film gerçekten ilginç ve yapımı akıllıca” dediğim oldu fakat aynı zamanda yönetmenleri de biraz tanımak zorundasınız. Yaptıkları işi sevdiklerini ve aptal olmadıklarını bilmeliyim.

Daha önce böyle bir deneyim yaşadığınız için mi? 

Bu deneyimi birkaç kez yaşadım ve şöyle dedim: “Hayat çok kısa.” Yaşamak için yapmayı seveceğimiz bir şey yapıyoruz ve bunu kutlamalıyız. Genç bir adamın, film yıldızlarının hayatlarının ne denli zor olduğu hakkında konuştuğunu hatırlıyorum ve ben de o sıra yaşamak için tütün kesiyordum! Bu yüzden yaptıkları işi seven insanlarla çalışmak istiyorum.

Paul Newman, evet çok eğlenceli. Hayatının son birkaç yılında arkadaş olduk ve gerçekten hayatını kazanmak için yaptığı şeyi sevdiğimi hissettim. Newman Gregory Peck ile arkadaştı ve gerçek hayatta film yıldızları oldukları için asla hayal kırıklığına uğramadılar.

Bağırıp çığlık atan ve dünyaya kızgın olan insanları istemiyorum. Bir keresinde, bir yönetmen ile yuvarlak masa toplantısında oturuyordum ve kendisi şöyle dedi: “Oyuncuları parçalarım. Hiçbir şey kalmayana kadar 40 defa çekim yapacağım.” Kendisine bir oyuncu olarak baktım ve şöyle dedim, “Seninle asla çalışmayacağım.”

Joel Schumacher bu yılın başlarında vefat etti. Senin “Batman & Robin” filmini yönetmişti. Setten onun hakkında anlatabileceğiniz en iyi hikaye nedir?

Aman Tanrım, bir sürü var. Gerçekten söyleyebileceğim bir şey var mı diye düşünmek zorundayım, çünkü çok açık saçıklar.

Yazmaya müsait olan hikaye hangisidir? 

Joel bizi yönlendirmek için bir megafon kullanırdı ve her zaman şöyle derdi, “Tamam George, unutma: Ailen öldü, yaşamak için hiçbir şeyin yok, ve kayıt!” Film çok iyi olmasa bile kimin umurunda? Joel, sevgi dolu ve tatlı bir insandı ve bence genel olarak çok iyi bir hayatı vardı.

The Midnight Sky’da, karakterinizin küçük bir kıza maske taktığı ve “Ne olursa olsun çıkarma” dediği bir an var. Bu çizginin şimdi kastedilenden çok farklı oynandığını düşünüyorum. 

Böyle şeyleri siyasallaştırmamız delilik. Donald Trump en başında çıkıp, “Hepimiz maske takacağız, çünkü bu yapılması gereken en doğru şey ve bu durum çok sayıda hayat kurtaracak” diyecekti. Bütün ülke onun arkasında olacaktı ve yeniden seçilecekti. Sonrasında bu durumun ülkenin ekonomisini etkileyeceğini düşündü ve tam tersini söylemeye başladı. Şimdi ise 350 bin kişi öldü.

Joe Biden, Trump’ın onunla işbirliği yapmaya istekli Cumhuriyetçiler’i bulabileceğini söyledi. Katılıyor musunuz?

Hayır. Dünya artık farklı. Demek istediğim, ABD Senatörü Ted Cruz’un ne kadar aptal olduğunu bir düşün. Siyasi görüşünüzün ne olduğu umrumda değil ama, eğer bir adam eşimin çok çirkin olduğunu ve babamın Kennedy’i öldürdüğünü söylerse, beni dışarı çıkarıp “Seni savunacağım” demenin imkanı yok.

Bu adamların her birinin daha büyük şeyler için istekleri var, Marco Rubio, Ted Cruz, Mike Pence, hepsi. İnsanların kendileri ile seyahat edeceklerini sanıyorlar fakat gerçek şu ki, “Kimse sana takılıp kalmayacak Don.” Bu isimler Donald Trump ile kalırlarsa da Trump’ın bir insan olarak tüm büyük sorunlarına rağmen karizmatik bir karnaval çığırtkanı olması yüzündendir.

Demokratlar’ın, sizin veya Oprah Winfrey gibi adayları çalıştırarak bu oyunu oynaması gerektiğini öne süren insanlar var. 

Eğlenceli olurdu, değil mi? Hayatımın son üçte birini, anlaşma yapmaya niyeti olmayan insanlar ile anlaşma yapmak için harcamak ne kadar da harika bir yol.

Belki o kadar da acayip değildir. Sonuçta siz ve Obama artık Netflix’tesiniz. 

Bakın, aklı başına geldi. Neyin önemli olduğunu öğrendi. [Kahkaha atıyor.]

Röportajın tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Röportajı çeviren: Senem Görür

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus