İSTANBUL (Medyascope) – Sivas’ın tartışmalı belediye başkanı ve son dönemin “Bilge Başkan”ı, 24 Kasım 2024’te Saadet Partisi Genel Başkanlık koltuğunu devreden Temel Karamollaoğlu kimdir?

Temel Karamollaoğlu, 1941’de Kahramanmaraş’ta doğdu. Türk siyasetçi ve tekstil yüksek mühendisi olan Karamollaoğlu, 2016’dan 2024’e kadar Saadet Partisi Genel Başkanı olarak görev yaptı. Siyasi hayatı boyunca Milli Selamet, Refah, Fazilet ve Saadet partilerinde kritik roller üstlendi; 2018 seçimlerinde cumhurbaşkanı adayı oldu.
Manchester ve DPT yılları
Aslen Sivaslı olan Karamollaoğlu’nun babası Üzeyir Bey bir öğretmendi. İlk ve orta öğrenimini çeşitli illerde tamamladıktan sonra, 1960’larda Sümerbank bursuyla İngiltere’ye gitti. Manchester Üniversitesi Tekstil Mühendisliği bölümünden mezun oldu ve 1967’de aynı üniversitede yüksek lisansını tamamladı. İngiltere’de geçirdiği yıllarda Türk Talebe Birliği Başkanlığı yaparak örgütlü mücadeleyle tanıştı.
1967’de Türkiye’ye dönerek Devlet Planlama Teşkilatı’nda (DPT) tekstil sektör uzmanı olarak çalışmaya başladı. Bu yıllar, onun “teknokrat” kimliğinin şekillendiği ve Milli Görüş’ün kalkınmacı vizyonuyla tanıştığı yıllardı. 1975 yılında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nda genel müdürlük görevine kadar yükseldi.
Erken siyasi kariyer ve 12 Eylül
Siyasete Necmettin Erbakan’ın yanında adım atan Karamollaoğlu, 1977’de Milli Selamet Partisi’nden Sivas milletvekili seçildi. Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Üyeliği yaparak Türkiye’yi uluslararası alanda temsil etti. Ancak 12 Eylül darbesiyle bir yıl tutuklu kaldı ve 1987’deki referanduma kadar siyasetten uzaklaştırıldı. Yasakların kalkmasıyla birlikte Refah Partisi (RP) çatısı altında siyasete geri döndü.
Sivas Belediye Başkanlığı ve Madımak katliamı
Karamollaoğlu’nun kariyerindeki en tartışmalı dönem, 1989-1995 yılları arasındaki Sivas Belediye Başkanlığıdır.
2 Temmuz 1993’te Pir Sultan Abdal Şenliklerine katılmak için Sivas’a giden aydın ve sanatçılardan 33’ünün hayatını kaybettiği Sivas Katliamı (Madımak Olayı) sırasında Sivas Belediye Başkanı olarak görev yapan Temel Karamollaoğlu, otel önünde toplanan kitleye hitaben yaptığı konuşma hafızalara kazındı.
Basında yer alan “Gazanız mübarek olsun” ifadelerini kullandığı iddialarına karşı, yıllar sonra verdiği röportajlarda bu sözleri hatırlamadığını ve kalabalığı teskin etmeye çalıştığını savundu. Karamollaoğlu, yangını başlatan kalabalığı azmettirdiği iddialarını hiçbir zaman kabul etmedi.
Sivas katliamı hakkında ise şunları söylemişti:
“Ölen ölmüştür. İnsanların canı yanıyor bir şey diyemem. Ama katliam kasıtlı yapılır, ben insanların ölmesi için böyle bir şey yapıldığı kanaatinde değilim. İnsanlar boğularak hayatlarını kaybediyor. Bir komplo varsa o zaman onu bulmaları icap eder.”
“Katliam olarak vasıflandırılamaz, üzücü bir hadisedir. Katliam demek insanları bilerek öldürmektir. Ama orada perdeler arabalar yakılmış, arkasından da ateş bacayı sarmış. İçeridekiler dumandan öldüler, cayır cayır yanarak ölmediler.”
Olayı “katliam” olarak nitelendirmekten kaçınan ve ölümlerin “dumandan boğulma” sonucu olduğunu iddia eden Karamollaoğlu, Madımak Oteli’nin müzeye dönüştürülmesine de “Sivaslıları yaralar” gerekçesiyle karşı çıktı. Bu tutumu, siyasi kariyeri boyunca seküler ve Alevi kesimle arasındaki en büyük gerilim hattı oldu.
Fazilet Partisi ve “Rahşan affı”
Temel Karamollaoğlu, Refah Partisi 16 Ocak 1998 tarihinde Anayasa Mahkemesi tarafından “laikliğe aykırı eylemlerin odağı haline geldiği” gerekçesiyle kapatılınca, Fazilet Partisi’nde (FP) Genel Başkan Yardımcılığı görevini üstlendi.
Bu dönemin en dikkat çekici detayı, 2000 yılında kamuoyunda “Rahşan Affı” olarak bilinen yasal düzenlemeye verdiği destektir. Karamollaoğlu, o dönem FP kanadının bu affa “evet” demesinde stratejik bir rol oynayarak, toplumsal uzlaşı adına bu kararın yanında durdu.
İktidar ile yol ayrımı ve muhalefet yılları
2001 yılında FP kapatıldığında Türk siyaseti ikiye bölündü: Erdoğan ve Gül’ün başını çektiği “Yenilikçiler” ve Erbakan’ın yanında kalan “Gelenekçiler”. Karamollaoğlu Saadet Partisi’nin kurucuları arasında bulundu.
Erdoğan ekibinin “Milli Görüş gömleğini çıkardık” söylemini, temel ilkelerden ve anti-emperyalist duruştan taviz olarak gördü.
Siyaseti bir “dava” olarak gören Karamollaoğlu, Batı eksenli ve piyasa odaklı yeni çizgiyi Milli Görüş’ün kalkınmacı ve maneviyatçı ruhuna aykırı buldu.
2016 yılında genel başkan seçilmesiyle birlikte partide yeni bir dönem başladı. Özellikle AKP iktidarına karşı kurduğu sert muhalefet dili; adalet, liyakat ve kuvvetler ayrılığı vurgularıyla dikkat çekti. 2018’de 100 bin imza toplayarak Cumhurbaşkanı adayı oldu. Son yıllarda “İslamcı değil, Müslümanım” diyerek dinin siyasete alet edilmesine karşı bir duruş sergiledi ve Altılı Masa’nın kilit aktörlerinden biri haline geldi.
Veda ve kişisel yaşamı
Sağlık sorunları nedeniyle genel başkanlığa aday olmayacağını açıklayan Karamollaoğlu, 24 Kasım 2024 tarihinde yapılan kongrede görevini Mahmut Arıkan’a devretti. 1965 yılından beri İngiliz asıllı Ayşe Yasemin Hanım ile evli olan ve 5 çocuk babası olan Karamollaoğlu, iyi derecede İngilizce bilmektedir. Aktif genel başkanlık görevini bıraksa da Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu Başkanı olarak siyasi rehberliğini sürdürmektedir.








