Mahsa Amini protestoları ne kadar devam eder? İran’daki protestolar rejim değişikliğine yol açar mı?

Türkiye’de ahlak polisi olarak da bilinen irşad devriyeleri tarafından İran’da gözaltına alınan Mahsa Amini’nin gözaltı sırasında ölümü protesto ediliyor. Yetkililerin tüm uyarılarına rağmen İranlılar 11 gündür sokakta. Amini’nin öldürülmesiyle başlayan protestolarda merak edilen sorulardan biri, bu protestoların rejim değişikliğine yol açıp açmayacağı. Peki İran’daki protestoların başarı şansı var mı? İran üzerine çalışmalar yapan Sabancı Üniversitesi’nden Dr. Ezgi Uzun ile konuştuk.

İran’da Mahsa Amini’nin irşad devriyeleri tarafından gözaltına alınmasının ardından 16 Eylül’deki ölümü sonrası başlayan protestolar birçok kentte devam ediyor. İranlı yetkililer protestolara karşı sert müdahale edileceği yönünde açıklamalar yapıyor:

“Protestoları müsamaha göstermeden kararlı bir şekilde bastırın!”

“İran, ülkenin güvenliğine ve huzuruna karşı hareket edenlerle kararlı şekilde başa çıkmalı.”

Resmî rakamlara göre protestoların başladığı günden bu yana en az 41 kişi hayatını kaybetti. Norveç merkezli İran İnsan Hakları grubu ise protestolarda en az 76 kişinin öldürüldüğünü açıkladı. Fakat ülkede devam eden elektrik kesintileri ve internet erişimine getirilen kısıtlamalar, net bir sayıya ulaşmaya imkan tanımıyor.

İrşad devriyeleri ne yapar?

Medyascope’a konuşan Sabancı Üniversitesi’nden Dr. Ezgi Uzun, Mahsa Amini’nin ölümü hakkında detaylı bir bilgi olmadığının altını çiziyor ve hem Türkiye hem de uluslararası medyada Amini’nin ölümü hakkında kafa karışıklıkları olduğunu söylüyor:

“İrşad devriyeleri genellikle kalabalık yerlerde kadınların uygun şekilde giyinip giyinmediğine veya davranıp davranmadığına bakıyor. Kurallara uygun olmayanları önce irşad istasyonuna götürmek yerine bir arabaya çağırıyorlar ve sorguluyorlar. Genelde bu anlarda İranlı kadınlar arabaya götürülmeye karşı çıkıyorlar. Saha gözlemime de dayanarak Mahsa Amini’nin de arabaya çağrıldığını ve bu anda da bir arbede yaşandığını düşünüyorum.”

“Protestolara katılanların ortak noktası sistem karşıtlığı”

İran’dan gelen videolarda kadınların ön planda olduğunu ve “kadın, yaşam ve özgürlük” sloganlarıyla başörtülerini yaktıklarını görüyoruz. Uzun da protestoların ana gündeminde “başörtüsü zorunluluğu” olduğunu vurguluyor ve kadınların ön plana çıktığını söylüyor. Bu durumun kadınların İran’da yaşadıkları sorunların sonucu olarak ortaya çıkan bir protesto olduğunun altını çizen Uzun, şunu da ekliyor:

“Bu protestolar başlangıçta başörtüsü zorunluluğuna tepki olarak başladı. Fakat daha sonra toplumda herhangi bir soruna tepki göstermek isteyen kişiler de katıldı ve geniş çaplı bir hale büründü.”

Uzun, protestolara katılan kişilerin ortak noktasının sistem karşıtlığı olduğunu vurguluyor.

Dr. Ezgi Uzun

“İranlıların protestoya katılmaları ayrı bir konu, devletin onlara baskı uygulaması ayrı”

İran siyasi tarihinde protesto kültürünün oldukça yaygın olduğunu belirten Uzun, ülkede 10 yılda bir protesto eğiliminin ortaya çıktığını söylüyor. 2018’den bu yana İran’da her yıl bir protesto eylemi düzenlendiğinin altını çizen Uzun, 2018’de gaz sorunu ile başlayan protestoların ülkenin farklı şehirlerinde sürekli sürdürüldüğünü hatırlatıyor.

İnsanların sokağa çıkarak protestolara katılmasının ayrı, söz konusu protestoların devlet tarafından bastırılmasının ise apayrı bir konu olduğunu vurgulayan Uzun şunları söylüyor:

“İran’daki mesele insanların sokağa çıkması değil, bu zaten hep oluyor. Asıl mesele, onlar karşı çıktıkça devletin kendisinin devreye girerek çok ağır şekilde bastırmaya çalışması. Reisi’den önceki cumhurbaşkanı muhafazakâr ama daha orta yolcu bir cumhurbaşkanıyken, Reisi’nin gelmesiyle birlikte sistemi daha da sıkılaştırma kararı aldığı söylenebilir. Reisi, katı bir sistem yanlısı ve Ayetullah Hamaney ile birlikte hareket ediyor.”

Reisi’nin cumhurbaşkanı olmasıyla birlikte İran’ın bir güvenlik devletine dönüştüğünü vurgulayan Uzun, sistemin sıkılaşmasıyla birlikte yaratılan bu baskı ortamında protestoların da ne derece başarılı olabileceği konusunda bir belirsizliğin yaşandığını belirtiyor.

“İran’daki baskı rejiminin hangi yöne evrileceği bir sonraki devrim rehberinin kim olacağına bağlı”

İran’da muhafazakâr kanadın devleti ilk defa bu kadar güçlü bir şekilde ele geçirdiğini söyleyen Uzun, Hamaney’in sağlık durumu hakkında çıkan haberlere de işaret ederek, bir sonraki devrim rehberinin kim olacağının önemini şöyle anlatıyor:

“Ayetullah Hamaney’in sağlık durumunun iyi olmadığına dair çok fazla haber var. Hamaney’den sonra kimin lider olacağını bilmiyoruz. Belki de burada dikkat çekici nokta protestoların ne derece başarılı olacağından çok devlet içindeki baskı ortamının hangi yöne evrileceği. Bunu belirleyecek olan faktörlerden birinin bir sonraki devlet rehberinin kim olacağıdır.”

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus