CHP’den “Değer’sizleştirilen Ev İşçiliği – Görünmeyen İşçiler” raporu – CHP Milletvekili Gülizar Biçer Karaca: ”Ev işçisi kadınlara çalışma izni vermek zorundalar”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), salgın döneminde kısa çalışma ödeneğinden yararlanamayan, güvencesiz çalıştırılan ve hak ihlallerine maruz kalan ev işçilerinin yaşadığı sorunlara dikkat çeken bir rapor hazırladı. “Değer’sizleştirilen Ev İşçiliği – Görünmeyen İşçiler” başlıklı raporda, Ev İşçileri Dayanışma Sendikası (EVİD-SEN) üyesi işçilerin dile getirdiği talepler ve CHP’nin çözüm önerileri yer aldı. CHP İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, rapor hakkında Medyascope’a konuştu. Karaca, “Zengine kapanma yok. Küçük esnafa, işsize, emekçiye, ev işçilerine tam kapanma var. CHP olarak bunu kabul etmemiz mümkün değil” dedi.

Koronavirüs salgını nedeniyle tam kapanma dönemine geçilmesi kararı sonucu birçok ev emekçisi işsiz kaldı. CHP İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, yasak kararlarının en çok ev işçilerine zarar vereceğini söyledi. Karaca, şöyle konuştu:

“Ev işçilerinden raporun kamuoyuna yansımasından dolayı mutlu olduklarına dair telefonlar alıyoruz. Zamanlama tam yerinde oldu. Sözde tam kapanma, tam kapanma diye bir şey yok ama ev işçileri çalışmak için valilik ve kaymakamlardan izin alamıyor, çalışamıyor. Kapanma gerekliydi ama şunu anlamıyorum, kamu kurumlarında nöbetleşe çalışma olacak, özel kurumlar, fabrikalar çalışacak fakat o işletmelerde çalışan vatandaşlarımızın çocuklarına bakan, temizlik gibi işleri yapan ev işçileri evine kapanacak ve işsiz kalacak. Bu nasıl hayata geçirilecek? Bunu anlamakta ve çözümlemekte gerçekten zorlanıyorum. Eğer tam kapanma olacaksa tüm kurum ve kuruluşlarda 14+14 günlük tam kapanma olmalıydı. Kamu kurumları nöbet getirilerek çalıştırılıyorsa o vatandaşların evlerinde çalışan ev işçisi kadınlara da bu izni vermek zorundalar.” 

CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca

Ev işçilerinin İş Kanunu kapsamına alınması için Türkiye Büyük Millet Meclisi‘ne (TBMM) yasa teklifi de sunan Karaca, Ev İşçileri Dayanışma Sendikası (EVİD-SEN) Başkanı ve üyeleri ile yaptığı çevrimiçi toplantıda gündeme getirilen ve raporda yer alan sorunları ve talepleri şöyle sıraladı:

“Ev hizmetlerine giden her 10 kadın işçiden üçü cinsel, fiziksel şiddete ve mobbinge uğramakta”

“-Ev işçilerinin öncelikli olarak yapılacak yasal çalışmalar ile İş Kanunu kapsamına alınması gerekmektedir.

-6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında bulunmayan ev işçileri herhangi bir iş kazasına uğramaları durumunda ‘meslek hastalığı’ olarak kabul edilmemektedir.

-5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda ev işçileri bakımından bir ay içerisinde bir işyerinde 10 günden az-10 günden çok çalışan ayrımı bulunduğu için çoğu ev işçisi uzun vadeli sigorta kolunda yer almamaktadır.

-Lisanssız çalışan danışman şirketlerinin denetimsizliği ciddi bir sorun alanı oluşturmaktadır.

Danışman şirketlerden bazıları aracılık yaptıkları ev işçilerinin görev almak istedikleri işkollarına riayet etmemektedir. Örneğin, temizlik konusunda çalışmak isteyen bir ev işçisi danışman şirketin, “Bakıcılık da yapar, yemek de yapar” şeklinde tanıtımına ve alacağı ücretin ötesinde fazla iş yapmaya maruz bırakılabilmektedir.

Ev işçileri arasında herhangi bir ücret standardı yoktur. Çalışma saatleri belli değildir.

-Sendikaların verdiği bilgiye göre, ev hizmetlerine giden her 10 kadın işçiden üçü cinsel, fiziksel şiddete ve işyerinde mobbinge uğramaktadır. Birçok ev işçisi evlerde uğradığı mobbing ve taciz gibi suç içeren fillere maruz bırakılabilmekte ve konut dokunulmazlığından dolayı bu tür filleri ispatlamak imkansız olabilmektedir.

-Ev işçileri, izin ve dinlenme haklarını yeterince kullanamamaktadır.

Ev emekçilerinin talepleri şöyle:

“Ev işçilerinin 4857 sayılı İş Kanunu ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamına alınması ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’ndaki, ’10 günden az-10 günden çok’ çalışma ayrımının kaldırılması,

-Ev işçilerinin İş Kanunu kapsamına alınması tek başına yeterli olmayacağı için 30 işçi ve üstünde işçi çalıştıran yerler için geçerli olan iş güvencesi konusunda da değişiklik yapılması,

-Ev işçilerine lisanssız danışman şirketlerinin aracılık yapmasına son verilmesi, güvencenin devlet denetiminde sağlanması,

-Ev işçilerinin istihdamının Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) ve özel istihdam büroları aracılığıyla yapılması sağlanarak hem kayıt dışılığa son verilmesi ve dolayısıyla etkin veri toplanması ile ev işçilerinin uğrayabilecekleri mağduriyetin en aza indirilmesinin sağlanması,

-Türkiye İstatistik Kurumu‘nun (TÜİK) ev işçileri ile ilgili topladığı verinin diğer faaliyet kollarından ayrılarak hesaplanmasının sağlanması,

Yapılacak yasama çalışmaları neticesinde ev işçilerinin ücret standardı, izin ve dinlenme hakkı, çalışma saatlerinin netleştirilmesi gibi niteliklere kavuşmasının sağlanması,

-Uluslararası Çalışma Örgütü‘nün (ILO) 189 sayılı ‘Ev İşçileri için İnsana Yakışır İş hakkında ILO Sözleşmesi’ ve 201 sayılı ‘Ev İşçileri için İnsana Yakışır İş hakkında ILO Tavsiye Kararı’na taraf olunması için gerekli çalışmaların yapılması,

-Salgında kısa çalışma ödeneğinden yararlanamayan ev işçilerinin yaşadığı yoksulluk, işsizlik ve gelir kaybı telafisi ve insan onuruna yakışır yaşam koşulları için ekonomik tedbir paketlerinde ev işçilerinin yer alması çağrısının yapılması,

-Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler (KOBİ), esnaflar, öğretmenler, apartman görevlileri, EYT’liler (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) gibi toplumun farklı kesimlerini kucaklayan CHP’nin ‘ev işçileri’ için ekonomik destek paketini dillendirmesi, sorunları görünür kılması, sayıları milyonları bulan ev işçileri için güvenceli iş vurgusunu farklı platformlarda dile getirmesi.”

“Ailelerden ve danışmanlık şirketlerinden dolayı iş tanımımız olmuyor”

Raporda ev işçilerinin yaşadığı sorunlar işçiler tarafından dile getirildi. Ev işçilerinin yaşadığı zorluklara ve kötü koşullara dair anlattıkları şöyle:

“-35 yıllık ev işçisiyim. 15 yaşından beri çalışıyorum, okutulmadım. Babam tekel işçisiydi. ‘Kızlar okumaz’ dediler okula göndermediler. Okuyabilseydim öğretmen ya da doktor olmak isterdim. Son 15 yılın içinde hiç mutlu çalışmadım. Son yedi yıldır çalıştığım işverenle davalığım. ‘Bir ay denedik, beğenmedik’ diyerek haklarımı almaya çalıştılar. Sadece sigorta yapmalarını istemiştim. 35 yıl çalıştım, elimde avcumda hiçbir şeyim yok. Oğlumu lise ikiye kadar okutabildim. Salgın yüzünden son bir yıldır inanılmaz zorluklar yaşıyoruz. Şu anda gerçekten gittiğim bir iki yer dışında gelirim yok.

-Evde çalışan kişiler temizlikçi olarak girdi ise temizlik yapmalı, dadı olarak girdi ise sadece dadılık yapmalı. Ailelerden ve danışmanlık şirketlerinden dolayı iş tanımımız olmuyor.

-‘İzin almadan, izne gitmeden hep bizimle ve bizim belirlediğimiz düşük ücretten bizimle çalışın’ diyorlar. Ev hizmetlerinde çalışan bütün arkadaşlar adına söylüyorum, inanın değerimiz yok. Bizim yaptığımız hiçbir şey göze görünmüyor.

-Firmalar bize destek olacağını söyleyerek işe gönderiyor ancak inanın Ankara’da, İstanbul’da çalışmaya gittiğimde sorun yaşayınca elimde valizle gece yarıları yollara düştüğüm oluyor.

-Danışman şirketleri genelde ailenin peşinde, onlardan yana, alacağı paraya bakıyor.

-Ev işçiliği çok yorucu bir iş. Biz bunun hakkını alamıyoruz. Üç senedir dört katlı, 650 metrekare bir evde çalışıyorum ve benim maaşımı salgında bir yolunu bularak 800 liraya indirdiler.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus