Roj Girasun yazdı: Yine mi Abdullah Gül?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Geçen hafta Cumhurbaşkanı Erdoğan, TRT ekranında gazetecilerin sorularını cevaplarken Twitter’in Trend Topic listesinde Abdullah Gül ismi ilk sıradaydı. Gül isminin dönem dönem bu şekilde gündemleşmesinin altında şüphesiz adaylık tartışmalarının merkezine tekrar tekrar geliyor olması yatıyor. Bu tartışma çok sayıda muhalifte bıkkınlık yaratan bir ruh haline sebebiyet verdiği gibi pek çok kişi de bu ihtimale pek ehemmiyet veriyor değil. Öyle ki, “Gül defteri çoktan kapandı” diyenlerin sayısı bu ihtimali ucundan kıyısından dile getirenlerin çok fazlaca önünde seyrediyor.

Peki bütün bunlara rağmen Gül ismi neden bu kadar sıklıkla dile getiriliyor?  

2018 Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi muhalefetin ortak adayı olması gündeme gelen Abdullah Gül isminde o dönem muhalefet liderlerinin mutabakata varamaması sonrası anlaşma sağlanamamıştı. Gül’ün bahçesine inen helikopterdeki Kalın ve Akar’ın Gül’e aday olmaması için yaptıkları telkinin buna sebep olduğuna dair yaygın kanaatin aksine esasen bu durumun sebebi Akşener’in adaylık arzusu ve CHP içerisindeki bir kanadın mazi takıntısıydı. Hülasa bu sürecin sonrasında çok adaylı bir yarış başladı ve nihayetinde Muharrem İnce seçim süreci boyunca muhalefet cephesinde estirdiği rüzgarı iktidar blokundaki seçmene taşıyamadı ve günün sonunda Erdoğan cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturmaya devam etti.

Bugünkü tablo 2018’den birçok açıdan farklı. AK Parti’nin İstanbul ve Ankara’daki 25 yıllık iktidarına son veren bir muhalefet var. Yerel iktidarların el değiştirmesinin getirdiği rüzgâr muhalefetin arkasında. 2019 Cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasında İstanbul ve Ankara seçimlerini kazanarak AK Parti’nin bu kentlerdeki uzun süreli iktidarını deviren Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş gibi iki ismin artık fenomen hale gelişleri haklı olarak bu isimlerin adaylığını sıklıkla gündeme getiriyor. İmamoğlu ve Yavaş’ın cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Erdoğan’a karşı olası adaylıklarının sorulduğu kamuoyu araştırmalarında bu isimlerin özellikle son dönemlerde Cumhur İttifakı’nın adayı olacak Erdoğan’ın önünde belirmesi de bu isimlerin etrafındaki tartışmaların daha büyük bir şevk ile yapılmasına alan açıyor. Bahse konu isimlerin görünürdeki bu şanslarının yanında dezavantajlarıysa siyaset kulislerinde konuşuluyor olsa da henüz kamuoyu nezdinde yeterince tartışılıyor değil.

Yavaş ve İmamoğlu’nun adaylığı durumunda bu isimlerin uzun erimli siyasal perspektiflerinin muhalefetin Türkiye’de önümüzdeki dönem parlamenter sisteme geçişte öngördüğü restorasyon süreci için güven vermiyor oluşu seçmen nezdindeki hissiyatın ötesinde oyun kurucu muhalif siyasal aktörlerde bu isimlere soğuk bakılmasına sebebiyet verebilir.

Son dönemde Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylık sinyalleri vermesi iletişim stratejisinin kendisi merkezli bir yörüngeye girmesiyle Kılıçdaroğlu’nun isminin de sıklıkla konuşulmasını sağlıyor. Kılıçdaroğlu’nun adaylık ihtimalinin güçlendiği günden bu yana kamuoyu araştırmalarında aldığı destek artıyor gözükse de henüz muhalefetin ortak aday riskini alabileceği eşikteki bir isim olmadığı da bugünden görülüyor. Öte taraftan Kılıçdaroğlu’nun “Cumhurbaşkanı adayımız bir siyasi partinin genel başkanı olmayacak” sözü de kendi adaylık ihtimalinin önünde bir set olarak duruyor.

Tam da bu noktada Abdullah Gül ismi eski cazibesini yitirmiş ve birçok kişi tarafından tartışılmaya kapatılmış olsa da muhalefetin uzlaştığı temel parametrelerin adaylığı konuşulan diğer isimleri kapsamıyor olması onu tekrar potaya sokuyor.

-Muhalefetin geçiş sürecini yönetecek ve siyasetten elini eteğini çekmeye hazır bir aday arayışı

-Belediye başkanlarının aday olmaları durumunda 25 yıl sonra kazanılan büyükşehir belediyelerinin kaybedilme ihtimali

-Siyasi parti genel başkanlarının parti kimlikleriyle özdeşleşmeleri sebebiyle ortak adaylıklarının benimsenemeyebileceği endişesi

gibi noktalarda istekleri karşılayacak endişeleri bertaraf edecek aday profilinin dışında kalmayan Abdullah Gül, önümüzdeki dönemde de “aday olsun ya da olmasın” konusu gündeme gelmeye devam edecek. Siyasetin çizmiş olduğu bu ortak aday profilinin değişmesi elbette ki mümkün. Günün sonunda elitler arası tartışmadan ziyade seçim kazanma ihtimali en güçlü aday, yukarıdaki çizgilere ters gelse de muhalefetin tamamı tarafından zorunlu şekilde ortak aday kabul edilebilir. Lakin bugünkü tabloda hiçbir ismin adaylık ihtimalinin yabana atılmaması gerekiyor. Ve evet buna Abdullah Gül de dahil.

Roj Girasun’un önceki yazıları:

Türkiye’nin stratejik konumu o kadar önemli mi?

Roj Girasun’un yazısını Murat Türsan seslendirdi:

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
 

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus