“İstenmeyen kişi” krizi: “Persona non grata” nedir, süreç nasıl işleyecek?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Almanya, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İsveç, Kanada, Norveç ve Yeni Zelanda büyükelçilerinin, iş insanı Osman Kavala‘nın tutukluluğunun dördüncü yılında serbest bırakılması için yaptıkları çağrının ardından, bahsi geçen 10 ülkenin büyükelçisinin “persona non grata (istenmeyen kişi)” ilan edilmesi için gerekli talimatı verdiğini söyledi. Peki, diplomaside istenmeyen kişi ilan edilmek ne anlama geliyor? Türkiye, daha önce kaç kişiyi istenmeyen kişi ilan etti? Bundan sonraki süreç nasıl işleyecek? Gözler bugünkü kabine toplantısında.

Cumhurbaşkanı Erdoğan cumartesi günü (23 Ekim), Eskişehir’deki bir toplu açılış töreninde konuşmuş ve 10 ülkenin büyükelçisinin çağrısına değinmişti. “Yatıyorlar, kalkıyorlar, Kavala, Kavala. Kavala dediğin, Soros’un Türkiye şubesi. 10 tane büyükelçi Kavala için Dışişleri Bakanlığı’na geliyor. Bu ne terbiyesizliktir?” demişti. Türkiye’nin “kabile devleti” olmadığını vurgulayan Erdoğan, bu büyükelçilerin “istenmeyen kişi” olarak ilan edilmeleri için Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’na talimat verdiğini şu sözleriyle açıklamıştı:

“Gerekli talimatı ben de dışişleri bakanımıza verdim. ‘Bu 10 tane büyükelçinin bir an önce istenmeyen adam ilan edilmelerini hemen halledeceksiniz’ dedim. Zira, bunlar Türkiye’yi tanıyacaklar, anlayacaklar, bilecekler. Türkiye’yi bilmedikleri, anlamadıkları gün burayı terk edecekler.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Eskişehir’deki toplu açılış töreninde Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’na iş insanı Osman Kavala’nın tutukluluğunun son bulması için çağrıda bulunan 10 büyükelçinin “istenmeyen kişi” ilan edilmesi için talimat verdiğini açıkladı.

İstenmeyen kişi ne anlama geliyor?

Latince “istenmeyen kişi” anlamına gelen “persona non grata” terimi, uluslararası hukukta, bir devletin ülkesindeki bir kişiyi istenmeyen ilan etmesi ve sınır dışı etme kararı alması anlamına geliyor.

1961 tarihli Viyana Sözleşmesi’nin 9. maddesi ve 1963 yılında yürürlüğe giren 21. maddesince, bir devletin, “herhangi bir zaman diliminde ve kararın gerekçesini açıklamak zorunda olmaksızın gönderen devlete misyon şefinin veya diplomatik misyon kadrosunun herhangi bir üyesinin istenmeyen şahıs olduğunu bildirebilme” yetkisi bulunuyor.

Bu karardan sonra da istenmeyen kişi ilan edilen kişi ülkesi tarafından çağrılıyor ve misyondaki görevine son veriliyor. Eğer bu kişinin görevine son verilmezse, ülke ya bu kişiyi tanımayı reddediyor ya da doğrudan sınır dışı ediyor.

Fakat istenmeyen kişi ilan edilmesi ülkeler arasında sıklıkla görülen bir durum değil. Medyascope yayınında Işın Eliçin’in sorularını yanıtlayan emekli Büyükelçi Selim Kuneralp, 40 yıllık meslek hayatında böyle bir durumun örneğine ne Türkiye’de ne de dünyada şahit olduğunu belirtti. 10 büyükelçinin birdenbire istenmeyen kişi ilan edilmesinin rasyonel bir açıklaması olmadığının altını çizen Kuneralp, “istenmeyen kişi durumunun genellikle istihbaratçıları kapsadığını ve ya savaş dönemlerinde ya da suçüstü casusluk olaylarında yaşandığını” vurguladı.

Diplomatik teamüller uyarınca 10 büyükelçinin istenmeyen kişi ilan edilmesi halinde Türkiye’nin de bu ülkelerdeki büyükelçilerinin istenmeyen insan ilan edilmesi ve ülkelerine dönmesi bekleniyor. Diplomaside buna “mütekabiliyet ilkesi” adı veriliyor.

Bundan sonraki süreç nasıl işleyecek?

Reuters haber ajansına konuşan bir Türk yetkili, bahsi geçen büyükelçiliklere herhangi bir mesaj iletilmediğini ve nihai kararın bugünkü kabine toplantısında alınabileceğini belirtti.

Şu anki süreçte resmi sayılacak herhangi bir işlem yapılmadığını ve sadece Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözlerinin olduğunu belirten Kuneralp, “Esas olarak eylemde bulunması gereken merci Dışişleri Bakanlığı. Öyle anlaşılıyor ki Dışişleri Bakanlığı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ikna etmeye çalışıyor” dedi.

Mevlüt Çavuşoğlu

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu konuya ilişkin herhangi bir yorumda bulunmamıştı. 22-24 Ekim tarihlerinde Güney Kore’de bir dizi temasta bulunan Çavuşoğlu gece saatlerinde Ankara’ya döndü.

Türkiye daha önce kaç kişiyi istenmeyen kişi ilan etti?

Daha önce bu uygulamaya üç kez başvuran Türkiye, 1986 yılında Libya Büyükelçisi Muhammed Abdülmalik‘i, yine aynı yıl Suriye Büyükelçiliği Müsteşarı Muhammed Derviş Baladi‘yi ve 1989 yılında da İran Büyükelçisi Manucehr Mottaki‘yi istenmeyen kişi ilan etmişti.

Türkiye şu anki normalleşme adımlarına rağmen başta Suriye, İsrail ve Mısır olmak üzere birçok ülke ile ikili ilişkilerin maslahatgüzar seviyesinde sürdürmüştü.

2013 yılında Mısır, Türkiye’nin Kahire Büyükelçisi Hüseyin Avni Botsalı’yı istenmeyen kişi ilan etmişti. Bunun üzerine Ankara yönetimi de bir misillemede bulunmuş ve Mısır’ın Ankara Büyükelçisi Abreahman Salaheddin‘i istenmeyen kişi ilan etmişti.

İstenmeyen kişi krizi en son Hollanda ile yaşandı. 2017 yılında Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun uçağına iniş izni vermeyen Hollanda, dönemin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya‘yı istenmeyen kişi olarak ilan etmişti. Bunun üzerine Türkiye, Hollanda Büyükelçisi’ni istenmeyen kişi olarak tanımlamasa da ülkeden “en kısa sürede” ayrılmasını istemişti.

Ne olmuştu?

İş insanı Osman Kavala’nın tutukluluğunun dördüncü yılında aralarında ABD, Almanya, Fransa ve Hollanda’nın da bulunduğu 10 büyükelçilik, Kavala’nın serbest bırakılması için bir çağrı yaptı. Açıklamada, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararları doğrultusunda Osman Kavala’nın serbest bırakılmasının sağlanması için Türkiye’ye çağrıda bulunuyoruz” ifadeleri kullanılmıştı. Bu açıklama üzerine ilk tepkiler, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ve AKP Sözcüsü Ömer Çelik’ten gelmişti.

Dışişleri Bakanlığı binası

Daha sonra açıklamaya imza atan 10 ülkenin büyükelçilikleri Dışişleri Bakanlığı‘na çağrılmıştı. Bakanlık daha sonraki açıklamasında büyükelçilere, “sosyal medya üzerinde yapılan ve bağımsız yargı tarafından yürütülen hukuki bir süreçle ilgili bu hadsiz açıklamaların kabul edilemez olduğunu, hukuki süreçlerin siyasallaştırılmasına ve Türk yargısına baskı yapmaya yeltenen bu açıklamaların reddedildiği, söz konusu açıklamaların büyükelçilerin savunduklarını iddia ettikleri hukukun üstünlüğü, demokrasi ve yargı bağımsızlığına da aykırı olduğunun iletildiği” bilgisini paylaştı.

Afrika ziyareti sonrasında konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Soros artığı” diyerek Osman Kavala’yı hedef almıştı. Gezi davası kapsamında bin 455 gündür tutuklu bulunan Kavala ise yazılı bir açıklama yayımlayarak yanıt verdiği Erdoğan’ın kendisine yönelik sözlerini, “son derece esef verici” bulmuş ve “cumhurbaşkanlığı makamının ciddiyetine uygun düşmediğini” belirtmişti. “Adil yargılamaya imkan kalmadığını” belirten Kavala, “Bundan sonraki duruşmalara katılmamın ve savunma yapmamın anlamsız olacağına inanıyorum” demişti.

Bunun üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan cumartesi günü katıldığı bir açılış töreninde Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’na açıklamada imzası bulunan 10 ülkenin büyükelçilerinin “istenmeyen kişi” olarak tanınması için talimat verdiğini açıklamıştı. Hükümete yakın kaynaklar, Dışişleri Bakanlığı başta olmak üzere birçok kurumun Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı bu kararından vazgeçirmeye çalıştığını iddia ediyor.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus