Haber takibindeki gazeteciyi ters kelepçe takıp gözaltına alan üç polis hakkında dava açıldı

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) gazeteci Beyza Kural’ın haber takibi sırasında engellenerek ters kelepçe takılıp gözaltına alınmaya çalışılmasına dair verdiği hak ihlali kararının ardından üç polis hakkında “iş ve çalışma hürriyetinin ihlali” suçlamasıyla dava açıldı.

Beyza Kural

6 Kasım 2015’teki Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) kuruluş yıldönümü protestolarında öğrencilere yönelik müdahaleyi takip eden gazeteci Beyza Kural’ın görev yapmasını engelleyen ve ters kelepçe takıp gözaltına almaya çalışan üç polis memuru hakkında dava açıldı. 

Polislerin “iş ve çalışma hürriyetinin ihlali” suçlamasıyla yargılanacağı davanın ilk duruşması 23 Haziran 2021’de İstanbul 35. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yapılacak.

2015 yılındaki olay ile ilgili bireysel başvuruyu değerlendiren Anayasa Mahkemesi (AYM), 18 Şubat 2021’de Kural’ın insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının, ifade özgürlüğünün ve basın özgürlüğünün ihlal edildiğine karar vermiş ve yeniden yargılama yapılması için kararın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine hükmetmişti.

Kural’ın avukatı Meriç EyüboğluMedyascope’a yaptığı değerlendirmede, iddianamede şikayet dilekçesinde yer alan suçlamaların ve AYM’nin işaret ettiği hususların yer almadığına dikkat çekerek “görevi savma kabilinden bir iddianame” yorumunda bulundu. Eyüboğlu, “Her şeye rağmen, içinden geçtiğimiz politik konjonktürde yedi yıllık mücadeleden sonra üç polisin yargılandığı davanın açılıyor olmasına bile sevinmemek mümkün değil” diye konuştu.

AYM ihlal kararı vermişti

2015 yılında YÖK’ün kuruluş yıldönümü protestoları takibi sırasında öğrencilerin gözaltına alınmasını haberleştirirken polisin engellemesi ile karşılaşan Beyza Kural, basın kartını göstermesine ve gazeteci olduğunu belirtmesine karşın sivil giyimli polislerce ters kelepçe takılarak gözaltına alınmaya çalışılmıştı. Süreç boyunca boynundaki kamerası kayıttaydı ve bu sırada polislerden birinin “Sana bir şey söyleyeyim bak, hiçbir şey eskisi gibi değil artık, bunu öğreteceğiz size” sözleri de kayıtlara yansımıştı.

O dönem Bianet muhabiri olan Kural’ın şikayetinin ardından üç polise yönelik açılan soruşturmada takipsizlik kararı verilmesi üzerine Kural, avukatı Meriç Eyüboğlu aracılığıyla AYM’ye başvurmuştu. AYM, 18 Şubat 2021’de Kural’ın insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının, ifade özgürlüğünün ve basın özgürlüğünün ihlal edildiğine karar vermişti.

“Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” sözü iddianamede

AYM kararının ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Halil İbrahim Kuş, 24 Mart 2021’de üç polis hakkında yeni bir iddianame hazırladı. İddianamede Beyza Kural’ın savcılık ifadesinin yanı sıra Kural’ın şikayeti üzerine üç polisin İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğü’ndeki ifadelerine yer verildi.

Kural, iddianameye yansıyan ifadesinde “haber takibi sırasında sivil polislerin yanına geldiğini, polislere kurum kartını göstermesine rağmen kendisini itip kaktıklarını, kollarından tutup gözaltı aracına götürdüklerini, ters kelepçe taktıklarını, gözaltına alınırken el ve kollarında kızarıklıklar oluştuğunu” aktararak polislerden şikayetçi olduğunu belirtti.

Olay anındaki fotoğraflarda Beyza Kural’ın elinde basın kartını tuttuğunun görülmesine karşın polisler iddianameye yansıyan ifadelerinde, “Kural’ın kartını göstermemekte direttiğini” öne sürdü. “Hiçbir şey eskisi gibi değil artık, bunu öğreteceğiz size” sözlerinin ardından Kural’ı sürükleyerek gözaltı aracına götüren polis ise iddianameye yansıyan ifadesinde bu sözleriyle ilgili şu açıklamayı yaptı:

“’Hiçbir şey eskisi gibi değil artık. Bunu öğreteceğiz size’ cümlesi ile tam olarak hatırlamamakla beraber, o dönem devletimizin üst düzey yetkilileri tarafından terör eylemlerine karsı duruşa yönelik kararlı söylemler ve olay yerinde bulunan grubunun elindeki pankartlar ve söylemlerle polisi ve devleti aşağılayıcı ve suçlayıcı söylemlerin bulunması dolayısıyla ortaya söylenmiş bir söz olduğunu düşünüyorum. Şahsa yönelik değildir. Zaten arkamı dönüp giderken söylemişim, o şahsı ne bu olay öncesinde ne de sonrasında görmüş değilim.”

AYM, ihlal kararında tek başına kelepçe takılmasının her olayda “kötü muamele” olarak nitelendirilemeyeceğini ancak şüpheli polislerden birinin gazeteciye yönelik “Sana bir şey söyleyeyim bak, hiçbir şey eskisi gibi değil artık, bunu öğreteceğiz size” sözleriyle birlikte değerlendirildiğinde, kelepçelemenin, başvurucunun küçük düşürülmesi ve başvurucuya bir nevi ders verilmesi amacıyla kasıtlı olarak vücut bütünlüğüne zarar verecek şekilde gerçekleştirildiği izlenimi oluşturduğunu belirtmişti.

Polisler iddianameye yansıyan ifadelerinde yetkilerini aşmadıklarını öne sürerek suçlamaları reddederken savcı, iddianamede “şikâyetçinin görevi ile ilgili yeterli bilgilendirmeyi görevlilere yaptığı halde duyarsız kalarak görevini yapmasını engelledikleri toplanan delillerden anlaşılmakla, şüphelilerin üzerine atılı suçtan yargılamaları yapılarak eylemlerine uyan ve yukarıda açıklanan sevk maddesince cezalandırılmalarına karar verilmesi” talebinde bulundu.

Avukat Eyüboğlu: “Şikayet dilekçemiz ve AYM kararındaki hususlar dikkate alınmamış

İddianameyi Medyascope’a değerlendiren avukat Meriç Eyüboğlu “Hem şikayet dilekçemizde belirttiğimiz hususların hem de AYM’nin işaret ettiği hususların üzerine yatılmış, sadece iş ve çalışma hürriyetinin ihlali gerekçesiyle dilekçe düzenlenmiş” dedi.

Eyüboğlu, Kural’ın gazeteci olarak YÖK protestolarını takip ederken polisin fiziki şiddetine maruz kaldığını, tehdit edildiğini ve bir polisin söylediği “Bunu öğreteceğiz size” sözleriyle “tüm gazetecilere ve aslında daha geniş toplumsal kesimlere mesaj verildiğini” belirtti.

Eyüboğlu, “tehdit, zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması, kasten yaralama, iş ve çalışma hürriyetinin ihlali ve görevi kötüye kullanma” suçlamalarıyla polislerden şikayetçi olduklarını ancak soruşturmanın takipsizlik kararı ile sonuçlanmasının ardından AYM’ye başvurduklarını belirterek şöyle konuştu: “AYM etkin soruşturma yürütülmemesi nedeniyle hazırlık soruşturmasının yetersiz olduğunu ifade etti. Zor kullanma yetkisini aşan bir durum olduğunu, ‘başvurucuya bir nevi ders verilmesi amacıyla kasıtlı olarak vücut bütünlüğüne zarar verecek şekilde’ uygulama yapıldığı sonucuna vardığını ifade etti. Polislerin görev sınırını aştıklarını ve görevi kötüye kullanma, tehdit, kasten yaralama suç tiplerine işaret etti.”

Eyüboğlu iddianamede şikayet dilekçesine ve AYM kararındaki hususlara yer verilmediğinin altını çizerek, “Son zamanlarda görmeye sıklıkla alıştığımız görevi savma kabilinden bir iddianame. ‘AYM hak ihlali var dedi, o zaman ben de dava açayım’ yüzeyselliğinde. Tarafların ifadeleri alınmadı, takipsizlik kararı verilen dosyada olanlarla iddianame hazırlandı. Sadece iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçlaması yer aldı” dedi.

Her şeye rağmen yedi yıllık mücadelelerinin sonunda üç polisin yargılama kararının sevindirici olduğunu belirten Eyüboğlu, şöyle devam etti: “Mahkeme iddianamedeki suç tasnifiyle bağlı değil. Dolayısıyla yürüttüğümüz hukuki tartışmaları özelikle AYM kararında işaret edilen hususları mahkemede de dile getireceğiz. Mahkeme tarafından bunların kabul edilmesi teorik olarak mümkün. Pratikte öyle mi olacağını hep birlikte göreceğiz. Ancak yargılamanın sonucunda ne çıkarsa çıksın görevi salma kabilinden iddianameleri kabul etmiyoruz. Sonuna kadar da bu iddianameyi zorlamaya ve parçalamaya devam edeceğiz.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus