İSTANBUL (Medyascope) – Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, CHP’deki değişimci kanadın ayrı parti kurması durumunda AKP’nin 2001’deki kuruluş deneyimiyle benzerlik taşıyabileceğini öne sürdü. Çakır’a göre tartışma, yeni partinin yalnızca CHP tabanından ne pay alacağı üzerinden değil, muhalefet seçmeninin tamamına nasıl sesleneceği üzerinden yürütülmeli.
Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, CHP’deki iç çatışmayı Milli Görüş Hareketi’nin 2001 öncesi bölünme süreciyle karşılaştırdı. Çakır, değişimcilerin önünün açılabileceğini ancak bunun koşulsuz olmadığını vurguladı.
Yenilikçiler önce “bölücü” diye yaftalandı
Çakır, geçmişe dönerek Refah Partisi İstanbul İl Başkanı Recep Tayyip Erdoğan önderliğindeki “yenilikçi” akımı anlattı. Bu grubun temel hedefi, Milli Görüş’ün kemikleşmiş tabanı dışındaki seçmenlere modern yöntemlerle ulaşmaktı. Fazilet Partisi’nin kongresinde yenilikçiler, Genel Başkan Recai Kutan’a karşı Abdullah Gül’ü aday çıkardı ve önemli oy topladı ancak Erbakan, parti yönetimini gelenekçi kadroyla doldurdu.
Anayasa Mahkemesi’nin Fazilet Partisi’ni kapatmasının ardından yenilikçiler kısa bir tereddüt döneminin ardından AKP’yi kurdu. Erbakan’a sadık isimler ise Saadet Partisi’ni oluşturdu. Çakır, “Yenilikçiler önce bölücü olarak yaftalandı” dedi. Yenilikçiler ise Erbakan ile doğrudan kavgaya girmek yerine mahkeme kararlarını gerekçe gösterdi ve “milli görüş gömleğini çıkardık” diyerek yola çıktı.

Tartışma CHP tabanıyla sınırlı kalmamalı
Çakır, CHP’deki tablo ile Milli Görüş’teki bölünme süreci arasındaki en temel farka da dikkat çekti. Milli Görüş’te güçlü ve karizmatik bir lider olarak Erbakan varken CHP’deki değişimcilerin karşısında “tam tersine çok zayıf birisi var” dedi. Her iki durumda da bir yargı müdahalesinin söz konusu olduğunu belirten Çakır, AKP sürecinde bu müdahalenin mahkeme kararı biçiminde, CHP’de ise atanmış yönetim biçiminde tezahür ettiğini vurguladı.
Değişimcilerin yeni parti tartışmasını yalnızca “CHP tabanının ne kadarını alırız” sorusuna indirgemesini gerçekçi bulmadığını söyleyen Çakır, asıl sorunun yeni partinin muhalefetin tamamına nasıl seslenebileceği olduğunu öne sürdü. AKP iktidarından memnun olmayan ama CHP’ye “CHP olduğu için” oy vermek istemeyen kesimlerin varlığını da göz ardı etmemek gerektiğini ileri süren Çakır, “Tıpkı zamanında Refah ya da Fazilet’e bir geleneğin devamı oldukları için oy vermekten imtina edenler gibi, yeni kurulacak partiye de ‘bunlar artık CHP değil’ diyerek yönelebilecek seçmenler olabilir” dedi.
Özgür Özel’in son günlerdeki Anadolu turuna da değinen Çakır, Özel’in gördüğü ilginin “bir şeylerin değişmekte olduğunu” gösterdiğini söyledi. Değişimcilerin kim grup konuşması yapacak, kim ihraç edilecek gibi tartışmaların içinde kalması durumunda enerji ile cazibelerini yitirebileceklerini de öngören Çakır, tüm bu değerlendirmelerin kesin bir öngörü değil AKP deneyiminden hareketle dile getirilen bir olasılık çözümlemesi olduğunu sözlerine ekledi.








