Lübnan’ın ekonomik krizi: Halk sefalet içinde yaşıyor, yeni bir iç savaş çıkma tehlikesi var

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Lübnan’da gittikçe derinleşen ekonomik krizin etkisi benzin, yemek ve ilaç gibi temel ihtiyaçlara erişimi oldukça zorlaştırdı. Lübnan Lirası bu süreçte yüzde 90 oranında değer kaybetti, kapanan işyerlerinin sayısı ve işsizlik oranı ise yüksek seviyelere ulaştı. Dünya Bankası’nın 1850’lerden beri yaşanan üç büyük ekonomik buhrandan biri olarak nitelendirdiği mevcut durum, salgın süreci ve Beyrut patlamasından sonra Lübnan halkını fakirlik ve sefaletle karşı karşıya bıraktı. Lübnan’da yaşanan ekonomik krizinin sebeplerini ve etkilerini araştırdık.

Bir zamanlar Ortadoğu’nun en önemli kültürel ve finansal merkezi olarak bilinen Lübnan, son yılların getirdiği ekonomik çöküntü ile mücadele ediyor. Başkent Beyrut’ta benzin almak için yollarda sıra bekleyen Lübnanlılar, kazandıkları paranın temel ihtiyaçları bile karşılayamamasından muzdarip. 

Örneğin, normalde ucuz fiyatlı ürünleriyle bilinen Beyrut’taki bir mağazada satılan vantilatörün fiyatı 1,5 milyon Lübnan Lirası (resmi döviz kuruna göre yaklaşık 1000 dolar). Bu fiyat ise Lübnanlılar’ın iki aylık asgari maaşından daha fazlasına tekabül ediyor. 

The New York Times’a konu olan Lübnanlı vatandaşların yaşadıkları, ülke ekonomisinin içler acısı halini gözler önüne seriyor. 41 yıldır öğretmenlik yapan bir Lübnanlı şimdi aldığı emekli maaşının hiçbir şey almaya yetmemesinden yakınırken, 70 yaşında taksi şoförlüğü yapan bir diğer Lübnanlı ise arabasının arızalanması durumunda tamir ettirecek parasının olmadığını söylüyor.  

Zamanında Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nde (SSCB) okumuş ve şu an elektrik mühendisi olan bir Lübnanlı ise yaşadığı durumu SSCB’de benzin için sırada beklediği zamanlara benzetiyor.

İnsanlar hasta yakınları için bir ilacı bulmak için eczaneden eczaneye koşuyor, saatlerce benzin sıralarında bekliyor, en temel gıda ihtiyaçlarının çok pahalandığı bu dönemde günlük öğün sayısını azaltıyor. 

Ekonomik krizin vurduğu Beyrut’ta sürücüler benzin kuyruklarında saatlerce bekliyor. 

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu’nun (UNICEF) açıklamasında, Lübnan’daki ailelerin yüzde 77’sinin yeterli gıda ihtiyaçlarını karşılayacak parası olmadığı, bu oranın Lübnan’da yaşayan Suriyeli mülteci ailelerde ise yüzde 99’a çıktığı belirtildi. Bir milyondan fazla Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapan Lübnan’ın aynı zamanda İran destekli silahlı gruplar ve İsrail arasındaki mücadelenin ortasında kalması ülkeyi siyasi, sosyal ve ekonomik açıdan da çok yıpratıyor.  

“Normalde çatışma ya da savaşlarla ilişkilendirebilecek bir ekonomik gerileme” 

Lübnan’da yaşanan ekonomik krizinin arka planında hükümetin kontrolsüz harcamaları ve sürdürülebilir olmayan para politikaları yatıyor. Dünya Bankası’nın 31 Mayıs’taki açıklamasında, bu tür bir ekonomik çöküntünün normalde çatışma veya savaşlardan kaynaklandığını belirtilmişti.  

Mevcut krize çözüm bulmak için gerekli stabil bir siyasi atmosferin de bulunmadığı Lübnan’da önerilen çıkış yollarının da uzun vadeli bir sonuç vermediği gözlemlendi. Elektrik üretimini azaltmak, merkez bankasının azalan rezervlerinden ayda 500 milyon dolarlık yakıt, ilaç ve tahıl ithalatını sübvanse etmek gibi uygulamalar ise halkı ekonomik olarak rahatlatmaya yetmedi.   

“Yolsuzluk ağı devletten daha güçlü” 

Uzun yıllardır yolsuzluk ve kötü yönetim altında ezilen Lübnan halkı, koronavirüs salgınından sonra çok daha büyük bir bunalım yaşadı. Bunun üzerine bi de geçen ağustosta Beyrut Limanı’nda depolanan patlayıcı maddelerin yanarak büyük bir patlamaya yol açması, 200’den fazla kişinin ölümüne sebep oldu ve başkentin büyük bir bölümünü tahrip etti. Üst düzey siyasi yetkililerin depolanan patlayıcı madde hakkında bilgi sahibi olmasına rağmen gerekli tedbirleri almaması ise devlet kademelerinde yaşanan yolsuzlukların hangi seviyeye geldiğine dair ipuçları veriyor.  

Patlamadan sonra istifa eden kabine ise şimdilik geçici hükümet olarak görevine devam ediyor. Diğer siyasi partilerin hükümet kurmak için çabaladığı bu dönemde geçici hükümetin kapsamlı politika kararları alması da mümkün görünmüyor.  

Geçici hükümetin başında görevine devam eden Başbakan Hasan Diab, patlama sonrası kabinesinin istifasını duyururken sarf ettiği cümleler ile devlet kademelerinde var olan problemlerin şu anki ekonomik krizin meydana gelmesinde ne derecede etkili olduğunu gözler önüne seriyordu. Lübnan’ın siyasi ve ekonomik sorunlarının büyük kısmının yolsuzluktan ötürü büyüdüğünü belirten Diab, yolsuzluk ağının devletin bütün organlarına yerleşmiş olduğunu söylemişti. Hatta bu ağın devletin kendisinden çok daha güçlü olduğunu ve devletin yolsuzluk üzerinden şekillenen bu sistemden kurtulamadığını sözlerine eklemişti.  

“Göz ardı edilemeyecek kadar büyük bir kriz” 

İngiliz gazetesi Independent’ın Beyrut’taki Ortadoğu muhabiri Bel Trew de yazdığı makalede, Lübnan’da yaşanan krize karşı diğer dünya ülkelerinin sessiz kalmaması gerektiğini vurguladı. İnsani sebeplerin yanında Lübnan’ın bölge istikrarı için kilit bir konumda olduğunu belirten Trew, ülkenin Suriye’deki iç savaştan kaçan mülteciler için bir sığınak olduğunun da altını çizdi. 

Suriye ve Lübnan’ın ekonomilerinin birbirine çok bağımlı olduğunu yazan Trew, Suriye’de yaşayan binlerce insanın milyonlarca dolarının Lübnan’daki bankalarda olduğunu aktardı. Lübnan’da ekonomik krizden bu yana sermaye kaçışını engellemek ve ani döviz değersizleşmesini önlemek amacıyla, paraların bankalardan çıkışına birtakım engellemeler getirilmişti.  

Yeni bir iç savaş mı?

1975-1990 yıllarında çeşitli dini grupların dahil olduğu iç savaşın etkilerinden yeni kurtulmuş olan Lübnan’da, ekonomik krizin devam etmesi halinde yeni bir iç savaşın yaşanmasından korkuluyor. Trew, yeni bir iç savaşın ise güneydeki İsrail-Hizbullah çatışmasını yeniden alevlendirebileceğine dikkat çekti.   

Bu endişeleri haklı çıkaran olaylardan birine ise bu hafta şahit olundu. Yalnızca birkaç gün önce sosyal medyada Lübnan ordusunun ülkenin en fakir şehri Trablus’tan çekildiğini gösteren videolar paylaşıldı. Makineli tüfeklerle donatılmış şehir sakinlerinin Trablus’un merkezinde havaya ateş açtığı görüntüler endişeye sebep oldu. Her ne kadar Lübnan ordusu şehrin kontrolünü daha sonra geri almış olsa da, askerlerin de ekonomik krizden kötü etkilenmesi ülke güvenliğini önemli ölçüde zedeleyecek bir senaryoyu akıllara getirdi.

Lübnan’daki krizin dünya kamuoyu tarafından göz ardı edilemeyecek kadar büyük bir seviyede olduğunu vurgulayan Trew, bölge güvenliğini tehdit edecek ve insani felaketlere yol açabilecek bu krize karşı diğer ülkelerin çözüm odaklı çalışması gerektiğini vurguladı.   

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus