Vanuatu’nun “altın pasaport” programı kapsamında 130 bin dolara vatandaşlık verdiği kişiler arasında Hayyam Garipoğlu da var

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Pasifik ülkesi Vanuatu, ülkeye hiç gelmeyen kişilere “altın pasaport” programı kapsamında 130 bin dolara vatandaşlık hakkı sağlıyor. Eski siyasetçiler ve polis tarafından aranan suçlular dahil en az 2 bin kişi, 2020 yılında altın pasaport ile Vanuatu vatandaşlığı aldı. Bu kişiler, altın pasaport sayesinde Avrupa Birliği (AB) ülkelerine ve İngiltere’ye vizesiz giriş yapabiliyor. Münevver Karabulut’un katili Cem Garipoğlu’nun amcası ve iş insanı Hayyam Garipoğlu da Vanuatu vatandaşlığı alanlar arasında.

Vanuatu, ülkeye hiç gelmeyen kişilere “altın pasaport” programı kapsamında 130 bin dolara vatandaşlık sağlıyor. Altın pasaport sahibi kişiler, Avrupa Birliği (AB) ülkeleri ve İngiltere dahil olmak üzere 100’den fazla ülkeye vizesiz girebiliyor. Vergi cenneti olarak da bilinen Vanuatu’nun bu uygulaması, dünyanın aranan suçluları ve suç örgütleri için Pasifik’i bir arka kapı haline getirmiş durumda.

Vanuatu, 2020 yılında yaklaşık 2 bin 200 kişiye altın pasaport verdi. Bu kişilerin yarısından fazlası Çin vatandaşı idi. Vanuatu vatandaşlığı alan kişilerin milliyetlerine bakıldığında listede sırasıyla Nijeryalılar, Ruslar, Lübnanlılar, İranlılar, Libyalılar, Suriyeliler, Afganlar, ABD’liler ve Avustralyalılar var.  

Kamuya açık mahkeme kayıtları, seçmen kütükleri, ölüm kayıtları, sosyal medya izleri ve polis kaynakları kullanılarak yürütülen araştırmaların sonunda altın pasaporttan kimlerin faydalandığı ortaya çıktı.

“Hayyam Garipoğlu da Vanuatu vatandaşlığı alanlar arasında”

Guardian’ın özel haberine göre Vanuatu’nun, kalkınma destek programı aracılığıyla vatandaşlık verdiği kişiler arasında ABD’nin işletmelerine yaptırım uyguladığı Suriyeli bir iş insanı, Vatikan’a şantaj yapmak ile suçlanan İtalyan bir iş insanı, polis tarafından aranan Kuzey Koreli bir politikacı, Avustralyalı eski bir mafya üyesi, eski yatırımcılarını dolandırmakla suçlanan kripto para yatırım platformu Africrypt’in kurucuları Raees ve Ameer Cajee de bulunuyor. Birleşik Arap Emirlikleri’nin prenslerinden biri, eski Libya Başbakanı Fayiz Mustafa Es Serrac, Suriyeli eski Şam Valisi Alaa İbrahim, Hintli siyasetçi Vinay Mishra da “altın pasapotlu” tanıdık isimlerden.

Münevver Karabulut’un katili Cem Garipoğlu’nun amcası ve iş insanı Hayyam Garipoğlu da Vanuatu vatandaşlığı alanlar arasında yer alıyor. Hayyam Garipoğlu, Münevver Karabulut cinayetinde yeğeni Cem Garipoğlu’na yardım ettiği gerekçesiyle hapis cezasına çarptırılmıştı. Garipoğlu ayrıca, zimmetine para geçirme suçundan da mahkûm olmuştu. .

“Altın pasaport, ülkeyi kara para aklamak için çekici kılıyor”

Dünyanın en hızlı, ucuz ve gevşek vatandaşlık programı sayesinde yaklaşık bir ayda ülkeye ayak basmadan 130 bin dolarlık yatırımda bulunan kişiler, altın pasaport sayesinde hem 130 ülkeye vizesiz girme hakkına hem de gelir, kurumlar veya servet vergisi olmayan Vanuatu’da yaşama hakkına sahip oluyor. Programı bir istismar olarak nitelendiren uzmanlar ise uygulamanın İngiltere ve AB ülkelerine erişim için bir arka kapı oluşturduğunu, uluslararası suç örgütlerinin Pasifik’te bir üs kurmasına olanak sağladığını ve ülkeyi kara para aklamak için çekici kıldığını belirtiyor.

Pasifik politikaları uzmanı Jose Sousa-Santos konuyla ilgili, “Burada asıl önemli olan sadece AB’ye kolay yoldan gidebilmek veya Vanuatu’da iş kurabilmek değil. Asıl sorun, uyuşturucu ticareti gibi uluslararası ağların yasadışı işleri için Pasifik’in bir merkez haline gelmesi ve Vanuatu’nun, vergi cenneti yaratan yasalar sayesinde kara para aklamak için kullanılması” dedi.

Sousa-Santos, altın pasaport ile ortaya çıkan önemli sorunlardan birinin de insanların, Vanuatu vatandaşlığı aldıktan sonra yasal olarak isimlerini değiştirip yeni bir kimlik edinmeleri riski olduğunu söyledi. Sousa-Santos, “Eğer Vanuatu Mali İstihbarat Birimi’ndeki kayıtlarınızı silebilecek kadar yetkili biriyseniz, Vanuatu vatandaşlığına sahip olduğunuzda adınızı değiştirebilir ve tabii ki suç kaydınızdan bağımsız bir şekilde başka ülkelere giriş-çıkış yapabilirsiniz” diye konuştu.

Öte yandan Vanuatu Vatandaşlık Ofisi ve Komisyonu Başkanı Ronald Warsal, ülkenin uluslararası yaptırımlarla ilgili sözleşmelerin çoğuna imza attığını, uluslararası suç örgütlerinin ülkede bir üs kurmasının zor olduğunu ve vatandaşlık alan kişilerin kimliklerinin değişmesinin de kolay olmadığını savundu.

AB ve OECD endişeli

Hem AB hem de Ekonomik Kalkınma ve İş Birliği Örgütü (OECD) geçen yıl Vanuatu’yu, söz konusu programın imajını temizlemek için gerekli yasal düzenlemeleri yapması konusunda uyarmıştı. Vanuatu uluslararası uyarılara kulak asmadığı için her iki kurum da endişelerini dile getirmeye devam ediyor.

AB ve OECD, altın pasaport hakkındaki endişelerinden birinin Suriye, Irak, İran, Yemen ve Kuzey Kore vatandaşlarının, diğer ülkelerde beş yıldan fazla ikamet ettiklerini kanıtlamadıkları sürece vatandaşlığa kabul edilmemeleri gerekirken bu sayede kuralı ihlal etmeleri olduğunu belirtmişti.

Geçen yıl altın pasaport satışları tüm devlet gelirlerinin yüzde 42’sini oluşturdu

Dünya Bankası’na göre Vanuatu, kişi başına düşen gayri safi yurtiçi hasılaya bakıldığında dünyanın en fakir ülkelerinden biri. Özellikle 2014 yılında ülkeyi sarsan büyük kasırgadan sonra ülke neredeyse borca battı. Bu açıdan bakıldığında, Vanuatu için en büyük gelir kaynağı pasaport satışı olarak görülüyor. Örneğin geçen yıl altın pasaport satışları tüm devlet gelirlerinin yüzde 42’sini oluşturdu. Bu da yaklaşık 116 milyon dolara denk geliyor.

Geçen haziran ayında hükümet, yoğun vatandaşlık talebi sayesinde koronavirüs salgınına rağmen bir bütçe fazlası bildirdi ve gelirini, borçlarını ödemek için kullandı.

Vanuatu’nun muhalefet lideri Ralph Regenvanu konuya ilişkin, “Pasaport satışının çok önemli bir gelir avantajı var. Bizim gibi çok sınırlı kaynaklara sahip bir ülke için para çok önemli” dedi.

“Pasaportumuzu başkalarına satarak egemenliğimize zarar veriyoruz”

Altın pasaport uygulamasını, 10 yıllık mücadelenin ardından 1980’de Fransa ve İngiltere’den bağımsızlığını kazanan ülkenin egemenliğine yönelik bir hakaret olarak gören Vanuatulular da var.

1970’lerdeki bağımsızlık mücadelesinin önemli figürlerinden Ati George Sokomanu, bunlardan biri. 130 bin dolara satılan vatandaşlığın, bağımsızlık hareketi sırasında savaştıkları özgür ve gururlu Vanuatu vizyonunu zedelediğini belirten Sokomanu, “Özgürlüğümüz için mücadele ettik ve kazandık. Kendi pasaportumuza, özgür bir halka, kendi bayrağımıza kavuştuk. Neden şimdi kendi pasaportumuzu başkalarına satarak egemenliğimize ve onurumuza zarar veriyoruz?” diye soruyor.

Derleyen: İlayda Öykü Biberoğlu

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus