Belarus’un AB yaptırımlarına misilleme olarak göçmenlere turist vizesi vermeye başlamasının ardından Erbil’den Avrupa’ya zorlu göçün adım adım öyküsü

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Belarus, farklı ülkeden birçok göçmene turist vizesi verip sınırı geçmelerine yardım ederek Avrupa Birliği (AB) yaptırımlarının intikamını almakla suçlanıyor. Farklı ülkelerden birçok göçmen, Belarus’un sağladığı kolaylıklardan faydalanarak Avrupa’ya geçmenin hayalini kuruyor. İşte bir grup göçmenin ülkelerinden ayrılarak Avrupa’ya ulaşmalarının hikayesi.

Cep telefonunun kamerası sola ve sağa dönüyor ancak kimse hareket etmiyor. Yorgun gezginler ağaçların arasına dağılmış durumda.

Jamil başını ellerinin arasına almış, karısı Roshin onun yanına yığılmış. Diğerleri ölü gibi görünüyor.

Öğleden sonra ışığı ormanın içinden geçiyor, çam ağaçları yoğun bir doğal hapishane oluşturuyor. Sabahın dördünden beri yürüyorlar.

Jamil’in kuzeni İdris, neredeyse mekanik bir şekilde, “Paramparça olduk, kesinlikle paramparça olduk” diyor.

Suriyeliler buraya gelmek için çalılıklarla boğuştu ve kötü kokulu bataklıklardan geçti. Bir kaçakçıyla ilk randevularını çoktan kaçırdılar, yiyecekleri ve suları tükendi.

Soğuktan uyuşmuşlar ama ateş yakmaya cesaret edemiyorlar. Belarus’tan Polonya’ya geçtiler ve sonunda Avrupa Birliği’ne (AB) ulaştılar. Ama henüz güvende değiller. Belarus tarafından Polonya, Litvanya ve Letonya’ya geçmeye teşvik edilen binlerce kişi gözaltına alındı. Polonya ormanlarında en az yedi kişi hipotermiden öldü.

BBC, İdris ve arkadaşlarını eylül sonunda Kuzey Irak’tan ayrıldıklarından beri izliyor. İdris, ilerlemelerini telefonuna kaydederek yol boyunca BBC’ye bir dizi video gönderdi.

Grubun çoğunluğu daha iyi bir gelecek için Avrupa’ya ulaşmaya çalışan 20’li yaşlardaki Suriyeli Kürtler’den oluşuyor. Hepsi, 2014 yılının sonlarında Kürtler ve IŞİD militanları arasında şiddetli çatışmalara sahne olan Kobani’den geliyor.

Gruptakilerin paylaştığı motivasyon dünyanın her yerindeki göçmenlerin paylaştığı motivasyon ile aynı. Birçoğu, ülke içindeki siyasi istikrarsızlık, zorunlu askerlik korkusu ve istihdam eksikliği nedeniyle geleceğini Avrupa’da arıyor. Ancak bu grubun diğer göçmenlerden farkı, izledikleri rotanın yeni olması.

İdris, Belarus Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko yeni ve görünüşte daha güvenli bir yol önermeseydi Suriye’den ayrılmaya çalışmayabileceğini itiraf ediyor. Kendisine neden Avrupa’ya gitmeye karar verdiği sorulduğunda, “Belarus’un AB ile devam eden bir kan davası var. Belarus Devlet Başkanı AB ile sınırlarını açmaya karar verdi” diye konuşuyor.

İdris, Lukaşenko’nun bu yılın başlarında yaptığı, Belarus’un göçmenlerin ve uyuşturucuların AB üye ülkelerine geçişini artık durdurmayacağı yönündeki uyarısına atıfta bulunuyor.

Lukaşenko, 2020’deki tartışmalı devlet başkanlığı seçimlerinin ardından uygulanan AB yaptırım dalgaları, ardından siyasi muhaliflerin takip edilmesi ve RyanAir olayı nedeniyle çileden çıkmıştı.

Belarus’un komşusu Litvanya’daki yetkililer, Belarus’un bu hamlesinin sinyallerini bu yılın mart ayından beri aldıklarını söylüyor. Litvanya İçişleri Bakan Yardımcısı Kestutis Lancinskas, “Bu süreç, Belarus hükümetinin Irak’tan gelen ‘turistler’ için vize işlemlerini basitleştirmeye hazır olduğuna dair işaretlerin görülmesiyle başladı” diyor.

Rota artık daha kolay

Akdeniz’de tekneyle tehlikeli yolculuklar yapmak yerine şimdi tüm göçmenlerin yapması gereken Belarus’a uçmak, birkaç saat boyunca yürüyerek sınıra gitmek ve ardından sadece üç komşu AB ülkesinden birine yani Polonya, Litvanya veya Letonya’ya yürüyerek geçmek. 

Temmuz ve ağustos aylarında Litvanya, 2020’nin tamamından 50 kat daha fazla sığınmacı gördü.

İdris, “Rotanın Türkiye ve Kuzey Afrika’dan geçmekten çok daha kolay olduğu açık” diyor. İdris ve arkadaşları 25 Eylül’de, çalıştıkları Kuzey Irak’ın başkenti Erbil’den yola çıkmış. Kobani’de bıraktığı karısı ve ikiz kızlarına eğer hedefine ulaşırsa Avrupa’da kendisine katılabileceklerine dair söz vermiş.

Kobani’de çatışmalarda çöken bir bina.

İdris ve arkadaşları 10 yıllık iç savaşla hayatları mahvolmuş Suriyeli bir kuşağın parçası. Bir süre komşu Türkiye’de mülteci olarak kalan İdris, kendisini neyin motive ettiği sorulduğunda, “Uzun hikaye dostum ve birçok şeyden pişmanım. Ama hiçbir şey kontrolümüzde değil. Suriye’de benim için bir gelecek yok” diyerek ülkesinin geleceğine dair umutsuzluğunu dile getiriyor.

İdris’in Erbil Havaalanı’nın dışında kaydedilen ilk videolarından birinde, önlerindeki yolculuk konusunda oldukça iyimser olduğu görülüyor. Biletleri ve Belarus için yedi günlük turist vizeleri var. Gitmeye hazırlar.

Erbil: Avrupa yolculuğunun başladığı yer

Erbil, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin başkenti ve en büyük şehri. Bir buçuk milyondan fazla insanın yaşadığı bu şehir, komşusu Suriye’den ve Irak’ın diğer bölgelerinden gelen yüz binlerce mülteciye ev sahipliği yapıyor.

Erbil, aynı zamanda birçokları için Avrupa yolculuğunun başladığı yer.

Avrupa’ya gitmek isteyenler Facebook ve sohbet gruplarında çevrimiçi olarak yayılan seyahat ipuçları ile çeşitli seyahat acentelerine ulaşıyor. Sonrasında pasaportlarla dolu bir ofiste Belarus’un başkenti Minsk’e vize ve uçuş ayarlanıyor.

Yaz aylarında, Lukaşenko’nun AB’ye yönelik tehdidinin gündem olmasıyla pasaport işleriyle uğraşan Murad (*), Belarus’taki arkadaşlarıyla temasa geçerek yeni vize kurallarını sordu. Murad’ın aldığı cevap olumluydu ve arkadaşları “Evet, artık kolay” demişti.

Murad ise “2015’te Türkiye’de yaşananların aynısı olacağını biliyordum” dedi. 2015’te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da AB ile anlaşmazlık içindeydi ve Brüksel, Ankara’nın göç maliyetini karşılamasına yardımcı olmak için 6 milyar euroluk bir anlaşmayı kabul edene kadar yüz binlerce göçmenin ülkesinden geçmesine izin verdi.

Belarus seyahat şirketleri, Minsk üzerinden güvenli geçiş arayan göçmenler için başlangıçta insanların başkente uçuşlarına izin vermek amacıyla elektronik davetiyeler yayınladı.

Ancak sahte davetiyelerden para kazanma işi ayyuka çıkınca kurallar değişti. Artık göçmenlerin uçuş rezervasyonu yapabilmeleri için pasaportlarında vize damgasına ihtiyaçları var. Bu yöntem daha uzun sürüyor ancak yine de karmaşık değil.

Seyahat acentelerindeki pasaport ve vize işlemleri o kadar pahalıya da gelmiyor. Ancak göçmenler eninde sonunda bir kaçakçıya başvurmak zorunda. Bu da oldukça maliyetli bir iş.

Erbil’de Murad’ın seyahat acentası.

Murad, kaçakçılarla çalışmadığını söyleyerek müşterilerine Minsk’e ulaştıklarında bir kaçakçı bulmanın aslında daha ucuz ve daha güvenilir olduğunu söyledi. Ancak Murad’ın ofisinin az ötesinde bir kişi sokakta bekliyordu. Bu kişi bir kaçakçıydı ve Murad ile birbirlerini tanıyorlardı.

Eski bir kaçakçı olan Jouwan (*), 2015 göç krizi sırasında Türkiye ve Yunanistan üzerinden göçmenlere yönelik rota hazırlamış. Öngörülemeyen bir yolculuğa başladıklarını belirten Jouwan, “Bir kaçakçı kullanıyorsanız bu size çok pahalıya mal olacak. 9 bin ile 12 bin dolar arasında” diye konuşuyor. 

Jouwan, yolculuğun zorluklarını ise şöyle anlatıyor:

Yabancı bir ülkede bilinmeyen ormanlardan geçiyorsunuz. Hırsızlar paranızı kapmak için bekliyor, mafya sizi izliyor. Serbest dolaşan vahşi hayvanlar, geçilmesi gereken nehirler ve bataklıklar var. GPS kullanıyor olsanız bile bir bilinmeyene gidiyorsunuz..”

Jouwan’a Belarus’taki yetkililerin bu yolculuktaki rolü sorulduğunda ise “Meseleyi kolaylaştırıyorlar. İnsanlara yardım ediyorlar” diyor.

Minsk Havaalanı’nda gelen yolcu salonu.

İdris ve arkadaşları Belarus’ta

Uzun bir yolculuğun ardından Belarus’un başkenti Minsk’e varan İdris ve arkadaşları, Minsk’i Avrupa’ya giden ve aynı yolu aşan göçmenlerle dolu buldu. İdris’in Minsk Havaalanı’ndan yolladığı görüntülerde tıka basa dolu bir gelen yolcu salonunu görülüyor ve yolcular yerlerde oturarak işlemlerin tamamlanmasını bekliyor.

Ağustos ayında, Irak Havayolları AB’nin baskısına boyun eğdi ve Bağdat’tan Minsk’e direkt uçuşları iptal etti. Ancak göçmenler İstanbul, Dubai ve Şam’dan uçaklarla ülkeye gelmeye devam ediyor.

Bu yoldan geçen birçok kişi gibi İdris ve arkadaşları da kendisini “iş gezileri ve aile tatilleri için ideal” olarak tanıtan Minsk’teki Sputnik Hotel’de rezervasyon yaptırdı.

BBC’nin telefonla ulaştığı İdris, kaçakçılarla onları Polonya sınırından Almanya’ya götürmek için temas halinde olduklarını söyledi. Ayrılmaları an meselesiydi. İdris, önündeki zorlukları kabul ederek, “Sınırları yasadışı olarak geçiyoruz. Ne olacağını bilmiyoruz. Kimseye güvenemeyiz, kaçakçımıza bile. Kaderimizi Allah’ın ellerine bırakıyoruz” dedi.

İdris, Erbil’den Belarus’a seyahatin, uçak bileti, otel rezervasyonları ve turist vizeleri dahil kişi başı 5 bin dolar tutarında olduğunu söyledi. Bu sırada hâlâ kaçakçılarla bir sonraki yolculuk için pazarlık yapıyorlardı.

BBC, İdris ile bir gün sonra tekrar görüştü. Bu kez bir sonraki yolculuk üzerinde bir duraksama vardı. Grup, bir kaçakçıyla buluşup Polonya’ya girmek için Minsk’ten çok geç ayrılmıştı. Şimdi sınıra yakın başka bir oteldeydiler. Maliyetler sürekli artıyordu. Grup, Minsk’ten iki özel araba almak zorunda kaldı ve her biri için 400 dolar ödedi.

Korkmaya başlamışlardı çünkü tüm masraflara rağmen sonuç yine de felaket olabilirdi. İdris telefonda BBC’ye, “Başarıp başaramayacağımızı bilmiyoruz. Ormanda mahsur mu kalacağız yoksa kaçakçının bize söylediği gibi sadece dört ya da beş saatlik bir yürüme meselesi mi olacak?” dedi.

Yola çıkmadan önce İdris’ten kısa bir video daha geldi. İdris kameraya bakarak, “Bizim için dua edin” diyordu.

Polonya askerleri sınırı çitlerle çeviriyor.

BBC ekibi, Belarus’un kuzeybatı sınırında, Litvanya’da İdris gibi binlerce göçmenin dualarının ve hayallerinin paramparça olduğunu gördüğünü belirtti. Ağustos ayına kadar, 4 binden fazla kişi büyük ölçüde çitle çevrili olmayan bir sınırı geçmeyi başardı.

Bazıları Batı Avrupa’ya doğru bir yolculuk yaptı ancak çoğu yakalandı. Litvanya onlarla ne yapacağını düşünürken, şimdi ülke genelinde gözaltı merkezlerinde tutuluyorlar. Bazılarına sığınma hakkı verilmiş olsa da şimdiye kadar buna Suriyeliler ve Iraklılar dahil edilmedi.

Litvanya’daki Kybartai’de göçmenler için gözaltı merkezi.

Batıdaki Kybartai’de 670’ten fazla göçmen dönüştürülmüş bir hapishaneye taşındı. Yetkililer burayı mümkün olduğu kadar yaşanabilir hale getirmeye çalışıyor. Sıcak hücreler, yakın zamana kadar göçmenlerin barındığı sınıra yakın çadır kamplarındaki koşullarla karşılaştırıldığında kesinlikle iyi bir gelişme.

Ancak buradaki hapishaneye gidildiğinde yüksek duvarların, dikenli tellerin ve gözetleme kulelerinin bariz bir şekilde kasvetli bir atmosfer yarattığı görülüyor. Birkaç kişi hapishaneyi ziyaret edenleri görünce hücrelerinden “Özgürlüğe ihtiyacım var” diye bağırıyor.

Mahkûmların hepsi 20’den fazla farklı ülkeden gelen bekar erkeklerden oluşuyordu. Çoğu Iraklı ve Suriyeli’ydi ancak diğerleri Yemen, Sierra Leone ve hatta Sri Lanka gibi uzak yerlerden gelmişti.

Iraklı Abbas, koşulların korkunç olduğunu ve göçmenlere suçlu muamelesi yapıldığını söyleyerek, “Belarus’un sınırlarını AB’ye açması bizim suçumuz mu?” diye sordu.

Abbas, yolculuğunun sonunda Belarus sınır muhafızları tarafından kısa süreliğine gözaltına alındı. Ama görünüşe göre muhafızların tek istediği bir hatıraydı. Abbas, “Bizimle selfie çektiler ve bize yolu gösterdiler” dedi.

Kendisine yapılan muameleden bıkan ve 11 bin dolara mal olan yolculuğunun ani ve küçük düşürücü bir şekilde sona erdiğinin farkında olan Abbas, geri dönmeyi düşündüğünü dile getirerek, “Ama Irak’ta yaşamayacağım. Türkiye’de yaşayacağım. Ne olacağı hakkında hiçbir fikrim yok. Hiç param yok” ifadelerini kullandı.

“Dışarı çıktığımda koluma onun adını dövme yaptıracağım”

Tutuklular, Belarus ile AB arasındaki jeopolitik mücadelenin piyonları olduklarını kabul etseler de kendilerine bu şansı verdiği için Lukaşenko’ya minnettar.

Başka bir Iraklı Azzal,Dışarı çıktığımda koluma onun adını dövme yaptıracağım” dedi.

Litvanya’ya göçmen akımı, kısmen AB Sınır Koruma Ajansı (Frontex) tarafından desteklenen ülkenin artan sınır güvenliği sayesinde durduruldu. Ancak muhafızlar, BBC ekibine sınırın hâlâ kötü korunduğu ormandaki bir boşluktan biraz daha fazla olan yerleri gösterdi.

Litvanya ile Belarus arasındaki açık sınırın bir bölümü.

Böyle bir noktada, Belarus sınır muhafızları ve askerleri, BBC ekibini cep telefonuyla kaydetti ancak göz temasından kaçınarak geçip gitti.

Litvanya Devlet Sınır Muhafız Teşkilatı’ndan Vytautas Kuodis,Eskiden yasadışı göçmenler hakkında gerçekten iyi bir iletişimimiz vardı” diyerek krizden sonra bu iletişimin kaybolduğunu belirtti.

Belarus ile AB arasındaki gerginlikten sonra Litvanya tarafından gelen aramalar artık cevapsız kalıyor. Kuodis, “Çoğunlukla bizi görmezden geliyorlar” diye konuştu.

Her gün düzinelerce göçmen Belarus’tan Litvanya’ya geçmeye çalışsa da çoğu şimdi Polonya’ya gidiyor. İdris ve arkadaşlarının Polonya sınırını geçmek için yaptıkları ikinci girişim, tıpkı ilkinde olduğu gibi, başarısızlıkla sonuçlandı.

İdris’in cep telefonunda gizlice çekilen videolar, Rusça, İngilizce ve Arapça seslerle yol kenarındaki gergin konuşmaları gösteriyor. Grubu durduran, göçmenlerin pasaportlarını alan ve sürücülere göçmenleri Minsk’e geri göndermelerini söyleyen Belarus polisiyle ürkütücü bir diyalog yaşandığı anlaşılıyor.

Sürücüler daha sonra grubun pasaportlarını polisten geri almak için bir ücret talep ettikleri Sputnik Otel’e döndü. İdris ve arkadaşları otelde konaklama ve lojistik ihtiyaçlarını karşılayan ve gittikçe büyüyen bir kaçakçı ağı keşfetti. Döndüklerinde otel yeni gelenlerle doluydu. Gelenlerin çoğu Suriyeliler, Iraklılar ve Yemenliler’den oluşuyordu.

Otelin dışında çekilen bir videoda İdris, “Rakamlar her geçen gün artıyor” dedi.

Grubun yaşadığı zorluklar yetmezmiş gibi turist vizelerinin süresi dolunca otelden ayrılmaya ve bir daireye girmeye zorlandılar.

Ancak sonunda, Minsk’e vardıktan 11 gün sonra, üçüncü kez denediklerinde Polonya’ya ulaşmaya çalıştılar ve Belarus’un güneybatısındaki Brest’e seyahat ettiler. Bu sefer gece yarısından hemen sonra vararak Polonya sınırına ulaşmayı başardılar. Bu noktada Belarus askerleri çok önemli bir müdahalede bulundu.

Grup, Belarus ordusunu kendilerine yardım etmeye istekli buldu. Grup sınıra yakın dururken, askerler belirdi ve beklemelerini söyledi. Dakikalar sonra, zırhlı bir araç geldi ve onları askeri bir kamyona götürdü, burada İdris ve arkadaşları içeride 50 göçmeni daha toplanmış halde buldu.

İdris, kamyonun kısa bir süre hareket ettiğini söyleyerek, “Sonra asker Polonya sınırına giden yolun açık olduğundan emin olmak için beklememizi istedi” dedi.

İdris, daha sonra tüm gruba 200 metre kadar eşlik eden askerlerin kendilerine Polonya’ya giden yolu gösterdiğini belirtti. Ayrıca, “Teli bizim için kestiğine inanıyorum” diyerek Belarus askerlerinin kendilerine sınırı geçmeleri için ne kadar yardımcı olduklarını dile getirdi.

Grup, sonrasında daha küçük gruplara ayrılarak Polonya’nın birkaç mil içinde kaçakçılarla randevularına gitmek için bir GPS ile ormana daldı. 

İdris’in iki gün boyunca gönderdiği videolar, arkadaşlarının oldukça kötü durumda olduğunu gösteriyor. Yürüyerek gittikleri mesafe fazla değildi. Ancak bataklıklarda ve sık ormanlarda yapılan iki günlük yürüyüş, onları tükenmenin eşiğine getirdi. Bir noktada, İdris bir hendeğe düştü ve bacağını inciterek grubun zaman kaybetmesine neden oldu.

Sonunda, 9 Ekim’de Polonya’nın Milejczyce kasabası yakınlarında bir arabanın beklediği teslim alma noktasına ulaştılar. Şafak sökerken Almanya’daydılar ve kısa süre sonra kendi yollarına gitmek için ayrıldılar. Jamil ve Roshin Frankfurt’a, Zozan ise nişanlısıyla buluşmak için Danimarka’ya gitti.

İdris ise yetkililere ülkeye girdiğine dair haber vermeyi planlayarak Hollanda’nın yolunu tuttu. İdris’in bu tercihinin sebebi ise kendisine sığınma hakkı verilmesi durumunda Hollanda aile birleşimi kuralları sayesinde eşini ve ikiz kızlarını Kobani’den daha kolay getirebileceğini duyması.

Ancak bu zaman alacak ve İdris bu durumun farkında: “Avrupa’daki mülteci statüsünü araştırıyorum. Sanırım bir veya iki yıl sürer.

Hollanda’daki Polonya Büyükelçiliği önünde Belarus ve Polonya arasında ölen mültecilerden altısının isimleri.

Belarus iddiaları reddediyor

Lukaşenko Belarus’un kapılarını açtığından beri kaç kişinin hedeflediği varış noktasına ulaştığını bilmek zor.

Ancak Belarus, AB’ye yasal giriş konusunda göçmenleri teşvik ettiği iddialarını reddediyor ve sınırdaki durumdan Batılı politikacıları sorumlu tutuyor.

Baltık, Polonya ve Almanya’da şu anda en az 10 bin göçmen gözaltında. Bu zorlu ve pahalı yolculuk, birçoğu için zaman kaybına hatta yolda yaşamlarını yitirmelerine neden oldu.

Göçmen akımından etkilenen ülkelerde ise daha sıkı kontrol tedbirleri alınması için çağrılar artıyor. Ancak şu ana kadar Lukaşenko’nun geri adım attığına dair herhangi bir işaret yok.

(*) Görüşülenlerin isimleri güvenlik nedeniyle değiştirilmiştir.

Kaynak: BBC

Derleyen: Gökalp Badak

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus