Cumartesi Anneleri 877. haftasında Abdullah Canan için adalet istedi

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Cumartesi Anneleri, Galatasaray Meydanı’nın yasaklanmasının 178. haftasında, koronavirüs salgını nedeniyle sosyal medya hesabından açıklamada bulundu. 877. haftanın moderatörlüğünü gözaltında kaybedilen Hasan Ocak’ın kardeşi Maside Ocak yaptı. İnsan Hakları Derneği (İHD) Hakkari Şubesi üyesi Sibel Çapraz’ın okuduğu açıklamada, 1996’da Hakkâri’de öldürülen Abdullah Canan için adalet istendi.

Tayyup Canan: “Kayıplarımızı unutmayacağız, adalet ve hakikat peşinde koşacağız”

Tayyup Canan, babası Abdullah Canan’ın, köylerini yakan dönemin Yüksekova Tabur Komutanı Mehmet Emin Yurdakul hakkında savcılığa başvuruda bulunduktan sonra gözaltına alındığını ve 45 gün boyunca ağır işkencelere maruz kaldığını belirterek, “Karakola yakın bir yerde babamızın cenazesini bulduk. Bundan dolayı zamanaşımı uygulamasına son verilsin, adalet sağlansın diyoruz” dedi.

Zorla kaybetmenin en hesap vermez uygulamalarından biri olduğunu vurgulayan Canan, şöyle devam etti:

“Suçu inkâr eden bu uygulama aynı zamanda suçun cezasız kalmasını da amaçlar. Kayıpların akıbetinin açıklanması, faillerin yargılanması sistem tarafından engellenir. Babam Abdullah Canan’ın davasında olduğu gibi ciddi bir araştırma, etkin bir soruşturma yapmayan savcılar, soruşturmaları ‘Zamanaşımına uğramıştır’ diyerek, evrensel hukuka aykırı bir şekilde kapatmak istiyor. Devlet bize ‘Zamanınız doldu, kaybettiklerinizi unutun’ demek istiyor. Kayıplarımızı unutmayacağız, adalet ve hakikat peşinde koşacağız. Devleti yönetenlere sesleniyoruz; insanlığa karşı suçluları cezalandırmak, devletin evrensel hukuka karşı evrensel bir yükümlülüğüdür. Yükümlülüğünüzü yerine getirin.”

Suç duyurusu ve tehdit

Cumartesi Anneleri adına açıklamayı okuyan İHD Hakkari Şubesi üyesi Sibel Çapraz ise Yüksekova ilçesinde yaşayan iş insanı Abdullah Canan’ın yedi akrabasıyla birlikte Yüksekova Dağ Komando Tabur Komutanı Binbaşı Mehmet Emin Yurdakul hakkında suç duyurusunda bulunduktan sonra tanıklar önünde tehdit edildiğini söyledi. Çapraz, şunları kaydetti:

“Bu olaydan bir süre sonra, 17 Ocak 1996 sabahı Abdullah Canan, Hakkâri’ye gitmek üzere Yüksekova’daki evinden ayrıldı. Tanık beyanlarına göre Van karayolunda askerler tarafından otomobili durdurularak gözaltına alındı. Askeri bir araçla Yüksekova Dağ Komando Taburu’na götürüldü. Ailesi yerel ve ulusal tüm makamlara başvurarak Canan’ın bulunmasını istedi. Ancak onun gözaltına alındığı inkâr edildi.”

Canan’ın işkenceyle öldürülmesi Susurluk Komisyonu raporunda yer aldı”

Abdullah Canan’ın ağır işkence görmüş cansız bedeninin 21 Şubat 1996 günü köylüler tarafından bulunduğunu anlatan Çapraz, şöyle devam etti:

“Canan, yakın mesafeden atılan yedi kurşunla öldürülmüş, elleri, ayakları ve ağzı bağlı olarak Yüksekova-Esendere karayolundaki bir menfeze bırakılmıştı. Ailesi, Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak, Abdullah Canan’ın öldürülmesinden sorumlu oldukları gerekçesiyle Binbaşı Yurdakul liderliğindeki Yüksekova çetesi hakkında suç duyurusunda bulundu. Yüksekova taburunda görev yapan itirafçı Kahraman Bilgiç savcıya verdiği ifadede, Abdullah Canan’ın taburda işkence ile sorgulandığını, Tabur Komutanı Binbaşı Mehmet Emin Yurdakul’un talimatı ile öldürüldüğünü detaylarıyla anlattı. Ayrıca Albay Kamber Oğur, Yüksekova Savcılığı’na başvurarak gözaltına alındığı inkâr edilen Abdullah Canan’ı Şubat 1996’da tabur karargâhındaki revirde, yaralı vaziyette gördüğünü söyledi. Abdullah Canan’ın tabur komutanlığında işkenceyle ‘Yüksekova Çetesi’ tarafından öldürüldüğü Susurluk Komisyonu raporunda yer aldı.”

Yargıtay’dan beraat, AİHM’den mahkumiyet

Hakkâri Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada 12 Kasım 1999’da sanıklar hakkında beraat kararı verildiğini, 2 Nisan 2001’de ise Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin beraat kararını onadığını hatırlatan Çapraz, Canan ailesinin 1 Aralık 1997’de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurduğunu ve AİHM’in “Canan’ın öldürülmeden önce ağır işkence gördüğü” tespitinde bulunarak, oybirliği ile Türkiye’yi mahkum ettiğini aktardı.

“Kaç yıl geçerse geçsin adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz”

Abdullah Canan’ın gözaltında kaybedilişinin 26. yılında Cumartesi Anneleri adına bir kez daha çağrıda bulunan Çapraz, “Kaç yıl geçerse geçsin Abdullah Canan için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan, 178 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekânımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz” dedi.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus