BeşiBirYerde (61): 2021’de Türkiye gündemine damga vuran beş olay

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Türkiye’de, 2021 yılında siyasetten ekonomiye, insan haklarından doğal afetlere kadar birçok konuda yaşanan olaylar hayatımızı etkiledi, gündemimizi oluşturdu. Peki bu olaylar arasında en çok konuşulan, tartışılan ve yıla damga vuran beşi nelerdi? Medyascope sizin için derledi. 

1) Melih Bulu’nun Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör olarak atanmasına karşı protestolar

2 Ocak 2021’de yayımlanan cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Melih Bulu, Boğaziçi Üniversitesi rektörlüğüne atandı. Bu atama, Bulu’nun yaklaşık 40 yıl aradan sonra üniversite dışından atanan ilk rektör olması, geçmişte Adalet ve Kalkınma Partisi’nden (AKP) milletvekili aday adaylığının bulunması, akademik kariyeri, rektörlük pozisyonuna uygun olmadığı gibi tartışmalar sebebiyle öğretim üyeleri ile öğrencilerin tepkisini çekti. Atamanın ardından Bulu’nun istifa etmesi ve rektörün seçimle belirlenmesi talepleriyle başlayan protestolar sırasında üniversitenin polislerce kapatılması, kapısına kelepçe takılması, güvenlik görevlileri ile öğrenciler arasında arbedeler yaşanması, öğretim üyelerinin üniversiteye alınmaması gibi birçok olay yaşandı.

Buna karşılık AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, rutin bir atamanın üniversiteleri kışkırtmak için kullanıldığını söyledi ve protestolara katılan öğrencileri “terörist” olarak niteledi. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) lideri Devlet Bahçeli ise eylemleri, “Başı ezilmesi gereken bir komplo” olarak tanımladı.

Tepkilerin altı ay süreceğini öngördüğünü ve istifa etmeyi düşünmediğini söyleyen Melih Bulu, göreve başladıktan yaklaşık yedi ay sonra, 14 Temmuz gecesi yayımlanan 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ve 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi gereğince görevinden alındı.

2) Gara Operasyonu

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Pençe-Kartal 2 Operasyonu kapsamında Kuzey Irak’taki Gara bölgesine başlattığı harekâtın üçüncü günü olan 13 Şubat’ta PKK’nın rehin aldığı 13 Türkiye vatandaşının cenazelerine ulaşıldı. Rehinelerin kurtarılması hedeflenen operasyonun başarısız olduğunu dile getiren muhalefet partileri, operasyonun önceden duyurulmasını ve yöntemini eleştirdi.

Harekât ile ilgili olarak Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, “Son derece özel ve kritik bir harekât icra edildi. Gerçekten önemli, özel bir harekât yapıldı. Çok geniş bir alanı kapsayan zor arazi ve iklim koşullarında zor bir harekât gerçekleştirildi. Harekâtla bölgeye yerleşen, yeniden yapılanmaya çalışan ve bir şekilde hudutlarımıza, güvenlik güçlerimize ve halkımıza saldırı hazırlığında bulunan tüm unsurlar da büyük ölçüde etkisiz hâle getirildi. Keşke 13 vatandaşımızı oradan sağ salim çıkarabilseydik. Ancak alçaklar, caniler, bu silahsız masumları yaptıkları katliamla şehit ettiler” açıklamasında bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ise şunları söyledi: “Bu kardeşlerimizin bir kısmı beş yıl, bir kısmı altı yıl bu teröristlerin ellerinde esirdi. Bu kardeşlerimizi, nasıl bu terörist alçakların elinden kurtaracağız hep bunun hesabını yaptık, çok uğraştık. En son bu operasyonların yapıldığı gece artık bu operasyonları yapmak suretiyle bu kardeşlerimizi kurtaralım istedik. Gerek Savunma Bakanım, gerek Genelkurmay Başkanım, gerek Millî İstihbarat, gerek polis, hep birlikte yapılan çalışmalar neticesinde adım atıldı ve 42 tane terörist bu esnada gebertildi. Tabii bu süre esnasında esirleri, bunlar mağarada iyice köşe noktaya sıkıştırarak en sonunda, bunlardan bir tanesi ki şimdi Meclis’te bununla ilgili biz bir bilgilendirme yaparak gerek İçişleri Bakanım gerek Savunma Bakanım, bunun bütün detaylarını Meclis’te de gündeme getirecekler. İşin içinde olan bizzat Savunma Bakanım, Genelkurmay Başkanım, İçişleri Bakanım anlatacaklar ki hakikat ortaya çıksın.”

Muhalefet, rehineler öldürüldüğü ve üç asker hayatını kaybettiği için “başarısız bir operasyon” yorumunda bulundu. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) lideri Kemal Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu: “Erdoğan çarşamba günü bir müjde verecekti. Ona göre bu kardeşler kurtarılacaktı. Biz de böyle bir müjde bekledik. Biz de isterdik bu kardeşlerimizin kurtarılmasını, terör örgütüne güzel bir ders verilmesini. Devleti yöneten bir kişi, ‘Çok önemli açıklama yapacağım’ diye konuşamaz. Operasyonlar gizli yapılır. Rahmetli Ecevit terör örgütünün başındaki kişiyi alırken eşine bile haber vermemiştir. Düğün bayramla devlet yönetilmez. Davul zurnayla operasyon duyurulmaz.”

3) Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesi

Türkiye ilk imzacısı olduğu, kamuoyunda “İstanbul Sözleşmesi” olarak bilinen “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi”nden 20 Mart 2021 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan 3718 sayılı cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile çıktı.

Sözleşme, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 11 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul’daki 121. toplantısında imzaya açılmış, 1 Ağustos 2014 tarihinde de yürürlüğe girmişti. Türkiye, 1 Temmuz 2021 tarihinde ise sözleşmeden yasal olarak çekildi.

Sözleşme hakkında iktidar yanlısı basın organlarında, “Türk aile yapısını bozduğu” şeklinde haber ve yorumlar yapılırken muhalefet partileri ile sivil toplum örgütleri karara tepki gösterdi. “İstanbul Sözleşmesi Yaşatır” sloganıyla kitlesel protestolar düzenlendi.

Diğer yandan cumhurbaşkanı kararı ile Türkiye’nin uluslararası sözleşmelerden çekilebiliyor olması kamuoyunda tartışmalara neden oldu. Montrö Sözleşmesi ile ilgili tartışmalar da bu süreçte gündeme geldi.

4) Sedat Peker videoları

Organize suç örgütü lideri Sedat Peker, 2 Mayıs’ta yayınlamaya başladığı videolarında Türkiye gündemini sarsan pek çok iddia ortaya attı. Peker, yayınladığı dokuz videoda İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’dan eski Emniyet Genel Müdürü ve İçişleri Bakanı Mehmet Ağar’a, Bodrum’daki Yalıkavak Marina’dan faili meçhul cinayetlere kadar birçok konuda ifşa ve itiraflarda bulundu. Videolar milyonlarca kez izlenirken Peker’in bulunduğu Birleşik Arap Emirlikleri tarafından yasal prosedürler gerekçe gösterilerek video yayınlaması ve Twitter’da paylaşımda bulunması kısıtlandı.

5) Orman yangınları

28 Temmuz-12 Ağustos günleri arasında Akdeniz, Ege, Marmara, Batı Karadeniz, Güneydoğu Anadolu bölgeleri başta olmak üzere ülkede 15’i büyük, toplam 299 orman yangını çıktı. Yangınlarda yüz binlerce hektar ormanlık alan yandı, sekiz kişi ve sayısız hayvan hayatını kaybetti.

Türkiye tarihinin en büyük orman yangınları olarak nitelendirilen yangılar boyunca Tarım ve Orman Bakanlığı ile Türk Hava Kurumu yangınlara müdahale etmekte geç ve yavaş kaldığı gerekçesiyle hem muhalefet hem vatandaşlar tarafından eleştirildi. Türkiye’nin sahip olduğu yangın söndürme ekipmanlarının yetersizliği, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın mevcut bir yangın söndürme filosuna sahip olmaması, yangın söndürme uçağı sayısının yetersizliği ve var olanların da hangarlarda bekletilmesi, yanan orman arazilerinin yapılaşmaya açılacağı iddiaları, yerleşim bölgelerinde yangınlarla mücadelede sorumluluğun belediyelerde olup olmadığına dair yetki tartışması, küresel ısınmanın Türkiye’deki etkilerine dönük tartışmalar ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın afet bölgesinde halka çay fırlatması gibi konular kamuoyunda gündem oldu.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus