Roj Girasun yazdı: Türkiye’nin stratejik konumu o kadar önemli mi?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

İç politikadaki yoğun gündem başlıkları dış politikayı son zamanlarda arka planda bırakıyor. Bunun arkasında kuşkusuz AK Parti hükümetinin kendi içinde tutarlı bir dış politika yürütmesinden çok; dış politikayı iç politikanın salt bir uzantısı olarak görmesi yatıyor. Hatta çoğunlukla Türkiye’nin dış politikası AK Parti’nin iç politika hamlelerine yardımcı unsur olarak kullanılıyor. AK Parti son dönem gerçekleştirdiği tüm dış politika girişimlerine ağırlıklı olarak Türkiye’nin stratejik önemi üzerinden yaklaşıyor. Hatta AK Parti kendisince Türkiye’nin stratejik önemini bir “koz” olarak da kullanıyor. Ancak AK Parti’nin “kozu” masadaki diğer taraflar tarafından bir koz olarak algılanıyor mu? Şüpheli. AK Parti’nin koz olarak gördüğü Türkiye’nin stratejik önemi yalnızca Türkiye’deki bir siyasi partinin algısında yer almıyor. Türkiye toplumunun her siyasi görüşten ferdinin birleştiği yegâne olgu ise Türkiye’nin bir stratejik önemi olduğu. Ahmet Davutoğlu, çıktığında son derece ses getiren Stratejik Derinlik kitabında şöyle diyordu: “Osmanlı Devleti’nin tarihi ve jeopolitik zemininde doğmuş bulunan ve o mirası devralan Türkiye’nin savunmasını sadece sahip olduğu sınırlar içerisinde düşünmesi-planlaması imkansızdır” (s: 41).

Yalnızca Türkiye değil, tarih boyunca birçok ülke stratejik önemlerine dair iç ve dış politikalarında söylemler geliştiriyor. Malezya bulunduğu Güneydoğu Asya bölgesindeki politik ve ticari stratejik öneminden bahsederken Macaristan, Rusya-Türkiye arasında bir tampon bölge olup aynı zamanda Karadeniz ve Hazar Denizi arasında gelişmekte olan bir köprü vazifesi gördüğü için jeopolitik konumunun öneminden bahsediyor.

Türkiye’nin stratejik önemi olduğu olgusu 19. yüzyıldan kalmadır. Dönemin İngiltere, Fransa ve Rusya gibi güçleri için bir önem barındıran Osmanlı toprakları ilerleyen yüzyılda önemini farklı açılardan korudu. Osmanlı mirasını belirli ölçülerde devralan Türkiye Cumhuriyeti kadroları ise Türkiye’nin stratejik önemini yeniden vurguladılar. Böylece Türkiye’nin boğazlarının olması ve iki kıta arasında köprü oluşturması gibi argümanlarla stratejik önem, birkaç kuşağın aklına hiç çıkmayacak şekilde kazınmıştır. Peki öyle midir? Türkiye’nin vazgeçilemez bir stratejik önemi var mıdır? Uluslararası aktörler tüm planlarını Türkiye’nin jeopolitik önemine göre yapar ve içten içe böyle stratejik öneme sahip topraklarda yaşadıkları için Türkiye insanlarına haset duyar mı?

Türkiye’nin batı tarafından kıskanılan, hep elde edilmek istenen ve aynı zamanda da diplomatik masalarda Türkiye siyasetçileri tarafından koz olarak kullanılan stratejik önemi aslında daha çok Türkiye toplumunun kafasında yer alan kısmi bir yanılgı. Türkiye toplumuna bu yanılgıyı hem Osmanlı dönemi bürokratları hem de devamı olan Türkiye Cumhuriyeti kadroları aşıladı.

Türkiye, Sovyetler Birliği ve komünizm tehlikesi varken Batı İttifakı’nda bir NATO üyesi ülke olarak stratejik konumunu korumaya devam etmişti. SSCB dağıldıktan sonra ise Avrupa Birliği aday ülke statüsünde ve NATO üyesi sıfatlarıyla Ortadoğu bölgesinde demokrasisi olan bir İslam ülkesi olarak yeni ve önemli bir stratejik konum elde etmişti.  Türkiye bugün Batı İttifakı’ndan kopup demokrasisini yitirirse Ortadoğu’daki herhangi standart bir ülkeden farkı kalmayacaktır. Yalçın Küçük, Aydın Üzerine Tezler kitaplarında Türkiye’deki aydınların ve siyasetçilerin biraz da çaresizlikten dolayı Türkiye’nin stratejik önemine sarıldığını söyler. Çaresizlik aşağılık kompleksini doğurur diye de ekler.

Türkiye’de sağlıklı bir politika zemininin oluşturulması yaşadığımız coğrafyayla ve dünyayla sağlıklı bir ilişki kurmamızda yatıyor. Günümüzde Türkiye’nin stratejik önemi politik düzlemdeki tercihleriyle ilgilidir, Ortadoğu bölgesinde fark yaratmasının anlamı demokrasisi olması ve Batı İttifakı’nda bulunmasındadır. Aksi takdirde Ortadoğu’daki herhangi standart bir ülkeden farkı kalmayacaktır. Bütün bunların yanında Türkiye’nin bugün stratejik olarak önemi mültecilerin Avrupa’ya geçişini önleyen bir tampon ülke olması. Ama bu stratejik önem Türkiye gibi orta büyüklükte bir ülke için herhalde pek gurur duyulacak, üzerine dış politika ve gelecek inşa edilecek bir stratejik önem olmasa gerek.

Roj Girasun’un yazısını Murat Türsan seslendirdi:

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
 

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus