Stratejik Tehditler ve Tepkiler Enstitüsü (ISTAR) Yardımcı Direktörü Nicholas Saidel: “İsrail, İran’a karşı Türkiye ile işbirliği yapmalı”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Pensilvanya Üniversitesi Stratejik Tehditler ve Tepkiler Enstitüsü (ISTAR) Yardımcı Direktörü Nicholas Saidel, İsrail’in Tel Aviv merkezli gazetesi Haaretz’te yazdığı makalede, Türkiye-İsrail ilişkilerini değerlendirdi. Saidel, İsrail’in bölgesel rakibi İran’a karşı koymak için Türkiye ile yapacağı ortaklığın çok önemli olduğunu belirtti. 

Nicholas Saidel’in Haaretz gazetesinde yayımlanan makalesi İsrail-Türkiye ilişkilerini, Tel Aviv’in gözünden anlatıyor. Abraham Antlaşmaları ile Ortadoğu bölgesinde Türkiye, İran ve İsrail-Arap devletleri olmak üzere üç ayrı blokun oluştuğunu vurgulayan Saidel, Ankara’nın bölgesel izolasyondan çıkma gayretleri ile İsrail’in İran’ı yalnızlaştırma planlarının örtüştüğünü savunuyor. 

Saidel, Dağlık Karabağ savaşında Türkiye ve İran’ın karşıt taraflarda yer alması, İran destekli militanların Kuzey Irak’ta PKK ile işbirliği yapması ve Tahran’ın bölgedeki Türk askerinin varlığını sorgulaması gibi nedenlerden ötürü iki ülke arası ilişkilerin soğumasını İsrail için bir fırsat olarak değerlendirdi. Makaleye göre Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) yapılan seçimlerde Joe Biden’ın galip çıkmasından sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Tel Aviv ile ilişkileri düzeltmeye yönelik verdiği sinyaller ve iki yıl aradan sonra İsrail’e yeniden büyükelçi atama çalışmaları, İsrail tarafında şimdilik karşılıksız kaldı. Bunun nedeni olarak ise İsrail istihbaratının Türkiye’yi yükselen bir tehdit olarak görmesi ve Erdoğan’ın Hamas’a olan desteği görülüyor. 

Türkiye ile işbirliğinin Doğu Akdeniz’deki doğalgaz varlığını da taraflar açısından güvence altına alacağına ve İsrail’in NATO’ya entegre edilmesini kolaylaştıracağına değinen Saidel, İsrail’in dış politikadaki önceliğinin İran’ın nükleer silah elde etmesini engellemek olduğunun altını çizdi. Bu kapsamda İsrail’in Türkiye’yi kendi tarafına çekmek için Erdoğan’a verebileceği tavizlerin, işbirliğinin getireceği kazançların yanında Tel Aviv açısından önemsiz kaldığı vurgulandı. Saidel’e göre bu tavizler; Doğu Akdeniz’deki doğalgaz aramalarında ortaya çıkan anlaşmazlıklar için yeniden masaya oturma, Gazze Şeridi’ndeki Filistinliler’in hayat standartlarını yükseltme ve Filistinliler’e insani yardım için ortak çalışmalar olabilir.

2020 sonlarında patlayan Karabağ savaşında Türkiye ve İsrail’in Azerbaycan’ı desteklemesi ve daha sonra Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in taraflar arasında arabuluculuk yaptığına dair raporlar iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleşmesine dair umutları artırmıştı. Türkiye’nin İsrail’i ABD ile ilişkilerini düzeltmek için bir pencere görmesi ise Ankara’nın olası bir normalleşmeye sıcak bakmasına neden olmuştu. Şalom gazetesi köşe yazarı Karel Valansi’nin kendi sitesinde yayımladığı makaleye göre İsrail ve Türkiye’nin, birçok alanda ortak çıkarları var. Ancak makaleye göre Türkiye’nin Hamas’a verdiği destek, öngörülemeyen dış politika ve Erdoğan’ın Kudüs üzerinden yaptığı retoriklerle Müslüman dünyasında liderlik iddia etmesi, İsrail’in Türkiye’ye karşı mesafeli olmasına neden oluyor. Valansi, iki ülke arasındaki diyaloğun ilk adımı olarak tarım, teknoloji ve iklim değişikliği ile mücadele gibi alanlarda işbirliğinin gerekliliğine işaret ederken sivil toplumun da normalleşme sürecinde etkili olabileceğini belirtti. 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus