Emek Partisi “Bağımsız, Demokratik Bir Ülke ve İnsanca Yaşam Bildirgesi”ni açıkladı

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Emek Partisi (EMEP) önümüzdeki döneme dair mücadele programı ve ittifak politikalarına ilişkin “Bağımsız, Demokratik Bir Ülke ve İnsanca Yaşam Bildirgesi”ni açıkladı. EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, “Cumhur İttifakı ve Millet İttifakı’nın ortaya çıkmasından bu yana biri iktidarda, diğeri muhalefette olan bu iki burjuva seçeneğe karşı halkın gerçek seçeneğini oluşturmak için çalışmalarımızı yürütüyoruz” dedi.

İstanbul-Kadıköy’de bulunan Barış Manço Kültür Merkezi’nde düzenlenen toplantıya yazar, sanatçı, akademisyen, oda ve siyasi parti temsilcileri katıldı.

Bildirgeyi, EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz açıkladı. Tek adam yönetiminin, Cumhur İttifakı’nın ve arkasındaki sermaye güçlerinin ülkeyi bir yıkıma sürüklediğini söyleyen Akdeniz, şöyle devam etti: “Ülkenin yeraltı ve yerüstü kaynakları, stratejik öneme sahip işletmeler başta olmak üzere bütün birikim ve zenginlikleri özelleştirmelerle, fonlarla, kamu-özel iş birliği ve yap-işlet-devret projeleriyle yerli-yabancı tekellere peşkeş çekildi. Şirketler, vakıflar, parti teşkilatları, devlet kurumları ve yöneticileri aracılığıyla çete-mafya ilişkileri yaygınlaşarak olağan hale getirildi. Erdoğan ve AKP hükümetleri, ‘yerlilik ve millilik’ propagandası eşliğinde, ülkeyi ekonomik, siyasi ve askeri açıdan emperyalizme daha fazla bağımlı hale getirdi, yerli ve yabancı tekellerin egemenliği her alanda güçlendi. ‘Dış güçlere karşı ekonomik kurtuluş savaşı veriyoruz’ diyenler, yeni yıla girerken ortaya attıkları ‘kur korumalı mevduat’ uygulamasıyla TL’nin kaderini tamamen dolara bağladı” dedi.

Cumhur İttifakı itibar kaybediyor”

Erdoğan ve Cumhur İttifakı’nın, işçi ve emekçiler nezdindeki itibar kaybını durduramadığını belirten Akdeniz, “Bütün baskılarına, ırkçı ve gerici propagandalarına rağmen işçi ve emekçiler nezdindeki itibar kaybını durduramıyor, oy desteğindeki çözülmenin önüne geçemiyor. Bu durum önümüzdeki süreçte de devam edecek. Tek adam yönetimi ile Cumhur İttifakı halk desteğini kaybettikçe ve sıkıştıkça baskılarını artıracak, ırkçı ve din istismarcı propagandaya daha fazla sarılacak, gerici-faşist bir rejim kurma yolunda yürümekte ısrar edecektir” dedi.

Millet İttifakı’na tepki

Millet İttifakı’nın işçi ve emekçi halk kitlelerinin acil çözüm bekleyen taleplerini karşılayacak bir programdan uzak olduğunu söyleyen Akdeniz, “Millet İttifakı’nın sözcüleri sık sık ‘herkesi kucaklayacaklarını’, ‘devri sabık yaratmayacaklarını’ dile getiriyor. Bu ve diğer açıklamalar, tek adam yönetimi ve Cumhur İttifakı’nın uyguladığı baskıların, yaptıkları yolsuzluk, hırsızlık ve yağmanın, başta yandaşları olmak üzere yabancı ve yerli tekelci sermaye gruplarına peşkeş çekilen ülke kaynakları ve birikimlerinin hesabını sormayacaklarını gösteriyor. Yaptıkları tek şey sömürülen ve ezilen halk kitlelerinin hoşnutsuzluğu ve huzursuzluğunu yatıştırmak, mücadelelerini zayıflatmak ve onları beklenti içerisine sokmak oluyor” diye konuştu.

“Millet İttifakı’nın çözümü, köhne düzenin sürdürülmesini temel alıyor”

Millet İttifakı’nın, emekçilerin yaşam ve çalışma koşullarında köklü ve kalıcı bir iyileşme yaratamayacağını belirten Akdeniz, şunları söyledi:

“Güçlendirilmiş-iyileştirilmiş temelde parlamenter sisteme geri dönüşü vaat ediyorlar ve bunu bütün sorunlardan kurtulmak için sihirli bir formül olarak öne sürüyorlar. Ülkeyi düzlüğe çıkarmak için önerdikleri bu çözüm, emperyalizme bağımlılığın ve tekellerin egemenliğinin her alanda devam ettiği, yeraltı ve yerüstü kaynaklarının yağmalandığı, işçi ve emekçilerin iliklerine kadar sömürüldüğü ve baskı altında tutulduğu bu köhne düzenin sürdürülmesini temel alıyor.”

“Halk İttifakı” çağrısı

Akdeniz, “Bütün emek ve demokrasi güçlerini Cumhur İttifakı’nı yıkacak, Millet İttifakı karşısında sömürülen ve ezilen halk kitlelerinin haklarını kararlıkla savunacak üçüncü bir seçeneği, gerçek bir ‘Halk İttifakı’ seçeneğini oluşturmak üzere birlikte hareket etmeye çağırıyoruz” dedi.

Emek Partisi’nin bildirgesinde yer alan maddeler şöyle:

A- Ülke yönetiminin demokratikleşmesi, temel haklar ve barış için

1- Tek adam, tek parti yönetimine tüm kurum ve uygulamalarıyla birlikte son verilmelidir. En kısa sürede halkın seçtiği temsilcilerden oluşan bir kurucu meclis tarafından, halkın en geniş kesimlerinin katılımıyla yeni bir anayasa hazırlanmalı ve halkın onayına sunulmalıdır. Bu anayasa, ülkenin doğrudan halkın seçtiği temsilcilerden oluşan bir meclis tarafından yönetilmesini, demokratik hak ve özgürlükleri güvence altına almalıdır. Devlet düzeni bu temelde bütünüyle yeniden örgütlenmeli, ırkçı-faşist, darbeci-tarikatçı bütün unsurlardan arındırılmalıdır. Özel kuvvetler ve koruculuk gibi yapılar lağvedilmeli.

2- Valilik, kaymakamlık gibi tüm atanmış kurumlar kaldırılmalı, bölge ve yerellerde yönetim yetkisi seçilmiş yerel meclislerde olmalıdır. Seçilmiş vekil, temsilci ve görevlilere ödenen ücretler kalifiye işçi ücretlerinin ortalamasını aşmamalı ve bunların görevden alınması, yerlerine yenilerinin seçilmesi yetkisi yine halkta olmalıdır.

3- Yürütmenin yargıya müdahalesi son bulmalı, yargı her düzeyde bağımsız olmalıdır. Ülke ve bölge düzeyindeki yargı organları ve yargıçlar halk tarafından seçilmelidir. Yargı sistemi halkın bilgi ve denetimine açık olmalı ve halka yargıçları görevden alma hakkı tanınmalıdır.

4- Düşünceyi yayma, basın ve haberleşme, toplantı, gösteri ve yürüyüş hakkını engelleyen her türlü sınırlamaya son verilmelidir. Antidemokratik yasalar nedeniyle tutuklu ve hükümlü olan bütün yurttaşlar serbest bırakılmalıdır. Irkçı faşist örgütlenme ve propaganda yasaklanmalıdır.

5- Partilere konan yüzde 10 barajı sıfırlanmalı, örgütlenme ve siyasal faaliyet yürütme özgürlüğünün önündeki engeller kaldırılmalıdır. Lokavt yasaklanmalı, sendikal barajlar kaldırılmalı, bütün işçi ve emekçilere sınırsız sendikal örgütlenme, her türlü (hak, dayanışma, siyasal ve genel) grev ve toplu sözleşme hakkı tanınmalıdır.

6- Gerçek bir laiklik için din, devletten ve okuldan ayrılmalıdır. Belediyeler dahil devletin tüm din, mezhep ve inançlarla, topluluklara verdiği destek ve tanıdığı ayrıcalıklar sona erdirilmelidir. Devletin din, mezhep ve inançlar karşısında yansızlığına dayanan, inanma ve inanmama hakkını kapsayan gerçek bir inanç özgürlüğü güvence altına alınmalıdır. Zorunlu din dersi kaldırılmalıdır.

7- Eğitim her kademede parasız, bilimsel ve demokratik olmalıdır. YÖK kaldırılmalıdır. Bilimi ve sanatı yeni kuşakların eğitiminin ve gelişmesinin temeli sayan, ırkçı, şoven, dinci ve cinsiyetçi olmayan temel bir müfredat uygulanmalıdır. Anadilde eğitim hakkı tanınmalıdır.

8- Sağlıkta özelleştirmeye son verilmeli, başta hastaneler olmak üzere laboratuvarlar gibi halk sağlığı bakımından temel öneme sahip büyük özel sağlık kuruluşları kamuya devredilmelidir. Tüm sağlık sistemi halka önleyici, nitelikli ve parasız sağlık hizmeti verilmesi temelinde yeniden örgütlenmelidir.

9- Yerli ve yabancı sermaye sahiplerine kredi ve ihaleler yoluyla sağlananlar başta olmak üzere tanınan tüm ayrıcalıklara son verilmelidir. Yapılan vurgunlar soruşturulmalı, suçluların mal varlıklarına el konulmalı ve yurtdışına kaçırılan servetleri geri getirilmelidir.

10- Salgın koşullarında daha da artan kadına yönelik şiddetin önüne geçmek için gerekli önlemler hızla alınmalı ve yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Cinsel yönelim ayrımcılığına, nefret söylemine ve baskılara son verilmelidir. Toplumsal yaşamın her alanında cinsiyet eşitliği sağlanmalıdır.

11- Kürt sorunu, tam bir ulusal hak eşitliği temelinde barışçıl ve demokratik temelde çözülmelidir. Zorunlu tek devlet dili uygulamasına son verilmeli, bütün uluslara ve ulusal topluluklara kamu hizmetlerinden ana dillerinde yararlanma hakkı tanınmalıdır.

12- Sınır ötesi operasyonlar durdurulmalı, bölgenin yeniden paylaşımı için yürütülen yayılmacı politikalara son verilmeli, tüm komşu ülkelerle eşitlik, karşılıklı yarar, içişlerine karışmama, egemenlik haklarına saygı ve barış temelinde ilişkiler geliştirilmelidir. Emperyalist ülkeler ve kurumlarla yapılmış açık, gizli siyasal ve askeri bütün anlaşmalar feshedilmelidir. NATO’dan çıkılmalı, başka ülkelerde bulunan üsler kapatılmalı ve askeri birlikler geri çağrılmalı, içerideki yabancı üsler kapatılmalı ve askeri birlikler ülkelerine gönderilmelidir. Saldırgan ve yayılmacı amaçlarla silahlanma ve savaşa ayrılan bütçe, halkın ihtiyaçları için kullanılmalıdır.

13- Maden aramaları ve çıkarılması, lüks turistik tesis ve konut inşası gibi kâr ve rant için doğayı ve çevreyi yıkıma uğratan bütün yatırımlar durdurulmalıdır. Bu yatırımların sahipleri ve onlara izin veren bütün görevliler yargılanmalı, doğaya, çevreye ve halka verdikleri zararların tazmin edilmesi başta olmak üzere cezalandırılmalıdır. Tarım alanları, otlaklar, ormanlar, madenler, enerji ve su kaynakları başta olmak üzere yeraltı ve yerüstü zenginliklerinin yerli-yabancı tekeller tarafından yağmalanmasına son verilmelidir.

14- Sanata ve sanatçılara yönelik baskı, yasak, sansür uygulamalarına, sanatçıların yaratım süreci üzerindeki sermaye ve piyasa egemenliğine son verilmelidir. Halkın ilerici ve demokratik kültür seviyesinin yükseltilmesine hizmet eden her türlü sanatsal faaliyet merkezi ve yerel düzeyde desteklenmelidir.

B- Çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi için

1) Zamlar durdurulmalı ve yapılan zamlar geri alınmalıdır. İşçiler, emekçiler ve emeklilerin ücretleri enflasyon karşısında ezilmeyecekleri ve insanca yaşayabilecekleri bir düzeye yükseltilmelidir. Asgari ücret dört kişilik bir işçi ailesinin ihtiyaçları göz önüne alınarak belirlenmeli ve işçilerden kesilen tüm sigorta prim payları patronlar tarafından karşılanmalıdır.

2) Çalışma süresi günde yedi saati, haftada beş günü (35 saati) geçmemeli, ağır ve tehlikeli işlerde beş saatlik iş günü uygulanmalıdır. Ücret kesintisi olmaksızın haftada iki, yılda 30 gün kesintisiz dinlenme hakkı tanınmalıdır. Kadın istihdamının önündeki tüm engeller kaldırılmalı ve eşit işe eşit ücret ödenmelidir. 18 yaş ve altı çocuk emeğinin ücretli emek olarak kullanılması yasak olmalıdır.

3) Evden çalışma ve kısa çalışma başta olmak üzere her türlü esnek çalışma, taşeron, kiralık, sözleşmeli vb. güvencesiz çalışma biçimlerine son verilmeli, özel istihdam büroları kapatılmalı, her alanda kadrolu ve güvenceli çalışma sağlanmalıdır. Tüm fabrika, işyeri ve çalışma alanlarında, işçi sağlığı ve iş güvenliğine ilişkin önlemler, işçiler ve emekçilerin seçtiği temsilcilerin çoğunluğunu oluşturduğu kurullar tarafından belirlenmeli ve denetlenmelidir.

4) İşten atmalar yasaklanmalı, herkesin yetenekleri doğrultusunda iş sahibi olması devlet tarafından garanti altına alınmalıdır. İşsizlik Fonu’nun amacı dışında kullanımı ve başta yandaşlar olmak üzere kapitalistler tarafından yağmalanmasına derhal son verilmeli, fonun tamamı işçiler ve aileleri için kullanılmalıdır. İşsizlik ödeneği en az asgari ücret seviyesinde olmalı, fonun kullanımı sendika ve işçi temsilcileri tarafından denetlenmelidir.

5) Bankalar ve diğer finans kuruluşları, tekelci şirketler ve hissedarları başta olmak üzere büyük sermaye ve büyük toprak sahiplerinden alınan vergiler artırılmalıdır. Özel ve tüzel kişilerden artan oranlı gelir ve servet vergisi alınmalıdır. Temel tüketim mallarından alınan KDV ve ÖTV kaldırılmalı, lüks tüketim mallarından alınan vergiler yükseltilmelidir.

6)  Yoksulluk sınırının altında geliri olan ya da hiç geliri olmayan her hane için doğalgaz, su, elektrik, telefon-internet hizmeti ücretsiz olmalıdır. Bu durumdaki yurttaşların kredi borçları silinmeli ve insanca yaşamalarını garanti edecek asgari bir gelir temin edilmelidir. Tüm yurttaşları kapsayan, eşleri birbirine ekonomik açıdan bağımlı olmaktan çıkaran ve bir birey olarak hak sahibi kılan bir sosyal güvenlik sistemi kurulmalıdır.

7) Yoksul, küçük ve orta köylülerin bankalara, emperyalist ve işbirlikçi tekellere, tefeci ve büyük toprak sahiplerine olan tüm borçları faizsiz olarak ertelenmeli, ipotekler ve diğer yükümlülükler kaldırılmalıdır. Yoksul ve küçük üreticiler faizsiz kredilerle desteklenmeli, gübre, yakıt gibi tarımsal üretimin temel girdileri ülkede üretilmeli ve ucuza sağlanmalıdır.

8) İnsanlığa karşı suç işleyenler hariç Türkiye’ye sığınanlara mültecilik statüsü tanınmalıdır. Mülteci işçilere ‘işveren rızası’ şartı olmadan çalışma izni verilmelidir. Mülteci ve göçmen işçilere sendikalara üye olma hakkı tanınmalıdır. Türkiye’yi AB’nin göçmen deposu haline getiren ‘Geri Kabul Anlaşması’ iptal edilmelidir. Dönmek isteyen mülteciler için bölgede barış ortamı sağlanmalı, kalanlara eşit yurttaşlık için gerekli altyapı oluşturulmalıdır.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus