Rize-İkizdere’de köylülerin taşocağı direnişi sürüyor: “Babamın tapulu malına girerken kimlik soruyorlar, o taşı alırlarsa bütün çaylıklarımız iptal olur, herkes duydu bir Tayyip duymadı”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Rize-İkizdere halkı bir aydır bölgelerine taşocağı yapılmaması için direniyor. Rize Valiliği’nin eylem ve gösterileri 15 gün süreyle yasaklayan kararından dolayı direnişi uzaktan sürdüren yöre halkı bir yandan da hukuki mücadele veriyor. İkizdere halkı mahkemenin, yürütmeyi durdurma yönünde karar vermesini bekliyor, Cengiz İnşaat’ın bölgedeki ruhsatının iptali için açtıkları dava da sürüyor. Medyascope muhabirleri Zeynep Timurlenk Pozut ve Sedat Elbasan, İkizdere’ye giderek Cevizlik ve Gürdere köylerini ziyaret etti. İkizdere halkı ve avukat Yakup Okumuşoğlu, yaşananları ve son durumu anlattı.

Kamera & kurgu: Sedat Elbasan

Rize’nin İyidere sahili mevkiine 16 Temmuz 2020’de yapılması planlanan lojistik liman projesi için ihale açılmış ve ihaleyi Adalet ve Kalkınma Partisi’ne (AKP) yakınlığıyla bilinen Cengiz İnşaat kazanmıştı.

Projede, deniz dolgusunda kullanılmak için hammadde gerekli. Hammadde temininin giderilmesi için de 19 Mart’ta, İşkencedere Vadisi’ndeki Cevizlik ve Gürdere köylerindeki arazilerle ilgili “acele kamulaştırma kararı” verildi. AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla verilen karar, Resmi Gazete’de yayımlandı. Yerli halk ise bu kararın ardından vadide çadır kurdu, nöbet tutmaya başladı. Halkın direnişi birinci ayında.

“Yatmadan önce kendilerine ait olan mülkleri, sabah kalktıklarında ellerinden gitmişti”

Taşocağı yapımının durdurulması için dava açan yöre halkının avukatı Yakup Okumuşoğlu, köylülerin yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:

“Artık şirketler neredeyse devlet kadar hak ve imtiyaz sahibi. Kendileri gelip, ‘Arazini bana sat, yoksa kamulaştıracağım’ diyebilecek kadar keyfiler. Satmazlarsa devletin kimi kurumlarını aracı kılıp, kamulaştırma kararı alıp, arkasından o kamulaştırılan yerleri de kullanmak için kendilerine tahsis ettiren bir güce sahipler. Burada da benzer bir süreç yaşandı. Acele kamulaştırma kararından sonra müvekkillerim bir sabah kalktıklarında iş makineleriyle karşılaştılar. Yatmadan önce kendilerine ait olan mülkleri sabah kalktıklarında ellerinden gitmişti.”

Avukat Yakup Okumuşoğlu

Proje için Cengiz İnşaat’ın, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’ndan aldığı Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporunda, “Taşocağı açmayacağım” dediğini hatırlatan Okumuşoğlu, “Bunun üzerine Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, ÇED sürecine taşocaklarını dahil etmeden olumlu karar verdi. Olumlu karardan sonra Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı geldi, Rize Valiliği’ne ‘Ben burada taşocağı açacağım’ dedi ve ‘ÇED gerekli değildir’ kararı aldı. Yani ÇED’den kaçırmış oldular. Burada yaşanan hukuksuzluğun en çarpıcı görüntüsü bu” diye konuştu.

Köylüler, 21 Nisan’da çadır kurarak direnişe geçti

Tapulu arazilerine el konulan ve taşocağı yapılırsa doğal yaşam alanlarının tahrip edileceğinden, çaycılık ile arıcılığın yok olacağından, geçim kaynaklarının zarar göreceğinden endişe duyan köylüler karara tepki gösterdi. Yöre halkı, 21 Nisan’da çadır kurarak inşaat faaliyetine karşı nöbet tutmaya başladı. Cengiz İnşaat’a ait iş makinelerinin vadiye girmesiyle gerilim arttı. İş makinelerini durdurmaya çalışan halka jandarma müdahale etti. Köylülerden bazılarına sokağa çıkma yasağı kapsamında ceza kesildi. 

Ramazan Bayramı’nda çalışma yapmayacağını belirten Cengiz İnşaat bu sözünü de tutmadı. İnşaat çalışmalarına engel olmak isteyen yöre halkı, jandarma barikatı ve şirketin çalışma alanını ayırdığı demir kapı ile karşı karşıya kaldı. 

Bakan Karaismailoğlu: “Yaşananlar algı operasyonu”

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, İkizdere’de yaşananların bir algı operasyonu olduğunu dile getirerek şöyle konuşmuştu: “Dün üçüncü köprüye, İstanbul Havalimanı’na, şehir hastanelerine karşı çıkanlar bugün burada Rize-İkizdereli kardeşlerimizi yalanlarıyla kandırmaya çalışıyorlar. Rize-İkizdere’de oynanan oyun ise sadece taşocağı ve çevre hassasiyeti değil. Sıkıntıları her zaman olduğu gibi bu ülkenin kalkınmasıdır. Bu provokasyonlar, siz değerli kardeşlerimizin basiret ve feraseti ile defedilecektir.”

Bakanlık: “10 yerden numune alındı, uygun taş İkizdere’de

Cengiz İnşaat’ın tarafından yapılan açıklamada ise “Hammaddenin temin edilmesi planlanan İkizdere Cevizlik taşocağı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından seçilmiştir” denildi.

Adil Karaismailoğlu da bölgeyi kendilerinin belirlediğini doğruladı ve “İhtiyaç duyulan deniz suyuna dayanıklı taş rezervi konusunda mevcut taşocakları da dahil tam 10 yerden numuneler alınmış, uygun taşın burada olduğu bilimsel ve tarafsız kurullar tarafından tespit edilmiştir” dedi.

“Bakanlığın açıklaması gerçek dışı”

Bakan Karaismailoğlu’nun açıklamalarının gerçekdışı olduğunun savunan avukat Yakup Okumuşoğlu, “Limanın projesinde ‘Biz taşocağı açmayacağız, araştırma yapmadık’ diye kendileri söylüyor. ÇED raporunun 31 ve 36. sayfalarını açıp bakabilirsiniz. Alternatif araştırmasını yapmış olsalar burada karotlarla numune alınması, sondaj yapılması gerekiyordu. Burada kimse sondaj yapmadı, dolayısıyla o beyan doğru değil” diye konuştu.

Rize Valiliği: “Devletimiz için çok önemli bir proje

Rize Valiliği de yapılmak istenen taşocağına yönelik tepkilerin ardından açıklama yaptı. Valiliğin açıklamasında, “Devletimiz, ülkemiz ve ilimiz için çok önemli olan ve her türlü hukuki aşaması tamamlanan, izinleri alınan yatırım projesi kapsamında açılmak istenen taşocağını engellemeye çalışan, tüm ısrarlı açıklama, ikna gayretleri ve ikazlara rağmen maske-mesafe kuralına uymayan, kamu görevlilerinin çalışmasını sekteye uğratmak isteyen kişilere idari yaptırım uygulanmıştır” denildi.

“Bakanlık araziyi, ihale ve ÇED’den önce şirkete vermiş, bu peşkeş çekmektir”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Ali Öztunç, 3 Mayıs’ta yaptığı açıklamada, taşocağının Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından ihale edilmeden verildiğini öne sürdü:

“ÇED kararı yok, ihale yok. Proje sahibi bakanlık ama e-posta olarak Cengiz Holding’de çalışan bir mühendisin e-posta adresi verilmiş. Yani ihaleden, ÇED kararından önce bu taş ocağının Cengiz Holding’e verileceği belirlenmiş. Bu peşkeş çekmektir.”

Avukat Yakup Okumuşoğlu, Öztunç’un haklılığına dikkat çekerek, bakanlığın liman ve taşocağı projesini tek bir proje olarak düşündüğünü, dolayısıyla liman projesi Cengiz İnşaat’a verildiğinde, taşocağı projesinin de ihalesiz verilebilirmiş gibi görüldüğünü söyledi. Okumuşoğlu, bu noktada bir problem olduğunu şöyle açıkladı:

“İki proje birlikte düşünülmeli. Taşocağı projesinin, liman projesinin ÇED’i içerisinde değerlendirilmesi gerekiyor ama bakanlık gidip demiş ki ‘Ben taşocağı açmayacağım.’ Bunu açmayacağım demişse, liman projesi içinden taşocağını da çıkarmışsa, bu artık liman projesi ile ilgili olmaz. Burayı artık limanın taşocağı olarak değerlendiremezsiniz. O sebeple ihalesiz verilmesi şuradan baksanız da hukuksuzluk, buradan baksanız da hukuksuzluk. Eğer bu proje limanın projesi ise sen bunu niye içerisinde değerlendirmedin, yok eğer değilse sen gelip liman için valiliğe ‘Taşocağını açıyorum’ nasıl diyorsun, eğer liman projesi içerisinde değerlendiremiyorsan buranın ihalesi yapılmadan nasıl verdin?”

Proje ile ilgili açıklama yapan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, projeyi cumhuriyetin 100. yılında hizmete açmayı planladıklarını belirtti. Taşocağı ile ilgili teknik bilgi de veren Karaismailoğlu, iddiaları şöyle yanıtladı:

“Ocağımız Cevizlik Köyü’ne kuşbakışı bin 800 metre, Gürdere Köyü’ne 2 bin 500 metre uzaklıktadır. Yani yerleşim alanlarına bir hayli uzak mesafede çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Maden İşleri Genel Müdürlüğü’nün mevzuatı çevresinde, ocak sahasında üretime başlamadan önce bitkisel toprak sıyrılacak olup, üretim sonrası arazi ıslah çalışmalarında kullanılmak üzere muhafaza edilecektir. Sadece 13,5 hektarlık ÇED alanında taşocağı faaliyeti sürdürülecektir. Taş kırma faaliyetleri bitiminden sonra taşocağı bölgesi bitkisel toprakla doldurulacak, tarımsal, bitkisel verimlilik aynı kalacaktır. Mevcut doğal yaşamın geri kazanılması sağlanacaktır. Bu taşocağı 70 yıl değil, sadece iki yıl süre ile işletilecektir. Ocaktan sadece ve sadece liman için taş çıkarılacaktır. Hazineye ait ocak çalışma sahasında tarla yoktur, kesinlikle tarlalara dokunulmayacaktır. Taşocağı için iki ruhsat verildiği bilgisi kesinlikle yanlıştır. Sadece tek ruhsatlı bir çalışma söz konusudur. 100 bin ağaç kesilecek yönündeki ifadeler tamamıyla gerçekdışıdır.”

Rize Belediye Başkanı: “Eylemler oy devşirmeye yönelik”

Rize Belediye Başkanı Rahmi Metin, 16 Mayıs’ta AKP’li belediye başkanları ile birlikte taşocağı çalışmasının yapıldığı bölgeye giderek açıklama yaptı. Bölgede söylendiği gibi mağduriyetlerin olmadığını öne süren Metin, “Yapılan eylemlerin oy devşirmeye yönelik olduğunu adımız gibi biliyoruz” dedi.

Yöre halkının tapulu arazilerine kurdukları direniş çadırları, 16 Mayıs gecesi jandarma tarafından söküldü. Sabah alana gelen köylüler, çadırların sökülmesine tepki gösterdi.

Gösteri, yürüyüş ve açıklama yapılması 15 gün yasaklandı

Yöre halkının inşaata tepkileri sürerken Rize Valiliği, 17 Mayıs’tan itibaren İkizdere’de 15 gün gösteri, yürüyüş ve açıklama yapılmasını yasakladı. Kararın gerekçesi, “Farklı kesimler arasında gerilim yaşanmasının önlenmesi, milli birlik ve beraberliğimizi zedeleyici provokatif eylemlerin önüne geçilmesi, kamu düzeni ve güvenliğinin sağlanması, koronavirüs salgınına karşı halk sağlığının korunması, temel hak ve özgürlükler ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin ve genel asayişin korunması, genel trafik ve yolcu güvenliğinin sağlanması, şiddet olaylarına mahal verilmemesi ve yaygınlaşmasının önlenmesi, yaşanabilecek olumsuz durumların önüne geçilebilmesi maksadıyla” diye açıklandı. .

Kararın ardından bölgeye “Toplumsal Olaylara Müdahale Aracı” (TOMA) getirildi. İnşaat alanına girişleri engellemek için çekilen demir kapının önüne jandarma takviyesi yapılmasının ardından yollar da kapatıldı. Köy halkının bölgeye girişine izin verilmiyor.

Avukat Yakup Okumuşoğlu: “Dalga mı geçiyorsunuz?”

Rize Valiliği’nin açıklamalarını hukuk dışı olarak değerlendiren avukat Yakup Okumuşoğlu tepkisini şöyle dile getirdi: “Bu insanlar barışçıl insanlar, bir aydır burada mücadele ediyorlar. Kimsenin burnunun kanamasına izin vermediler. ‘Temel hak ve hürriyetler’ diyorsun ama nefes almak, tuvalete gitmek, su içmek dışında her şeyi yasaklamışsın. ‘Temel hak ve hürriyetleri koruyacağım’ diyorsun, köylüler ‘Taşocağına hayır’ dedikleri pankartı asınca gelip kaldırıyorsun. Açıklama yaptırmıyorsun, gazetecileri içeri sokmuyorsun, orada şarkı söyletmiyorsun, fotoğraf çektirmiyorsun. ‘Temel hak ve özgürlük’ diyorsun, dalga mı geçiyorsunuz?” 

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener bölgeyi ziyaret etti

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener 20 Mayıs’ta, direnişe destek olmak için İkizdere’ye gitti. Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Akşener şunları söyledi:

“Burayı ziyaret ettik ve bilgiler edindik. Milletvekili arkadaşlarımız bu bilgiler ışığında araştırma ve soru önergeleri verecek. Ben de burada edindiğim bilgileri, halkın söylediklerini çarşamba günü grup konuşmamda anlatacağım. Bu bilgileri not ettik şimdi tespitlerini yapacağız. Dolayısıyla eleştirilerimizi yapacağız ama çözüm önerilerini de söyleyeceğiz.”

“Herkes duydu, bir Tayyip duymadı”

İkizdere halkı, valilik yasağından dolayı bölgeye gidemiyor ancak direnişi sürdürmekte kararlı. Yöre halkından Ayşe Albayrak, “Bize burada çok zulüm ettiler şimdi de askerleri koydular, demir kapı ördüler. Tapulu malımıza giremiyoruz. Babamın tapulu malına girerken kimlik soruyorlar. Doğamızı, derelerimizi kuruttular, ormanlarımızı bitirdiler. Orman bizim ambarımız, geçimimizi oradan sağlıyoruz, çocuğumuzu ormanda büyüttük biz” sözleriyle projeye tepki gösterdi.

Gürdere Köyü sakini Gülten Karadeniz de taşocağına karşı olduğunu söyledi: “Hiç olmaz, hiç yakışmıyor. Oraya o taşocağı olmaz zaten. Bizim her şeyimiz oradan geliyor, bunu herkes duydu bir Tayyip duymadı. Nasıl oldu bilmiyorum.”

“Biber gazı sıktılar, niye sıktılar bilmiyorum”

Cevizlik Köyü’nden ismini vermek istemeyen bir kadın da taşocağının yapılmasını istemediğini belirterek şunları söyledi:

“İstemiyoruz, bizim orada çaylıklarımız var. O taşı alırsa bütün çaylıklarımız iptal olur. Gittim mücadeleye, ‘Orada babamın malı var, çayımız var bakın ona göre konuşun’ dedim. Biber gazı sıktılar, niye sıktılar bilmiyorum. Bir bana değil herkese. Ben canımdan geçtim, ‘Daha oralara gitmem Allahlarından bulsunlar’ dedim, oturdum. Devlet bize sormuyor ki ne diyelim?”

“İnsanlarımız ramazan günü aç, susuz ıstırap çektiler”

Taşocağı yapılacak yerin köyün ambarı olduğunu, hayvanlarının orada otladığını, arıcılığın orada yapıldığını, çayın orada yetiştiğini ve sularının oradan geldiğini söyleyen Gürdere Köyü sakinlerinden Mehmet Karadeniz, tepkisini şu sözlerle dile getirdi: “Nereden geldi bela oldu bu başımıza, ille de buranın taşı. Bu taş olmasa Rize’ye liman yapılamayacak, Türkiye’ye liman yapılamayacak mı, o kadar değerli bir taş mıymış? Bir aydır kadınlarımız, insanlarımız orada. Ramazan günü aç, susuz ıstırap çektiler. Ramazanın 30 günü oradaydık. Kadınlar, sabahtan akşama kadar orada gaz yediler. Asker bize bir şey yapmıyor, üstten baskı var. Asker bizim kendi askerimiz, çoğunu tanıyoruz ama yukarıdan baskı gelince Rize’de, Kalkandere’de jandarma kalmadı, hepsini buraya topladılar.”

Cevizlik Köyü’nden Meryem Kuvel, “Sularımız battı, sularımız yazın azaldı o yüzden karşıyım. Bizim köyün deresi de yok, küçük bir ırmak var. O ırmak da böyle battığı zaman biz burada susuz ne yapacağız, devlet neden böyle yapıyor? Vatandaşın fikirlerini öğrensin, gelsin bize bir sorsun. Orada zorbalık var. Jandarmaları dikmişler oraya, geçemiyoruz bile. Böyle olur mu?” diye sordu.

“Mahkemenin, yürütmeyi durdurma konusunda karar vermesini bekliyoruz”

Avukat Yakup Okumuşoğlu, gelinen son noktayı şöyle aktardı:

“Ziraat Mühendisleri Odası’nın bir müdahale talebi var. Onlar dosyaya gelmiş, onun dışında dosyaya gelen başka yeni bir evrak yok. Bundan sonra mahkemenin, yürütmeyi durdurma konusunda karar vermesini bekliyoruz. Açtığımız diğer bir dava var, o henüz tekerrür etme aşamasında. O dava ruhsat iptali için, öbürü de ÇED iptali için.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus