Mahkeme Musa Anter cinayeti davasını zamanaşımı gerekçesiyle düşürdü

Kamera & Kurgu: Barış Yalınkılınç

Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi, Diyarbakır’da 20 Eylül 1992’de öldürülen Musa Anter’in JİTEM ana davası ile birleştirilen dosyasında, davanın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle düşürülmesine karar verdi.

Diyarbakır’da 20 Eylül 1992’de öldürülen Ape Musa (Musa Amca) lakaplı Kürt gazeteci-yazar ve aydın Musa Anter’in, Jandarma İstihbarat Terörle Mücadele (JİTEM) ana davası ile birleştirilen dosyasının 37. duruşması bugün (21 Eylül) Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Davanın zamanaşımı süresi dün (20 Eylül) dolmuştu.

Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi, 15 Eylül’de görülen duruşmada, avukatların, “insanlığa karşı işlenen suçlarda zamanaşımının olamayacağı” talebini zamanaşımından bir gün sonraya bırakmıştı. Mağdur avukatlarının zamanaşımı konusundaki beyanlarının ardından, savcı, “dosyanın zamanaşımına uğraması nedeniyle davanın düşmesi” gerektiği yönünde mütalaa verdi ve sanık Hamit Yıldırım hakkında da adli kontrol tedbirinin kaldırılmasını istedi.

Yıldırım’ın adli kontrol tedbiri kaldırıldı

Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi, Diyarbakır’da öldürülen Musa Anter’in JİTEM ana davası ile birleştirilen dosyasında, davanın zamanaşımı süresine uğradığı gerekçesiyle Musa Anter, Orhan Miroğlu ve Ayten Öztürk yönünden düşürülmesine, Hamit Yıldırım’ın adli kontrol tedbirinin kaldırılmasına hükmetti. JİTEM dosyası için ise ayrı dosya numarası verilmesine karar verildi.

Duruşmayı, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar ve HDP Adana Milletvekili Kemal Peköz de takip etti.

Adalet Bakanlığı sanıklarla ilgili sorulara yanıt vermedi

Mahkeme heyeti, Adalet Bakanlığı’nın yakalama emri olan sanıklarla ilgili sorulara yanıt vermediğini bildirdi. Musa Anter’in avukatları, davanın “insanlığa karşı suçlar” kapsamında değerlendirilip zamanaşımı sürelerinin işletilmemesi gerektiği yönündeki görüşlerini içeren dosyayı mahkemeye sundu. Halen İsveç’te yaşayan ve ifadesi alınmayan sanık Abdülkadir Aygan’ın (Aziz Turan) avukatı ise duruşmaya katılmadı.

“Faili meçhul cinayetler bitmedi, devam etti”

Musa Anter’in avukatı ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, “devletin cinayet işlemeyeceği” yönündeki açıklamalara karşın “faili meçhul siyasi cinayetlerin devam ettiğini” söyledi. Türkdoğan, bunu açıklığa kavuşturmak için davanın zamanaşımına uğramaması gerektiğini söyledi ve mahkemeden taleplerini şöyle sıraladı:

Abdulkadir Aygan’ın (Aziz Turan) ifadesi için sürekli yazışma yapıldı. Aradan geçen yedi yıla rağmen yanıt alınamadı. Biz, mahkeme tarafından ifadenin alınamaması ile ilgili ihmali ya da kastı olan personelle ilgili suç duyurusunda bulunmasını talep ediyoruz.

Ayırma kararının Yargıtay tarafından verildiğini, Yargıtay kararı olmadan davanın ayrılamayacağını belirtmek isteriz. Madem üç dava birleşti, üç dava hakkında hüküm verilmesi gerektiğini belirtmek isteriz.

Aslında Türkiye’de hepimizin bildiği bir şey var, bu cinayetler zaman içinde bitmedi ve devam etti. Bu nedenle sürenin tekil bir suç gibi hesaplanamayacağını, sürenin buna göre gözetilmesi gerektiğini belirtmek isterim.”

Miroğlu mektup gönderdi, mağdur avukatları salondan ayrıldı

Cinayet işlenirken Anter’in yanında olan ve yaralanan Orhan Miroğlu’nun avukatı Serhat Menzilcioğlu, Miroğlu tarafından mahkemeye gönderilen mektubu okudu. Mektupta Miroğlu, “Faili meçhul cinayetler mahkeme salonlarına geldiğinde, Türkiye’nin buna hazır olmadığı görüldü. Devletin ilgili kurumları kör ve sağır kaldı. Ya mahkemelere hiç belge gelmedi ya da gelen belgeler anlam ifade etmiyordu. Musa Anter cinayetinin üstünden 30 yıl geçtiğinde ortaya çıkan delillere göre bu cinayetin JİTEM ve PKK işbirliğiyle işlendiği görülüyor” görüşünü savundu.

“Sanık olması gereken kişi tanık gibi mektup gönderiyor”

Mektup okunurken, mağdur avukatları, “Sanık olması gereken bir kişi tanık gibi mektup gönderiyor. Önemli bilgiler varsa gelip bunları kendisi söyleyebilir. AKP propagandası dinliyoruz” diyerek itiraz etti. İtirazları yerinde görülmeyen mağdur avukatları salondan ayrıldı ve Miroğlu’nun avukatı tek başına mektubu okumaya devam etti.

“Devlet görevlileri ve tetikçiler korunup kollanmaktadır”

Musa Anter’in oğlu Dicle Anter ise duruşmada dava sürecine ilişkin şunları söyledi:

Babam Musa Anter 1992’de insanlığa suç kapsamında katledildi. Adalet aramaktayız. Bize göre failler bellidir. Faillerin yargı önünde hesap vermesi gerekir. Devlet içerisinde suç işlediğini iddia eden devlet görevlileri ve tetikçiler korunup, kollanmaktadır. Susurluk Raporu’nda merhum babam anlatılmıştır. Hakikat ve adalet için, ya insanlığa suç kapsamında ele alacak ya da davayı düşüreceksiniz. Hakikat ve adaletten yana karar verilmesini istiyoruz. Hakikat ve adalet mücadelemiz devam edecek. JİTEM ve PKK’nin birlikte cinayet işlediğini iddia ediyorlar. Mehmet Eymür, mahkemede Miroğlu’na dönerek, ‘Yeşil’in ona Tayfun dediğini, biliyoruz’ dedi. O zaman siz niye cevap vermediniz. Bugüne kadar neredeydiniz, niçin bugün?”

Mahkeme başkanından tarafsızlık yanıtı: “İçeriği hatırlattım”

Mağdur avukatlarından birinin, Abdülkadir Aygan’ın ifadesinin alınamadığını belirtmesi üzerine bahkeme başkanı, “Türkiye Cumhuriyeti’nin yanı sıra İsveç makamlarının yanıtlarına da bakın” dedi. Bir başka mağdur avukatı da “30 yıllık Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ihmalini sadece buna bağlayacak bir refleks göstermek sizin tarafsızlığınıza da gölge düşürür” diye konuştu. Mahkeme Başkanı ise “Ben sadece resmi yazının içeriğini hatırlattım” yanıtını verdi.

Savcılık talep etti, mahkeme karar vardi: Zamanaşımı

Cumhuriyet savcısı, dosyanın zamanaşımına uğraması ve davanın düşmesi gerektiği yönünde mütalaa verdi, ayrıca sanık Hamit Yıldırım hakkında adli kontrol tedbirinin kaldırılmasını istedi. Mahkeme de savcılığın bu yöndeki talebine uydu ve Anter’in JİTEM ana davası ile birleştirilen dosyasında, davanın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle Musa Anter, Orhan Miroğlu ve Ayten Öztürk yönünden düşürülmesine karar verdi. Mahkeme ayrıca sanık Hamit Yıldırım’ın adli kontrol tedbirinin kaldırılmasına ve JİTEM davası için ayrı dosya numarası verilmesine hükmetti.

Polis, avukatların açıklama yapmasına izin vermedi

Davanın ardından Ankara Sıhhıye Adliyesi önünde basın açıklaması yapmak isteyen avukatlara polis izin vermedi. HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar ise yaptığı açıklamada, “Onların suçlarının örtülmesinde yol alanlar bu rejim değiştiğinde adalet mücadelesinin sonuçları ile yüzleşmek zorunda kalacaklardır” dedi. Sancar şöyle devam etti:

“Adalet mücadelesi aynı zamanda gerçekten adaleti sağlama, tüm bu devlet içi örgütlenmelerinin, hakikatin ortaya çıkarılmasında yeni bir başlangıç yapma hedefini de içerir. Bu ülke demokrasi, adalet, hakikat için yeni bir başlangıç mücadelesi verenlerin mücadelesini görecektir. Bu sayfayı bütün demokrasi güçleri birlikte açacaktır. Bu suçlarla ilgili hakikati de sağlayacak, inşayı başaracaktır. Ape Musa’nın katledilmesinin bu şekilde sonlanması, bize ve bizden sondaki kuşaklara, bizlere mirasını sahiplenmeyi emretmiştir. Ape Musa’nın sesini de mirasını da yaşatacağız. Bize bıraktığı değerler yaşayacak. Bu konuda kimsenin görevini savsaklama lüksü yoktur. En geniş adalet hakikat demokrasi mücadelesini kurmak zorundayız.”

Ne olmuştu?

Musa Anter, 20 Eylül 1992’de Diyarbakır’da kaldığı otelden alındı ve Seyrantepe mevkiinde Cumhuriyet Mahallesi 36. Sokak’ta öldürüldü. Anter’in yanında bulunan gazeteci, yazar ve siyasetçi Orhan Miroğlu da saldırıda yaralandı. Eski JİTEM elemanı Abdülkadir Aygan, Anter’in, kendisinin de içinde bulunduğu tim tarafından JİTEM tarafından öldürüldüğünü itiraf etti.

Musa Anter cinayetiyle ilgili davada 2000 yılına kadar etkin bir soruşturma yapılmadı. Anter ailesinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurusu üzerine, “yaşam hakkının hem maddi hem de usul açısından ihlal edildiğine” karar verdi. AİHM kararının ardından 2009’da Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı, eski JİTEM’ci Abdülkadir Aygan’ın itiraflarını “ihbar” kabul ederek, cinayetten 17 yıl sonra dosyayı yeniden açtı.

20 yıllık zamanaşımı süresinin dolmasına çok kısa bir süre kala itirafçı Hamit Yıldırım, 29 Haziran 2012’de Şırnak’ta tutuklandı. 2013 yılında Hamit Yıldırım, “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım, Abdülkadir Aygan ve emekli Albay Savaş Gevrekçi hakkında, “kasten öldürmek” ve “halkı silahlı isyana teşvik etmek” suçlarından dava açıldı. Dava, 2015 yılında “güvenlik” gerekçesiyle Diyarbakır’dan Ankara’ya nakledildi ve JİTEM ana davası ile birleştirildi.

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus