Özlem Zengin ile ilgili tweet atan avukat Mert Yaşar tutuklandı – Avukat Tuğçe Duygu Köksal ile söyleşi: “Keyfi nedenlerle, kanunda bulunmayan gerekçeler yaratılarak tutuklandı”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Avukat Mert Yaşar, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Özlem Zengin hakkında yaptığı sosyal medya paylaşımı nedeniyle açılan soruşturma kapsamında 22 Şubat 2021 tarihinde gözaltına alındı. Yaşar, ertesi gün ise Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesi kapsamında “cumhurbaşkanına hakaret” suçu üzerinden, adli kontrol tedbirlerinin ölçüsüz ve yetersiz olacağı gerekçesiyle İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından tutuklandı. Mert Yaşar’ın avukatı Tuğçe Duygu Köksal ile süreci ve Yaşar’ın tutuklanma gerekçelerini konuştuk.

Tutukluluk kararında yer alan maddeleri tek tek açıklayan avukat Tuğçe Duygu Köksal, hukuken tutuklama kararının gerekçelerinin Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 100. maddesinde yer almadığını belirtti: 

“Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesi yani ‘Cumhurbaşkanlığına Hakaret Suçu’ maddesi çok uzun yıllardır hem Venedik Komisyonu’nun ilgili görüşlerinde, hem Avrupa İnsan Hakları Komiseri’nin memorandumunda hem Venedik Komisyonu görüşünde hem de Avrupa Birliği raporlarında revize edilmesi hatta kaldırılması gerektiği söylenen bir madde. Her ihtimalle bu madde çerçevesinde tutuklamanın demokratik toplumda gerekli ve ölçülü olmadığı dile getiriliyor. Tutuklama kararının gerekçelerine baktığımız zaman şunu görüyoruz: TCK madde 299 suçu açısından kuvvetli suç şüphesinin olduğu söyleniyor. Fakat bu herhangi bir somut gerekçeye dayandırılmıyor. Bunun dışında yüklenen suçun yasada öngörülen ceza miktarı yazılmış. Şu anki infaz mevzuatımız çerçevesinde baktığımız zaman ‘cumhurbaşkanına hakaret’ suçundan herhangi bir kişi hakkında verilen bir mahkûmiyet kararının infazı sözkonusu değil. Kararda gerekçe gösterilen hususlar arasında en önemlisi kamuda oluşan infial şeklindeki ibare. Böyle bir tutuklama nedeni CMK’da mevcut değildir. Bu eski CMK’da yer almaktaydı ve CMK 100. maddesinde bu bilinçli olarak tercih edilmemiştir. Anayasa ve kanunda öngörülmeyen bir kısıtlama sebebinin kullanılması anayasanın 13. maddesine aykırıdır. Böyle bir tutuklama nedeni yoktur. Kanununda olmayan bir gerekçeyle bir kişinin özgürlüğünden mahrum bırakılması Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5. maddesinin her türlü ihlaline sebebiyet verecek niteliktedir.”

Av. Mert Yaşar

“Müvekkilim Mert Yaşar hakkıdan linç kampanyaları başlatıldı”

Avukat Tuğçe Duygu Köksal, Yaşar’ın sosyal medya üzerinden hedef gösterildiğini, bunu mahkemeye sunduklarında ise “Bu nedenlerden dolayı kaçma şüphesi vardır” denilerek tutuklamaya gerekçe olarak eklendiğini belirtti:

“İfadede, Yaşar hakkında gerek üst düzey kamu görevlileri gerek sosyal medya kullanıcıları tarafından hedef göstermenin sözkonusu olduğu söylendi. Yaşar’ın bu süreçte hem kendisinin hem de ailesinin vücut bütünlüğüne yönelik saldırı, aşağılayıcı ve onur kırıcı muamele ve hatta ölüm tehditlerinin olduğunu belirttik. Bu çerçevede işin en garip yanı ise şu oldu. Yaşar’ın hedef gösterilmesi kendisi açısından kaçma şüphesi olarak gösterildi. Kaçma şüphesi bulunmadan savcılığa kendisinin gelmiş olması ve avukat olması ise dikkate dahi alınmadı. Burada hukuken devletin ifade özgürlüğüne ilişkin pozitif yükümlülükleri çerçevesinde Yaşar’ın korunması gerekirken tam tersi şekilde özgürlükten yoksun bırakılmasına gerekçe oldu. Bu hukuken kabul edilemeyecek bir durumdur.”

Av. Tuğçe Duygu Köksal

“Avukat Mert Yaşar’ın tutuklanma kararı ceza muhakemesinin uygulanmasında yapılan yanlışlar bütünüdür” 

Yaşar’ın tutuklanma gerekçelerinin arasında yer alan maddelerin arasında, soruşturmanın henüz tamamlanmadığı belirtildi. Avukat Köksal, Yaşar’ın paylaşımı yaptığı telefon yanındayken savcılığa gittiğini, paylaşıma ilişkin açık kaynak araştırması raporunun dosyada olduğu ve dolayısıyla bunun da bir tutuklama nedeni olmadığını değerlendirdi ve tutuklanma sürecini anlattı: 

“Avukat Mert Yaşar’ın tutuklanma kararı, ceza muhakemesi sisteminin uygulamasında yapılan yanlışların alt alta dizilmesidir. 22 Şubat tarihinde Yaşar’ın attığı tweet üzerine bir basın açıklaması yapıldığını gördük. Basın açıklamasının yayımlandığı saatlerde kendi duruşması için Anadolu Adliyesi’nde olan müvekkilim ile birlikte Çağlayan Adliyesi’ne gittik. Biz orada Yaşar’ın herhangi bir kaçma şüphesinin olmadığını belirtmek ve bizzat ifade vermek için bulunuyorduk. Açıklamayı Cumhuriyet Başsavcılığı yaptığı için oraya çıktık. Müvekkilimin ifade için hazır olduğunu, tweeti attığı telefonun da yanında olduğunu söyledik. Kendileri ise bize, güvenlik şubeye gitmemiz gerektiğini çünkü ifadenin orada alınmasına karar verildiğini söylediler. Bunun üzerine Vatan Emniyet’e doğru yola çıktık. Tam yoldayken Mert Yaşar polisler tarafından arandı. Polisler konutta arama yapacaklarını ve kendisinin konuta gelmesi gerektiğini söylediler. Bu aramanın üzerinde Vatan Emniyet’ten ayrıldık ve Yaşar’ın salgın sürecinde işyeri olarak da kullandığı evine gittik. Arama kararı olduğu gösterildi fakat işyeri olarak da kullanıldığı için baro temsilcisine haber verilmeden arama yapılmış oldu. Bir avukatın konut ve ofisinin aranmasına yönelik hiçbir usul uygulanmadı. Arama sırasında zaten savcılığa giderken üzerinde olan cep telefonuna el konuldu. Biz savcılığa ifademizi verebilmiş olsaydık bu arama kararı çıkmadan zaten Yaşar, kendi üzerinde olan telefonu gösterirdi. İfadeye çağrı usulü kanunda öngörülmüş olmasına rağmen, avukat olduğu bilinen ve savcılığa kendisi gelen Yaşar’a gözaltı işlemi uygulandı ve bir gece emniyette kaldı.”

Avukat Köksal, bu kararın hukuki dayanağının olmadığını ve tutukluluğa itiraz edeceklerini söyledi:

“Bir öngörülemez durum sözkonusudur. Hiçbir hukuki dayanağı olmadan tutuklama gibi bir tedbire başvurulmuştur. Tutuklamaya karar verilebilmesinin tek koşulu CMK’nın 100. maddesine bir bütün halinde uyulmasıdır. Burada Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesinin şartları oluşmadan, öngörülemez biçimde tutuklama nedeni olarak öngörülmemiş TCK madde 299 kapsamında bir suçtan, kanunda bulunmayan birtakım gerekçeler yaratılarak keyfi biçimde avukat Yaşar tutuklanmıştır. Avukat Yaşar açısından tutuklama tedbirinin, alternatif tedbirlerin de yetersiz kalacağı söylenerek ve ölçüsüz şekilde kullanılmasının yanında bu durum aynı zamanda tüm toplum açısından ifade özgürlüğü üzerinde caydırıcı etki oluşturucu nitelikte değerlendirilmelidir.”

Mert Yaşar: “Bir tweet anlamından ancak bu kadar koparılabilir”

Mert Yaşar, emniyette verdiği ifadesinde, Twitter paylaşımında cumhurbaşkanına hakaret içerikli hiçbir şeyin bulunmadığını ve cumhurbaşkanının hedef gösterilmediğini söyledi:

“‘Cumhurbaşkanlığı kabinesine ilk gece hakkı verilse, Özlem gagasını kapatır mı?’ şeklinde yapılan paylaşımda cumhurbaşkanına hakaret içerikli hiçbir şey bulunmamaktadır. Ayrıca cumhurbaşkanı kesinlikle hedef alınmamıştır. Tweet dil bilgisi açısından sanırım sorunludur. Amacının çok dışında anlaşılmıştır. Bu tweetle öncelikle kadın haklarını hedef alan cinsiyetçi siyaset yürüten, insanların yatak odasına karışan, kimin kiminle cinsel ilişki kuracağına, ne zaman evlenmesi gerektiğine, kaç çocuk yapması gerektiğine karar vermeye çalışan, kadını koruyan İstanbul Sözleşmesi’nden ayrılmayı hedef güden, çocuk istismarcılarını mağdurlarla evlendirip kurtarmayı düşünen iktidar eleştirilmiştir. Bu eleştiride adı geçen ilk gece hakkı mitolojide olduğu düşünülen, tartışılan, derebeyine evlenen kadınlarla ilk geceyi geçirme hakkını veren haktır. Böyle bir hakkın olup olmadığı tartışmalıdır ancak bilimsel eserlerde, tarih külliyatında sıklıkla bu hakka yer verilmekte ve tartışılmaktadır. Edebiyatta, sinemada ve diğer sanat dallarında bu hal iktidarı eleştirmek için değinilmektedir. Örneğin, dünyaca ünlü ve kamuoyunda çokça yankı uyandıran Braveheart (Cesur Yürek) filminin asıl konusu İngiltere kralını ve derebeylerini eleştirmektir. Eleştiri ilk gece hakkı üzerinden kurgulanmıştır. Ben de cumhurbaşkanlığı kabinesinin cinsiyetçi, kadın haklarını ihlal eden yönetimini tıpkı edebiyat ve sinema eserlerinde olduğu gibi ilk gece hakkı üzerinden eleştirdim. Tweet dikkatli okunursa böyle bir hakkın olmadığı, böyle bir hakkın kabineye verilmesi halinde ne olabileceği sorgulanmıştır. Modern hukuk devletinde zaten böyle bir hak hiçbir iktidara  verilemez. 

Tweetin ikinci kısmının ilk kısmı ile ilgisi yoktur. Şöyle ki Milletvekili Zengin, uzun zamandan beri kadın hakları karşıtı, cinsiyetçi beyanlarda bulunmaktadır. Örneğin ‘AK Parti’den önce kadınlar önemli kişiler ile evlenemiyorlardı’ şeklinde beyanı vardı. Henüz iki hafta önce ‘Travma yaşayan kadın bunu hemen bildirmiyorsa ahlaksız, onursuzdur’ şeklinde açıklaması vardı. Geçen hafta ise ‘Kadınlar cezaevine girmeden önce bilerek hamile kalıyorlar’ şeklinde beyanları olmuştur. Ben kesinlikle ilk gece hakkı ile Milletvekili Zengin arasında bağ kurmadım. İlk gece hakkının ona uygulanması şeklinde bir ifadem yoktur. Benim cinsiyetçi bir ifade kurmam sözkonusu olamaz. Kendimi tanıtırken belirttiğim gibi kadın hakları üzerine çalışıyorum. Kadın hakları ile ilgili çalışmalar yapan STK’lara danışmanlık yapıyorum. Sosyal medyada cinsiyetçi, eril dili eleştiren birçok mesajım bulunmaktadır…

Milletvekili Zengin’e ilişkin söylediğim ‘gagasını kapatır mı?’ seklindeki ‘gaga kapatmak’ ifadesi TDK’da ‘susmak’ anlamına gelmektedir. Milletvekili Zengin her hafta dozu daha da artırarak cinsiyetçi söylemlerini sertleştirmektedir. Bu söylemin sınırı olacak mı? Milletvekili Zengin bu söylemlere son verecek mi? Buna değinmek istedim. Bugün bile cumhurbaşkanlığı kabinesi cinsiyetçi siyaset yürütürken Milletvekili Zengin hâlâ kadın haklarını eleştirmekte, cinsiyetçi söylem üretmektedir. Kesinlikle cinsiyetçi söylemlerde bulunan milletvekili Zengin’e yönelik cinsel davranışta bulunulmasını kastetmedim.

Tweette özellikle virgül koydum. Tweetin birinci kısım ile ikinci kısım ayrıdır. Yani Tweet şunu diyor; cumhurbaşkanlığı kabinesine ilk gece hakkı verilse,  Milletvekili Zengin bu söylemleri bırakır mı? 

Hiçbir şekilde cumhurbaşkanlığı kabinesine, cumhurbaşkanına ve Milletvekili Zengin’e hakaret kastım bulunmamaktadır. Bir tweet anlamından ancak bu kadar koparılabilir.”

Ne olmuştu?

Cezaevinde çıplak arama yapıldığı eleştirilerini reddederek “Onurlu ve ahlaklı kadın bir sene beklemez” diyen ve tepki toplayan AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin, daha sonra “Bu insanlar artık talimatla bebek sahibi oluyorlar, bebekli kadınlar cezaevinde var’ demek için” açıklamasını yapmıştı. Sosyal medyada tepki toplayan Zengin’e avukat Mert Yaşar da tepki göstererek tweet atmıştı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Yaşar için yargı organlarına, “Bağımsız Türk yargısından bu Mert Yaşar denen mahlukun en ağır şekilde cezalandırılmasını talep ediyoruz. Bu haysiyetsizlik karşısında acaba muhalefet ne yapacak? Kuvvetle muhtemel kafasını kuma gömecek. Takipçisi olacağız” diye seslenmişti.

Bunun üzerine Yaşar hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, konuyla ilgili resen soruşturma başlattı. Yaşar, 22 Şubat’ta gözaltına alındı ve ardından tutuklandı.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus