Cumartesi Anneleri 872. haftasında Mardin’de 1994’te gözaltında kaybedilen Nihat Aydoğan için adalet istedi: “Ben babamı sadece resimlerde gördüm”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Cumartesi Anneleri, Galatasaray Meydanı’nın yasaklanmasının 174. haftasında, koronavirüs salgını nedeniyle sosyal medya hesabından açıklamada bulundu. 873. haftanın moderatörlüğünü gözaltında kaybedilen Hasan Ocak’ın kardeşi Maside Ocak yaptı. Cumartesi Anneleri, 1994’te gözaltında kaybedilen Nihat Aydoğan’ın akıbetini sordu.

Halime Aydoğan: “Bu devletten bir kemik istiyorum”

Nihat Aydoğan’ın eşi Halime Aydoğan, “27 yıl önce Nihat’ı kaybettiler. Devlet tarafından, korucular tarafından, timler, şunlar, bunlar. Bir sabah onu evden alıp götürdüler. Ne mezarı var ne kemiği var, hiçbir şey yok ondan. Dört çocuğum var, o zaman en büyükleri 12 yaşındaydı. Küçük kızım bir yaşındaydı. Üç yaşına girdiği zaman babasını benden istiyordu. ‘Anne, arkadaşlarımın babaları var, benim babam nerde, niye babam yok? Bazen diyordum ki ‘Baban Avrupa’ya gitti, bazen diyordum ki işe gitti. Her zaman ona yalan söyledim. Yedi yaşına geldiği zaman artık her şeyi anladı. Onu karşıma oturtup anlattım, ‘Artık senin baban yok, kaybettiler senin babanı’ dedim. Kızım şimdi 27 yaşına geldi, babasından hiç bahsetmiyor. Ben çok bir şey istemiyorum bu devletten bir kemik istiyorum. Bana bir kemik versinler, toprağın altına koyayım, cuma günleri mezarına gideyim de ona bir Fatiha okuyayım. Şimdi elim kolum bağlı, bir şey yapamıyorum. Ne olur, bana bir tane kemik verin” diye konuştu.

“Galatasaray Meydanı’na gidiyordum sanki eşim beni orada bekliyordu”

Galatasaray Meydanı’nın Cumartesi Anneleri’ne açılması çağrısında bulunan Aydoğan, “Devlete sesleniyorum: Ben Galatasaray Meydanı’na gidiyordum sanki eşim beni orada bekliyordu. O kadar sevinçliydim ki, orayı da kapattılar. Yine orayı açsınlar bize, haftada bir gün gidelim, bir saat oturalım. Kimseye bir şey yapmıyorduk, kimseye bir şey söylemiyorduk. Kimseye bir zararımız yoktu ki” dedi.

Nejbir Aydoğan: “Baba nedir hiç bilmiyorum”

Nihat Aydoğan’ın kızı Nejbir Aydoğan da şunları söyledi: “27 yıldır adalet mücadelesinden hiçbir zaman vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz. 1994 yılında babam kaybedildiğinde ben henüz bir yaşındaydım ve babamı hatırlamıyorum. Ben babamı sadece resimlerde gördüm, resimlerden hatırlıyorum. Ablamın ve abimin anlatımlarıyla biliyorum. Ben onu hiç görmedim. Baba nedir, hiç bilmiyorum. Ben de bilmek isterdim ama olmadı bu hak elimden alındı. Bu mücadeleyi sürdürmek zorundayız. Benim gibi binlerce insan var ve ben yalnız değilim. Bu mücadeleyi biz hep birlikte sürdürüyoruz.”

“Galatasaray Meydanı’ndan asla vazgeçmeyeceğiz”

Galatasaray Meydanı’nın yeniden Cumartesi Anneleri’ne açılması için de çağrı yapan Aydoğan, “Biz bu mücadeleyi Galatasaray Meydanı’nda da sürdürmek istiyoruz. Biz o meydandan asla vazgeçmeyeceğiz. Biz o meydandan seslendiğimiz zaman tüm dünya bizim sesimizi duyuyor. Galatasaray Meydanı’ndan ve kayıplarımızı aramaktan vazgeçmeyeceğiz” dedi.

“Hakikati unutturmama sorumluluğunu üstleniyoruz”

873. haftanın basın açıklamasını Türkiye İnsan Hakları Vakfı’ndan Dr. Canan Korkmaz okudu. Korkmaz, Cumartesi Anneleri’nin inkâra, unutuşa ve cezasızlığa karşı sesini yükselttiğini vurguladı: “Kayıplarımızın akıbetlerini gizleyerek bizi mezarsızlığa, failleri koruyup kollayarak bizi adaletsizliğe mahkûm eden sistematik politikalar karşısında hakikati unutturmama sorumluluğunu üstleniyoruz. Halen kanamaya devam eden yaralarımızın sarılması için, hak ve adalet yokluğunun ülkemizde yarattığı ağır tahribatların telafisi için geçmişle yüzleşmenin, hesaplaşmanın hayati bir mesele olarak görülmesi gerektiğini hatırlatıyoruz.”

Korkmaz, 1994’te gözaltında kaybedilen Nihat Aydoğan’la ilgili şu bilgileri paylaştı:

“39 yaşındaki Nihat Aydoğan Midyat/ Doğançay köyünde yaşıyordu. Ağır insan hakları ihlallerinin sistematik bir hal aldığı 90’lı yılların kanlı ve karanlık günleriydi. Korucu olmak istemeyen Doğançaylılar üzerinde yoğun bir baskı vardı. Daha önce gözaltına alınıp ağır işkence gördükten sonra serbest bırakılan Nihat Aydoğan da güvenlik güçlerinin tehdidi altındaydı. 30 Kasım 1994 sabahı erken saatlerde Aydoğan ailesinin evi çok sayıda özel tim, asker ve korucu tarafından basıldı. Ağır biçimde darp edilen Nihat Aydoğan elleri ve gözleri bağlı, kanlar içinde önce Midyat Jandarma Karakolu’na, oradan da Mardin Jandarma Merkez Komutanlığı’na götürüldü.”

“Öldüyse mezarı nerede?”

Resmi makamların, Nihat Aydoğan’ın gözaltına alındıktan 20 gün kadar sonra nöbetçi savcılığa sevk edildiğini ve ifadesi alındıktan sonra da serbest bırakıldığını iddia ettiğine dikkat çeken Korkmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ancak Nihat Aydoğan eve gelmedi. Bunun üzerine eşi bir arzuhalciye yazdırdığı dilekçe ile savcılığa başvurdu. Savcı kendisine ‘Eşin dağa gitmiştir, bir daha da bu kapıya gelme’ dedi. Nihat Aydoğan’dan bir daha haber alınamadı. Uzun yıllar sonra Nihat Aydoğan için nüfus kütüğüne ölüm kaydı düşüldüğü açığa çıktı. Ailesinin ‘Öldüyse mezarı nerede?’ sorusu cevapsız bırakıldı. Nüfus idaresine ölüm bildiriminde bulunan köy muhtarı, jandarma komutanının baskısı sonucunda gerçek olmayan bu bildirimi düzenlemek zorunda kaldığını itiraf etti. Aydoğan ailesinin bugüne kadar yaptığı tüm başvurular sonuçsuz bırakıldı. Etkin bir soruşturma yürütülmedi. Aydoğan ailesi, bölgede açığa çıkan tüm toplu mezarlar için Nihat Aydoğan’a ait kalıntılar da olabilir diye girişimlerde bulundu, dosyayı canlandırmaya çalıştı. Son olarak içinde Nihat Aydoğan’ın da olduğu Midyat kayıpları ile ilgili İHD aracılığı ile tekrar başvurular yapıldı. Yapılan başvurular üzerine Midyat Savcılığı bir fezleke hazırladı. Savcılık bu kişilerin kaybedildiklerine dair bilgi olmadığını iddia ederek dosyayı kapatılması talebiyle Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi. Dosya halen açık ancak adliyenin tozlu raflarında bekliyor.”

“Tüm kayıplarımız için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz”

Cumartesi Anneleri, 873 haftalarında bir kez daha şu çağrıda bulundu:

“Kaç yıl geçerse geçsin, Nihat Aydoğan için, tüm kayıplarımız için, adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan, 174  haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekânımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus