Erkek şiddetine uğrayan kadınlar anlatıyor (18): “Bizi koruyun, ölmemize izin vermeyin”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Üniversite birinci sınıf öğrencisi Hilal (*), annesi, erkek kardeşi ve üvey babası ile Denizli’de yaşıyor. Annesi ile birlikte üvey babasından şiddet gördüğünü ve ölüm tehditleri aldığını anlatan Hilal, annesinin boşanmasını istiyor fakat maddi sıkıntılar nedeniyle bunun mümkün olmadığını söylüyor. Hilal, sesini duyurmak için Medyascope’a ulaştı.

Hilal, annesinin, kardeşinin ve kendisinin can güvenliği olmadığını söylüyor. 18 yaşında olan genç kadın, yaşadıkları bu zorlu süreci en başından itibaren anlatıyor:

“Üvey babam, annemin içindeki bütün sevgiyi bitirdi

“Annem ile üvey babam altı yıldır beraberler ve dört senedir de resmî olarak evliler. Annem altı sene içinde herhangi bir fiziksel şiddete maruz kalmasa da sözlü ve psikolojik olarak çok şiddet gördü. Tanıştıklarından iki yıl sonra annem aldatılmaya başladı. İlk aldatıldığında direkt boşanmaya karar vermişti ama annemin kardeşime hamile olduğunu öğrendik. Aldırmayı düşündük ama yapamadık. O şekilde barıştılar. Annem hep aldatıldı, hamileyken bile çalıştı, ailesi için çabaladı. Altı sene boyunca sayısız defa aldatıldı. Kavga etti, susmadı ama sadece bunları yapabildi çünkü hep evladıyla, velayet ile tehdit edildi. Maddi gücü olmadığı için iyi bir avukat bulup boşanamadı. Annem, kötü şeyler yaşamış ama hiç yılmamıştı. Çocukları için hep çabalamıştı ama üvey babam onun içindeki bütün sevgiyi bitirdi. Annem hayattan zevk almamaya başladı, hayata karamsar bakmaya başladı. Neşeli sevecen kadın zamanla tükendi.”

Volkan Öncel

“Kendi babam da üvey babam da annemi evlatları ile tehdit ettiler

Hilal, annesinin yine aldatıldığını öğrendikten sonra cesaretini toplayıp boşanmaya karar verdiğini fakat hakimin annesi ile üvey babasını boşamadığını, üvey babasının ise hakimin bu kararından sonra şiddete başladığını söylüyor. Yaşadıkları zorlu süreci Hilal’den dinliyoruz:

“Yine bir defasında annemi aldatmıştı, annem öğrendi bunu. Balkona indik ve bir kadın hesabından üvey babama yazdık. Cevap verdi, kadına iltifat etti, buluşma ayarladı ve dakikalarca konuştu. Annemin o kadar zoruna gitti ki anlatamam. 2019’da evi terk etti, altı aya yakın gelmedi. O süre zarfında maddi bir desteği yoktu. Annem bizim için tekstilde çalıştı, temizliğe gitti, eş dost yardım etti. Kardeşim, üvey babam gittiğinde arkasından ‘Baba’ diye ağladı ama kafasını çevirip bakmadı. Annem, anne sevgisi görmemiş. O yüzden kendi babam da, üvey babam da annemi hep evlatları ile tehdit ettiler. Annem işsizdi, sigortasızdı. Annemi evlatları ile sindirdiler, oğlunu kaybetmekten korktuğu için sustu. ‘Anne olduğun zaman anlarsın’ dedi bana. Anne olmaya gerek yokmuş, kaybetme korkusu yetiyormuş. Annem sonunda cesaretini toplayıp dava açtı ama hakim boşamadı. Üvey babam, bu olaydan sonra çok değişti. Bir özgüven geldi. Ne düşündü bilmiyorum, ‘Bak ben güçlüyüm, devletim yanında’ diye düşünmüş olabilir.”

“Annesizlikten, kardeşime bir şey olmasından korktum”

İlk defa annesi ile birlikte şiddet gören Hilal, ölüm korkusu yaşadığı geceyi şöyle anlatıyor:

“O gün annem mutfakta çay içiyor, telefonda oyun oynuyordu. Ben odamdaydım, kardeşim uyumuştu. Üvey babam saat 01.00’e yakın işten geldi ve içki içmeye başladı. Kavga sebebi, annemin iç çamaşırını değiştirmesiydi. Bu annemin ‘orospu’ olduğuna işaretmiş. Hiçbir kadın böyle bir şeyi hak etmez. Annemi sahipsizliğinden vurdu ama kızı olduğunu unuttu. Anneme defalarca ‘Sen de içki iç’ dedi. Annem de korkudan az az içiyordu. O (üvey babam) içtikçe bağırdı, içtikçe küfretti. Odamdan çıktım, kapıda onları dinledim. Annem ‘Git uyu‘ dedi, anneme hakaret etmeye devam etti. Ayağa kalktı ve annemin kafasına, vücuduna yumruk atmaya başladı. İlk defa annemi öyle gördüm. Annemi mutfak tezgahına itti. Hemen araya girdim, üvey babama arkamı dönüp anneme sarıldım. Annemin ölmesinden korktum. Sonra beni boğazlamaya başladı. O sırada annem onu itti. Bir hışımla mutfaktan çıkardık, o ara dolaptan bıçak aldı. Bizi kesmek istiyordu, ‘Sizi öldüreceğim’ dedi. Mutfak kapısını tuttuk, annem polisi aradı. Polisi aradığını duyunca, üstünü değiştirmeye gitti. Ben de balkona çıkıp deli gibi bağırdım. ‘İmdat, polis’ dedim. Hayatımda ilk defa o kadar yüksek çıktı sesim. Hayatımda çok kötü şeyler de yaşadım ama ilk defa o gün, o kadar korktum. Ölmekten değil annesizlikten, kardeşime bir şey olmasından korktum. Annem, ‘Bir evladım daha var içeride’ diyerek çıktı mutfaktan. Ben de arkasından gittim. Üvey babam, bizi kesemediği için elinde bıçak kendini kesiyordu. Bize biraz bıçak salladı. Annem, ‘Git Volkan, git’ dedi. Annem ağlaya ağlaya evden çıktı. Kapıyı üstüne kilitledi, polis gelene kadar onu orada tutmak istedi. Üvey babam cama çıktı, camı kırmak istedi. Annemi öldürmekle tehdit etmeye devam etti. Polis geldi, polisi görünce bıçağı yere attı. Onu ve annemi alıp gittiler. Annem sabaha karşı geldi. O da saat yedi gibi servise binmiş ve işe gitmiş. Bir gece bile tutmamışlar yani. Biz şanslıydık, iki kişiydik. Birbirimizi koruduk, kardeşimi koruduk ama yapamayabilirdik. Bu düşünce beni hâlâ delirtiyor.”

“Annemi korudum, kardeşimi korudum, siz de bizi koruyun”

Hilal yaşadığı zorluklarla bugüne kadar tek başına mücadele ettiğini ama artık dayanışmaya ihtiyacı olduğunu söylüyor. Tek isteği, annesinin ve kardeşinin ölmemesi. Genç kadın, yetkililere şöyle sesleniyor:

“Annem, kızının gözü önünde dayak yemeyi hak etmedi. Kızı ve oğlu ile sınanmayı, tehdit edilmeyi hak etmedi. Kardeşimi, annemi, kendimi koruyacağım. Biz ölmeyeceğiz, korkmayacağız. Çok mutlu olacağız. Anneme ‘Boşan’ dediğimde ‘Velayeti vermez’ derdi. Doğru, vermezdi. Biz kardeşime hem anne olduk hem de baba olduk. Olmaya da devam edeceğiz. Biz ölmeyip inadına yaşayacağız. Kendini kesen ve bizi öldürmeye çalışan biri, kardeşimi de öldürür. Velayeti almaya ve onu görmeye asla hakkı yok. Buna izin vermeyeceğim. Annemi korudum, kardeşimi de korudum. Şimdi siz de bizi koruyun, lütfen. Bizim ölmemize izin vermeyin. Bizim bölünmemize izin vermeyin. Benim tek istediğim, annemin bir an evvel boşanması ve kardeşimin velayetinin anneme verilmesi. İnsan ‘Benim başıma gelmez’ sanıyor ama geliyor. Biz bir kere savaştık. Yine savaşırız ama bu sefer daha güçlü olmamız gerekiyor. Ekonomik özgürlüğümüz yok diye sindirildik ama artık sinmiyoruz. Benim annem artık mutlu olmayı hak ediyor.”

(*) Güvenlik gerekçesiyle gerçek isim saklı tutulmuştur.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus