Eski MİT’çi Enver Altaylı’nın yargılandığı “FETÖ davası” devam ediyor – Altaylı: “MİT’e bu kadar FETÖ’cü sızmışsa karşı casusluk bölümü neredeydi?”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) mensupları Enver Altaylı ve Mehmet Barıner’in tutuklu olarak yargılandıkları dava devam ediyor. Pazartesi günü Ankara-Sincan’daki duruşmada savunmasını tamamlayan Enver Altaylı önemli açıklamalarda bulundu. Bilgisayarında bulunan Rus istihbarat belgesini dönemin üst düzey yöneticilerine ilettiğini belirten Altaylı, İbrahim Kalın ve Ahmet Davutoğlu’nun tanık olarak dinlenmesini istediğini ve bunun için avukatlarının bu talebi mahkemeye ileteceğini söyledi. İddia makamının gizli kalması gereken bir belgeyi deşifre ederek suç işlediğini savunan Altaylı, ayrıca Fethullah Gülen konusunda Orta Asya’daki devletlerin yöneticilerini uyardığını da belirtti.

Tutuklanma sürecinde özellikle Rusya yanlısı kişilerin etkin olduğunu ve bu kişilerin devlet kademelerinde de güçlendiklerini iddia eden Altaylı, “Benim tutukluluğumla ilgili süreç tutuklanmamdan bir yıl kadar önce, devlet içindeki, devletin hassas kurumlarına sızmış Rus ajanları ile irtibatta olan bazı Rusçu yazarlar tarafından başlatıldı” dedi. 

“Bilgisayarımda bulunan belgeyi Erol Olçok’a verdim, Hakan Fidan’a ve İbrahim Kalın’a ulaştırmasını rica ettim”

Rus İstihbarat Teşkilatı İkinci Başkanı General Sirotkin tarafından FSB (Fedarativ Naya Saloybu Beyezoposthost) Başkanı Brotnikov için hazırlanan ve Türkiye ile ilgili bir eylem planı barındıran belgenin bilgisayarında bulunması hakkında da konuşan Enver Altaylı, belgenin Rus uçağının düşürülmesinden hemen sonra hazırlandığını ve belgede Moskova’nın Türkiye’ye yönelik devlet planının esaslarının tespit edildiğini dile getirdi. Altaylı bu belgeyi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yakın isimlerden, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sırasında hayatını kaybeden Erol Olçok’a verdiğini ve onun aracılığıyla MİT Başkanı Hakan Fidan’a ve İbrahim Kalın’a ulaşmasını sağladığını söyledi. Altaylı belgede bulunan bilgileri ise şöyle özetledi:

  • Rusya Federasyonu’nun en doğusunda bulunan Vladivostok yakınındaki Primorsky Kray isimli yerde PKK’lı teröristlerin eğitilmesinin hızlandırılması. 
  • PKK’lıların Türkiye’ye hangi yollardan sokulacağının belirlenmesi.
  • Türkiye’nin istikrarsızlaştırılması için Rus devletinin Türk devletinin önemli kurumlarına yerleştirdiği ajanların devreye sokulması.

“Belgenin Başbakan Ahmet Davutoğlu’na ulaştırılmasını sağlamaya çalıştım”

Türkiye’yi yönetenlerin bu belgeden haberdar olmaları için belgenin orijinali ve tercümesini dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu’na teslim etmesi için başdanışman Feridun Bilgin’e Çankaya Köşkü’ndeki ofisinde teslim ettiğini aktaran Altaylı, “O da bana söylediğine göre bu önemli belgeyi Başbakan Ahmet Davutoğlu’na takdim etmiştir” dedi.

“Türkiye’nin güvenliği açısından gizli kalması gereken belgeyi iddia makamı deşifre ediyor”

Söz konusu belgenin Rus istihbaratının gizli belgesi olduğunu ve Rus istihbaratının ikinci başkanının ıslak imzası bulunduğunu belirten Altaylı, bu belgeyi gizliliğe riayet ederek devletin en üst kademelerine ulaştırdığını söyledi. İddia makamının bu belgeyi deşifre ederek suç işlediğini savunan Altaylı, “Gizli tutulması Türkiye’nin güvenliği açısından, Türkiye-Rusya ilişkileri açısından şart olan bu belge iddia makamı tarafından dünyaya ilan ediliyor. Suç işliyor. Ruslar böylelikle, Türk devletinin elinde olan gizli bir bilgiden haberdar edilmiş olmaktadır. Yani beni casuslukla suçlayan iddia makamı, aslında devletin gizli bir bilgisini Ruslar ile paylaşmaktadır” diye konuştu.

“Teşkilata bu kadar FETÖ’cü sızmışsa karşı casusluk bölümü neredeydi?”

Gözaltına alınmadan yaklaşık üç ay önce MİT’teki üst düzey görevlilerden bir grubun kendisi için, MİT’in Ankara’daki merkez binasında bir yemek düzenlediğini açıklayan Altaylı, üç saat süren yemek ve sohbet sırasında görevlilere şunları söylediğini beyan etti: “Bana göre MİT’in en önemli ve en problemli birimi karşı casusluk bölümüdür. Teşkilata bu kadar FETÖ’cü sızmışsa karşı casusluk bölümü neredeydi? Sizler neredeydiniz? MİT ülkenin geleceğini tehdit eden, grup ve faaliyetler konusunda aldanmaz.”

Görüşmede devleti tehdit eden yapılanmaların tamamı ile ilgili olarak devlete yardımcı olmaya hazır olduğunu söylediğini belirten Altaylı, görüşme sonrasında kendisine teşekkür edilerek kapıya kadar uğurlandığını söyledi ve görüşme ile ilgili MİT tutanağının getirtilmesini talep etti.

“ABD hukuku hakkında bir nebze bilgisi olan birisi, Gülen’in ABD tarafından Türkiye’ye verilmeyeceğini bilir”

Fethullah Gülen’in Türkiye’ye iade edilmesine ilişkin de görüşlerini aktaran Altaylı, “Biraz hukuk bilen, ABD hukuku hakkında bir nebze bilgisi olan birisi, Gülen’in ABD tarafından Türkiye’ye verilmeyeceğini bilir. Tek yol vardır. O da Gülen’in ABD dışında üçüncü bir ülkeye gitmeye ikna edilmesi ve Türkiye’nin onu bu ülkeden getirmeye çalışması. Peki bugüne kadar Türkiye bu konuda bir arpa boyu mesafe alabildi mi? Alamadı. Bu kafa ile alması da mümkün değildir” dedi.

İddia makamının kendisi hakkındaki “FETÖ/PDY terör örgütünü İslamiyet’in tek temsilcisi olarak göstermeye çalıştığı” iddiasının gerçekle hiçbir ilgisi olmadığını savunan Altaylı, Orta Asya devletlerinin yöneticilerine Fethullah Gülen’in örgütü yerine Diyanet İşleri Başkanlığı ile çalışmaları gerektiğini söylediğini belirterek, şöyle konuştu: “Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Süleyman Demirel’in Orta Asya cumhuriyetleri ve Azerbaycan ziyaretlerini yine Demirel’in bana Resmi Gazete’de yayımlanan bir kararla tahsis ettiği askeri uçakla dolaşarak programı hazırlayan benim. Heyetine Diyanet İşleri Başkanımız Mehmet Nuri Yılmaz’ı aldıran benim. Onun Orta Asya’daki din adamları ve dini teşkilatlarla görüşmeler yapmasını temin eden benim. Orta Asya cumhuriyetleri yöneticilerine Fethullah Gülen örgütü ile değil, Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanlığı ile çalışmalarını tavsiye eden benim. Mehmet Nuri Yılmaz hayattadır. Şahit olarak davet edin ve kendisini dinleyin.”

“Bir BM görevlisi ile dostluğum, onunla görüşmem sebebiyle casuslukla suçlanıyorum”

Taliban’ın Pakistan ve İngiltere istihbaratı tarafından organize edildiğini, bunların daha da radikal terör gruplarını ortaya çıkaracağını eski cumhurbaşkanları Turgut Özal ve Süleyman Demirel’e anlattığını belirten Enver Altaylı, “Sayın Nursultan Nazarbayev yakın zamanda yaptığı bir konuşmada, kendisinin bu tür oluşumlara dikkatini çeken ilk insan olduğumu alenen ifade etmiştir. Şimdi bütün bunlar ortada iken, savcı bey benim bu tehlikelere karşı insanlık için olağanüstü hizmetler yapan bir Birleşmiş Milletler görevlisi ile dostluğum, onunla görüşmem sebebiyle beni casuslukla suçluyor. Yazıklar olsun” dedi.

Örgüt yöneticiliği ve askeri casuslukla suçlanmadan önce “vekalet savaşları” konusunda çalışma yaptığını ve FETÖ’nün bu kapsamda araştırılması gerektiğini söyleyen Altaylı, eski ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn’ın da cihatçı terör örgütleri hakkında yazdığı kitapta kendi görüşlerine başvurduğunu belirtti. Altaylı, Flynn’ın Fethullah Gülen aleyhindeki beyanatının kendi telkinleri sonucunda verildiğini ileri sürdü.

Davada son durum

Eski MİT mensupları Enver Altaylı ve Mehmet Barıner’in tutuklu yargılandığı davada son savunmalar alınıyor. Sanıkların son savunmaları tamamlandı, perşembe gününden itibaren Altaylı’nın avukatları savunma yapacak. Sanık avukatları eski Başbakan Ahmet Davutoğlu ve başka kişilerin tanık olarak dinlenmesini talep etmişti ancak mahkeme henüz bu konuyla ilgili bir karar vermedi. Mahkeme tevsii tahkikat taleplerini savunmalardan sonra karara bağlayacak. Bir sonraki duruşma perşembe (23 Eylül) günü yapılacak.

Savcı iki tutuklu sanık için toplam 77 yıl 6 ay hapis cezası istemişti

Savcı, 21 Şubat 2021’deki duruşmada esasa ilişkin mütalaasını açıklamış, “terör örgütü yöneticiliği”, “siyasi ve askeri casusluk” ve “silahlı terör örgütü üyeliği” suçlamalarıyla yargılanan Enver Altaylı için 30 yıldan 42 yıl 6 aya kadar, “silahlı terör örgütü üyeliği” ve “siyasi ve askeri casusluk” suçlarından yargılanan diğer tutuklu sanık Mehmet Barıner hakkında ise 22 yıl 6 aydan 35 yıla kadar hapis cezası istemişti. Savcılık, tutuksuz sanık Seda Chamatzoglou’nun ise beraatını talep etmişti.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus