NFT tabanlı dijital eserler üzerine söyleşi – Uçman Balaban ve Tarık Tolunay: “Bu yeni iletişim biçimi daha adil bir sistem ancak ‘devrim’ demek için henüz erken”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Geçtiğimiz haftalarda “Beeple” takma adıyla tanınan sanatçı Mike Winkelmann’ın, tamamı dijital ortamda yer alan eserinin yaklaşık 70 milyon dolara satılmasının ardından NFT (non-fungible token) tabanlı dijital eserler, gündemin ana konularından biri haline geldi. Sıkça dile getirilen söylemlerden biri de “kripto sanat devrinin başladığı” yönünde. NFT tabanlı dijital eserlerin ne olduğunu ve sistemde nasıl yeniliklere yol açtığını, kripto sanatın bugününü ve geleceğini Tarık Tolunay ve Uçman Balaban ile ele aldık.

NFT (non-fungible token), “değiştirilemez jetonlar” ya da “değişimi mümkün olmayan çip” olarak Türkçe’ye çevrilebilir. Blockchain (blokzincir) teknolojisinin altyapısını kullanan ve aslında blockchain destekli dijital ekonominin parçalarından biri olan NFT’ler, dijital ortamda yer alan eserlerin varlığının ve gerçekliğinin sertifikalandırılmasını sağlıyor. Özel bir kriptografik token türü olan NFT böylelikle eserlerin orijinalliğini koruyor ve özgünlüğünün doğrulanmasını sağlıyor. NFT olarak blockchain altyapısına bağlanan eserler bu sayede taklit edilemiyor. Bu bağlamda NFT’ler, sahipliği, mülkiyeti ve nadirliği temsil eden dijital sertifikalar olarak karşımıza çıkıyor.

Aslında NFT’ler bize yabancı değil. Birden bire var olmadılar. Restoran zinciri sahibi Nusret Gökçe bir tweetini, futbolcu Mesut Özil krampon ve forma tasarımlarını, Elon Musk’ın eşi Grimes müzik videolarını ve Twitter’ın CEO’su Jack Dorsey de hesabındaki ilk tweeti NFT teknolojisini kullanarak satmıştı.

Ancak sanat dünyasında NFT’nin tartışılmaya başlamasını asıl körükleyen, “Beeple” takma adıyla tanınan sanatçı Mike Winkelmann’ın, tamamı dijital ortamda yer alan eserinin 11 Mart’ta yaklaşık 70 milyon dolara satılması oldu. Ardından, kendisini kentçizer olarak tanımlayan Tarık Tolunay, İstanbul’un tarihini ve günlük hayatını yansıtan ve “yaşayan harita” olarak nitelendirilen “Fractal Istanbul – Pandemi” adlı eserini Blockchain ile imzalayarak satışa çıkardı. Tolunay’ın eseri NFT ile Türkiye’den yapılan ilk satış olarak kayıtlara geçti. Bu gelişmeler, NFT tabanlı dijital eserler üreten birçok sanatçının adından bahsedilmesine yol açtı. Bu noktada adından sıkça bahsettiren bir diğer sanatçı ise VAMK stüdyosunun sahibi, hareketli grafik tasarım, illüstrasyon ve animasyon alanlarında çalışan Uçman Balaban

“Fractal Istanbul – Pandemi”

“Dijital sanat eserlerinin değeri, insandaki sahip olma dürtüsünden geliyor” 

Sanat eserlerinin dijital ortamda var olmasının ve burada değer kazanmasının anlamsız olduğunu düşünenlerin, elle tutamadığımız ve evimizde sergileyemediğimiz bir eserin neden değerli olduğunu sorgulayanların sayısı yadsınamayacak kadar fazla. Dijital bir eserin neden ve nasıl değerli olduğuna sorusuna Tolunay “Eğer ki siz hayatınızın büyük bir bölümünü artık dijital dünyada geçiriyorsanız, sizin sokaklarınız, caddeleriniz, işyeriniz, okulunuz orasıysa tabi ki orada da bir sanat eserine sahip olmak isteyebilirsiniz. Bu nedenle dijital olarak var olan bir eseri değerli bulabilirsiniz” diyerek cevap veriyor. Tolunay’a göre “Aslında sanat ve söylemek istediği şeyler çok fazla değişiklik göstermiyor. Sadece insanlara ulaşmak için farklı bir araç kullanılıyor. Şu anda yaşadığımız süreçte, farklı bir araç kullanılarak, var olan fiziki dünyanın dijital dünyada bir kopyasını inşa ediyoruz. Olay bundan ibaret.” 

Balaban ise konuyu değerlendirirken “sahip olma dürtüsü”ne dikkat çekiyor. Çoğu NFT koleksiyonerinin satın aldığı sanat eserlerine fiziki olarak sahip olmayı umursamadıklarını söylüyor. 

NFT, sanatçı ve koleksiyoner arasındaki aracıları kaldırmasıyla ve telif konusunda var olan sistemin yerine yenisini getirerek, hem ekonomik anlamda hem de erişilebilirlik anlamında sanatçıya çeşitli avantajlar sağlıyor. Tarık bu konuyu şöyle ele alıyor: “NFT, eskiden zorunlu olduğumuz bazı ara aşamaları terk etmemizi gerektiriyor. Eskiden, bir sanatçı ürettiği eserini koleksiyonere ulaştırmak için birtakım aracılara ihtiyaç duyuyordu ve ne yazık ki hayatın her alanında olduğu gibi aracılar genelde bu üretimden açığa çıkan değerin büyük kısmını elde ediyordu. Bu durumda sanatçı mutsuz, koleksiyoner mutsuz… Şimdi bu yeni iletişim biçiminde, sanatçı ve koleksiyoner birebir iletişim kurabiliyor. Ve böylelikle aracılar aradan çekildiği için daha avantajlı bir süreç yaşanıyor.”

Tolunay, telif sistemindeki değişikliğe de değinerek,“Sanatçı eserin DNA’sına bir komisyon yerleştiriyor. Eserin ilerideki tüm satışlarında, el değiştirmelerinde de kendi payını almaya devam ediyor” diyor.

Sıfırdan başlayıp var olabileceğiniz bir yer olarak NFT

Balaban ise bir sanat eserinin erişilebilir hale gelmesi için sanatçının bir marka, ajans, galerici, yayıncı vb. ile iş birliğine ihtiyaç duymamasının heyecan verici olduğunu söylüyor. Heyecan faktörüne vurgu yapan Balaban ekliyor: “Şimdiye kadar Türkiye’deki sanat dünyası, çok fazla bilinirliğiniz yoksa sizi pek umursamıyordu. NFT dünyası ise bir gecede sanatın rock starlarını yaratıyor. Bu, bana heyecanlı geliyor. Sanatçı kimliği olmayan, 18-19 yaşlarında gerçekten yetenekli ama daha önce eserlerini sunamayan insanlar, NFT sayesinde hayatlarını değiştirebiliyor.”  Balaban’a göre NFT dünyası, “Kendi kendinize sıfırdan başlayıp var olabileceğiniz bir yer ve bu çok heyecan verici.”

Sanatçının, eseri için tek özne haline gelmesi ve eserin hem yaratıcısı, hem aracısı hem de satıcısı olmasının ekonomik getirileri ve heyecanı, NFT’yi daha “adil” bir sistem kalıyor. 

Bir iletişim aracı olarak NFT

Tolunay, NFT tabanlı dijital eserlerin satışının bir amaç değil, bir iletişim aracı olduğunu vurguluyor. Ardından ekliyor: “Aslolan bizim kullandığımız araçlar değil, sanatsal faaliyetlerimiz. Araçlar yaşadığımız çağa göre değişiyor. Bugün yaşadığımız çağ da yeni teknolojileriyle bize yeni imkanlar sunuyor ve biz de bunu kullanıyoruz. Araçlara çok takılmamalı, fikirlere odaklanmalıyız.” 

Bu bağlamda, “Dijital dünyadaki bu yeniliğin bugün bilgiğimiz görsel sanatlar adına önemi nedir?” sorusuna Balaban “Dijital dünya bence görsel dünyayı hep destekledi ve arkasından ittirip yeni yerlere getirdi ve ben bunu değerli buluyorum” diyerek cevaplıyor. 

NFT, sanat eserlerinin değerini abartan bir fiyat manipülasyonu mu?

NFT’yi “sanat eserlerinin değerini abartan fiyat manipülasyonu” olarak tanımlayan eleştirileri değerlendiren Tolunay “NFT dünyası henüz yeni yeni kurulurken bazı eserler hak ettiği değerin üstünde kazanmış olabilir ancak bu ‘NFT bir balondur, patlayacak’ demek değildir. Bu dünyada kalıcı işler yerini aldıktan sonra sel gider kum kalır misali, kalıcı olmayan eserler arka plana itilecek” diyor.

Uçman ise konuyu şöyle ele alıyor: “Bazı insanların daha önce değerli görmedikleri bir eseri, birtakım insanlar değerli buluyor ve ona para harcamayı kabul ediyor. Bu hikayedeki ilk insanlar, bu durumu değersiz buluyor. Örneğin, dijital sanat diyerek Beeple’in yaptığı işin ‘para etmeyeceğini,’ bu adamın sanatçı olmadığını iddia ettiler. Dijital sanat eseri değersizdir algısını yıkmamız gerekiyor.” 

Dijital sanatın değersiz bulunmasından yola çıkan Tolunay ise bunun bir “kültür meselesi” olduğunu ifade ediyor. Tolunay’a göre, “Türkiye’de bir burjuva, bir para gücüne kavuştuğunda ilk alması gereken nedense hep bir lüks ev, araba oluyor. Bu ülkenin kültüründe bir sanat eserine sahip olmak, çok da geçerli bir akçe değil. Fakat Batı kültüründe sahip olunması gerekilen en önemli şey, bir sanat eseridir. Bu anlamıyla aslında sorgulanması gereken şey neden bu eserlerin bu kadar pahalıya satıldığı değil, bizim neden böyle bir kültürü inşa etmediğimiz.”

Kripto sanat devri başlıyor mu?

Son olarak, “Kripto sanat devri başlıyor” söylemlerini değerlendiren Tolunay, bu tarz tespitler için henüz erken olduğunu düşündüğünü ifade ediyor ve ekliyor: “Çünkü devrim büyük bir kelime, her yerde bu kadar kolay tüketilmemesi gerekiyor. Demokrasi de bize bu tür bir biçim değişikliği üstünden gelmeyecek.”

Balaban’a göre ise bir şeylerin yeni bir “devir” yaratabilmesi için çok erken. Ortada azımsanamayacak bir durum var tabi ama biraz daha izleyip, okumak ve beklemek gerekiyor” diyor.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus