Mahsa Amini protestolarında gözaltına alınanlar anlatıyor: “Sessiz olmazsak bize tecavüz edeceklerini söylediler”

Türkiye’de ahlak polisi olarak da bilinen irşad devriyeleri tarafından gözaltına alınan Mahsa Amini’nin gözaltında ölümü İran’ın birçok kentinde protesto ediliyor. Yetkililerin tüm uyarılarına rağmen 12 gündür protestolarına devam eden protestocular, BBC’ye konuştu. BBC’de yayımlanan bu röportajları sizin için Türkçe’ye çevirdik.

22 yaşındaki Mahsa Amini, Türkiye’de ahlak polisi olarak da bilinen irşad devriyeleri tarafından “örtünme kurallarına uymadığı gerekçesiyle” Tahran’da 13 Eylül’de gözaltına alınmıştı. Gözaltına alındıktan üç gün sonra komaya girerek hastaneye kaldırılan Amini, 16 Eylül’de hayatını kaybetmişti. Polisler, Amini’nin gözaltı sırasında doğal nedenlerden ötürü hayatını kaybettiğini öne sürerken Amini’nin ailesi, polisin kızlarını copla dövdüğünü belirtiyor.

Amini’nin ölümünün ardından başlayan protestolar, ülke genelinde 80 kente yayıldı. Kadınların ön planda olduğu protestoların asıl nedeni başörtüsü kurallarına karşı çıkmaktı. Fakat daha sonra bu protestolar, İran İslam Cumhuriyeti ve rejime yönelik protestolara dönüştü.

“Tokat atıp, İsrail ajanı ve fahişe olduğumu söylediler”

Tahran’daki protestolarda gözaltına alınan 51 yaşındaki Meryem*, güvenlik güçlerinin kendisini gözaltına aldığı anı şöyle anlatıyor: “Beni yere yatırdılar ve bir polis postalını sırtıma bastırdı. Karnımı tekmeledi, ellerimi bağladı, beni kollarımdan kaldırıp, bir minibüsün içine attı.”

İnternette yaşanan sorunlara rağmen İran’dan gelen videolarda kadınların ön planda olduğunu, “kadın, yaşam ve özgürlük” sloganlarıyla başörtülerini yaktıklarını ve güvenlik görevlilerinin protestoculara sert müdahalede bulunduğunu görüyoruz. “Durum videolarda gördüğünüzden çok daha kötü” diyen Meryem, “Komutanlardan birini askerlere ‘acımasız olma’ emri verirken duydum. Kadın görevliler de en az bu kadar kötü. Bir tanesi bana tokat atıp, İsrail ajanı ve fahişe olduğumu söyledi” diyor.

BBC’nin teyit ettiği videolarda da güvenlik güçlerinin eylemcilere gerçek mermilerle ateş açtığı görülüyor.

Resmi rakamlara göre, protestoların başlamasının ardından güvenlik güçleri ve protestocular dahil toplam 41 kişi hayatını kaybetti. Norveç merkezli İran İnsan Hakları grubu ise protestolarda en az 76 kişinin öldürüldüğünü aktardı. Tahran’ın kuzeyindeki Mazandaran eyaletinin başsavcısı, en az 450 protestocunun gözaltına alındığını açıkladı. Fakat sivil toplum kuruluşları binlerce protestocunun gözaltına alındığını söylüyor.

“Kanın tadını ağzımda ve şok tabancasının darbesini de vücudumda hissediyordum”

Protestoculardan Sam*, güvenlik görevlileriyle yaşadığı arbedeyi şöyle anlatıyor:

“Bir güvenlik görevlisini itip, kaçmaya çalıştım ama hemen sonra bir ikincisi ve üçüncüsü geldi. Birkaç saniye sonra 15 güvenlik görevlisi beni acımasızca dövüyordu. Kanın tadını ağzımda ve şok tabancasının darbesini de vücudumda hissediyordum. Beni yere yatırdılar, kollarımı arkadan, ayaklarımı da ayakkabımın bağcıklarıyla bağladılar. Bir noktada askerlerden biri sol gözüme tekme attı ve beni gözaltına alınan diğer kişileri tuttukları noktaya götürdü.”

Başta İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi olmak üzere birçok yetkili ise protestolara sert yanıt verileceğine dair açıklamalar yapmıştı:

“Protestoları müsamaha göstermeden kararlı bir şekilde bastırın! İran, ülkenin güvenliğine ve huzuruna karşı hareket edenlerle kararlı şekilde başa çıkmalı.”

Fakat Reisi’nin protestolara katılan eylemcilerin infaz edilmesi emrini verdiğine dair herhangi bir kanıt bulunmuyor. BBC Farsça’nın teyit ettiği fotoğraflarda, Tahran’ın kuzeyindeki Evin Hapishanesi’nin önünde uzun kuyruklar görülüyor.

Meryem, gözaltına alınan diğer eylemciler ile birlikte İran Devrim Muhafızları (IRGC) üssüne götürülen minibüste de protestoların devam ettiğini söyledi:

“Minibüste benimle birlikte başka kızlar da vardı ama çok daha gençtiler. Cesaretlerini gördüğüm zaman kendimi toparladım. Bana yardım etmeye başladılar. Bağırıp, görevlilerle dalga geçiyorlardı. Bu kuşak benimkinden farklı, daha korkusuzlar.”

Tutuklanan eylemcilerin aileleri, yakınlarından haber almak için bekliyor.

“Sessiz olmazsak bize tecavüz edeceklerini söylediler”

Protestoda gözaltına alınan herkes büyük gözaltı merkezlerine götürülmüyor. Meryem, küçük bir polis karakoluna götürüldüğü anları şöyle anlatıyor:

“Orada bulunan memurlar, bu kadar çok kişinin işlemini yapmaya hazır değildi. Ben de dahil en az 60 kadını küçük bir odaya doldurdular. Yan yana duramıyorduk, hareket edemiyorduk. Tuvaleti kullanamayacağımızı ve acıkırsak da kendi dışkımızı yememizi söylediler. Odanın içinde bağırmaya başladık. Sessiz olmazsak bize tecavüz edeceklerini söylediler.”

İran’ın güney şehirlerinden birinde tutuklanan bir kadın da BBC’ye verdiği demeçte, kadın görevlilerin de kendilerini tecavüz ile tehdit ettiğini söyledi. Feriştah* adlı kadın, “Gözetim merkezindeki görevli ismimi sordu ve daha sonra bana fahişe dedi. Şikayet etmeye devam edersem de, erkek gardiyanlardan birini üzerime salacağını söyledi” ifadelerini kullandı.

*Güvenlik endişesi nedeniyle röportajda adı geçenlerin gerçek isimleri kullanılmamıştır.

Kaynak: BBC

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus