BeşiBirYerde (8): Göçün en önemli beş nedeni

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Savaş, hastalık, ekonomik kriz, siyasi gerilimler, toplumsal düzenin bozulması sebepleriyle insanların bireysel ya da kitlesel olarak bulundukları ülkeyi ya da bölgeyi bırakıp, düzenli ya da düzensiz yollarla diğer bir ülkeye ya da bölgeye doğru hareket etmelerine göç denir. 

Birleşmiş Milletler’in (BM) yayınladığı “Dünya Göç Raporu 2019 yılı” tahminlerine göre, dünyada yaklaşık 271 milyon 642 bin 105 uluslararası göçmen bulunuyor. Bu oran da küresel nüfusun yüzde 3,5’ine denk geliyor. Son 30 yılda uluslararası göçmen sayısında yaklaşık yüzde 78’lik bir artış yaşandı. Tüm uluslararası göçmenlerin yüzde 74’ü çalışma çağındaki kişilerden (20-64 yaş) oluşuyor.

Dünya Göç Raporu 2020’deki verilere göre Türkiye, 2018 yılında çoğunluğunu Suriyeliler’in oluşturduğu (3,6 milyondan fazla) 3,7 milyon mülteciye ev sahipliği yaparak, son beş yıldır dünyadaki en büyük ev sahibi ülke konumunda.

Göç hareketliliğinin doğal, sosyal, siyasal ve ekonomik nedenleri bulunuyor. İnsanların göç ettikleri ülkelerdeki başta ekonomi olmak üzere çeşitli itme faktörleri, göç edilen ülkelerde de çeşitli çekici faktörler mevcut.

1- Ekonomik sebepler

İnsanların bir yerden başka bir yere göç etmelerinin en temel sebebi ekonomik kaynaklı. Köken ülkedeki ekonomik koşulların elverişsizliği bir itme faktörüyken varış ülkesindeki istihdam olanakları ve ekonomik açıdan daha refah içinde bir hayat ihtimali çok kritik bir çekme faktörü. Günümüzde örneklerine az rastlanmakla birlikte İkinci Dünya Savaşı sonrasında ulusal ekonomilerin yeniden yapılanması sürecinde olduğu gibi bazı ülkelerin istihdam etmek üzere göçmen işçi kabul etmesi de ekonomik sebeplerle göçün çekme faktörlerinden biri. 31 Ekim 1961’de Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile Almanya Federal Cumhuriyeti arasında imzalanan “Türkiye-Almanya İşgücü Anlaşması” ile başlayan süreçle birlikte Türkiye’den Almanya’ya işçi göçü bu kategori altında değerlendirilebilir. Bunun yanı sıra, Türkiyeli işçilerin çalışmak için Batı Avrupa, Kuzey Afrika ya da Ortadoğu ülkelerine göç etmeleri günümüzde yaşanan ekonomik nedenlerle göçe örnek teşkil ediyor. Tarihe baktığımızda örneğin İrlanda’da 19. yüzyılda bitki hastalıkları patates tarlalarını yok edince, halkın açlık sebebiyle Kuzey Amerika’ya ve benzeri şekilde, yine 19. yüzyılda Osmanlı idaresindeki Lübnan ve Suriye’de halkın bir kısmının geçimini sağlayan bağlara filoksera hastalığı büyük hasar verince Kuzey ve Güney Amerika’ya göç edilmesi de ekonomik sebepli daha iyi bir yaşam umuduyla göçe örnek verilebilir.

2- Siyasi sebepler

Köken ülkelerinde kimlikleri ve/veya siyasi görüşleri sebebiyle ayrımcılığa uğrayan etnik-dinsel-mezhepsel azınlık grupların, siyasi muhaliflerin ülkelerini terk etmek zorunda kalmaları siyasi nedenli göç hareketleri arasında değerlendirilebilir. Bu göç hareketi bireysel siyasi iltica talepleri şeklinde olabileceği gibi 1. Körfez Savaşı (1991) sonrasında Irak’ta Saddam rejiminden kaçıp, İran’a ve Türkiye’ye sığınan Kürt mültecilerin göçünde görüldüğü gibi kitlesel de olabilir. 20. yüzyılın ilk çeyreğinde ulus devlet kuruluşu süreçlerindeki gibi, örneğin 1923 yılında Lozan Barış Anlaşması’na ek olarak Türkiye-Yunanistan Krallığı arasında imzalanan mübadele protokolünde olduğu gibi uluslararası anlaşmalarla sağlanan nüfus değişimi/mübadele de siyasi nedenli kitlesel göçlere örnektir. Siyasi sebepli kitlesel göçlere bir diğer örnek de 1947’de İngiltere’nin Hindistan’dan çekilmeye karar vermesinden sonra kurulan Pakistan ve Hindistan devletleri arasında yaklaşık yedi milyon Müslüman ve Hindu’nun karşılıklı olarak göç etmeye zorlanmasıdır.

3-Savaş-çatışma (güvenlik sorunları)

Siyasi sebepler içinde de değerlendirilebilecek bir diğer göç sebebi ise savaş ve çatışma kaynaklı güvenlik sorunlarının neden olduğu göçlerdir. 2010 yılında başlayan Arap İsyanları dalgasının Suriye’ye yansımasıyla 2011 yılında başlayan Suriye İç Savaşı’nda Esad yönetiminden kaçan ve Esad yönetimine muhalif İslamcı gruplara da dahil olmayan Suriyeliler’in kitlesel göçü 21. yüzyılda savaş ve çatışma kaynaklı göç hareketliliğine verilebilecek en dikkat çekici örneklerdendir.

4-Sosyal nedenler

Daha iyi bir eğitim alabilmek ya da daha iyi şartlarda çalışmak üzere toplumun eğitimli, orta ya da üst-orta sınıfının gönüllü olarak gerçekleştirdiği beyin göçünü bu kategori altında değerlendirebiliriz. En çok beyin göçü veren ülkeler Pakistan, Hindistan ve Çin iken en çok beyin göçü alan ülkeler de ABD, Kanada ve Avustralya’dır. Daha iyi bir sağlık hizmeti alabilmek için göç etmek de sosyal nedenlerle göçe dahil edilebilir.

5- İklim krizi

Küresel ısınma kaynaklı sel, kuraklık, yangınlar ve bunun yanı sıra deprem, heyelan, volkanizma, tsunami gibi doğal afetler sebebiyle kitlelerin hem ülke içinde hem de ülkeler arası yer değiştirmesi belki 21. yüzyılın önümüzdeki çeyreğinde üzerinde en çok durulacak göç nedenlerinden olacak. İklim krizi sebebiyle halihazırda yaşanan göç hareketi, hem ulus devletler-sınırlar ve egemenlik ilişkisinin hem de iklim mültecileri statüsünün tartışılmasına kaynaklık edecek. Örneğin dünyanın en büyük dördüncü gölü olan Aral Gölü, gölün kaynakları olan Orta Asya’nın iki büyük nehri Amu Derya ve Siri Derya’nın pamuk üretiminde sulama için kullanılması sebebiyle 40 yıl içinde yüzde 90 oranında kurudu.[1] İnsan eliyle doğaya verilen bu tahribatın sonucunda Aral Gölü çevresinde yaşayan ve geçimini bu gölden sağlayan insanlar büyük bir hızla bölgeden ayrılmaya başladı.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus