Hızlı ve Kısa Yorum (14): Kılıçdaroğlu’nun “sert” mücadelesi

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Ramazan Bayramı’nda bir Karadeniz fırtınası estirirken, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) lideri Kemal Kılıçdaroğlu, hak ettiği ilgiyi pek de görmeyen bir video yayınladı. Videoda Kılıçdaroğlu, evinin elektriği kesildiği için, karanlıktaki günlerini anlatıyor ve “sert” bir mücadeleden bahsediyor. Peki, Kılıçdaroğlu’nun mücadelesi gerçekten sert mi? “Hızlı ve Kısa”da Ruşen Çakır değerlendirdi.

Yayına hazırlayan: Sara Elif Su Balıkçı

Merhaba, iyi günler. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, dün sosyal medyada bir paylaşım yaptı, bir video paylaştı. Bu video kendisinin elektriklerinin kesik olduğu günlerde alınmış birtakım görüntülerinden oluşmuştu ve “vatanı satanlarla mücâdele sert olur” dedi Kılıçdaroğlu; “ülkemin yoksulları, yok sayılanları için bir yola çıktım. Halkımızı aydınlığa çıkarma yoludur bu. Yedi karanlık gecede mücâdelemin sıradaki adımlarını düşündüm. Kolay olmayacak, biliyorum; ama şunu da herkes bilsin: Vatanı satanlarla mücadele sert olur.

Kılıçdaroğlu’nun ilk videosu değil bu. Daha önce de, daha çok evinden yaptığı kısa videoları görmüştük; ama bunun gibi kurgulanmış video pek yoktu. Bu, belli ki çok çalışılmış, hazırlanılmış. O yedi gün boyunca çekilen görüntülerden derlenmiş bir video; ama şöyle bir talihsizliği var: Video tam da Ekrem İmamoğlu’nun Doğu Karadeniz gezisiyle siyâsete damga vurduğu bir günde yayınlandı. Her neyse, burada, bu videoda benim altını çizmek istediğim iki tâne husus var: birincisi, sert bir mücâdeleden bahsediyor. Daha önce de kavga demişti, “sert bir kavga” demişti, “bana ayak uyduramayacaklar önümden çekilsin” demişti, bayağı iddialı bir çıkıştı; ama şu âna kadar, Kılıçdaroğlu’nun sert olarak tanımlanabilecek ne yaptığı çok tartışıldı. 

Örneğin, elektrik faturasını ödememesi sert bir hareket miydi? Sanmıyorum. Sembolikti, anlamlıydı, ama sert değildi. Türkiye’nin yaşadığı bunca sorunun ortasında, insanın “sert mücâdele”, “sert kavga” dendiği zaman aklına gelen şeyler şu âna kadar pek yaşanmadı. Birtakım kurumların önüne gitmesi de bir anlamıyla çok sert olmadı. Kılıçdaroğlu’nun hayatında yaşadığı, liderlik döneminde yaşadığı en sert anlar genellikle, kendisine yönelik saldırıların yapıldığı anlardı — en son bir şehit cenâzesinde yaşadığı ya da PKK saldırısı olayında olduğu gibi. Buralarda sert muamele gören Kılıçdaroğlu’nun, şu âna kadar çok sert çıkışlar yaptığını görmedik. Bundan sonra görür müyüz emin değilim, ya da onun sert olarak tanımladığı şeylerin kamuoyu tarafından sert olarak algılanacağından da şüpheliyim. Benim en azından, onun sert dediği şeylere sert olarak bakmadığımı rahatlıkla söyleyebilirim; ama burada daha önemli bir husus var: Birinci tekil şahıs konuşuyor Kılıçdaroğlu, “benim mücâdelem”, “benim kavgam” diyor, “düşündüm” diyor. Bunu neden yapıyor? Bunu yapmasının bence en önemli nedeni, Kılıçdaroğlu’nun son yıllarda esas olarak kendi CHP genel başkanlığını ve hattâ partisini geri plana atarak, iktidara karşı ortak bir mücâdele platformu yaratabilmek için her türlü fedakârlığı yapması ve her şeyi sîneye çekmesi — bunu yaşıyoruz. Adalet Yürüyüşü’nde bunu gördük, referandum kampanyasında bunu gördük, hattâ son yerel seçimlerde de bunu gördük. 

Kılıçdaroğlu, Cumhuriyet Halk Partisi’nin lideri olması ötesinde tüm muhâlefetin, Erdoğan iktidârından memnun olmayan herkesin ortak sesi olmaya çalıştı. Bunu yaparken, genellikle kendi partisini ve kendi siyâsî çıkarlarını geri plana itti ve bu anlamıyla da hak ediyor; ama siyâset sâdece böyle yapılamıyor. Dolayısıyla da Kılıçdaroğlu arada bu tür çıkışlar yapma ihtiyâcı hissediyor. Yani diyor ki “Ben bir yola çıktım”. Halbuki biliyoruz ki Kılıçdaroğlu bu yolu diğer partilerle berâber katediyor, katetmek istiyor. Tek başına CHP’nin bu yolculuğu tamamlamasının mümkün olmadığını da biliyor.

Bir değerlendirme: Kılıçdaroğlu’nun daha önceki, evinden genellikle yaptığı videolar ve bu videolar cumhurbaşkanlığı adaylığına hazırlık çalışmaları olarak görünüyor — ki çok anlaşılır bir şey. Biliyoruz ki, Kılıçdaroğlu aday olmak istiyor, ama Özgür Özel’in son olarak söylediği gibi de, eğer kendi partisinden ya da muhâlefetin içerisinde, kazanma ihtimâli çok daha yüksek isimler varsa, adaylıkta ısrar edip kazancı riske atmayacak kadar da gerçekçi bir siyâsetçi. Dolayısıyla bunları muhtemel bir adaylığın zeminini yaratmanın çalışmaları olarak görmek mümkün; ama bence esas olarak, Kılıçdaroğlu burada her şeye rağmen Cumhuriyet Halk Partisi diye bir partinin var olduğunu ve kendisinin de o partinin lideri olduğunu bize hatırlatmak istiyor. Bunu özellikle vurgulamak lâzım.

Son bir not: Altı partili bir masa var ve bu masa içerisinde sol olarak tanımlanabilecek yegâne parti CHP. Onun dışındaki tüm partileri rahatlıkla sağ olarak tanımlayabiliriz. Sağ-sol ayrımı bitti diyenlere katılmadığım için bu kavramları hala kullanıyorum; ama tek parti olmasına rağmen, en çok oy alan parti olarak gözüküyor Cumhuriyet Halk Partisi ve şu âna kadar izlediği tutumda da görüyoruz, genellikle diğer partilerin istediği şekilde davranmaya çalışan bir Cumhuriyet Halk Partisi ve lideri Kılıçdaroğlu var. Dolayısıyla bu videoları bir anlamıyla kendi tabanını yatıştırmak ve bir anlamda onları tatmin etmek için de çektiğini düşünebiliriz; ama benim gördüğüm kadarıyla ortak bir mücâdele söz konusu, ortak bir kavga söz konusu. Bu kavganın çok sert olacağını sanmıyorum. Erdoğan böyle olmasını dayatmak isteyecektir; ama diğer partilerin de böyle bir eğilime gireceklerini, yönelişe gireceklerini sanmıyorum. Birlikte Erdoğan’ı ve Bahçeli’yi yenmeye çalışacaklar ve bunu yaparken de anladığım kadarıyla daha yumuşak gitmeye çalışacaklar; ama Kılıçdaroğlu bu süreç içerisinde kendi bağımsız kimliğini, partisinin ve kendisinin bağımsız kimliğini vurgulamak için bu tür videoları yapma ihtiyacı hissediyor. Benim gördüğüm bu. Dolayısıyla Millet İttifakı’nın gündemini bu videolar değil, o ayda bir yapılan altılı masa toplantıları belirleyeceğe benziyor. Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler. 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus