Cumartesi Anneleri 834. haftada 26 yıl önce kaybedilen Hasan Ocak için adalet istedi – Hasan Ocak’ın annesi Emine Ocak: “Hasan’ın katilleri bulunana kadar peşini bırakmıyorum”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Cumartesi Anneleri, Galatasaray Meydanı’nın yasaklanmasının 135. haftasında, koronavirüs salgını nedeniyle sosyal medya hesabından açıklama yaptı. 834. haftanın moderatörlüğünü İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon Üyesi Sebla Arcan yaptı. Hasan Ocak’ın kardeşi Aysel Ocak’ın okuduğu açıklamada, 21 Mart 1995 yılında gözaltına alınan ve bedeni İstanbul Altınşehir Kimsesizler Mezarlığı’nda bulunan Hasan Ocak için adalet istendi. 

Kaybedilen Hasan Ocak’ın annesi Emine Ocak, “Ben Hasan’ı 26 yıl önce kaybettim. Yollara düştüm, fotoğrafıyla karakollara gidip oğlumu istedim. Dediler ki burada yok, başka yerde ara. Hükümetin kapısına gittim, herkesin kapısını vurdum” dedi. Oğlu Hasan’ı unutmadığını ve her daim onu istediğini dile getiren Emine Ocak, “Hasan’ın katilleri bulunana kadar peşini bırakmıyorum. Çocukları vurmasınlar, onlar okullarına gitsin. Herkesin annesi ağlıyor onların peşinden” diye devam etti. 

Hasan Ocak’ın ağabeyi Ali Ocak, “Suçlular korundukça suç ortaklarının da korunduğunu görüyorum. Saldırganların, geçmişte yaşanan suçların cezasız kalmasından cesaret aldığı açıktır. İnsanlara karşı işlenen suçları açığa çıkarın” dedi. 

Ocak Ailesi’nin avukatlarından Gülseren Yoleri, “Cumhuriyet savcıları etkin bir soruşturma yürütmeden bütün başvurularımızı takipsizlik kararıyla kapattılar. Hasan Ocak’ın dosyası, hala cezasızlıkla karşı karşıya. Bizler, adalet sağlanıncaya kadar hukuki mücadeleyi sürdüreceğiz” dedi. 

Yaşam hakkının bütün hakların ve özgürlüklerin varlığı için ön koşul olduğunu dile getiren, Hasan Ocak’ın kardeşi Aysel Ocak, “Devletler, insanların yaşamını korumak, yaşam haklarına yönelik müdahaleleri engellemek ve cezalandırmakla yükümlüdür. Ancak Türkiye’de devlet, kamu görevlilerince gerçekleştirilen yaşam hakkı ihlallerini etkin bir şekilde soruşturmayarak, cezalandırmayarak adeta normalleştirmektedir. Bu durum ise derin bir adalet boşluğuna yol açmaktadır” dedi. 

Hasan Ocak’ın, atama bekleyen bir öğretmen olduğunu bu sırasında da Beyazıt’taki bir iş hanında çay ocağı işlettiğini dile getiren Aysel Ocak, Hasan Ocak’ın 21 Mart 1995’te akşamüzeri işyerinden Avcılar’daki evine gitmek için yola çıktığını ve kendisinden bir daha haber alınamadığını söyledi:

“Hasan’ın gözaltına alındığını ancak bu durumun inkar edildiğini kamuoyuna açıklayan ailesi savcılıklara başvurarak onun akıbetinin açığa çıkarılmasını talep etti. Bunun üzerine dönemin İçişleri Bakanı Nahit Menteşe, Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar, İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu ve İstanbul Emniyet Müdürü Necdet Menzir ‘Hasan Ocak’ın gözaltında olmadığı, suçlu olarak aranmadığı’nı açıkladılar.”

İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde gözaltında tutulan iki kişinin Hasan Ocak’ı şubede gördüklerini söylediklerini dile getiren Aysel Ocak,  “İki kişi de Hasan Ocak’ın ismini emniyetteki parmak izi listesinde gördüklerini açıkladı. Nevruz nedeniyle gözaltında tutulan bir tanık ise şubedeyken bir hareketlilik olduğunu ve polislerin ‘Hasan Ocak getirildi’ diye aralarında konuştuklarını aktardı”  diye devam etti. 

Ocak ailesinin 58 günlük ısrarlı arayışının sonunda Hasan Ocak’ın işkence izleri taşıyan cansız bedenine, “meçhul kişi” olarak defnedildiği Altınşehir Kimsesizler Mezarlığı’nda ulaşıldı. Aysel Ocak, “Hasan’ın cansız bedeni tüm ilgili makamlardan geçirildiği halde onu soran ailesine ‘Bizde yok’ denildiği açığa çıktı. Olayla ilgili düzenlenen resmi rapor, Hasan’ın işkence ile öldürüldüğüne, olay yeri tutanağı ise onun gözaltında bulunan kişilere yapılan rutin uygulamalardan geçtiğine işaret ediyordu” diye ekledi. 

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Hasan Ocak’ın kaybedilmesi ve ölümüyle ilgili koşullarının belirlenmesi için yeterli ve etkin bir soruşturma yürütülmediğini tespit etmesine ve Türkiye hakkında ihlal kararı vermesine rağmen, Ocak Ailesi’nin iç hukuktaki tüm girişimleri sonuçsuz bırakıldığını söyleyen Aysel Ocak, “Dosya 26 yıldır Beykoz Cumhuriyet Savcılığı’nın tozlu raflarında bekletilmeye devam ediyor” dedi ve yetkili makamları göreve çağırdı.  

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus