Ali Babacan, Kemal Kılıçdaroğlu’nu ziyaret etti: “CHP ve DEVA Partisi arasında ‘güçlendirilmiş parlamenter sistem’ için ikili istişare süreci başlayacak”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Haber: Özgür Özdemir & Okan Yücel

Muhalefet partileri arasındaki temaslar devam ediyor. Bugün (28 Ocak) de Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu ziyaret etti.

İki genel başkan arasındaki görüşmede Babacan’a DEVA Partisi Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı Mustafa Yeneroğlu, Ekonomi ve Finans Politikaları Başkanı İbrahim Çanakcı, Kurumsal İletişim ve Tanıtım Başkanı Sanem Oktar ve Teşkilat İşleri Başkanı Sadullah Ergin eşlik etti. CHP heyetinde ise Genel Sekreter Selin Sayek Böke, Parti Sözcüsü Faik Öztrak ile Genel Başkan yardımcıları Oğuz Kaan Salıcı ve Muharrem Erkek yer aldı. Heyetler arasındaki görüşme yaklaşık iki saat sürerken iki parti lideri görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Genel başkanlar ittifaklardan Uygur meselesine, sistem değişikliğinden ekonomiye kadar pek çok farklı konuda konuştu.

CHP ve DEVA Partisi arasında ikili istişare süreci başlayacak

Ali Babacan, ülkede ciddi bir yönetim zihniyeti ve sistem sorunu olduğunu vurgularken güçlendirilmiş parlamenter sistemi ile ilgili CHP heyeti ile ikili istişare sürecinin başlayacağını açıkladı:

“Ülkemizin pek çok sorununu ele aldık. Hukuk, ekonomi ve dış politika sorunları var. Bizim ve pek çok siyasi partinin güçlendirilmiş parlamenter sistem çalışması var. Bizim kendi çalışmamız önemli bir aşamaya geldi. Bunu kamuoyu ile paylaşmadan toplumsal mutabakatın önemli olduğunu düşünüyoruz. Böyle bir sürecin başlatılmasıyla ilgili görüş alışverişinde bulunduk. CHP’nin de önemli hazırlıkları var. Bundan sonraki süreçte ikili bazda heyetlerimizin güçlendirilmiş parlamenter sistem ile ilgili diyalog ve istişare süreci başlatmasının iyi olacağı kararını aldık. Ülkemizde ciddi bir sistem sorunu var. Sistem değiştirmeyle ilgili hazırlıklar son derece önemli. Bunun temel ilkelerinin ve vizyonunun belirlenmesi önemli.”

“Kamuoyu yoklamalarına göre toplumun yüzde 58’i mevcut sistemden memnun değil”

Kemal Kılıçdaroğlu ise aynı konuyla ilgili şunları söyledi: “Bu çok önemli bir karar. Kamuoyu yoklamalarına göre toplumun yüzde 58’i mevcut sistemden memnun değil. Belli bir uzlaşma kültürünü güçlendirerek, toplumun önüne bu önerileri koymak son derece önemli. Süreç ile ilgili belli bir takvim yok. Heyetlerimiz akademi dünyasından ve işin uzmanlarından da yararlanacak.”

“Seçime girmeye hazırız”

Erken seçim olması halinde buna hazır olduklarını da belirten DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, “Seçime girmek için yasaların öngördüğü zorunlulukları tamamladık. Büyük kongremizi yaptık. Bizim için altı aylık takvim işlemeye başladı. Seçimin tarihi Meclis veya cumhurbaşkanı tarafından belirleniyor. Mümkün olan en kısa zamanda yapılacak seçim için kendimizi hazırladık. Seçimlere hazır bir siyasi parti olmayı hedefledik ve hedefimizi gerçekleştirdik” dedi.

“Gündemimizde ittifak değil, işbirliği var”

Babacan, ittifakların seçim öncesinde gündeme gelmesi gerektiğini ve mevcut durumda bir işbirliği içinde olduklarını belirterek, “Herhangi bir ittifak konusunu gündemimizde tutmuyoruz. Genel başkanlarla yaptığımız görüşmelerde bu konu gündeme gelmiyor. İttifaklar seçim öncesinde görüşülmesi gereken konulardır. Yasal düzenleme de zaten partilerin seçim öncesinde bir arada hareket edip etmemeleriyle ilgilidir. Gündemimizde ittifak yok ama istişare, diyalog ve işbirliği var” diye konuştu. 

“Türkiye, Doğu Türkistan’da mazlumun yanında yer almalıdır”

Basın toplantısında Doğu Türkistan’da yaşananlar da gündeme geldi. Kemal Kılıçdaroğlu konuyla ilgili, “Çin’de Uygur Türkleri’ne yapılanları doğru bulmuyoruz. Baskı olduğunu biliyoruz. Mağdurlar ile görüştüm. Bir insan hakkı ihlali varsa o ihlallere karşı tepki göstermek insanlığın ortak görüşü olmak zorundadır” derken Babacan şu açıklamayı yaptı: “Doğu Türkistan’da, yani Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde ağır insan hakkı ihlallerinin olduğu uluslararası insan hakları örgütleri tarafından tespit edildi. Dünyanın neresinde olursa olsun, bir insan hakkı ihlali varsa DEVA Partisi mazlumun yanında yer alır. Türkiye’nin de bugünkü hükûmetin de mazlumun yanında yer alması gerekir.”

“Talep gelirse HDP ile görüşürüz”

Son günlerde kamuoyunda tartışılan bir diğer önemli konu ise Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) dört muhalefet partisinden randevu talep ettiği iddiasıydı. Dün (27 Ocak) Medyascope’ta iddiaları doğrulayan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Saadet Partisi, DEVA Partisi, Gelecek Partisi ve CHP’den randevu talep ettiklerini söylemişti.

CHP lideri Kılıçdaroğlu, bu yöndeki soruya “Siyasi partilerin tamamına randevu istediği zaman verilir. Meşru siyasi partiler ile görüşülür. Hiçbir siyasi partiyi düşman olarak görmüyoruz” yanıtını verirken Babacan, HDP tarafından henüz resmi bir randevu talebi gelmediğini ama talep gelirse randevu verileceğini söyledi.

“Kamu görevlilerini politize etmesinler”

Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, dün partisinin grup toplantısındaki “Bu ülkenin yargısı var ve kendilerine ‘militan’ diye hakaret eden bu zata bütün bu hakarete muhatap olanların dava açma zamanı gelmiştir. Herkes davasını açmalı, bu memleket öyle sahipsiz değil, gereği yapılmalıdır” sözlerine de cevap verdi. CHP lideri, “Sayın Erdoğan’ın ‘Bütün valiler dava açsın’ demesi, ‘Bütün valiler benim emrimdedir, dolayısıyla ben talimat veriyorum, hep beraber dava açın’ demektir. Devleti ve kamu görevlilerini politize etmesinler” diye konuştu.

“Sayın Erdoğan kendisine güveniyorsa ‘Z kuşağının’ önünde oturup tartışalım”

Erdoğan’ın yine grup toplantısında ‘Z kuşağı’ hakkında yaptığı açıklamaları da değerlendiren Kılıçdaroğlu, “Sayın Erdoğan kendisine güveniyorsa ‘Z kuşağının’ önünde oturup tartışalım. Hatta arzu ederse A Haber’de yapabiliriz, yanına başka kişiler de alabilir. Ben Z kuşağına güveniyorum” dedi. Son olarak, Sosyal Sigortalar Kurumu’nda (SSK) genel müdür olarak çalıştığı günler hakkında yapılan yorumlara da değinen Kılçıdaroğlu şunları söyledi: “Erdoğan benim SSK Genel Müdürlüğü yaptığım dönemle ilgili bir müfettiş ordusu da görevlendirdi ama beş kuruş bulamadılar. Bulsaydı kıyameti koparırdı.”  

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
 
  • Medyascope
  • Medyascope Plus