Şiddet ve siyaset: Türkiye’nin 2015 sonrası siyasal şiddet dosyası

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir İl Başkanlığı’na 17 Haziran günü düzenlenen silahlı saldırı, rahatsızlanan annesi yerine bir günlüğüne işe gelen Deniz Poyraz’ın (38) ölümü ile sonuçlandı. Medyascope, Türkiye’nin yakın hafızasında siyasi parti veya siyasetçileri hedef alan saldırıları derledi. Siyasetbilimci Prof. Dr. Murat Somer, siyasal şiddet olaylarında ortaya çıkan şablonu ve şiddet olaylarının hedefini yorumladı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir İl Başkanlığı’na 17 Haziran Perşembe günü saat 11.05’te silahlı saldırı düzenlendi. Saldırgan Onur Gencer, o sırada binada bulunan tek kişi olan Deniz Poyraz’ı rehin aldı ve ardından silah ile ateş ederek öldürdü. 38 yaşındaki Deniz Poyraz, çay servisi çalışanı annesi Fehime Poyraz’ın rahatsızlığı sebebiyle bir günlüğüne onun yerine çalışıyordu.

Saldırının ardından konuşan HDP’li ve diğer muhalefet milletvekilleri, iktidarın söylemlerini ve politikalarını saldırının nedenleri arasında gösterdi. HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, saldırının düzenlendiği saatlerde binada 40 kişilik yönetici grubu toplantısı planlandığını ancak acil sebeplerden dolayı toplantının iptal edildiğini söyledi.

Saldırgan Onur Gencer, emniyette verdiği ifadede, binada kaç kişi bulunursa bulunsun öldürme niyetiyle içeriye girdiğini anlattı. Gencer’in Instagram hesabında tüfekli ve poligonda ateş açarken çekildiği fotoğrafları bulunuyordu.

İYİ Parti Malatya İl Başkanlığı’na sopalı saldırı

Malatya’nın Kavaklıbağ Mahallesi’ndeki İYİ Parti İl Başkanlığı’na 23 Mayıs 2021 tarihinde saldırı düzenlendi. Binaya sopa ile saldıran Vahap Ş., saldırı sırasında “Mahallede terörist istemiyoruz” diye bağırdı. Vahap Ş. daha sonra kamera görüntülerinin yardımıyla yakalandı.

İYİ Parti Malatya İl Başkanı Süleyman Sarıbaş, sosyal medyadan “Dün gece AKP’li sarhoş bir serseri partimize saldırıda bulunmuş ve giriş camlarını kırmıştır” paylaşımında bulundu.

Gelecek Partisi Sakarya İlçe Başkanlığı’nın camları kırıldı

9 Nisan 2021 tarihinde Arifiye Mahallesi’nde bulunan Gelecek Partisi İlçe Başkanlığı’nın camları kırıldı. Parti binasının camlarının fırlatılan soda şişesi ile kırıldığı belirtildi. Gelecek Partisi Sakarya İl Başkanı Fatih Sevindik, saldırıyı kınadığı açıklamada “Güvenlik güçlerimizden ve bağımsız yargıdan failleri ve varsa faillerin arkasındaki kişileri ortaya çıkartıp bu provakasyonu tüm yönleriyle aydınlatmasını talep ediyoruz” dedi. Sevindik, “Partimiz, şiddet dilini kullananların aksine sevgiyi barışı ve kardeşliği her zaman önceleyecektir. Türkiye’nin 1980 öncesinde olduğu gibi kaotik günlere dönmesine fırsat vermeyecektir. Mevcut iktidar artık ülkemizi yönetememektedir” diyerek iktidarı eleştirdi.

Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ’a silahlı ve sopalı saldırı

Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ da 15 Ocak 2021 tarihinde Ankara’daki evinin önünde silahlı ve sopalı saldırıya uğradı. Özdağ, olayın ardından hastanede tedavi altına alındı. Saldırıdan dört gün sonra, olay anında çekilen cep telefonu kamerası görüntüleri ortaya çıktı. Görüntülerde, beş kişinin sopalarla Özdağ’a saldırdığı ve plakasız bir araca binerek olay yerinden kaçtığı yer aldı. Saldırganlar olay yerinden kaçarken silah sesleri de duyuldu.

Olayın hemen ardından yakalanan şüphelilerden G.T. ve A.G. çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. Saldırıyla bağlantılı oldukları tespit edilen beş kişi de daha sonra polis tarafından yakalandı.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın

Özdağ, saldırıdan birkaç gün önce, MHPGenel Başkanı Devlet Bahçeli’yi eleştiren sözleri sebebiyle MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın ile bir polemik yaşamıştı. Saldırının ardından konuşan Yalçın, “Son olarak gereksiz yere Sayın Bahçeli’ye saldırdı. Bu saldırısı çok ağırıma gitti. Ben de o nedenle kendisine cevap verdim. Benim üslubum çok ağırdır doğru ama durduk yere kimseye sataşmam. Üstelik sözlü polemik ile bu saldırının ne ilgisi var? Saldırı yapacak insan önceden böyle önden sözlerle yüklenir mi?” sözleriyle kendisini savundu. Yalçın, saldırının arkasında MHP sempatizanları olduğu iddiası ile ilgili “Bu hareketin delisi çoktur. Talimat falan dinlemezler“ dedi.

Özdağ, Adalet ve Kalkınma Partisi’de (AKP) genel başkan yardımcılığı ve Manisa milletvekilliği görevlerinden sonra partisinden istifa ederek Gelecek Partisi’ne geçmiş ve genel başkan yardımcılığı görevine getirilmişti.

AKP Yalova İl Başkanlığı’nın camları çekiçle kırıldı

11 Ocak 2021 tarihinde Bedir Unat isimli kişi, Yalova AKP İl Başkanlığı’na elindeki çekiçle saldırarak binanın tabela ve camlarına zarar verdi. Unat, başka bir iş yerine çekiçle saldırdığı sırada da bölgedeki esnaf tarafından yakalanarak polise teslim edildi. 

Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ayhan Sefer Üstün’ün evi kurşunlandı

Eski AKP Sakarya Milletvekili olan Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ayhan Sefer Üstün’ün evine de 8 Aralık 2020 tarihinde pompalı tüfekle saldırı düzenlendi. Saldırıyı düzenleyen S.E. isimli şahıs, yanındaki pompalı tüfek ile Üstün’ün evine birkaç el ateş etti ve evin camlarını parçaladı. Saldırı sırasında Üstün’ün, ailesi ile birlikte Ankara’da olduğu belirtildi.

Saldırgan, ateş ettikten sonra 112’yi aradı ve kendisini ihbar etti. Farklı suçlardan da sabıkası bulunan S.E., emniyetteki ifadesinde, alacaklı olduğu kişinin Üstün’ün evinde saklandığı gerekçesiyle eve ateş attığını öne sürdü. Görgü tanıkları, S.A.’nın bir süre “Dışarı çık” diye bağırdığını ve daha sonra ateş ederek olay yerinden uzaklaştığını söyledi.

TİP Hatay Milletvekili Barış Atay’a, Süleyman Soylu polemiği sonrası saldırı

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Barış Atay, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile sosyal medya üzerinden yaşadığı tartışmanın ardından 31 Ağustos 2020 tarihinde Kadıköy’de saldırıya uğradı. Atay, ifadesinde Soylu’nun kendisini hedef gösterdiğini söyledi.

TİP’in açıklamasında ise “Gün içinde Süleyman Soylu tarafından hedef gösterilen Genel Başkan Yardımcımız Barış Atay, bu gece ‘kimliği belirsiz’ bir grubun saldırısına uğramıştır” denildi. Atay’ın polise verdiği ifadede “Bu olaya kadar 1 Mayıs’ta DİSK binası önündeki eylemlerden itibaren sosyal medyadan ölüm tehditleri aldığıma ilişkin savcılıkta suç duyurusunda bulundum. Bunlardan bir tanesi ise takipsizlikle sonuçlandı. Bunun akabinde kullandığım araca sabotaj yapıldı. Buna ilişkin de şikayette bulundum. Bu yüzden bu olayın faili, bütün şikayetlerle ilgilenmek yerine bir tecavüzcünün serbest bırakılması ile ilgili kendisine yönelik eleştiriyi alıntılayıp beni hedef gösteren Süleyman Soylu’dur” dediği aktarıldı.  

Saldırının sonrasında sosyal medyada pek çok kişi, iktidara tepki gösterdi. Haydarpaşa Numune Hastanesi’nde tedavi gören Atay, hastaneden çıktıktan sonra Süleyman Soylu’nun Twitter hesabını etiketleyerek yaptığı paylaşımda “Nerede kalmıştık?” dedi.

Saldırıya ilişkin yargılanan üç sanığın 25 Kasım 2020 tarihinde yapılan duruşmasında sanıkların adli kontrol şartı ile tahliye edilmelerine karar verildi. 

AKP’nin Diyarbakır’daki iki ilçe binasına molotofkokteyli ile saldırı: Saldırganlardan birinin amcası AKP ilçe yönetiminde

28 Haziran 2020 tarihinde, AKP’nin Diyarbakır Bismil İlçe Başkanlığı’na molotofkokteyli ile saldırıldı. Binaya bir pikap araç ile gelen, yüzleri maskeli altı zanlı binaya molotofkokteyli fırlattı. Çıkan yangın, etraftaki vatandaşların müdahalesi ile büyümeden söndürüldü. Olaya ilişkin gözaltına alınan ve dördü 18 yaşının altında olan altı zanlı, tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Benzer bir saldırı 18 Haziran 2021 günü, Diyarbakır Hani’de meydana geldi. AKP Hani İlçe Başkanlığı’na, içeride parti çalışanları varken molotofkokteyli ile saldıran iki kişi, güvenlik kamerası kayıtlarının incelenmesi sonucunda yakalandı. Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre güvenlik kamerası görüntüleri üzerinde yapılan incelemelerde, saldırgan Mahmut Evren ile ona gözcülük yaptığı belirlenen Şemdin Barin polislerce gözaltına alındı. Şemdin Barin’in, halen AKP İlçe yönetiminde olan Ali Barin’in yeğeni olduğu öğrenildi.

İstanbul’da HDP saldırısı

15 Ocak 2020 tarihinde, Mehmet Salih Kıstak isimli saldırgan Beyoğlu’nda bulunan HDP İstanbul İl Başkanlığı’na silahlı saldırı düzenledi. Havaya yedi el ateş eden Kıstak, ardından HDP binası ile aynı sokakta bulunan İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne gitti. Binada görev yapan HDP’li yetkililer, saldırganın iki gün önce de binaya geldiğini ve il eş başkanlarıyla görüşmek üzere ısrar ettiğini anlattı.

HDP İstanbul İl Eşbaşkanı Erdal Avcı, HDP’ye yönelik provokasyonların bir “devlet politikası” olduğunu şu sözlerle dile getirdi:

“Bu saldırının da iktidarın muhalefeti bastırmak için belirli çevreler tarafından hazırlanan bir plan olduğunu biliyoruz. Bu saldırı bizleri yıldırmak, partimiz üyeleri ve çalışanları üzerinde bir korku yaratmak ve onları caydırmak için yapılmıştır. Öteden beri uygulanan bir politika sonuç vermeyecektir. Bunlar faydasız, nafile ve ülkenin sürekli gerilmesine, şiddet ortamından kurtulmamasına dönük çok kirli bir savaş politikasıdır. Bu saldırı aynı zamanda son dönemlerde iktidarın ve yetkililerin partimizi sürekli hedef haline getirmesinden kaynaklanan bir saldırıdır. Siyasi iktidarın partimizi hedef haline getirmesi aslında bizim çok doğru yolda olduğumuzu, doğru sözler söylediğimizi, doğru politikalar ürettiğimizin de bir kanıtıdır. Çünkü meyve veren ağaç taşlanıyor.”

Bu saldırıdan bir buçuk yıl sonra kendileri hedef haline gelecek olan HDP İzmir İl Örgütü üyeleri saldırıları kınamıştı.  HDP İzmir İl Eşbaşkanı Kadir Baydur, “Bu saldırı sıradan değildir, her gün partimize yönelik geliştirilen nefret söylemi ve partimizi hedef gösteren açıklamalar bu saldırıya zemin hazırlamıştır” demişti.

İYİ Parti Genel Başkanı Basın Danışmanı Murat İde’ye saldırı

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in basın danışmanı ve Yeniçağ gazetesi yazarı Murat İde, 28 Aralık 2019 günü İstanbul’da evinin önünde saldırıya uğradı. Katıldığı bir televizyon programının ardından evine giderken içinde bulunduğu araç üç araç tarafından takip edilen İde, evinin önünde aracından indiğinde sekiz kişilik bir grup kendisine saldırdı. Saldırı sırasında ruhsatlı silahının yere düştüğünü anlatan İde, saldırganların silahı gördükten sonra kaçtığını söyledi.

Olayın ardından dört kişi gözaltına alındı. İYİ Parti lideri Meral Akşener, saldırıyı kınadı.

İYİ Parti kurucularından Metin Bozkurt’a sekiz kişi saldırdı, MHP MKYK üyesi “Çakallara haddini bildirenlere bin selam” dedi

İYİ Parti kurucularından Metin Bozkurt da 19 Haziran 2019 günü İstanbul – Beylikdüzü’ndeki işyerinin otoparkında sekiz kişilik bir grubun saldırısına uğradı. Saldırı sonrasında konuşan Bozkurt, “Bana yapılan saldırı 15 gün önce Yavuz Selim Demirağ’a yapılan saldırıyla veya ondan bir ay kadar önce Kemal Kılıçdaroğlu’na yapılan saldırılarla aşağı yukarı aynı düzlemde” dedi. Yeniçağ Gazetesi yazarı Demirağ da evini önünde 8-9 kişilik bir grubun saldırısına uğramıştı.

İYİ Parti kurucularından Metin Bozkurt

Bozkurt’un yaşadığı saldırının ardından MHP MKYK üyesi Ahmet Yiğit Yıldırım, saldırıyı düzenleyenlere sahip çıktı. Yıldırım, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda “Demokrat Ülkücüler adı altında namusuzluğa imza atanların sonu bellidir. Çakallara haddini bildiren Bozkurtlara bin selam” diye yazdı.

Kılıçdaroğlu’na yumruklu saldırı ve linç girişimi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 21 Nisan 2019 tarihinde Ankara – Çubuk’ta katıldığı şehit cenazesinde saldırıya uğradı. Piyade Er Yener Kırıkcı’nın cenazesindeki bir grubun, Kılıçdaroğlu ve CHP’yi hedef alan sloganlarının yarattığı karışıklıkta Osman Sarıgün isimli şahıs Kılıçdaroğlu’na yumruk attı.

Saldırıya ilişkin dava, Çubuk 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 30 Kasım 2020 tarihinde görülmeye başlandı. 36 sanığın tutuksuz yargılandığı duruşmada Kılıçdaroğlu’na yumruk atan Sarıgün, “Olayların üstünden çok zaman geçti, unuttum” dedi. Fotoğraflarda elindeki sopa ile Kılıçdaroğlu’nun olaydan sonra sığındığı eve doğru hamle yaparken görülen sanık Vahit Delibaş da “PKK çık dışarı” diye slogan attığını kabul etti ve “’Gelme’ denilmesine rağmen gelmiş. Bu kahvehanede cenaze gömüldükten sonra söylendi, ‘Cenaze evine gelme’ denmiş. O da çıkmış gelmiş. Kılıçdaroğlu’nu öldürmek isteseydik zaten çıkamazdı. O kadar kalabalık vardı” diye konuştu.

Duruşmanın ardından açıklama yapan CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, “Bugün bir mafya bozuntusu kendisini Twitter’dan eleştirdiği için eleştiren kişi derhal tutuklanmış, cezaevine konmuştur ama ana muhalefet partisinin genel başkanına, genel başkan yardımcılarına linç girişiminde bulunan, yumruk atan, evin camlarını kıran yangın çıkarıp evi yakmak isteyen 36 sanık ve 10 reşit olmayan kişinin hiçbiri tutuklu değildir. Bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu adalet anlayışı tam da budur” dedi.

Özkoç ayrıca, Kılıçdaroğlu’na yumruk atan Sarıgün’ün AKP üyesi olduğunu açıkladı.

2018 Genel Seçimleri öncesi siyasal şiddet

18 Nisan 2018 tarihinde AKP ve MHP’nin aldığı ortak karar doğrultusunda AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 24 Haziran 2018 tarihinde genel seçim yapılacağını açıkladı. İnsan Hakları Derneği, 22 Haziran 2018 tarihinde yayınladığı raporda, seçimlere giden kampanya sürecinde siyasi partilere ve temsilcilerine yönelik saldırıları derledi.

Söz konusu rapora göre, partilerin seçim bürolarına, araçlarına, adaylarına, mitinglere ve çalışanlarına yönelik baskın, saldırı, tehdit ve polis baskınları, etkinlik iptali, standa müdahale/sivillerin müdahalesi sayıları şöyle belirtildi:

HDP: 93 saldırı

İYİ Parti: 12 saldırı

CHP: 12 saldırı

Saadet Partisi: Sekiz saldırı

MHP: Herhangi bir saldırı yok

AKP: İki saldırı

Şiddet dolu beş ay: 7 Haziran ve 1 Kasım genel seçimleri arasındaki siyasi saldırılar

Türkiye 7 Haziran 2015 tarihinde genel seçime gitmeye hazırlanırken, 5 Haziran’da HDP’nin Diyarbakır’da düzenlediği bir mitinge bombalı saldırı düzenlendi. IŞİD’in üstlendiği saldırıda beş kişi yaşamını yitirdi, 400’e yakın kişi yaralandı.

17 Temmuz 2015 tarihinde ise Cumhurbaşkanı Erdoğan, AKP ve HDP’lilerin ortak açıkladığı Dolmabahçe Mutabakatı’nı tanımadığını açıkladı ve böylece 2009 yılında Oslo görüşmeleri ile temeli atılan “çözüm süreci” fiilen bitti.

20 Temmuz tarihinde Şanlıurfa’nın Suriye sınırındaki Suruç ilçesinde, Kobani’ye yardım götürmek için bir araya gelen Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) üyelerinin basın açıklamasına intihar saldırısı düzenlendi. IŞİD’in üstlendiği bombalı saldırıda 33 kişi hayatını kaybetti, 100’den fazla kişi yaralandı. Saldırıyla ilişkin davada, IŞİD üyesi olduğu tespit edilen üç kişiye toplam 104’er kez ağırlaştırılmış müebbet cezası verilirken, dönemin ilçe emniyet müdürü Mehmet Yapalıal’a “görevi ihmal ve kötüye kullanma” suçundan 7 bin 500 TL para cezası verildi ve cezası 12 takside bölündü.

Çözüm sürecinin rafa kalktığı bu dönemde Kürtler’in yoğunluklu olduğu bazı il ve ilçelerde özyönetim ilan edildi. Erdoğan, “Bu açıklamayı kimler yapıyorsa ağır bedel öderler” dedi. PKK da bu dönemde çok sayıda silahlı terör eylemi düzenledi. En az 16 asker saldırılarda hayatını kaybetti.

10 Ekim 2015 tarihinde Ankara’da düzenlenen “barış mitingine” yapılan bombalı saldırılarda 102 kişi hayatını kaybetti. Dönemin başbakanı ve şu an Gelecek Partisi Genel Başkanı olan Ahmet Davutoğlu, IŞİD ve PKK ortaklığında gerçekleştirildiğini söylediği saldırıyı “kokteyl terör” diye niteledi.

AKP’nin 7 Haziran genel seçimleri sonucunda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) çoğunluğu kaybetmesi ve hükümet kurulamaması sonucunda 1 Kasım 2015 tarihinde tekrarlanan genel seçimde AKP oylarını artırdı ve sandıktan tek başına iktidar olarak çıktı. 

Prof. Dr. Murat Somer

Siyasal şiddet ve siyaset ilişkisiProf. Dr. Murat Somer: “İktidarın söylemsel şiddeti ile bu şiddet olayları bir paralellik arz ediyor” 

Yakın tarihte siyasal şiddetin en yoğun olarak yaşandığı dönem 7 Haziran 2015 tarihindeki genel seçiminden hemen önce başlayıp, 1 Kasım’da tekrarlanan seçime kadar uzanan şiddet sarmalıydı. Medyascope’a konuşan Koç Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Somer, 1 Kasım 2015 seçimine kadar düzenlenen saldırılarda “toplumda bir korku ikliminin yaratılması temasının ön plana çıktığını” söyledi. 

Haziran-Kasım 2015 tarihlerinden sonra da muhalefet partileri siyasal şiddetin odağı oldu. Somer, bu süreçteki siyasal saldırıları “seçici olarak muhalefete yönlendirilmiş şiddet olayları” olarak tanımladı. Somer, şiddet şablonunu ve amacını anlamak için iktidarın söylemine bakmak gerektiğini belirterek, “İktidarın söylemsel şiddeti ile bu şiddet olayları bir paralellik arz ediyor” dedi.

Terör tanımında çifte standart

Prof. Dr. Murat Somer, terör eylemlerini, “siyasal bir hedef doğrultusunda bir karışıklık yaratmak, korku yaratmak, toplumu terörize etmek amaçlı eylemler” olarak tanımlarken siyasal şiddet saldırılarında bulunan grupların eylemlerinin de bu tanıma uyduğunu belirtti. Devlerin bu konuda bir ayrım gözettiğini söyleyen Somer, “İktidarın makbul görmek istediği ideolojilere sahip olmayan grupların suçlandığı eylemler ya da bu gruplardaki radikallerin eylemleri terör olarak kabul ediliyor fakat diğer gruplara yalnızca organize suç örgütü diyoruz” diye konuştu.  

Somer, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bunu yapanlar bir kâr beklentisi içinde olabilir ama eylemlerin amacı siyasi, kullanılan kişilerin ideolojilerine baktığımız zaman bunların aşırı milliyetçi veya aşırı dinci birtakım zihniyet yapılarına sahip olduğunu görüyoruz. Piyon olarak kullanılan kişiler paradan çok ideolojik motivasyonlarla hareket ediyor. Terör, Türkiye’de geniş bir tanımla, siyasi grupları kriminalize etmek için kullanılıyor, böyle geniş bir tanımda kullanmamak gerekir ama kullanılırsa iktidar adına eylemler yapan gruplar da terör grubu olarak adlandırılabilir.”

Siyasal şiddetin iki sonucu: Gayri meşru siyaset veya birleşik muhalefet

Prof. Dr. Murat Somer, 2015 sonrası artan siyasal şiddetin Türkiye siyasetinde yarattığı etkileri değerlendirdi ve iki olası sonucu ele aldı. Somer’e göre bunlardan ilki, meşru siyaset aktörlerinin yaşadığı saldırılar sonucunda meşru siyaset alanının daralması ve gayri meşru siyasete doğru yönlendirilmesi. Bu anlamda, Somer’e göre siyasal şiddet, gayri meşru siyaset için bir alan yaratıyor ve bunu teşvik ediyor.

Diğer yandan, Somer’e göre iktidarın uyguladığı baskı politikaları, muhalefetin kendi içinde yaşadığı ayrılıkları ve ideolojik farklılıkları önemsizleştiriyor. Somer’e göre bu politikaların ve şiddet eylemlerinin bir sonucu da muhalefet bileşenlerini birbirlerine yakınlaştırmak olabiliyor: “Niyet, muhalefeti bölmek olsa da sonuç tam tersi olabilir. Bu gayri meşruluk ve otoriterlik o kadar bariz hale geliyor ki bütün muhalefetin olaylara aynı pencereden bakmasını sağlıyor.”

“Siyasal şiddetin çözümü konu demokrasiye, adalete ve barışa gelince aynı masa etrafına oturabilmek”

Prof. Dr. Murat Somer, siyasal şiddet sorununun “ayrılıklardan beslendiği” ve ortak hareket ederek çözülebileceği görüşünde: “Türkiye’de toplumun ve demokrasinin önünü açmak için siyasi partiler bir araya gelemediğinde şiddet gündeme geliyor. Buna sokak şiddeti de dahil. Daha doğrusu faili meçhul veya ‘faili meşhur’ organize canilikler, askeri ve sivil darbeler de. Hepsi şiddet ve suç. Buna engel olmanın yolu açık: Konu demokrasiye, adalete ve barışa gelince aynı masa etrafına oturmak ve çözüm için ortak hareket edebilmek. Yapmamanın da vebali büyük.”

Prof. Dr. Emre Erdoğan

Prof. Dr. Emre Erdoğan “Kutuplaşma, siyasal şiddetin hem sebebi hem sonucu”

İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emre Erdoğan ise Cumhuriyet gazetesine verdiği bir röportajda, siyasetçileri ve gazetecileri hedef alan şiddetin kutuplaşmadan beslendiğini söyledi. Erdoğan, “İçinde bulunduğumuz kutuplaşmanın bunu kolaylaştırdığını düşünüyorum. Kamplar çok belli. Ya bu tür saldırılar kutuplaşmanın sonucu olur ya da kutuplaştırırlar… Bunu geçmişten de biliyoruz. 1970’ler ve 1990’lar Türkiye’si böyleydi” değerlendirmesinde bulundu.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus