Eski Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz: “Kurun yükselmesinden iktidarın rahatsız olmadığını, bunun bilinçli olarak yapıldığını düşünüyorum”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Türk Lirası’nın dolar karşısındaki değer kaybı son günlerde rekor üstüne rekor tazeledi, dolar 9 liranın üzerine çıktı ve kısa vadede bu rakamın altına düşecek gibi de görünmüyor. Merkez Bankası’nın faizi düşürmesinin ardından başlayan değer kaybı durdurulamazken Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu dün (11 Ekim 2021) Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu’na sunum yaptı.

Merkez Bankası yasası gereğince yılda iki kez yapılması gereken bu sunumun ardından döviz piyasası durulmadı. Eski Merkez Bankası Başkanı ve İYİ Parti Ankara Milletvekili Durmuş Yılmaz dövizin yukarı doğru hareketini ve ekonominin durumunu Medyascope’a değerlendirdi.

Yılmaz, döviz kurlarına ilişkin şunları söyledi: “Kurun yükselmesinden iktidarın rahatsız olduğunu düşünmüyorum ve bunun da bilinçli olarak yapıldığını tahmin ediyorum. Bunun bazı istatistiksel durumların iyi gösterilmesi olarak olduğunu düşünmüyorum. Bunun birtakım şahsi çıkarlarla ilgili olduğunu düşünüyorum.” 

Yılmaz bu yaklaşımın, son günlerde gündeme gelen off-shore şirketleri aracılığıyla para aklama ve vergi kaçırma, kayyum aracılığı ile yönetilen şirketler ve bu şirketlerin satılması aşamasıyla ilgili olabileceğini anlattı.

“Bizim bu şekilde düşünmemiz değil ayıp olan, bizi bu şekilde düşünmeye iten yöneticilerin ayıbıdır” diyen Yılmaz, bu şartlar altında dolar kurunun gerilemesinin mümkün olmadığını söyledi.

Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu’nun yasa gereği Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’na dün sunum yaptığını ve sunumun ardından dövizin tırmanışa geçtiğini belirten Durmuş, kısa vadeli müdahalelerle sorunun altından kalkılamayacağını vugulayarak şunları söyledi:

Daha yüksek faiz, daha değersiz TL sarmalı sürecek

“Veriler sağlam olmalı ve o veriler üzerinden orta ve uzun vadeli program olması lazım. Böyle bir şey yok ve biz günübirlik yaşıyoruz. Yönetim uygulanan politikalarla bizi daha yüksek faize ve daha değersiz kura mahkum ediyor. Bunun sonunda da hep birlikte fakirleşiyoruz. Daha yüksek faiz, daha değersiz Türk Lirası sarmalı sürecek.”

Yönetim fiyat istikrarını önemsemiyor fakat realite şunu söylüyor. Fiyat istikrarını sağlamadan sürdürülebilir ekonomik büyümeyi sağlamanız mümkün değil. Şu anda yüzde 18 faize dönülmesine rağmen, göreceksiniz çok kısa sürede çok daha yukarı gidecek ve Türk Lirası da daha değersiz hale gelecek.”

Devletin kasasında bir senti yok

“Devletin ürettiği rakamlar, devletimizin namusudur. Bu üretilen rakamlara toplumun inandırılması gerekli. Vatandaş söylemin yanında eyleme ve kendi yaşantısına da bakıyor. Vatandaş ‘gerçek olan onların söylediği rakam değil, benim yaşadığım realitedir’ diyor.”

“Devletin kasasında borçlardan arındırıldıktan sonra bir senti yok devletin.”

Servet ve gelir dağılımı bozuldu

“En büyük yanlışlık, şeffaflık yok, hesap verebilirlik yok. Ekonomide servet ve gelir dağılımı çok kötü şekilde bozuldu. Bazı şirketlerin bilançolarında çok sağlıklı ve güçlü nakitleri var fakat onlar yatırım yapmıyorlar. Bu ülkede servet var fakat bu servet bir türlü sermayeye dönüşmüyor.” 

Kurumlar vesayet altında

“Kurumlar siyasi iradenin vesayeti, tahakkümü altında. Siyasi baskıdan dolayı asli görev bir yana bırakılıyor, hükümetin tercihi öncelikli hale getiriliyor ve sonuçta da bu çıkmazın içine giriyoruz. Yüzde 18 faize rağmen tüketicimiz, sanayicimiz daha yüksek faizle kredi alıyor. Bu bir yük ve bu yükü haksız şekilde bize taşıtıyorlar.” 

Hazine nerede ise Merkez Bankası orada olmalı

“İstanbul’u finans merkezi yapmak istiyorlar ama İstanbul’un finans merkezi olmaması için ne yapılmaması gerekiyorsa o yapıldı. Bir kere makro dengelerinizin sağlam olması lazım. Enflasyonun kontrol altında olması lazım. Bütçe dengelerinizin yerinde olması lazım. Güvenin tesis edilmesi, hukuk altyapısının sağlam olması lazım. Uluslararası muhasebe standartlarının yerinde olması lazım. Bunların kültürel yanı da var. Londra’da, Paris’te bir tiyatro sahneye konulduğu zaman iki yıl, üç yıl devam ediyor; böyle bir kültürel ortam lazım. İstanbul’u bu hale getirmek lazım. En önemlisi şu, kendi paranıza itibar kazandırmanız lazım. Yabancı geldiğinde ulusal para üzerinden işlem yapabilmeli. Böyle bir ortamda İstanbul finans merkezi olabilir mi, bu mümkün mü?”

“Hazine nerede ise Merkez Bankası da orada olmalıdır. Merkez Bankası’nın İstanbul’a gitmesinin yegâne nedeni, içine girdiği sorunlardan bir türlü çıkamayan inşaat sektörüdür. İşin özü, finans merkezi işi değil, inşaat merkezi işidir. Bu milletin iradesi ile olmalıdır ve Meclis’ten yasa çıkarılırsa olur. Yasa olduğu gibi duruyor ve yasanın etrafında dolanarak birimler İstanbul’a taşınıyor, aceleniz nedir? Daha bina yok ve kiraya gidiliyor.”

“Merkez bankalarının mimarileri var, bunlar estetik yapılar olmalı. Bir merkez bankasının kredibilitesi ile başarısı ile ne binasının büyüklüğü, ne yüksekliği, ne içinin konforu ama binalar estetik olmalı.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus