“BATIDAN DOĞUYA ASYA” sergisi Türkiye’de – Finlandiya Büyükelçisi Ari Mäki: “Finlandiya ve Türkiye’nin ortak noktası fotoğraflarda görünüyor”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Finlandiya’nın Ankara Büyükelçiliği tarafından düzenlenen ve CerModern Sanat Galerisi’nin ev sahipliği yaptığı “BATIDAN DOĞUYA ASYA” sergisi Türkiye’de ilk kez Ankara’da ziyarete açıldı. Finlandiya Büyükelçisi Ari Mäki, sergilenen fotoğraflara dair “O zamanın kısıtlı teknolojisine rağmen fotoğrafların ne kadar net olduğunu da görmek gerçekten hayranlık verici. Finlandiya ve Türkiye’nin aynı imparatorluğa komşuluğu ve yakınlığı yani ortak noktası fotoğraflarda da görünüyor“ dedi.

Fin askeri lider ve devlet adamı Carl Gustaf Emil Mannerheim’ın (1867-1951) Orta Asya’dan Çin’e uzanan İpek Yolu boyunca 1906-1908’deki görevi sırasında çektiği fotoğraflardan oluşan sergi ziyaretçilere açıldı. Küratörlüğünü Peter Sandberg’in yaptığı sergide toplam 48 fotoğraf  yer alıyor ve 14 Kasım’a kadar sanatseverlerin ziyaretine açık olacak.

Serginin,  Mannerheim’ın bir devlet adamı olmasının dışında başka birçok özelliği yansıttığını söyleyen Büyükelçi Ari Mäki, “Eşsiz fotoğraflar ve o zamanın kısıtlı teknolojisine rağmen fotoğrafların ne kadar net olduğunu da görmek gerçekten hayranlık verici” dedi. Büyükelçi Mäki, sözlerini şöyle sürdürdü:

Ankaralı ziyaretçilerimize 115 yıl önce Asya’da hayatın nasıl olduğunu da gösteriyoruz. Sergi alanında, yan tarafta Anadolu Ajansı’nın da bir sergisi yer alıyor. Bu sergide de atlarla oynanan bir oyunun fotoğrafı var ve Mannerheim’ın fotoğraflarında da aynı oyunun 115 yıl önce de var olduğunu görebiliyorsunuz.  Finlandiya ve Türkiye cumhuriyetlerinin aynı imparatorluğa komşuluğu ve yakınlığı, yani ortak noktası fotoğraflarda görünüyor. “

Ölü keçi polosu oyunu; Anadolu Ajansı’nın ödül kazanan fotoğraflar sergisinden, günümüzde oynanan oyunun fotoğrafı
Ölü keçi polosu oyunu, 110 yıl önceki fotoğraf

Küratör Peter Sandberg’in verdiği bilgiye göre Mannerheim, körüklü bir görüş kamerası (9 cm x 12 cm) kullanıyor, toplamda bin 200 negatifi var ve Finlandiya Ulusal Müzesi’ndeki koleksiyon bin 100 ‘den fazla parçadan oluşuyor. Sandberg, fotoğraflardan bazılarının askeri amaçlarla çekildiğini ancak Mannerheim’in fotoğraflanın çoğunu antropolojik çalışmasının bir parçası olarak Uygurlar, Kalmuklar, Torgutlar, Yugurlar, Sarı Uygurlar, Kırgızlar ve Tangutlar’ın yaşamlarını ve kültürlerini resmetmek için çektiğini belirtti.

Serginin küratörü Peter Sandberg (solda) fotoğraflar hakkında bilgi verdi.

Küratör Peter Sandberg’in kaleminden  “BATIDAN DOĞUYA ASYA” C.G. Mannerheim’in Seyahat Fotoğrafları (1906-1908) sergisi şöyle anlatıldı:

1906 baharında, Finlandiya Büyük Dükalığı’ndan 39 yaşındaki Yarbay Carl Gustav Emil Mannerheim, Rus Ordusu Genelkurmay Başkanlığı’ndan bir görev aldı. Rus Türkistanı’ndan Çin’in neredeyse tamamını geçerek Pekin’e kadar uzanan askeri-coğrafi bir yolculuk yapacaktı. Başlıca görevi Çin’in sınır illeriyle ilgili güncel siyasi ve askeri istihbarat toplamaktı. Rusya sadece birkaç yıl önce Mançurya’da Japonya’ya karşı küçük düşürücü bir yenilgiye uğramıştı. Şimdi Orta Asya’da karmaşık bir siyasi oyun sürmekteydi. Bölgenin ana aktörleri Rusya, Japonya ve İngiltere olmakla beraber, çeşitli milletlerden casuslar, ajanlar ve araştırmacılar da bölgede oldukça aktifti.

Mannerheim bu görevi örtbas etmek için bir kâşif gibi davrandı. Rus Ordusu Genelkurmay Ofisi ona ünlü Fransız sinolog Paul Pelliot’nun keşif gezisinde bir yer ayarlamıştı. Ancak farklı nedenlerle ikilinin yolları ayrıldı ve Mannerheim seferine kendi devam etti. Mannerheim iki yıllık yolculuk boyunca beraberindekilerle oldukça değişken koşullarda ve çoğunlukla at üzerinde 14.000 kilometre yol katetti.

Küçük bir keşif heyeti olarak – Mannerheim, iki seçkin Kazak, bir tercüman ve bir şef – büyük nehirleri aştılar, yüksek dağları tırmandılar, bozkır ve çöllerden geçtiler. Yolculuk boyunca Mannerheim ölçümler yaptı, haritalar çizdi ve yaşadıklarını yazıp fotoğraflayarak belgeledi.

Keşif yolculuğu bir bahaneden daha fazlasıydı. Yolculuk gerçek bilimsel amaçlar barındırıyordu. Geziden önce Mannerheim bölge hakkında kitaplar okudu, geçmiş gezilerin sonuçlarını inceledi ve Fin bilim camiasının temsilcileriyle yolculuğun bilimsel hedefleri hakkında görüştü. Diğer birçok şeyin yanı sıra, arkeolojik, etnografik öğeler ve eski el yazmaları toplamayı kabul etti. Karşılaştırmalı antropoloji adına kendisine farklı insan tiplerinin fotoğraflanması ve ölçülmesi görevi verildi.

Mannerheim, Eylül 1908’de geri döndü ve askeri raporunu ertesi yıl yayımladı. Ancak dünya siyasetindeki değişiklikler nedeniyle hazırladığı rapor kısa sürede geçerliliğini kaybetti. Diğer yandan tecrübesizliğine rağmen bilimsel çalışması başarısını kanıtlamıştı ve bugün de hâlâ geçerliliğini korumaktadır.

Çin’e uzanan yolculuğu boyunca fotoğraf çekmeye devam etti, ancak fotoğraflarının çoğu seyahatinin ilk bölümünü kapsamaktadır. Büyük miktarda bilgi içeren bu fotoğraf koleksiyonu, Orta Asya ve Çin’in şu anda büyük ölçüde yok olmuş ya da en azından değişmiş olan halklarını ve kültürlerini anlatan eşsiz bir seyahatname oluşturuyor. Bu görsellerde yaşam yüzyıl öncesindeki haliyle günlük angaryalardan şenliklere kadar korunuyor ve Mannerheim’ın çok çeşitli konulara olan ilgisini kanıtlıyor. Zamanın diğer kaşifleriyle karşılaştırıldığında Mannerheim’ın çok yönlü oluşu göze çarpıyor. Durum ne olursa olsun, her zaman bir araştırmacının mesafesini koruyan Mannerheim’ın fotoğraflarında; kibirli mandarinler ve alçakgönüllü dilenciler, yerel polisler ve afyon içenler, askerler ve anneler, bozkır göçebeleri ve vaha kasabalarının tüccarları ile karşılaşıyoruz.

Bir fotoğrafçı olarak Mannerheim insan portrelerinde oldukça başarılıydı. O zamanlar sadece birkaç fotoğrafçının ziyaret ettiği, fotoğraf makinesi ile hiç tanışmamış bir bölgede ve halklar arasında seyahat etti. Dönemin şartları göz önünde bulundurulduğunda beklenenin aksine, kendisi ve fotoğrafını çektiği kişiler arasında bir güven inşa etmeyi başardığını görüyoruz. Fotoğraflar durumu tüm canlılığıyla yansıtıyor; kişilerin içinde bulunduğu anı tüm berraklığıyla görebiliyorsunuz. Portrelerinin yanı sıra Mannerheim’ın fotoğraflarının belki de en ilginç olanları, günümüz belgesel fotoğrafçılığını temsil eden örnekleridir. Bozkırların binicilik oyunlarını, kasabaların cenaze törenlerini, sokak manzaralarını ve atölyeleri fotoğrafladı. Çin İmparatorluğu’ndaki günlük yaşamdan festivalleri ve sahneleri fotoğrafladı. Bu fotoğraflarda tarzı şaşırtıcı derecede moderndi ve bir belgesel fotoğrafçısının yapması gerektiği gibi hiçbir şekilde müdahale etmeden ve belli bir mesafeyi koruyarak çalıştı.

Fotoğraf çekme eylemi günümüzde olduğundan çok daha hantal bir işlem olmasına ve büyük kamerasının dikkat çekmesine rağmen bir şekilde görünmez olmayı başardı. Mannerheim’ın fotoğrafçılığı hem teknik kısmı hem de görsel kompozisyonu ele almasıyla açıkça belgeleyiciydi.

Fotoğrafları çeken Carl Gustaf Emil Mannerheim

Mannerheim sonraları antropolojiye ve fotoğraflarına dönebilmeyi istediyse de farklı nedenlerden dolayı zamanı yoktu. Fotoğrafları ancak 1941-1942’de seyahat raporu popüler bir kitap olarak yayımlandıktan sonra daha geniş bir şöhret kazandı. Kitaptaki fotoğraflar o günün teknolojisi ile basıldığından oldukça küçüktü ve esas olarak metne destek amacıyla bulunmaktaydı. Ancak 1990’da fotoğrafları ön plana çıkaran ilk kitap yayımlandı ve bu fotoğraflardan oluşan bir sergi Finlandiya’yı gezdi. 2000’li yılların başında fotoğraflar Almatı, Urumçi, Lanzhou, Xian (Şian), Pekin, Seul ve Hong Kong’daki sergilerde gösterildi.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus