Türkiye’de antidepresan kullanımı son iki yılda 10 milyon kutu arttı – Psikolog Rüveyda Çelenk: “Toplum kendini hiçbir alanda ifade edemiyor”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili Burhanettin Bulut, Türkiye’deki antidepresan kullanımına ilişkin bir rapor hazırladı. Rapora göre Türkiye’de 2019 yılında 49 milyon 857 bin kutu olan antidepresan satışı 2020’de 54 milyon 625 bin kutuya, 2021’de ise 59 milyon 641 bin kutuya yükseldi. CHP Adana milletvekili Burhanettin Bulut ve Psikolog Rüveyda Çelenk, raporun bulgularını Medyascope’a değerlendirdi.

CHP’li Bulut: “Ekonomik kriz, enflasyon, zamlar vatandaşın psikolojisini bozdu”

Antidepresan kullanımının 2021 yılında bir önceki yıla göre 5 milyon kutu artarak 59 milyon 641 bin 14 kutuya çıktığına dikkat çeken CHP Adana Milletvekili Burhanettin Bulut, “Ekonomik kriz, enflasyon, her gün birbiri ardına yapılan fahiş zamlar vatandaşın psikolojisini bozdu” dedi. Antidepresan kullanımının her geçen yıl arttığını vurgulayan Bulut, 2017 yılında 48 milyon 226 bin 812, 2018 yılında 49 milyon 43 bin 763, 2019 yılında 49 milyon 857 bin 89 kutu antidepresan satıldığını, 2020 ve 2021 yıllarında ise adeta patlama yaşandığını söyledi. 

Dünya mutluluk endeksinde Türkiye 104. sırada

Antidepresan kullanımının 2020 yılında 54 milyon 625 bin 964 kutuya, 2021 yılında ise 59 milyon 641 bin 14 kutuya çıktığına dikkat çeken Bulut, şöyle devam etti:

“Antidepresan kullanımındaki artış halk sağlığı açısından endişe verici boyutlarda. Son iki yıldır antidepresan kullanımı neredeyse 10 milyon kutu artmış durumda. İlaç kullanımı rekor seviyeye ulaştı. Ekonomik kriz, enflasyon, her gün birbiri ardına temel ihtiyaç ürünlerine yapılan fahiş zamlar, işsizlik vatandaşın psikolojisini bozdu. Mutfakta tencere kaynamıyor, faturalar ödenemiyor. Vatandaş ruh sağlığını korumak için antidepresanlara yöneliyor. Birleşmiş Milletler’in 149 ülke arasında yaptığı değerlendirmeyle belirlediği Dünya Mutluluk Endeksi’nde 2020 yılında 93. sırada olan Türkiye 104. sıraya geriledi. İktidar, Türkiye’yi mutsuz insanlar ülkesi yaptı.”

“İnsanların umudu yok”

Koronavirüs salgını ve ekonomik krizin birey ve toplum psikolojisini olumsuz etkilediğini belirten CHP’li Bulut, sözlerini şöyle sürdürdü: “Normalde de her sene biraz daha artış olur normal olarak. Ancak son zamanlarda bu kadar artmasının nedeni kentleşme. İnsan topluluğunun değişime bu kadar hızlı alıştığını sanmıyorum. Son iki yılda ve salgından dolayı insanlar kendilerini yalnız hissetti, toplumun kendine göre olan davranış modeli değişti. Tükiye’de bu konudaki son veriler henüz çıkmadı. Fakat ekonomi ve salgından dolayı daha fazla artış olduğunu görüyoruz. Ekonomik krizin olduğu yerlerde zaten bir artış olur ama Türkiye’de bu çok fazla. Bu saydığım olumsuzluklar çok etkili. Türkiye ölçeğinde tüm yaşananların sonucunda kendini güvende hissetmeme var. İnsanların umudu yok oluyor. İş arayanlar ümitsiz. Kendilerini güvende hissetmiyorlar yargıda vs. Bu rapor, antidepresan ya da bu alandaki diğer taleplerin artacağını gösteriyor.”

Çelenk: “Toplum kendini hiçbir alanda rahat ifade edemiyor”

Türkiye’de son yıllarda artan antidepresan kullanımının nedenlerini Medyascope’a değerlendiren psikolog Rüveyda Çelenk, salgın sürecinin ve yaşanan ekonomik krizin bu artışa neden olduğunu belirtti. Çelenk, Türkiye’de toplumun her alanda kendini özgürce ifade edememesinin de bu nedenler arasında yer aldığını dile getiren Çelenk, şöyle konuştu:

“Koronavirüs sonrasında insanların psikologlara daha fazla başvurduğunu söyleyebilirim. Nitekim insanların hepsi psikolojik destek alacak maddi bir gücü yok, oldukça pahalı bir alan. Dolayısıyla antidepresanlara bu kadar yönelinmesinin fazla olması çok normal olabilir. Psikologlarda randevu alamayanlar var. Koronavirüsten sonra sosyalleşme, iletişim azaldı. Bu sinir sistemini olumsuz etkiliyor. Toplu ortamlara gidememek, insanların kendini yalnız hissetmesi her ne kadar sosyal medyadan da görüşsek bunlar yetersiz kaldı, kalıyor. Bu artışın nedeninin birinci nedeni koronavirüs, bütün dünya ile alakalı. İkinci mesele ise tabii ki ekonomi ve aslında Türkiye’nin gittiği hal ile alâkalı bir umutsuzluk. İnsanların çoğunda şunu görüyoruz: Yok sayma hali. Bir şeyler yaşanıyor ama düşünmek istemiyorum. Düşünürsem sinir sistemim kaldıramaz, yok sayayım. Ama yok saydığımız zaman duygularımızı anksiyeteye dönüşüyor. Şöyle bir şey yok: ‘Kötü duygumu yok sayayım’. Anksiyetemizi de umursamazsak, kaygımızı da umursamazsak bedenimizde bir hastalığa dönüşebiliyor. Genel yok sayma hali çok anlaşılabilir. Çünkü insanların kendilerini ifade edecek mecraları yok, korku var. Sadece muhalifler için söylemiyorum bunu. Hiç kimse doğru düzgün kendini ifade edemiyor, eleştirisini yapamıyor. Toplum içinde de bu durum böyle. Sadece siyasal alanda değil.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus