İSTANBUL (Medyascope, Yağmur Karacimşit) – Antalya’nın halı tarlalarından dünyaya uzanan başarı hikayesi, Türkiye’nin gümrüğünden geçemedi. Skypixel Uluslararası Drone Yarışması’nda dünyanın en iyi 10 fotoğrafçısı arasına giren avukat Dilek Yurdakul, kazandığı ödül drone’u yüksek vergi yükü nedeniyle ülkeye getiremiyor.

Haberin özeti
- Dilek Yurdakul, Antalya’daki halı tarlalarında çektiği ‘Carpet Fields’ fotoğrafıyla uluslararası yarışmada ödül kazanmasına rağmen yüksek gümrük vergisi nedeniyle kazandığı drone’u getiremiyor.
- Yurdakul, Türkiye’deki gümrük sorunlarının uluslararası sanatçılara ciddi engeller çıkardığını ve markaların Türkiye’den vazgeçmesine sebep olduğunu vurguladı.
- Sony Dünya Fotoğraf Ödülleri, Türkiye’deki gümrük problemleri nedeniyle bu sene ulusal kategori listesinden Türkiye’yi çıkardı.
- Yurdakul, ödülünü yurt dışındaki bir adrese göndermeyi veya komşu bir ülkeden teslim almayı planlıyor.
- Sanatçı, fotoğrafa olan tutkusuyla toplumsal projeler üretmeye devam etmek istiyor, ancak ekipmanını almakta zorlanıyor.
İçindekiler
Dilek Yurdakul, 2017 yılında National Geographic Yılın Seyahat Fotoğrafçısı ödülünü kazanan tek Türk kadın fotoğrafçı ve 2021 Sony Dünya Fotoğraf Ödülleri’nde dünya birinciliği kürsüsüne çıkmış tek Türk sanatçı. Son olarak Skypixel’in prestijli drone yarışmasında, jüri tarafından seçilen “En İyi 10 Fotoğraf” listesine girdi.
“Carpet Fields” fotoğrafının hikayesi

Dilek Yurdakul, ödül getiren “Carpet Fields” isimli fotoğrafını 2 yıl önce Antalya Döşemealtı’ndaki halı tarlalarında çekti. Çekim süreci için Ankara’dan kendi imkanlarıyla Antalya’ya giden Yurdakul, çalışmasını oldukça eski ve teknik özellikleri yetersiz bir drone ile gerçekleştirdi. Yaz sıcağında ve kısıtlı batarya süreleriyle tamamlanan bu çekim, uluslararası jüri tarafından en iyi 10 fotoğraf arasında gösterildi.
Vergi yükü cihaz bedelinin yüzde 80’ine ulaşıyor
Yarışma sonucunda Yurdakul’a markanın son model bir drone’u hediye edildi. Ancak Türkiye’deki gümrük mevzuatı gereği, cihazın “ödül” statüsünde olmasına rağmen bedelinin yaklaşık yüzde 80’ine varan bir vergi yükü ortaya çıktı.
Yurdakul, yaşadığı süreci şu sözlerle aktarıyor:
“Bana gönderilecek drone’un Türkiye fiyatı yaklaşık 299 bin lira. Ödül olduğu belli olsa da gümrükten almak için ciddi bir ödeme yapmanız gerekiyor. Bu rakamı ödeyecek olsam zaten kullandığım eski modeli çoktan yenilerdim. Üretmek istiyoruz ama bu tarz engellerle karşılaşıyoruz.”
Markalar Türkiye’den vazgeçiyor
Yurdakul, gümrükte yaşanan bu kronik sorunların sadece şahsi bir mağduriyet yaratmadığını, aynı zamanda Türkiye’nin uluslararası sanat arenasındaki yerini de etkilediğini vurguladı. Benzer bürokratik engeller ve vergi yükleri nedeniyle küresel markaların Türkiye pazarına yönelik yaklaşımlarının değiştiğini belirten Yurdakul, şu örneği verdi:
“Örneğin Sony Dünya Fotoğraf Ödülleri, muhtemelen yaşanan bu gümrük problemlerinden yıldığı için bu sene ulusal kategori listesinden Türkiye’yi çıkardı. Artık Türkiye’ye özel bir ödül alanı açılmıyor. Daha önce bir global marka benimle iş birliği yapmak istediğinde, demo cihazı bile gümrükten sokamamıştık. Sözleşmemiz olmasına rağmen cihaz geri gönderildi; en sonunda markanın temsilcisi New York’tan uçağa binip İstanbul Havalimanı’nda cihazı bana elden teslim etmek zorunda kaldı. Bu abes süreçler hem sanatçıyı hem markayı üretimden soğutuyor.”
Yurdakul, sadece kendisinin değil, ödül kazanan pek çok meslektaşının da benzer “bürokratik engellerle” karşılaştığını ve bu durumun Türkiye’nin prestijli listelerden birer birer çıkarılmasına yol açtığını ifade etti.
Konuyu sosyal medyada gündeme getirmesine rağmen ne yetkililerden ne de sivil toplum kuruluşlarından hiçbir dönüş almadığını söyleyen Yurdakul, muhalif kimliği nedeniyle bu tarz kurumsal desteklerden mahrum bırakıldığını da sözlerine ekledi.
Alternatif çözüm arayışları
Hukuki sürecin uzun süreceğini belirten Yurdakul, sorunu çözmek için ödülün yurtdışındaki bir adrese gönderilmesini talep edecek. Cihazı komşu bir ülkeden veya İngiltere’den bizzat giderek teslim almayı planlayan sanatçı, bu şekilde yüksek gümrük maliyetlerinden kaçınmayı hedefliyor.
Tüm bu teknik ve bürokratik karmaşaya rağmen üretim motivasyonunu kaybetmeyen sanatçı, fotoğrafla olan bağını şu sözlerle özetliyor:
“Ben üretmek istiyorum çünkü benim nefes alış şeklim fotoğraf. Ülkenin ve kendimin tüm karmaşasından, stresinden bir şeyler üreterek sıyrılabiliyorum. Fotoğrafın toplumsal farkındalık uyandıran bir araç olması gerektiğine inandığım için ağırlıklı olarak toplumsal içerikli projelerle devam ediyorum. Ama benim amacım bir an önce yeni drone’uma kavuşarak üretmeye devam etmek. Çünkü beni tüketen bu düzenin içerisinde beni şarj edebilen, yaşamımın bir anlamı var dedirtebilen bir olay fotoğraf. Ben sadece ona odaklanmak istiyorum.”
Uluslararası alanda Türkiye’yi temsil eden ve pek çok prestijli ödüle layık görülen Dilek Yurdakul, şimdi bir hukukçu ve sanatçı olarak, sadece yeni ekipmanıyla üretmeye odaklanabileceği o günü bekliyor.








