Bilim ve Aydınlanma Akademisi, “Türkiye’de Kadın Cinayetlerinin Nedenleri ve Öneriler” raporunu yayımladı – Dr. Fatma Pınar Arslan: “Kadın cinayetleri, toplumdaki adaletsizliğin ve eşitsizliğin bir sonucu”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Bilim ve Aydınlanma Akademisi (BAA), “Türkiye’de Kadın Cinayetlerinin Nedenleri ve Öneriler” başlıklı raporunu geçen ay yayımladı. Akademi, kadın cinayetlerini, toplumdaki mevcut üretim biçimlerini ve toplumu şekillendiren maddi koşulları da içeren Marksist bir dünya görüşü temelinde, kapitalizmin dayandığı eşitsizliklere ve adaletsizliklere yer vererek, tarihsel nedensellik kapsamında ele alıyor. “Türkiye’de Kadın Cinayetlerinin Nedenleri ve Öneriler” raporunu, Dr. Fatma Pınar Arslan ile konuştuk.

Kadın cinayetlerini, “kadına yönelik ayrımcılığın ve şiddetin en ölümcül biçimi” olarak tanımlayan Bilim ve Aydınlanma Akademisi (BAA), “Türkiye’de Kadın Cinayetlerinin Nedenleri ve Öneriler” başlıklı raporunu geçen mart ayında yayımladı. Rapor, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) Genel Temsilcisi Gülsüm Kav ile Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Başkanı Av. Müjde Tozbey Erden’in destekleriyle hazırlandı.  

BAA’nın raporunda, ülkedeki kadın cinayetlerinin, içinde bulunduğumuz toplumsal örgütlenme modelinin en acımasız dışavurumlarından biri haline geldiğini vurgulanıyor. Rapora göre cinayetlerin kimileri doğrudan şiddetin sonucu, kimilerine intihar süsü verilmiş, kimi cinayetler kadınları intihar etme noktasına getiren sistematik şiddet ile işlenmiş, kimileri istenmeyen gebeliği sonlandırırken güvenli olmayan kürtaj nedeniyle gerçekleşmiş. BAA, bu tür ölümleri “kadın cinayeti” kapsamında ele alıyor ancak devletler bu cinayetlerin pek çoğunu “kadın cinayeti” olarak kabul etmiyor. Bu nedenle devlet kurumları ile kadın örgütlerinin açıkladıkları kadın cinayetleri verilerinin birbirinden farklı olduğu belirtiliyor.

Bilim ve Aydınlanma Akademisi’nden Dr. Fatma Pınar Arslan, kadına yönelik şiddeti, toplumsal zeminin bir parçası ve sonucu olarak tanımladı ve ekledi: “Temelinde eşitsiz bir toplum, şiddeti üretecektir.”

Kadın cinayeti kavramının, “bir kadının, kadın olduğu için erkek/erkekler tarafından öldürülmesi” anlamına geldiğini söyleyen Arslan, “Burada hem kadın hem de erkek ifadeleri saf biyolojik tanımlar değil, kapitalizm ya da önceki üretim biçimlerinin sonucu olarak inşa edilen kategorilerdir” dedi.

Raporda, “kadınların işçileşme süreci, ülkenin işsizlik sorunu ve yoksullaşma”, kadın cinayetlerini tetikleyen faktörler olarak görüldü. Arslan, Türkiye’de bir taraftan kadınların geçinebilmek için işgücüne daha fazla katılmak zorunda kaldığına, diğer taraftan kadının toplumsal hayattaki yerinin kabullenilmemesi nedeniyle ortaya çıkan şiddete dikkat çekti.

Raporda, ekonomik kriz dönemlerinde kadın cinayetlerinin sayısının arttığına dikkat çekildi. Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği’nin hazırladığı 50 cinayet dosyasına bakıldığında da iş hayatına giremeyen, yoksulluktan kurtulamayan ve toplumsal olarak desteklenmeyen kadınların şiddete maruz kalmasının kaçınılmaz bir sonuç olduğu görülüyor.

Rapora göre kadınların işçileşme sürecinin, işsizlik sorununun ve yoksullaşmanın, dinselleşme ile gerilimi de kadın cinayetlerini tetikliyor. Arslan, bu konuyu ve “kadın cinayetlerinin toplumsallığı” meselesini birlikte değerlendirdi:

“Son 19 yılda Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) iktidarının, toplumsal bir dönüşümü sağladığı yadsınamaz bir gerçek. Bu toplumsal dönüşümün bir parçası olarak siyasetin, yargının, eğitimin, medyanın dilinde bir kadın düşmanlığı, kadın ve erkeğin eşit olmadığının meşrulaştırılması, kadının zaman zaman şiddet görmesinin meşru olduğu fikrinin insanların kafasına sokulması söz konusu. Siyasilerin dilinde ‘kadın ve erkek eşit değildir’ fikri ciddi bir şekilde yer bulmaya başladı. Bunun yanında da yargılamalarda her türlü şiddet vakasında erkeğe verilen ceza indirimleri, toplumsal olarak şiddetin cezalandırılmayacağı fikri, kabul edilebilir hale getirildi. Bir yandan da gerici tarikatlarla birlikte zenginleşen ve kendini yasaların üstünde gören, yani birtakım maddi fırsatlar ve siyasi bağlantılar sayesinde cezalandırılmayacağını, cezadan kaçabileceğini düşünen bir toplam da ortaya çıkmış oldu. Bu anlamda bir bütünlük olarak adaletsizlik fikri topluma yerleşti.”

“Türkiye’de Kadın Cinayetlerinin Nedenleri ve Öneriler” raporu, kadın cinayetlerinin, iktidar politikalarına, yargının işleyişine, toplumsal yaşantının dinselleşmesine ve sosyo-ekonomik konjonktüre doğrudan ve sıkıca bağlı olduğuna dikkat çekti ve cinayetlerin toplumsal olduğunu vurguladı. Bu noktada raporda, hükümetin, devlet ve hukuk sisteminin de kadın cinayetlerinden sorumlu olduğu belirtildi.

Kadın cinayetlerinin nedenleri konusunda öne çıkan bir başka nokta ise kadınların ilişkileri hakkında kendi istekleri doğrultusunda karar almaları. Raporda, “Boşanma sayısı arttıkça kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerinde de artış söz konusu” ifadelerine yer verildi. Arslan, konuyla ilgili, “Kendi kararlarını vermek isteyen kadınların şiddetle karşı karşıya kalmalarının son derece yaygın bir durum. Tüm bunlar, ‘kadın şiddet görebilir,’ ‘kadın şiddeti hak eder’ söylemlerinin sürekli olarak yeniden üretilmesinin sonuçlarından biri” dedi.

Kadın cinayetlerini önlemek konusunda BAA’nın önerilerini iki grupta incelemek mümkün. Akademi, öncelikle toplumsal dönüşümü sağlayacak genel öneriler veriyor. Bunlardan bazıları şöyle: Nefret suçlarının önlenmesi, eğitimin, medyanın, siyasetin dilinin nefretten arındırılması, işçi sınıfının kendi sendikalarında, derneklerinde örgütlenmeleri, böylelikle işçi sınıfının güçlenmesiyle toplumdaki adaletsizliklerin azalması.

Raporda, kadına yönelik şiddeti ve kadın cinayetlerini önlemek konusunda da öneriler verildi: Daha fazla dayanışma evinin kurulması ve kadınların burada süresiz durabilmesi, bireysel silahlanmanın önüne geçilmesi, çocuk evliliklerinin engellenmesi, şiddeti önlemek için toplumsal mekanizmalar kurulması, kadına yönelik şiddetin bir sağlık sorunu olarak da ele alınması, kadına destek verilmesi ve göçmen kadınların haklarının korunması.

Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus