Plastiğin Yolculuğu (2) – Adım adım plastiğin iklim maliyeti

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Plastiğin iklim maliyeti fosil yakıtların ortaya çıkarılmasından başlıyor. 

“Plastiklerin üretimi daha çok petrolden geliyor. Doğalgaz da plastik kullanımında oldukça önemli yer tutuyor. Aklınıza pek gelmez ama kömür de carbon black dediğimiz ürünlerin üretiminde öne çıkıyor” diye konuşan Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) Danışma Kurulu üyesi plastik mühendisi Metin Bilgili, fosil yakıtların plastik üretimine farklı ağırlıklarda katıldığını aktarıyor.

Plastiğin iklim maliyetinin ikinci kısmı, fosil yakıtlardan ham plastik üretimi sırasında meydana geliyor. Petrolün rafine edilmesi, plastik üretimi için gerekli bileşenlere dönüştürülüp virjin plastik, yani petrole dayalı ve geri dönüşüme uğramamış plastik üretimi bu noktada gerçekleşiyor. Plastiğin iklim maliyetini en çok yükselten kısım burası (Üretilen ham plastik küçük toplar halinde plastik endüstrisine servis ediliyor. Bu formdaki ham plastiğe pelet adı veriliyor).

Pelet formunda virjin plastik. Plastiğin Yolculuğu video-belgeselinden

Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’nden deniz biyoloğu Doç. Dr. Sedat Gündoğdu, iklim değişikliğine karşı küresel işbirliğinin beklenen etkiyi yaratamadığından şikâyet ediyor.

Deniz biyoloğu Doç. Dr. Sedat Gündoğdu. Plastiğin Yolculuğu video-belgeselinden

1,5°C hedefine ulaşabilmek için gereken adımların hala atılmadığını söyleyen Gündoğdu’ya göre, sorumlulardan biri petrol endüstrisi ve ona bağlı sektörler. Bu sektörler arasında plastik de var: “1,5°C’nin altında kalmanın garantisini veremiyoruz. Niye veremiyoruz? Çünkü petrol üreticileri buna yanaşmıyorlar. Plastik için de böyle bir durum sözkonusu. Yirmi yıl içerisinde üretilecek plastiğin miktarını bir milyar tona çıkarmayı hedefliyorlar.”

Plastik mühendisi Metin Bilgili, plastik ile petrol arasındaki bağın abartıldığı kanısında: “Herkes sanıyor ki bütün petrol bizim plastiğe akıyor. Ama petrolden uzaklaşmak aslında çok da kritik bir durum değil çünkü yüzde 4’ünü kullanıyorsunuz zaten.”

Plastik mühendisi Metin Bilgili. Plastiğin Yolculuğu video-belgeselinden

Araştırmalar bu oranın daha yüksek olduğunu ileri sürüyor.

Yaygın kanı her yıl çıkarılan petrolün en az yüzde 7’sinin plastik üretimi için harcandığı yönünde. Carbon Tracker, plastiğin petrolden aldığı payın yüzde 9’a yakın olabileceğini belirtiyor.

Ama plastik-petrol ilişkisinin geleceği bugünden daha endişe verici.

Metin Bilgili, geri dönüşüm yoluyla petrol kullanımının azalacağını, plastik üretiminin daha az petrole dayalı hale geleceğini söylüyor ve bu bağın zayıflayacağını söylüyor. Ancak küresel geri dönüşüm oranı henüz yüzde 20’yi geçmiyor. Son yıllarda organik malzemelere dayalı plastikler geliştirildiyse de European Bioplastics’in hazırladığı 2019 piyasa raporu, biyokütleden plastik üretiminin yüzde 1 seviyesinde olduğunu ortaya koyuyor.

Yenilenebilir enerji maliyetleri düşüyor. Batarya teknolojileri ilerledikçe elektrikli araçlar yaygınlaşıyor. Enerji talebinde elektriğin payı da yükseliyor. Dolayısıyla küresel petrol talebinin 2020’li yıllarda pik noktasını görebileceği konuşuluyor.

Enerji üretim türlerine göre birincil enerji arzı projeksiyonu. (Kaynak: Carbon Tracker)

Yani petrol talebinin 2020’li yıllarda en yüksek seviyesine ulaşıp, sonrasında azalması bekleniyor.

Birçok sektörde petrol talebi azalıyor. Ama temel sanayi hammaddeleri arasında üretimi en hızlı artan plastik hâlâ petrole bağımlı. Yani plastik çok yakında petrol talep artışının bir numaralı iticisi haline gelebilir.

Uluslararası Enerji Ajansı’na (IEA) göre, plastiğin başı çektiği petrokimya endüstrisinin 2017-2030 dönemindeki günlük ham petrol talep artışı, diğer bütün sektörleri geride bırakacak. BP ise plastik sektörüne küresel çapta radikal kısıtlamalar getirilmediği takdirde, petrokimya endüstrisinin günlük ham petrol talebinin 2017’den 2040’a kadar yaklaşık üçte ikilik bir artış gösterebileceği tahmininde bulunuyor.

Kaynak: BP Energy Outlook 2019

Saudi Aramco, ExxonMobil, Royal Dutch Shell gibi dünyanın en büyük petrol şirketleri, plastik yatırımlarını artırıyor. Diğer sektörlere daha az petrol satması beklenen dev şirketler, kayıplarını plastikten telafi etmeyi planlıyor. Yatırımlar arttıkça plastik kaynaklı sera gazı salımları da yükselecek.

Plastik döngüsünün sera gazı emisyonları üreten bir sonraki aşaması, petrolden üretilmiş virjin plastiğin işlenmesi.

Ham plastikten plastik ürünlerin üretimi. Plastiğin Yolculuğu video-belgeselinden

Bu aşamada ham plastik, piyasada kullanılacak mamullere dönüşüyor. Otomobillerdeki plastik aksam, yapı izolasyon malzemeleri, polyester kumaşlar ve gıda ambalajları bu aşamada üretiliyor. Bu kısımdaki sera gazı salımları, ham plastiğin nakliyesi ve imalat sırasında harcanan enerji gibi kalemlerden oluşuyor.

Sıradaki aşama tanıdık: Tüketim!

400 milyon ton civarındaki yıllık küresel plastik üretiminin yaklaşık yüzde 36’sı ambalajlar için kullanılıyor. Yıllık üretimin yüzde 16’sı inşaata, yüzde 14’ü tekstile gidiyor.

Plastiğin Yolculuğu video-belgeselinden (Kaynak: Geyer et al. 2017. Animasyona uyarlayan: Denizhan Kaymak).

Ama plastiklerin kullanım ömürlerinde tam tersi bir tablo sözkonusu. Otomotiv ve araçlar, yapılar, endüstriyel makineler ve elektrik-elektronikte kullanılan plastikler nispeten uzun ömürlü. Ama tüm plastik üretiminin yüzde 36’sını kaplayan ambalajlar, ortalama altı ay içinde çöpe dönüşüyor.

Plastiğin Yolculuğu video-belgeselinden (Kaynak: Geyer et al. 2017. Animasyona uyarlayan: Denizhan Kaymak).

Kısa sürede çöpe dönüşen bu plastiklere tek kullanımlık ya da kullan-at plastikler diyoruz. Kalan az miktardaki karbon bütçemizin hiç de küçük olmayan bir bölümü, tek kullanımlık ambalaj atıklarına ayrılmış halde.

Tek kullanımlık bardaklar, yemek kapları, pipetler gibi bilindik olanlarının yanı sıra tükettiğimiz diğer mamullerin çoğu da ambalajlara sarılmış halde elimize ulaşıyor.

Aslında tekrar kullanılabilen kaplarda satın alabileceğimiz birçok gıda şirketlerin pazarlama stratejileri yüzünden plastik ambalajlara sokuluyor. Plastik ambalajlardaki gıdalar hem çok uzun mesafeleri katedip farklı kıtalarda pazarlanabiliyor hem de bu ürünler plastik ambalajlar içinde bozulmadan kalabildiği için rafta ya da stokta bulunabilme süreleri uzuyor. Kolay tüketim için gıdaların porsiyonlara bölünüp küçük ambalajlara konması plastik tüketimini artırıyor.

Her yıl dünyada üretilen yaklaşık 400 milyon ton civarındaki plastiğin 146 milyon tonu ambalajlar için ayrılıyor. Metin Bilgili, Türkiye’deki plastik sektörünün de en yüksek ciro yaptığı alanın ambalajlar olduğunu söylüyor ve dünyada olduğu gibi, Türkiye’deki plastik üretiminin üçte birini ambalajların oluşturduğunu aktarıyor.

Bu üretimin tüketim safhasını hepimiz kendi hayatlarımızda gözlemleyebiliriz. Dört günlük plastik ambalaj tüketimimi çantamda ve evde biriktirip, ne büyüklükte bir plastik dağı yarattığıma bakın!

Doğu Eroğlu’nun dört günlük plastik tüketimi. Plastiğin Yolculuğu video-belgeselinden

Türkiye’de tek kullanımlık plastikler ve ambalaj atıklarıyla ilgili tartışma, iklim değişikliği ya da plastiğin yol açtığı kirlilik üzerinden değil, daha çok bir verimlilik meselesi gibi ele alınıyor. Atık yönetiminde verimlilik çalışmalarını, Emine Erdoğan ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı işbirliğiyle ortaya çıkan Sıfır Atık Projesi yürütüyor.

Yakında kurulacak Türkiye Çevre Ajansı’nın da ulusal depozito sistemini yönetmesi bekleniyor. Tüketimi kaynağında azaltmak ya da tek kullanımlık plastikleri yasaklamak bu kuruluşların gündeminde şimdilik yok. Mevcut girişimler, plastik atıklara ekonomik değer yüklüyor. Temel yaklaşım, atıkların doğru toplanması ve geri dönüştürülmesi halinde israfın önleneceği, kaynak kullanımının verimli hale geleceği yönünde. Bu gelişmelerden plastik sektörünü en çok etkileyense, müşteriye daha önce bedava sunulan plastik poşetlere 2019 itibarıyla en az 25 kuruş fiyat biçilmesi oldu. Bakanlık, plastik poşet kullanımının 2019’un ilk 11 ayında yüzde 77 azaldığını açıkladı.

Plastik poşetlerin paralı hale gelmesi ambalaj sektörünü etkiledi ama daha büyük etki yaratan koronavirüs salgını oldu. Yeni tip koronavirüsün yüzeylerden de bulaşabileceği endişeleri hem dünyada hem de Türkiye’de tek kullanımlık talebini yükseltti. Toplumun evlere kapandığı dönemde çevrimiçi alışverişteki artış da ambalaj tüketimi artırdı.

PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, 19 Mart 2020’de CNNTürk’te yayınlanan röportajında yeni tip koronavirüs salgınının tek kullanımlık plastiklere etkilerini değerlendiriyor. (Kaynak: CNNTürk)

PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, 19 Mart 2020’de CNNTürk’te yayınlanan röportajında, ailelerin koronavirüs temasını azaltmak için evlerdeki yemeklerde dahi tek kullanımlık plastikler kullandığını anlatıyor, plastik ambalaj tüketiminden duyduğu memnuniyeti gizlemiyordu.

Avukat Deniz Bayram. Plastiğin Yolculuğu video-belgeselinden

Uzun süre Greenpeace Akdeniz’de görev yapmış Avukat Deniz Bayram’a göre, yeni tip koronavirüs salgını sırasında Türkiye’deki plastik sektörü sağlık krizini kendi yararına kullanmak için çaba gösterdi: “Maalesef Türkiye’de plastik sektörü, plastik üretiminin sürekli teşvik edilmesi, sürekli savunulması ve bunun için ciddi bir lobi ve iletişim çalışmalarını sürdürdüğünü görüyoruz. Özellikle bu koronavirüs krizi sırasında daha da tavan yaptı. Çünkü koronavirüs salgını, aslında bir yandan bizi de gündelik yaşamımız içerisinde her dakika her an hijyen tedbirleri almaya yönelttiği için sanki tek kullanımlık plastikler, bu sağlık kriziyle mücadele etmek için tek yöntemmiş gibi, maalesef bir iletişim çalışması yapıldı plastik sektörü tarafından. Son derece yanlıştı çünkü aslında bizi koronavirüs sağlık krizinde koruyacak olan şey plastikler değil.”

Pek çok sağlık örgütü, temel hijyen tedbirleri alındığı müddetçe çok kullanımlık malzemelerin güvenli olduğunu söyledi. Yani gerçekten de koronavirüsten korunmak için tek kullanımlık plastiklere başvurmak anlamlı değil. Nisan 2020’de yayınlanan bilimsel bir makaleyse koronavirüsün dış ortamda en uzun süre plastikler üzerinde tutunabildiğini tespit etti.

The New England Journal of Medicine’da yayımlanan bir çalışma, koronavirüsün diğer materyallere kıyasla plastik üzerinde daha uzun süre hayatta kalabildiğini tespit etti. (Kaynak: Aerosol and Surface Stability of SARS-CoV-2 as Compared with SARS-CoV-1)

 
PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, Aralık 2020’de katıldığı bir başka televizyon yayınında, yeni tip koronavirüs salgını yüzünden tüketicilerin ambalajlı ürün tercihinin genişlediğini, internetten yapılan alışverişler sayesinde plastik sektörüne yatırımların arttığını, plastik ambalajlar alt sektörünün 2020 büyümesinin yüzde 16 olarak gerçekleşmesinin beklendiğini anlattı. Yatırım artışları, beraberinde kamu teşviklerini de getirmişti.

Son yıllarda plastik endüstrisi iklim hareketinin baskısını da hissediyor. Türkiye’nin fosil yakıtlardan uzaklaşıp, Paris Anlaşması’nı onaylaması taleplerin başında geliyor. Ama iklim eylemcileri tüketimin azaltılması gerektiğini de devamlı söylüyor. Dünyada olduğu gibi Türkiye’deki plastik endüstrisi de tek kullanımlıkların yasaklanmasını istemiyor.

Metin Bilgili de tek kullanımlık plastikler üzerine bir saldırı olduğunu düşünenlerden. Bilgili, plastik yerine önerilen malzemelerin beklenmeyen etkilerinden söz ederken metal pipetler örneğini veriyor: “Plastik pipetler kullanılıyor. Sonra ne oldu, bunları metal pipet yapalım dediler. Amerika’da bir tane çocuğun gözüne batmış mesela. Plastik olsaydı göze verdiği zarar, metalin göze verdiği zarar kadar olmayacaktı.”

Bilgili bir başka konuşmasındaysa plastik poşetler yerine önerilen tekrar kullanılabilir bez torbaların, salmonella virüsü bulaşmasına yol açabileceğini belirtiyor.

Metin Bilgili’nin sunumunda atıf yaptığı, tekrar kullanılabilir malzemeler ile tek kullanılabilir plastiklerin karşılaştırıldığı poster.

Birleşmiş Milletler (BM) Çevre Programı, üretilen her bir tonluk plastik için 1000 dolarlık bir dışsallık maliyeti oluştuğunu söylüyor. Daha açık ifade edelim; okyanuslar ve havadaki kirlilik, sera gazı salımları ve atık plastiklerin toprağa karışmasının yol açtığı maliyet plastik endüstrisine fatura ediliyor olsaydı, endüstri ton başına 1000 dolarlık bir ek bedel ödemek zorunda kalacaktı.

Bir ton plastik üretimi 1000 ile 1500 dolar arasında bir maliyete sahip. Plastik şirketleri yol açtıkları çevre ve sağlık maliyetlerinin tümünü ödüyor olsaydı belki de bu kadar çok plastik üretilmeyecekti. Ama dünyanın hiçbir yerinde plastik endüstrisi bu kadar yüksek vergilerle karşılaşmıyor.

IPSOS’un 2019’da 28 ülkede gerçekleştirdiği ankete katılanların yüzde 71’i, tek kullanımlık plastiklerin derhal yasaklanmasını istiyor. Tek kullanımlıklara yasak gelmesini isteyenlerin Türkiye’deki oranı yüzde 66. Yani toplumsal talep yok değil.

IPSOS’un 2019’da 19,515 yetişkinle yaptığı görüşmelerde, küresel olarak tek kullanımlık plastiklerin derhal yasaklanmasını isteyenlerin oranı yüzde 71 çıktı. (Kaynak: IPSOS – A Throwaway World)

Ama iklim değişikliği baskısına rağmen tek kullanımlıkları kısıtlayacak ya da yasaklayacak yasal düzenlemeler çok yavaş ilerliyor. Plastik sektörü şimdilik tek kullanımlıklar mevziini savaşmadan terk etmeyecek gibi gözüküyor.

Ama tek kullanımlık ya da değil, kullanım ömrü tamamlanan tüm plastikler çöpe gidiyor. Ancak plastiğin yolculuğu çöp tenekesinde bitmiyor. Kullanılıp çöpe giden plastikler için artık atık süreçleri başlıyor.

Eskişehir’deki bir atık ayrıştırma tesisindeki konveyör bant. Plastiğin Yolculuğu video-belgeselinden

Türkiye’deki atık toplama ve ayrıştırma aşamalarına üç aktör yön veriyor. Bunların ilki ilçe belediyeleri. Türkiye’de atıkların toplanmasında yasal sorumlu ilçe belediyeleri. İkincisi atık toplayıcılar. Belediyelerin erişemediği çöpleri atık toplayıcılar topluyor. Üçüncüsüyse şirketler. Şirketler atık toplama süreçlerine aracılık ediyor ve geri dönüşüm kısmına bakıyor. Bu üç aktör her durumda ya işbirliği ya da rekabet halinde faaliyet gösteriyor.

İyi örneklerden biri için Eskişehir’deki Tepebaşı Belediyesi’ne bakalım.

Tepebaşı Belediyesi, hane halkından topladığı ambalaj atıklarını geri dönüştürüyor ve geri dönüşümden elde edilen geri dönüştürülmüş plastik yeniden ilçe belediyesinin atık toplama süreçlerinde kullanılan poşetlere dönüştürülüyor.

Eskişehir’deki atık ayrıştırma tesislerinden biri. Plastiğin Yolculuğu video-belgeselinden

Tepebaşı Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürü Bahri Ağaoğlu, belediyenin atık yönetim sistemini şöyle anlatıyor: “Bazı belediyeler veya bazı şehirlerde atıkları sokaklara konmuş konteynırlarla geri dönüştürülebilir atıklar toplanmakta. Ama Tepebaşı Belediyesi uzun yıllardır bir atık yönetim sisteminde şunu yaptı: Hanelerden toplama yaptık ve her apartmana bir apartmanın kapasitesine göre ambalaj atığı toplama kutusu koyuyoruz. Vatandaşlarımız, hane halkları burada atıklarını topluyor ve biz haftada iki gün atıklarını rutin bir şekilde topluyoruz. Tepebaşı’nın buradaki farkı hane halkından toplama yapıyor olması ve toplama aparatlarının artı toplamada kullanılan poşetlerin de belediye tarafından karşılanıyor olması.”

Tepebaşı Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürü Bahri Ağaoğlu. Plastiğin Yolculuğu video-belgeselinden

Belediyeler atıkları birkaç yolla topluyor. En geleneksel yöntem, vatandaşların çöp tenekelerine attığı evsel atıkların, belediyeler tarafında çöp kamyonlarıyla toplanıp, çöplüklere, yani katı atık düzenli depolama tesislerine gönderilmesi. İkinci yöntem, belediyelerin kurduğu atık kumbaraları.

Belediyelerin atık kumbaraları az miktardaki atığın ayrıştırılmasını sağlıyor. Ama geleneksel yöntemle hane halkından evsel atıkların toplanması sırasında, organik ve inorganik çöpler birbirine karışıyor. Evlerden çıkan karton ya da plastik gibi geri dönüştürülebilir atıklar organik atıklarla beraber kaldığında ıslanıyor, kirleniyor ya da kontamine olup geri dönüştürülemez hale geliyor.

Bu noktada devreye atık toplayıcılar giriyor.

Ankara’da çalışan atık toplayıcısı Ramazan Topçu, gezdiği işletmelerden dönüştürülebilir atık toplarken. Plastiğin Yolculuğu video-belgeselinden

Atık toplayıcılar ya doğrudan kullanıcılardan, işletme veya imalathanelerde ya da çöp tenekelerinde birikmiş dönüştürülebilir atıkları topluyor. Atık toplayıcıları olmasaydı çöp tenekelerindeki dönüştürülebilir atıklar doğrudan katı atık düzenli depolama tesislerine gidecekti.

Ankara’da çoğunlukla Dikmen Caddesi etrafında çalışan atık toplayıcısı Ramazan Topçu, iş günlerinde kamyonetiyle kendisine ayrılmış güzergâhı dolaşıp işletmelerdeki geri dönüştürülebilir atıkları topluyor: “Belediyeyle [Ankara-Çankaya Belediyesi] anlaşmalı çalışıyorum. Bana tahsis edilmiş bir mahalle var. Örnek veriyorum; Dikmen Caddesi, Karapınar, Akpınar. Bu bölgede her gün gidip belli güzergâhımda toplayıp gidip fabrikaya boşaltıp geliyorum. Onlar orada ayrıştırıyorlar. Ben eve gelip boşaltmıyorum.”

Ankara’da çalışan atık toplayıcısı Ramazan Topçu. Plastiğin Yolculuğu video-belgeselinden

Türkiye’de çekçek diye tabir edilen, iki tekerlekli atık toplama araçlarıyla sokakları dolaşarak dönüştürülebilir atık arayan atık toplayıcılar daha çok biliniyor. Topçu, kamyonetle atık toplayanlar ile çekçek kullanan atık toplayıcıların farklarını şöyle anlatıyor: “Belediyeye entegre olan kişiyle sokakta çekçekle toplayan kişi bir değil. Onlar bina bina, sokak sokak, çöp çöp gezip PET’i, naylonu, metali aynı atıma [çekçeklerde kullanılan büyük torbalar] doldurup, getirip kapısının önünde kâğıdı kâğıdın üstüne, peti petin üstüne 20 günde mi, bir ayda mı, bir buçuk ayda mı neyse, biriktirir. Ondan sonra bir araba çağırır, yükletir. Onu satar, ailesinin geçindirmeye çalışır. Arabası olan yine gezip tozup toparlayabiliyor. Arabası olmayan mecburen mahalle aralarından toplamak zorunda kalıyor. Belediyeyle anlaşmalı kişi sokakta gördüğü iki kilo karton için durmaz ama çekçekle çalışan işçi onu bulup bulamayacağını bilmediği için durur.”

Topçu, kentsel atıkların yüzde 40’ını sokaklarda çalışan atık toplayıcıların topladığını belirtiyor.

Ramazan Topçu, mahalledeki atık toplayıcıların ayrıştırdığı plastik atıkları gösteriyor. Plastiğin Yolculuğu video-belgeselinden

Ankara’da, Çiğdem Mahallesi’nde atık toplayıcıların yaşadığı bölgeyi birlikte gezdiğimiz sırada Topçu birbirinden ayrılmış atıkların önünde durup meseleyi açıklamaya başlıyor: “Naylon doldurmuş buraya. Plastik, PET, demir, kâğıt… Şu biriktirdiği 15-20 günlük malzeme. Bunlar ortalama 10-15 balya olunca araçla belediyenin orada satıyorlar. Buradaki insanlar neyin geri dönüşüp neyin dönüşmeyeceğini neyin para edip neyin etmeyeceğini, yediden yetmişe hepsini bilirler. Şu marketten aldığımız PET. Şu naylon, bunların da çeşitleri vardır. Bunlar hep ayrı ayrı ayrıştırılıyor. Mesela şu da plastik ama renkli olanlar ayrı…”

Bazı bölgelerde atık toplayıcılar belediyelerden bağımsız şekilde, topladıkları atıkları geri dönüşüm firmalarına ya da aracılara satıyor. Ama Eskişehir’deki Tepebaşı Belediyesi atık sürecini özel firmalar ve atık toplayıcılarla birlikte yürütüyor.

Eskişehir’deki atık ayrıştırma tesislerinden biri. Plastiğin Yolculuğu video-belgeselinden

Tepebaşı Belediyesi’nden Bahri Ağaoğlu, atık toplayıcılar için GESİKOOP adında bir kooperatif kurulduğunu anlatıyor. Kooperatif atık toplayıcıların faaliyetlerini kayıt altına almış ve iş güvenliği konusunda tedbirlerin almış. Böylelikle Tepebaşı Belediyesi’nin yürüttüğü atık yönetimi sürecinde çalışan onlarca atık işçisinin hakları güvence altına alınmış.

Tepebaşı Belediyesi’nin atık toplama sürecinde görev alan atık toplayıcıları, ilçe sınırlarında toplanan plastik atıkların tekrar hanelere dağıtılacak atık toplama poşetlerine dönüştürülmesine katkı sunuyor.

Eskişehir’deki atık ayrıştırma tesislerinden birinde plastikler türlerine göre ayrıştırılırken. Plastiğin Yolculuğu video-belgeselinden

Ağaoğlu, belediyenin işbirliği yaptığı firmanın, atık toplama ve geri dönüşümle ilgili bütün sorumluluk ve maliyetleri üstlendiğini anlatıyor: 

“Bizim anlaştığımız firma 2015 yılında bir plastik atık geri dönüşüm tesisi kurdu. Bu tesis aracılığıyla toplanan atıklarımızın plastik atıkların yüzde 50’si poşete dönüşüyor. Poşetleri ne yapıyoruz? Hane halkına geri dönüşümde kullanmak üzere geri dağıtıyoruz. Sistemin tüm maliyeti anlaşma yaptığımız firma tarafından karşılanıyor. Bu ciddi bir maliyet. 30’un üzerinde çalışanı var. Sekizin üzerinde sıkıştırma aracı var. Bunların akaryakıt giderleri, sigorta giderleri falan ciddi bir maliyet olduğu için bu maliyeti firma karşılıyor. Bizden belediyeden bir bütçe ayrılmıyor bunun için. 2009’dan bu yana bu sistem bu şekilde devam ediyor. Yıllarla artarak gitti ve toplam biz 100,000 tonun üzerinde bir ambalaj atığı topladık. Bunun yüzde 25’i 30’u civarı geri dönüştürülebilir plastik.”

Toplanıp ayrıştırılabilen plastik atıklar geri dönüşüme gidiyor. Evsel atıklarla birlikte çöp tenekelerine konan, atık toplayıcıları tarafından tespit edilemeyen ya da kirlenmiş plastik atıklarsa katı atık düzenli depolama tesisine, yani çöplüğe gönderiliyor.

Eskişehir’deki katı atık düzenleme depolama tesisindeki katı atık sahasından bir görüntü. Plastiğin Yolculuğu video-belgeselinden

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı katı atık düzenli depolama tesislerinde önce organik ve inorganik atıklar ayrıştırılıyor. Organik atıklar enerji üretimi için fermantasyona gönderiliyor. İnorganik katı atıklar ise tekrar gözden geçiriliyor. İçlerinde hâlâ geri dönüştürülebilir olanlar varsa, bunlar preslenip şirketlere gönderiliyor. Geri dönüştürülemeyecek plastik atıklarsa katık atık sahasına gömülüyor.

Eskişehir’deki katı atık düzenleme depolama tesisindeki katı atık sahasından bir görüntü. Plastiğin Yolculuğu video-belgeselinden

Fosil yakıtlardan başlayıp ulaştığımız noktayı kısaca değerlendirelim.

Plastiğin iklim maliyeti fosil yakıtların aranması ve çıkarılmasıyla başlıyor. Plastiğin yapısına sırayla en çok petrol, doğalgaz ve kömür katılıyor ancak ağırlık petrolde. Dolayısıyla bu aşamadaki en büyük sera gazı emisyonu, petrol aranması, sondaj ve çıkarılması ile doğalgaz çıkarılması sırasında atmosfere karışan sera gazı emisyonlarından oluşuyor. Fosil yakıtlar işlenerek önce ham plastiği oluşturan bileşenler üretiliyor, sonrasındaysa bu bileşenlerden ham plastik oluşturuluyor. Plastiğin iklim maliyetinin en yüksek kısmı burası.

“Strategies to reduce the global carbon footprint of plastics” adlı makalede halihazırdaki enerji üretim tekniklerine dayalı olarak hesaplanan plastik sera gazı emisyonları. (Kaynak: Nature Climate Change)

Daha sonra pelet formunda üretilmiş virjin plastik endüstri tarafından işlenerek doğrudan ya da ikincil kullanım hedefli plastik mamullerine dönüştürülüyor. Sanayide enerji sarfiyatı, bu kısmı plastik döngüsünün iklim maliyeti en yüksek ikinci aşaması haline getiriyor.

Plastik mamulleri üretildikten sonra dünyadaki hareketlilik başlıyor. Plastikten üretilmiş metalar küresel tedarik zincirlerine katılıp pazarlara ulaşıyor. Bu sırada ortaya çıkan ticaret ve ulaşım emisyonları, bu değerleri hesaplamak çok zor olduğu için genellikle plastiğin beşikten mezara (üretimden atık süreçlerinin sonuna kadarki süreç) iklim maliyetine katılmıyor.

Sonra atık süreçleri başlıyor. Plastik atığa dönüştükten sonra da sera gazı salmayı sürdürüyor. Plastik atıklar yakılırsa iklim maliyeti yükseliyor. Plastikler gömülürse ya da doğaya karışırsa, yani toprağa ya da okyanuslara gelişigüzel atılırsa, belli miktarda sera gazı emisyonu üretmeyi sürdürüyor.

Ancak bu resimde eksik bir halka var: Geri dönüşüm.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus