Rapor: Çin, Sincan’da casus yazılımları kullanarak Müslümanlar’ın “sakıncalı” davranışlarını fişliyor

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Sınır Tanımayan Gazeteciler’in (RSF) Aralık 2021’de yayımladığı raporuna göre, Çin’de basın özgürlüğü alanındaki gerileme devam ediyor. 12 milyonu aşkın Uygur’un yaşadığı Sincan’da ise casus yazılımlar, kullanıcıların telefonundan dini alışkanlıklara dair bilgi topluyor.

Oğuz Solak, Tayvan’dan bildiriyor…

Sınır Tanımayan Gazeteciler’in (RSF) Doğu Asya Ofisi tarafından hazırlanan rapor, Çin ve Hong Kong’daki medya ortamına ve gazetecilerin karşılaştıkları zorluklara değiniyor.

Rapora göre, dünyanın en büyük ikinci ekonomisi Çin’de basın özgürlüğü giderek daha fazla kısıtlanırken, 12 milyonu aşkın Müslüman Uygur’un yaşadığı Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde Pekin yönetiminin “sapkınlık” olarak nitelediği davranışlar casus yazılımlar aracılığıyla tespit ediliyor.

Sınır Tanımayan Gazeteciler Doğu Asya Ofisi Şefi Cédric Alviani,

Medyascope’a konuşan RSF’Doğu Asya Ofisi Şefi Cédric Alviani, “Şi Cinping’in Çin’de yürürlüğe koyduğu plan, ülkeyi bilgi akışının çok sıkı bir şekilde kontrol edildiği ve gazetecilerin sadece devlet propagandasının destekçisi olduğu Kuzey Kore’ye her geçen gün daha da benzetiyor. Artık medyanın tümü propaganda biriminden veya Çin Komünist Partisi’nden (ÇKP) çok detaylı talimatlar alıyor. Bu talimatlar, ne yazmaları gerektiği, nelerin yazılmasının yasak olduğu ve bazı konuların nasıl yazılması gerektiğini içeriyor” dedi.

Çin, 90’larda ve 2000’lerin başlarında dünyaya açıldığı sırada görece daha özgür bir medya ortamına sahip olsa da, belli bir aşamadan, özellikle de Şi Cinping’in iktidara gelmesinden sonra basın özgürlüğündeki gerileme hız kazandı.

Xi’an Jiaotong-Liverpool Üniversitesi’nde Çin Çalışmaları bölümünde çalışan Doç. Dr. Ceren Ergenç, Medyascope’a konuyla ilgili olarak şu değerlendirmeyi yaptı: “Şi döneminde basının kısıtlanması daha formel bir döneme geçmiş oldu. Benim gözlemlediğim, araştırmacı gazeteciler yavaş yavaş sessizleşmeye, sonra da işi bırakmaya başladılar. Çünkü medya artık anlamlı bir işkolu olmaktan çıktı.” 

Su Chiaoning

Oakland Üniversitesi İletişim, Gazetecilik ve Halkla İlişkiler bölümünden Su Chiaoning ise Şi’nin 2016 yılında devlet televizyonuna yaptığı ziyarette yeni bir eşiğin sinyalini verdiğini belirtti. Su, “Şi devletin basın kurumlarını ziyaret ettiği sırada bir konuşma yaptı ve bu konuşmada devlet televizyonunun esas olarak ÇKP’ye sadık olması gerektiğini çok net bir şekilde dile getirdi” diye konuştu.

Sınır Tanımayan Gazeteciler’in (RSF) hazırladığı Çin raporunda öne çıkan bazı başlıklar şöyle:

Gazetecilerin basın kartları nasıl yenileniyor?

Gazetecilerin basın kartlarının yenilenmesi için en az 90 saatlik bir “Şi Cinping Felsefesi” eğitimine katılmaları gerekiyor. Basın kartları yenilenirken, bu eğitime katılım ve sosyal medya kullanımı göz önünde bulunduruluyor. Gazetecilerden ayrıca telefonlarından arama yapıp, dosyaları değiştirebilecek ve mikrofonu otomatik olarak aktif hale getirebilecek bir casus yazılım indirmeleri isteniyor.

Sincan’da yüz tanıma teknolojileri test ediliyor

Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde, yüz tanıma teknolojisi gibi yeni teknolojiler Çin yönetimi tarafından daha geniş çaplı bir biçimde kullanılırken, bir yandan casus yazılımlar telefonlardaki “sapkın” davranışları arıyor. Rejim tarafından sakıncalı görünen bu davranışlar arasında İslami kitapların dijital kopyalarını bulundurmak, yazışmalarda Kur’an ayetleri paylaşmak ve camilere bağışta bulunmak gibi eylemler yer alıyor.

Cédric Alviani, Sincan’daki durumu “tam bir karartma” olarak değerlendirirken, bölgeyle ilgili çoğu bilginin ülke dışından geldiğini belirtti. Alviani, “Gazeteci olarak tespit edilen kişiler ya hapiste ya da yakın takip altında, dolayısıyla hiçbir şekilde araştırma yapma imkanları yok” dedi.

“Vuhan’dan gelen haberler sansürlendi”

Çin yönetimi koronavirüs salgınının ilk günlerinde, virüsün ortaya çıktığı Vuhan’dan gelen haberleri sansürledi ve inkâr etti. Daha sonra salgını gazetecileri daha fazla baskı altına almak için kullandı. Buna göre, haber için sokağa çıkan gazetecilere enfekte olmuş olabilecekleri söylenerek, bu gazeteciler süresiz olarak karantinaya alındı.

Alviani, koronavirüs salgınıyla ilgili olarak “Eğer Çin’de bu kadar ağır bir sansür olmasaydı ve gazeteciler işlerini yapabilseydi, yetkililer üç hafta önceden harekete geçebilirdi. Bu üç haftalık süreç, bütün dünyaya yayılan bir pandemi yerine, (sadece) Çin’de görülen bir salgınla sonuçlanabilirdi” değerlendirmesini yaptı.

Zhang Zhan, Vuhan’dan haber yaptığı gerekçesiyle 2020’den beri hapiste.

Hong Kong için geriye dönüş var mı?

Hong Kong’da 2020’de yürürlüğe giren Ulusal Güvenlik Yasası’yla birlikte gazetecilerin durumu daha kötü bir hal aldı. Hong Kong’da son zamanlarda bazı basın kuruluşları, yapılan operasyonlarla beraber kapanma kararı almıştı. Ceren Ergenç, Hong Kong’daki basın ortamıyla ilgili olarak şunları söyledi: “Anakara Çin’de gazetecilik mesleği ölürken, öbür tarafta Hong Kong son zamanlara kadar devam etti. Gazeteciler kanaat önderi olma vasfını devam ettirdi. Bugün de hâlâ o vasfa sahipler ki ilk etapta ve en çok baskı gören gruplar arasındalar.” 

Su Chiaoning ise konuyla ilgili değerlendirmesinde, “Bence artık Hong Kong için geriye dönüş yok. Gazeteciler artık işkolunu değiştiriyor. Haber kuruluşları bölgeden ayrılıyor. Hong Kong’un eskisi gibi basın özgürlüğüne sahip olacağını beklemek gülünç olur” dedi.

Hong Kong, RSF tarafından hazırlanan Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 2002’de 18. sırada yer alırken, 2021’de 80. sıraya geriledi.

Otosansür giderek artıyor

Cédric Alviani, Çin yönetiminin bazı kırmızı çizgileri bilerek muğlak bıraktığını, bu vesileyle otosansürü artırmayı amaçladığını düşünüyor. Öte yandan, chat odalarının ve tartışma forumlarının yöneticileri, bu gruplardaki tüm içeriklerden, yani her bir üyenin yazdıklarından sorumlu tutuluyor.

Doç. Dr. Ceren Ergenç

Çin’deki sansür uygulamalarını “karşılıklı bir oyun” olarak değerlendiren Ceren Ergenç, “Basına sansür de öyle bir anayasası olan, önceden belirlenmiş bir şey değil. Gazeteciler bir şey yayınlıyorlar, karşılığında devlet ona bir tepki veriyor. Onu indiriyor, sansürlüyor. Sonra ona benzer her şeyi de sansürlemeye başlıyor. O zaman gazeteciler başka bir yol bulup, başka bir şekilde yayınlamaya çalışıyorlar” diye konuştu.

İnternet kullanıcıları sansürü aşabilir mi?

RSF raporuna göre, tüm sansür çabalarına rağmen, Çinli internet kullanıcıları kolayca kandırılamıyor. Bu kullanıcılar, bilgi edinmek ve kendilerini özgürce ifade edebilmek için sürekli olarak yaratıcı çözümler buluyor. Çinli kullanıcıların tartışmalı konulardaki yasaklı kelimeleri kullanıp, engellenmemek için bulduğu alternatifler arasında bu ifadelerin İngilizce karşılıkları, Mors alfabesi, görme engelliler alfabesi, emojiler hatta blockchain teknolojisi yer alıyor.

Cédric Alviani, Batı kamuoyunda Çin halkının itaatkâr olduğu ve otoriterlikten rahatsız olmadığı gibi yanlış bir algı olduğunu dile getirdi ve “Bu saçmalık. Çin halkı saf değil. Yetkililerin bir şeyler sakladığının gayet farkındalar” diye ekledi.

Dünyanın ikinci büyük ekonomisi olan Çin, RSF tarafından hazırlanan 2021 Dünya Basın Özgürlüğü İndeksi’nde 180 ülke arasında 177. sırada yer alıyor.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus