Anayasa Mahkemesi, Yiğit Aksakoğlu için hak ihlali kararı verdi: “Tutuklama hukuki olmadığı için kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ihlal edildi”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Anayasa Mahkemesi (AYM), Gezi davasında yedi ay tutuklu yargılandıktan sonra tahliye edilen ve yargılandığı davadan beraat eden Yiğit Aksakoğlu’nun bireysel başvurusunu karara bağladı. Mahkeme, Aksakoğlu’nun tutuklanarak haklarının ihlal edildiğine karar verdi ve manevi tazminat ödenmesine hükmetti.

Gezi davasından beraat eden ve hakkında tahliye kararı verilen ancak casusluk suçlaması nedeniyle başka bir davadan tutukluluğunun devamına karar verilen Osman Kavala’nın tutuklanmasının hukuki olmaması nedeniyle yaptığı başvurusunu reddederek hak ihlali olmadığına hükmeden Anayasa Mahkemesi (AYM), aynı davada yargılanan ve aynı nedenle başvuruda bulunan Yiğit Aksakoğlu’nun hak ihlaline uğradığını ise kabul etti.

Kararda, Aksakoğlu’nun Gezi olayları sırasında yaşanan şiddet içeren olaylarla ilgisi olmadığı, sivil itaatsizlik eylemlerine yönelik eğitimler verdiği fakat bu eğitimlerin ayaklanmaya ve hükümeti devirmeye yönelik olmadığı ve hâlâ tutuklu bulunan Osman Kavala’nın talimatıyla hareket etmediği belirtildi.

AYM, Yiğit Aksakoğlu’nun tutuklanmasının hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna, tutuklama hukuki olmadığı için anayasanın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ve Aksakoğlu’na 30 bin lira manevi tazminat ödenmesine karar verdi. AYM’nin kararında “Bu itibarla soruşturma belgelerinde yer alan tespit ve değerlendirmeler kapsamında somut olayda tutuklama için gerekli olan suç işlendiğine dair kuvvetli belirtinin ortaya konulamadığı sonucuna varılmıştır” denildi.

“Gezi olayları sırasında yaşanan şiddet eylemlerine yönelik bir soru yöneltilmedi”

Kararda, Aksakoğlu’nun Gezi olayları sırasında yaşanan şiddet eylemlerine olası iştirakiyle ilgili herhangi bir soru yöneltilmediği, hatta başvurucunun Gezi olaylarına katıldığına ilişkin bir tespitin dahi bulunmadığı belirtildi. Aksakoğlu’nu hakkında tutuklama kararı verilmesine sebep olan iddianamelerde de sözkonusu şiddet eylemlerine azmettirdiği veya bu eylemleri yönettiği ya da böylesi suç oluşturan davranışları desteklediği konusunda delil bulunmadığı vurgulandı.

“Şiddet içermeyen eylemler, hükümeti devirmeye yönelik değil

Kararda ayrıca, Aksakoğlu’nun şiddet içermeyen sivil itaatsizlik eylemleri yapılmasına yönelik eğitimler verdiğinin tespit edildiği fakat bu eğitimlerin iddia edildiği gibi hükümeti devirmeye yönelik olmadığı ortaya koyuldu:

“Soruşturma mercilerince telefon görüşmelerine dayanılarak başvurucunun sivil itaatsizlik konusunda çalışmaları olan bir kişi olarak Gezi olaylarının hemen sonrasında bazı eğitim faaliyetlerinde bulunduğu ve toplantıların tertibinde ve icrasında rol aldığı ileri sürülmüş, bu bağlamda şiddet içermeyen eylemlerin yaygınlaştırılmasının amaçlandığı ifade edilmiştir. Soruşturma mercileri başta şiddet içermeyen biçimde sahnelenen bu faaliyetlerin eylemlerle halkı sokağa dökmek ve algı oluşturmak suretiyle kitlesel eylemlere katılımı artırma amacı güttüğüne; oluşan bu karmaşa sonucunda -önceki askeri darbelerde olduğu gibi- toplum ve devletin kaos ortamına sokularak Hükûmetin devrilmesinin hedeflendiğine işaret etmişlerdir. Ancak soruşturma mercileri Gezi olaylarının yatışmasından hemen sonra başvurucu yönünden şiddet içermeyen bazı etkinliklerin yaygınlaşmasını sağlamaya yönelik girişimlerini gösteren olgulara erişmişlerse de bunların Hükûmeti devirmeye yönelik bir girişimin parçası olarak yapıldığını ortaya koyan olguları gösterememişlerdir.”

Kararda ayrıca, şiddet içermeyen barışçıl eylemlerin yapılmasının ve organize edilmesinin anayasal bir hak olduğu vurgusu da yer aldı:

“Gezi olayları sırasında çok sayıda toplantı ve gösteri yürüyüşünün düzenlendiği, bunların bir kısmının barışçıl nitelik taşıdığı Anayasa Mahkemesi kararlarına da yansımıştır. Şiddet içermeyen barışçıl eylemlerin yapılmasının ve organize edilmesinin toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı kapsamında korunduğu yadsınamaz bir gerçekliktir.”

“Osman Kavala’nın talimatıyla hareket ettiği iddiası temelsiz”

Kararda, Aksakoğlu’na ifadesi alınırken birbiriyle ve Gezi olaylarıyla alakası olmayan, anayasaya açıkça uygun çeşitli faaliyetlerle de ilgili sorular sorulduğu ve Aksakoğlu’nun şiddet içermeyen faaliyetlerinin de iddianameye eklendiği anlatıldı. Hazırlanan iddianamede, Gezi olaylarının 2013 yılından önce planlandığının da iddia edildiği fakat Aksakoğlu’nun bu konuyla ilgisi olmadığı, ayrıca Osman Kavala’nın talimatıyla hareket ettiği iddiasının da bir temelinin olmadığının görüldüğü belirtildi:

“Savcılık; başvurucunun da dâhil olduğu şüphelilerin Gezi olaylarını organize ettikleri gerekçesiyle Türkiye genelinde gerçekleşen mala zarar verme, nitelikli mala zarar verme, tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi, ibadethanelere ve mezarlıklara zarar verme, nitelikli yağma, nitelikli yaralama, 2863 Sayılı Kanun’a muhalefet suçlarından da dolaylı fail olarak sorumlu olduklarını iddia etmiştir. Ancak söz konusu eylemler ile başvurucu arasında bir illiyet bağı olduğu ortaya konulamamıştır. İddianamede, Gezi olaylarının 2013 yılından önce planlandığı da iddia edilmektedir. Gezi olaylarının daha önceden planlandığına ilişkin olarak Savcılıkça ortaya konulan olaylar silsilesinde başvurucuya yönelik bir tespit bulunmamaktadır. Öte yandan başvurucunun Gezi olaylarından önce herhangi bir faaliyetinin olduğu da gösterilebilmiş değildir. Başvurucunun Mehmet Osman Kavala’nın talimatıyla hareket ettiği iddiasının da bir temelinin olmadığı görülmektedir. İddianamede, başvurucu ile Mehmet Osman Kavala arasında sadece bir kez gerçekleşen -3/12/2012 tarihinde- iletişime dair kaydın olduğu belirtilmiş, bu kaydın içeriğine ilişkin bir bilgi verilmemiştir.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus