Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın hazırladığı “Türkiye’nin Koronavirüsle Başarılı Mücadelesi” kitabı yayımlandı: Kitapta, salgınla mücadele ederken hayatını kaybeden sağlık çalışanlarının isimlerine ve TTB’ye yer verilmedi

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Türkiye’de koronavirüs salgınının etkisi giderek artmaya devam ederken Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından “Asrın Salgını/ Türkiye’nin Koronavirüsle Başarılı Mücadelesi” başlıklı bir kitap yayımlandı. Hükümetin koronavirüsle mücadelede attığı adımların anlatıldığı kitapta, Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve hayatını kaybeden sağlık çalışanlarına hiç değinilmezken salgın sürecinde yerel yönetimlerin faaliyetlerine de yer verilmedi.

Takdim yazısını Cumhurbaşkanı ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın, önsözünü ise İletişim Başkanı Fahrettin Altun‘un yazdığı 488 sayfalık kitapta, Türkiye’nin koronavirüs mücadelesi anlatılıyor. Biz de Medyascope olarak Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un, 14 Mart’ta sosyal medya hesabından paylaştığı “Asrın Salgını/ Türkiye’nin Koronavirüsle Başarılı Mücadelesi” kitabını inceledik. 

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Şebnen Korur Fincancı, yayımlanan bu kitabı Medyascope’tan Özgür Özdemir’e değerlendirdi. Fincancı, “Kitap, salgında başarısızlığı üstüne almayan, başarı olarak düşündüklerini, sadece kendilerine yakın olarak gördükleriyle sınırlı tutan bir yaklaşım içeriyor. Nazi propaganda bakanının faaliyetlerine benziyor” dedi.

Kitabın girişinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ait fotoğraf kullanıldı.

“Bu destansı çaba hayırla yâd edilecektir”

İletişim Başkanlığı tarafından yayımlanan kitabın girişinde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kaleme aldığı takdim yazısında, “Gelişmiş ülkelerden yardım almak zorunda kalan çaresiz Türkiye’den 157 ülkeye yardım edebilen özgüvenli, güçlü bir Türkiye’yi yaşıyoruz” ifadelerine yer verildi. Yine kitapta Fahrettin Altun’un yazdığı takdim yazısında ise “Sağlık içerisinde yaşayacak gelecek nesiller, verilen bu destansı çabayı hayırla yâd edecek ve insanlık için yaptıklarımızı daha iyi anlatacaklardır” denildi.

AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılından itibaren sağlık sisteminde yaptığı değişiklikleri anlatarak başlayan kitap, altı bölümden oluşuyor. Kitapta yer alan bölümler şöyle:

-Salgına hızlı bir bakış

-Türkiye’nin vizyoner sağlık politikası ve yatırımları

-Türkiye’nin koronavirüsle örnek mücadelesi

-Uluslararası yardımlar ve cumhuriyet tarihinin en büyük tahliye operasyonu

-Türkiye’nin koronavirüsle başarı mücadelesinin iletişimi

-Uluslararası medyada Türkiye’nin başarısı

TTB’nin paylaştığı verilere göre salgının başladığı günden bugüne kadar 399 sağlık çalışanı hayatını kaybetti

Kitapta salgında hayatını kaybeden sağlık çalışanlarının ismi yok

İletişim Başkanlığı tarafından kamuoyuyla paylaşılan kitaptaki dikkat çekici bir detay ise salgında hayatını kaybeden sağlık çalışanlarının isimlerinin olmaması. TTB’nin paylaştığı verilere göre salgının başladığı günden bugüne (10 Nisan) kadar toplam 399 sağlık çalışanı koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetti. Sağlık çalışanlarının yanı sıra kitapta TTB’ye de hiç yer verilmedi. TTB Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı, “Yitirilen sağlık çalışanlarının adının hiç yazılmaması büyük bir sorun, yitirdiğimiz tüm sağlık çalışanları ve yakınlarına yönelik saygısızlık bu. TTB adının hiç geçmemesi, başından beri iktidarın politikalarıyla uyumlu bir davranış. Hükümet TTB’yi bu salgınla mücadelede hiç dikkate almayan, hatta onu kriminalize eden bir yaklaşım içinde oldu. İktidarın küçük ortağı zaten ‘TTB kapatılsın’ demişti. Bu koşullarda kendi algı yönetim başarısını yazdıkları kitapta TTB’nin olması beklenemez. İyi ki yer almamışız. Salgın mücadelesi değil, algı yönetimiyle salgına dönük adımlar atıldığını söyledik. Bu kitap da bir algı yönetimi. Toplumda TTB’ye yönelik bir güven var. Bütün kutuplaştırmalara rağmen Kadir Has Üniversitesi’nin çalışmasında, ‘hiç güvenmeyenlerin’ oranı en düşük kurum TTB’dir, bu çok kıymetlidir” sözleriyle kitabı ve hükümeti eleştirdi.

Şebnem Korur Fincancı

“Başarı öyküsü yazılacaksa sağlık çalışanlarının adına yazılması gerekiyor”

Kitapta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 40, sağlık çalışanlarının 23, hekimler ve doktorların ise 15 yerde ismi geçiyor. TTB Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı, bu durumu şu sözlerle değerlendirdi:

“Sayfa sayfa incelenmeye ve tartışılmaya muhtaç bir algı yönetimi bu. Bu algı yönetimine dair kamuoyu ile hakikati paylaşmaya çalışıyoruz. Sağlık çalışanlarının Erdoğan’dan çok daha az geçtiği bir salgına, ‘başarı öyküsü’ demek mümkün değil. Yapılan tüm yanlış ve önlemlere rağmen toplumun sağlığını koruyorsak, burada sağlık çalışanlarının payı çok büyük. Bir başarı öyküsü yazılacaksa sağlık çalışanlarının adına yazılması gerekiyor.” 

Kitapta “başarı” kelimesi 305, “başarısız” kelimesi bir defa geçiyor

İletişim Başkanlığı tarafından hazırlanan kitapta, hükümetin koronavirüs ile mücadelesinde attığı adımlara yer verilirken “başarı” kelimesi 305 defa kullanılırken “başarısız” kelimesi ise yalnızca bir defa, “Gelecek on yılları etkileyecek bu salgında, kimi ülkeler kendilerinden beklenmedik ölçüde başarısız oldular” cümlesinde kullanıldı. Fincancı konuyla ilgili, “Bu başarı iddiası tam bir propaganda ancak bu da artık anlamlı değil. Toplum nezdinde bir yeri yok” dedi.

“Çöpten maske alıp takanlar vardı, bu başarı öyküsü değil”

Kitapta, salgının çalışma ve toplumsal hayata yönelik olumsuz etkilerini ortadan kaldırmak için yapılan yardımlara dair, “Çok sayıda tedbir ve destek ortaya koyduk. Bu çerçevede bireyden aileye, aileden topluma uzanan tüm süreçlerde tüm vatandaşları kapsayan ‘Sosyal Koruma Kalkanı’yla vatandaşlara doğrudan aktardığımız kaynak 1 Mart 2021 itibarıyla 53 milyar TL’yi aştı” ifadelerine yer verildi. Fincancı ise yardımların yetersiz olduğunu dile getirdi:

“Halka nasıl destek sağlandığını anlatmışlar ancak benim aklıma değişik görüntüler geldi. Örneğin sokağa çıkma yasaklarında evleri olmadığı için arabalarında kalan bir baba oğul geldi aklıma. Baba, oğlunun elinden tutarak otoparktan yürüyerek ayrılıyordu. Yine evsiz vatandaşa kesilen ceza geldi aklıma. Yoksulluk ağının yürüttüğü çalışmalara göre insanların temizlik malzemelerine dahi ulaşamadığı veriler geldi aklıma. Çöpten aldığı maskeleri alıp takan insanlar vardı. Bu salgında bir başarı öyküsü olmadığı muhakkak.”

Kitapta Soylu ve Selçuk’un adı hiç geçmezken, Koca’nın adı dokuz yerde geçiyor

Kitapta dikkat çeken bir ayrıntı ise Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın isminin sadece dokuz yerde kullanılması. Kitabın önsözünü yazan Fahrettin Altun’nun ismi dört yerde geçerken, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un adı kitapta hiç yer almadı. Fincancı bunu, “Kararlar merkezi alınıyor. İsimlerin bir önemi yok. Sağlık Bakanı’nın da karar alma gibi bir durumu yok” diyerek değerlendirdi.

Kitapta büyükşehir belediyelerinin salgın sürecinde yaptığı yardımlara yer verilmedi

Kitapta, hükümetin koronavirüsle mücadele kapsamında yaptığı yardımlara ilişkin bilgiler paylaşılırken büyükşehir belediyelerinin yaptığı yardımlara değinilmedi; polis, jandarma, bekçi ve AFAD personeli gibi kamu çalışanlarından oluşan Vefa Sosyal Destek Grupları’nın faaliyetlerine uzun bir bölüm ayrıldı.

“Diyanet, salgında vatandaşları manevi yönden güçlendirmek için çalışma yaptı”

Kitapta kendisine uzun yer ayrılan kurumların başında ise Diyanet İşleri Başkanlığı geliyor. 

Kitapta Diyanet’in salgında oynadığı role yönelik, “Diyanet İşleri Başkanlığı, vatandaşların salgın koşullarına uyum sağlayabilmelerine, bu zorlu dönemin atlatılmasında ve onların manevi yönden güçlendirilmesine yönelik pek çok çalışma yapmıştır. Başkanlık, yayın konusunda da vatandaşa katkı sağlamıştır” denildi.

Ayrıca kitapta yer alan bilgilere göre Diyanet İşleri Başkanlığı salgın sürecinde yurttaşlara şu kitapları dağıttı:

  • “İslam’ın Salgın Hastalıklara Bakışı”
  • “Tıp ve Sağlıkla İlgili Fetvalar”
  • “Salgın Zamanında Manevi Destek” 

Tiyatro ve müzik sektörüne yönelik destekler

Tiyatrocular ve müzisyenler, koronavirüs salgını nedeniyle ekonomik olarak en çok zorlanan grupların başında geliyor. Bu konuda sık sık kamuoyuna çağrılar yapılmış ve hükümetin bu grupları desteklemesi için eylemler yapılmıştı. En son İzmir’de yaşayan müzisyen Mehmet Mert El, salgının etkileri ve geçim sıkıntıları nedeniyle intihar etmişti. Kitapta hem tiyatrocular hem de müzisyenlere yönelik yapılan yardımlara dair şöyle denildi:

“Salgın sürecinde mağdur olan ve gelir kaybına uğrayan müzik sektörü çalışanlarına destek olmak amacıyla ‘Müzik Sektörü Pandemi Destek Programı’ oluşturulmuştur. 30 bin 770 başvuru sahibine dört ay boyunca ayda 1.000 TL olmak üzere toplam 122 milyon 976 bin TL destek sağlanmıştır. Özel tiyatrolara geçtiğimiz yıl ayrılan 6 milyon 100 bin TL tutarındaki sezonluk oyun destekleri salgın koşulları da göz önüne alınarak, bu sene 12 milyon TL’ye çıkartılmış ve 328 özel tiyatronun projesine dağıtılmıştır.”

157 ülkeye yardım yapıldı

Kitapta, bu süreçte hükümetin diğer ülkelere yaptığı yardımlara dair bilgiler de paylaşıldı. Verilen bilgilere göre Türkiye, salgının başından beri 157 ülkeye çeşitli yardımlarda bulundu: “Türkiye olarak Mevlana’nın sözleriyle tüm dünyaya yardım malzemeleri gönderdik. Afrika’da 44 ülke, Avrupa’da 43 ülke, Asya’da 33 ülke, Amerika’da 22 ülke, Okyanusya’da 15 ülke olmak üzere toplamda 157 ülkeye farklı ihtiyaçlara göre yardımlar yaptık. Aralarında ABD, Almanya, İngiltere, Finlandiya, Fransa, Norveç, Filistin, Irak, İran, Suriye, Afganistan, Belçika, Brezilya ve Küba gibi ülkelerin olduğu bu 157 ülkenin, hangi kıtadan hangi dinden ya da gelişmiş-azgelişmiş ülke olduğuna bakmadan yardım ettik.”

“39 bin mükellefe yardım yapıldı”

Koronavirüs ile mücadele kapsamında lokanta, kafe, eğlence mekanları gibi yerler kapatılmış, hem işletmeciler hem de çalışanlar ekonomik koşulların kötü olması nedeniyle eylemler düzenlemişti. Kitapta işyerlerine yönelik yapılan yardımlara dair şu bilgilere yer verildi: “İşyeri kira olan esnafa yönelik olarak üç ay süreli kira desteği başlatılmış, destek miktarı büyükşehirlerde 750 TL, diğer şehirlerde ise 500 TL seviyesinde uygulanmaktadır. Faaliyetleri kısıtlanan yiyecek ve içecek sektöründeki lokanta, restoran ve kafe gibi işletmelere ciro kaybı desteği uygulaması başlatılmıştır. Bu destek kapsamına 39 bin 59 mükellef alınmıştır.” 

Son bölümde uluslararası medyada Türkiye’nin salgınla mücadelesine dair yapılan haberlere yer verildi.

Kitabın son bölümünde ise uluslararası medyada Türkiye’nin salgınla mücadelesinin nasıl haberleştirdiğine yer verildi. Bahsedilen haberlerin hepsinin olumlu haberler olması dikkati çekti.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus