12 yaş ve üstündeki çocuklara aşı hakkı tanımlandı – Prof. Dr. Necmettin Ünal: “Çocuklar, yetişkinlere göre daha az belirti gösteriyor ve koronavirüsü başkalarına taşıma potansiyeline sahipler, vaka sayılarında 20 gün içinde artış görülebilir”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Uzmanların aşıda yaş sınırının 12’ye düşürülmesi çağrılarının ardından yüz yüze eğitime başladığı 6 Eylül’de 12 yaş ve üzeri tüm çocuklara, kronik rahatsızlıkları olup olmadığına bakılmaksızın aşı hakkı tanımlandı. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı ve Yoğun Bakım Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Necmettin Ünal, öğrenciler ve velileri bu gelişme ile ilgili görüşlerini paylaştı.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, son Bilim Kurulu toplantısının ardından “18 yaş ve üstü üniversite öğrencileri için aşı tanımladık. 15 yaş üstü için tercihe bıraktık. 12 yaş üstü kronik hasta olanlar için ayrıca tanımlama yaptık. 12 yaş üzerine aşı zorunlu değil, tercihe bırakılması gerektiği kanaatindeyiz” açıklamasında bulundu. Ardından Bilim Kurulu, 12 yaş ve üzeri çocuklarda veli onayı ile koronavirüs aşısı yapılmasına onay verdi ve dün (6 Eylül) 12 yaş ve üstündeki tüm çocuklara, kronik rahatsızlıklarına bakılmaksızın aşı hakkı tanımlandı.

“Okullar, sağlık kuruluşları toplu aktivitelerin yapıldığı mekanlar gibi yerlerde ve belli meslek gruplarına aşıyı zorunlu hale getirmekten başka çaremiz yok”

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı ve Yoğun Bakım Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Necmettin Ünal, eğitimin başlamasının doğru bir karar olduğunu ancak oluşacak risklere karşı da azami önlemin alınması gerektiğini vurguladı. Ünal, öğretmenlik gibi bazı meslek gruplarına aşı zorunluluğu getirilmesi gerektiğine dikkat çekerek şunları söyledi:

“Bir bilinmezlik ormanında yürüyoruz. Öğretmenlerin ve okul personelinin yüzde kaçının aşılandığına dair elimizde veri yok. 12 yaş üzeri çocukların yüzde kaçının aşılandığına dair de veri yok ve onları okula yollayan ailelerden de yüzde kaçının aşılı olduğunu bilmiyoruz. Bu kadar bilinmezlikle doğru yola gidebilme şansımız yok. Umuyorum ki devletin elinde bu veriler vardır ve bunları takip ediyordur. Okullar, sağlık kuruluşları, toplu aktivitelerin yapıldığı mekanlar gibi yerlerde ve belli meslek gruplarına aşıyı zorunlu hale getirmekten başka çaremiz yok. Ama Türkiye’de bu yola gidilmedi, zorlama amacıyla PCR testi zorunluluğu getirildi.”

“Günlük test sayılarına 200 biner test daha eklenecek. Bu lojistik olarak mümkün mü?”

Prof. Dr. Necmettin Ünal, aşı olmayı reddeden öğretmenlere PCR zorunluluğu getirilmesi ile ilgili de şu yorumu yaptı:

“Değişik istatistiklere bakıldığı zaman Türkiye’de üniversiteler hariç bir milyon 200 bin öğretmen olduğunu düşünüyoruz, personel ne kadar var bilmiyorum ama Milli Eğitim Bakanlığı, personel sayısının artırıldığını söyledi. Diyelim ki toplam iki milyon öğretmen ve personel var, daha okul servis çalışanlarını dahil etmedik. Bu iki milyon kişinin yüzde 10’u aşılanmadı ise 200 bin kişi eder, yüzde 30’u aşılanmadıysa da 600 bin kişi yapar. Bu 600 bin kişiye haftada iki kez PCR testi yapmak demek haftada bir milyon 200 bin tane ilave test yapmak manasına gelir. Yani günlük test sayılarına 200 biner test daha eklenecek. Bu lojistik olarak mümkün mü? Birinci soru bu ve bunun parasını kim ödeyecek, bunun maliyetini öğretmenler, personel karşılayabilecek mi? Bu sorular önemli.”

“Vaka sayılarında 20 gün içinde bir artış görülmesi beklenilen bir durum”

Öğrencilerin hepsi aşılansa bile en erken bir buçuk ay sonra bağışıklık kazanacaklarına dikkat çeken Ünal, “Ayrıca şöyle bir problem de var, gençler, çocuklar hastalığı alıyorlar – özellikle de aşısızlarsa – ve yetişkinlere göre klinik olarak daha az belirti gösteriyorlar. Bu öğrenciler vektör olarak koronavirüsü başkalarına taşıma potansiyeline sahipler. Bu başkalarının başında da aileleri geliyor. Dolayısıyla vaka sayılarında 20 gün içinde bir artış görülmesi beklenilen bir durum” dedi.

“Aşı, bu salgından çıkmanın tek gerçekçi yolu gibi gözüküyor”

Konuyla ilgili uzman görüşü bu şekilde, peki öğrenciler ve veliler ne düşünüyor? 14 yaşındaki ortaokul öğrencisi Ogan Göncü, Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD), Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından acil kullanım onayı verilmesinden bu yana aşıyı yaptırmak için heyecanla beklediğini belirterek şunları söyledi:

“Aşı olurken mutluydum, iyi bir deneyimdi. Hemşire ben odaya girdikten sonra üç-dört dakika içinde aşıyı uyguladı, acımadı. Özellikle yarın sabahtan itibaren bir-iki gün yan etki bekliyorum ancak bunu aşının işe yaradığı sevinciyle karşılıyorum. An itibarıyla aşı, bu salgından çıkmanın tek gerçekçi yolu gibi gözüküyor. Ancak, sosyal medya platformlarının agresif ve bazen problemli anti sahte haber politikalarının neden insanları bu platformlardan komplo teori kaynaklarına ittiğini anlıyorum. Düşündüğüm kadarıyla, insanların aşı olmasını sağlamanın en iyi yolu dürüst olmak çünkü gerçek yeter de artar güvenilebilmesi için bu aşılara. Ama bu dürüst seslerin iki kamp arasındaki bağırma maçı arasında kaybolduğu da doğru gibi gözüküyor.”

Bir başka ortaokul öğrencisi 13 yaşındaki Delfin Bahar Üründül de “Aşının yan etkilerinden biraz endişelensem de okul ve okul dışı birçok aktivite yaptığım için randevu çıkar çıkmaz aşı oldum. Henüz hiçbir yan etki görmedim. BioNTech aşısı ile ilgili çok tereddütüm olmadı, Alman ve Türk bilim insanlarına güveniyorum” dedi.

“Bilim Kurulu ve Milli Eğitim Bakanlığı 12 yaş üzerine aşı erişimi için niye okulların açılmasına kadar bekledi?”

Delfin Bahar Üründül’ün velisi 60 yaşındaki Faruk Üründül ise biraz tereddüt ettiklerini ancak kızlarına aşıyı yaptırdıklarını belirterek şöyle konuştu:

“Tabii biraz tereddüt ettik. Kızım 13 yaşında. Daha önce 15 yaş üstü denmişti ve ‘O yaşın altına gerek yok’ gibi yorumlar yapılmıştı. Ayrıca İngiltere’den 15 yaş altı için farklı yorumlar duyduk. Doğal olarak tedirgin olduk çünkü 15 yaş altına aşı yapılması gerekliliği pek tartışılmadı. Bugün, yani koca yaz tatilinin bittiği, okulların açıldığı ilk gün ilk aşımızı olduk. BioNTech düşünmüyorduk ama Delta varyantına karşı etkinliğini dikkate alıp, BioNTech yaptırmaya karar verdik. Bilim Kurulu ve Milli Eğitim Bakanlığı, 12 yaş üzerine aşı erişimi için niye okulların açılmasına kadar bekledi sorusunu hiç sormuyoruz. Sorsak da bir şey değişmiyor zaten.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus