8 yaşındaki Narin Güran’ın cansız bedeninin bulunmasının ardından 24 kişi gözaltına alındı. Narin Güran cinayeti kapsamında gözaltına alınan Nevzat Bahtiyar, “Narin’in amcası olan muhtar Salim Güran, cesedi araç içerisinde getirdi. Battaniyeye sarılıydı. Birlikte çuvala koyduk. Muhtar ayrıldı. Çuvalı kendi aracıma alıp daha sonra dere yatağına götürerek gömdüm” dedi. Güran, Tavşantepe Köyü’nde toprağa verildi.

Diyarbakır’da 21 Ağustos’ta kaybolan 8 yaşındaki Narin Güran’ın cansız bedenine 8 Eylül Pazar sabahı ulaşıldı. Güran’ın cansız bedeni, köye iki kilometre uzaklıktaki Eğertutmaz Deresi’nde çuval içinde bulundu. Soruşturma kapsamında aralarında aile bireylerinin de olduğu 24 kişi gözaltına alındı.
Sabah Gazetesi’nden Halit Turan’ın haberine göre Narin Güran cinayetiyle ilgili ilk itiraf, gözaltına alınan Nevzat Bahtiyar’dan geldi. İddiaya göre dere kenarına aracıyla gittiği tespit edildikten sonra gözaltına alınan Bahtiyar, sorgusunda “Narin’in amcası olan muhtar Salim Güran, cesedi araç içerisinde getirdi. Battaniyeye sarılıydı. Birlikte çuvala koyduk. Muhtar ayrıldı. Çuvalı kendi aracıma alıp daha sonra dere yatağına götürerek gömdüm” dedi.
İşte Nevzat Bahtiyar’ın ifadesi:
“Mezarlıktan Tavşantepe Mahallesi’ne doğru çıkan Akkedüşeli Köyü’nün iç yolunda Salim Güran’la karşılaştım. Burada içme suyu ile ilgili bir şey söyleyeceğini düşünerek bekledim. Sonra muhtar aracından indi, benim yanıma geldi. Ben de araçtan indim. Daha sonra aracın ön koltuğunda bulunan battaniyeye sarılı bir şeyi göstererek ‘Bunu yok edeceksin’ dedi bana. Ben de gösterdiği şeyin yanına yaklaştım ve bakınca battaniyeye sarılı vaziyette hareketsiz yatan bir insan olduğunu gördüm. Ben insan olduğunu görünce şaşırdım ve tereddüt ettim. Salim Güran, bana ‘Aileni iyi düşün. Sana 200 bin lira para veririm’ dedi. Tabii bu sırada etrafımızda kimse yoktu.
Sonra bana ‘Aracında torba var mı?’ dedi. Ben de aracın bagajından rengini hatırlamadığım bir çuval çıkartarak Salim’e verdim. Battaniyeye sarılı çocuğu alıp çuvalın içerisine birlikte koyduk. Bu esnada çocuğun üzerinde siyah tişört ve şort vardı. Üzerinde asılı küçük bir çanta vardı. Sağ kulağının arkasında, boyun bölgesinde bir kızarıklık vardı. Çuvala çocuğu yerleştirdikten sonra, çuvalın ağzını orada bağlamadan aracımın arka koltuğuna ayak paspasının olduğu yere koydum. Göl diye tabir ettiğimiz fakat Eğritutmaz Deresi’ne doğru götür diyerek eliyle orayı işaret etti. Ayrılırken Salim Güran’ın ne yaptığına bakmadım. Direkt olarak mezarlığın yanından villalar mevkiine doğru gittim.
Yolda giderken pişmanlık duydum ancak aldığım şeyden de kurtulmam gerektiğini düşündüm. Derenin yanındaki stabilize yoldan aşağı inerek uygun bir yer baktım. Aracımı derenin kenarına durdurdum. Çuvalı aracımdan alarak elime aldım. Çocuğun tüm vücudu çuvala sığmıştı.
Çocuğun ayağının kesik olup olmadığını hatırlamıyorum. Çünkü çok telaşlıydım. 8 Eylül tarihinde Narin Güran’ın bulunduğu yere inerek ip aradım. İp bulamayınca çocuğun çantasının ipi aklıma geldi.
Çantanın ipini sökerek çuvalın ağzını bağladım. Ağacın yanında çok derin olmayan bir yer buldum. Burada biraz su vardı. Çuval birisi tarafından bulunur diye düşünerek üzerine bir taş koydum.
Taşın büyüklüğü yaklaşık 15-20 kilo civarındaydı. Yanında da birer taş vardı. Üzerine çalı koymadım. Çünkü üzeri kapanmıştı. Daha sonra buradan çıkarak aracıma bindim. Stabilize yoldan çıktıktan sonra baldızımın evine gittim.”
- “Biz çocukları, ne ailenin ne hükümetin ne bakanların insafına bırakacağız”
- Adli tıp raporuyla hangi kanıtlar ortaya çıkacak?
DW’den Alican Uludağ’ın haberine göre Narin Güran’ı çuvalla dere yatağına gizleme işinin yarım saat sürdüğünü belirten Nevzat Bahtiyar, çuvalın ağzını bağladığı sırada içindekinin Narin Güran olduğunu anlattığını kaydetti. Nevzat Bahtiyar, Jandarma’nın kanalın çevresinde arama yaptığında Salim Güran’ın da kanalın içine girerek göstermelik arama yaptığını öne sürdü. Şüpheli köylü, 21 Ağustos’taki görüşme kayıtlarını da sildiğini itiraf etti.
Kesin ölüm sebebi belirlenemedi
Narin Güran’ın otopsi işlemi ise 8 Eylül’de geç saatlerde Diyarbakır Adli Tıp Kurumu’nda tamamlandı. Ancak Güran’ın kesin ölüm sebebi henüz belirlenemedi. Diyarbakır Adli Tıp Kurumu’nda yapılan otopsi sonucunda elde edilen bulgular tek tek toplandı. Cesedin üzerinden alınan numuneler, incelenmesi amacıyla İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’na gönderildi.
Narin Güran’ın kesin ölüm sebebine ilişkin nihai raporu İstanbul Adli Tıp Kurumu verecek. Bu raporun en erken 15 gün içinde hazırlanması bekleniyor.
Otopsi işlemi sırasında Narin Güran’ın öldürülmeden önce cinsel istismara uğradığına ilişkin kesin bulgulara ulaşılamadı. Olayın bu yönüyle ilgili soru işareti de Adli Tıp raporu ile ortaya konulacak.
Otopsi 12 saat sürdü
8 Eylül Pazar günü saat 10.50’de başlayan otopsi işlemi saat 23.15’te tamamlandı. Otopsiye ilişkin soruşturmayı yürüten üç Cumhuriyet Savcısı tarafından tutulan tutanağa DW Türkçe ulaştı.
Tutanağa göre, otopsi işlemine üç savcının yanı sıra Diyarbakır Adli Tıp Grup Başkanı Eren Akgündüz, Morg İhtisas Dairesi Başkanı Servet Kuzu, Adli Tıp Şube Müdürü Sedat Güldoğan, 4 Adli Tıp Uzmanı, bir patoloji uzmanı ile üç otopsi teknikeri katıldı.
Tutanağa göre, otopsi işlemi sırasında moleküler ve genetik incelemeye esas olacak biyolojik bulgu, sürüntü örnekleri detaylıca cesedin her noktasından alındı. Ceset üzerinden istismar dahil her türlü suçu ortaya çıkaracak şekilde örnekler toplandı.
Toplamda Narin Güran’ın cesedinden 91 örnek alındı.
Sol bacağı diz kapağından kopmuş
Daha sonra otopsi işlemine geçildi. Otopsi işleminin tümü kameraya alındı. Tutanağa göre, Narin Güran’ın sol bacağının diz kapağından itibaren koptuğu belirlendi. Ayrıca çuvalın içerisinde kaval kemiği olduğu değerlendirilen bir kemik bulundu.
Bacaktaki kopmanın sebebinin bulunması için bu kemik parçalarının İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’na gönderilmesine karar verildi.
Yine iç organlarından patolojik çalışmalar yapılması için doku örnekleri, saçlarından ise kimyasal inceleme yapılması için örnekler alındı.
Tutanakta Narin Güran’ın cesedinde bir yaralanmaya ilişkin bulgu elde edilemediği ve kesin ölüm sebebinin belirlenemediği belirtilerek şu ifadelere yer verildi:
“Adli Tıp uzmanlarının ilk izlenimlerinde cesette ciddi anlamda çürüme başlamış olduğundan somut bir beyanda bulunmanın mümkün olmayacağı, yapılan otopsi işleminde bu aşamada gözle görünür bir kesici-delici alet veya ateşli silah yaralanması, iç kanama bulgusu elde edilemediği, cesetteki çürüme sebebiyle ölüm zamanına ilişkin bir beyanda da bulunulamayacağı, kesin ölüm sebebinin Diyarbakır Adli Tıp Kurumu Biyoloji İhtisas Dairesince yapılacak moleküler incelemeler, patolojik çalışmalar, İstanbul adli Tıp Kurumu’na gönderilen nümeler üzerinde yapılacak incelemeler ile belirlenebileceği Adli Tıp Heyetince belirtilmiştir.”
Köyünde toprağa verildi
Güran’ın cenazesi bu sabah (9 Eylül) saat 10.00 sıralarında yakınlarına teslim edildi.
8 yaşındaki çocuğun naaşı daha sonra Batı Karakoç Köyü’ne getirildi. Köydeki camide cenaze töreni düzenlendi.
Narin’in cenaze namazını kıldıran imam şöyle konuştu:
“Bugün burada musallada yatan bizim vicdanımızdır, insanlığımızdır. Cenabı Hak bizleri vicdan sahibi, ahlaklı insanlardan eylesin. Toplumun olarak insanlığımızı yeniden gözden geçirir, hatırlarız; ahlaklı bir toplum olma yolunda ilerleriz. Narin cennettedir, masum bir yavrumuz katledildi. Emin olun cennette. Bunun hesabını yapanlardan hesabı sorulacaktır. Benim korkum bu yavrumuzun cenazesini kılıyoruz, nasıl hesap vereceğiz. Bunu yeniden gözden geçirmemiz lazım.”
Töreninin ardından Güran Tavşantepe Mahallesi’nde toprağa verildi. Güran’ın naaşı, dedesinin yanına defnedildi. 8 yaşındaki çocuğun cansız bedeninin koyulduğu tabutun üzerine gelinlik duvağı örtüldü.
Güran’ın abisi Baran Güran ve Diyarbakır Valisi Murat Zorluoğlu da yer aldı.
İşte Nevzat Bahtiyar’ın tam ifadesi:
“Yukarıdaki kimlik bilgileri bana aittir ve doğrudur. Ben halen yukarıda beyan ettiğim adreste ikamet ederim. Ben 21.08.2024 tarihinde saat 06:30 sıralarında Diyarbakır ili Bağlar ilçesi Çarıklı mahallesinde yeni bir ev yaptırıyordum, bu evin elektrik tesisatı için gitmiştim. Burada çalıştıktan sonra Çarıklı mahallesinin trafik ışıklarının bulunduğu yerde elektrik malzemesi satan soy ismini bilmediğim Vedat isimli şahsın dükkanına gittim, kendisine 5.000 tl borcum vardı, kredi kartından çekmek istedim, kredi kartının olmadığını söyleyince parayı nakit verebilmek için kardeşim Mehmet’ i telefondan arayarak, bana 5.000 TL. göndermesini istedim. Parayı bana elden kardeşimin eşi Ayşe getirerek elden teslim etti. Bende borcumu ödedim ve evimin olduğu Tavşantepe mahallesine geldim.
Evimde yemek yedim ve namaz kıldım. Ben saatini tam olarak hatırlamıyorum fakat öğlen saatlerini geçmişti, evimizin şebeke sularının kesik olduğundan dolayı köyümüzün muhtarı Salim’i aradım, içme suyumuz akmıyor dedim, yaklaşık olarak bir dakika kadar konuşmuşuzdur. Konuşma esnasında Salim Güran bana “ben arıza için yetkilileri ararım” dedi. Daha sonra aramızda bir konuşma olmadı. Benim evim ve Muhtar Salim Güran’ in evi yaklaşık 80 – 100 metre mesafe vardır.
Ben evden kendi aracım olan 23 plaka sayılı aracım ile çıktım, sonra arkamdan Renault marka beyaz renkli ve 47 plaka ile başlayan bir araçla Salim’in geldiğini gördüm, tam olarak bu yer mezarlıktan Tavşantepe Mahallesine doğru çıkan parke döşeli köyün iç yolunda bana Salim Güran korna ve selektör yaptı, bende bana içme suyu ile ilgili bir şey söyleyeceğini düşünerek bekledim.
Salim aracından inerek benim aracıma doğru geldi, ben de araçtan indim ve Salim Güran bana eliyle göstermek suretiyle 47 plakalı aracın ön yolcu koltuğunda bulunan battaniyeye sarılı bir şeyi göstererek bunu yok edeceksin dedi, bende gösterdiği şeyin yanına yaklaştım ve bakınca battaniyeye sarılı vaziyette ve hareketsiz vaziyette yatan bir insanın olduğunu gördüm, ben insan olduğunu anlayınca şaşırdım ve tereddüt ettim.
Bu esnada Salim bana hitaben ‘aile iyi düşün, sana 200.000 TL para veririm’ dedi. Bu esnada etrafımızda kimse yoktu, bana hitaben aracında torba var mı dedi, ben de aracımın bagajından rengini hatırlamadığım bir çuval çıkartarak Salim Güran’a verdim. Battaniyeye sarılı çocuğu alıp, çuvalın içerisine birlikte koyduk, bu esnada çocuğun üzerinde siyah tişört ve şort vardı, üzerinde asılı bir küçük çanta vardı, çocuğu torbaya koyduğumuz esnada sağ kulağının arkasında boyun bölgesinde bir kızarıklık vardı.
Muhtar Salim Güran’ın ise tam hatırlamamak ile birlikte mavi tonlarında ya da füme tonlarında bir tişört, altında ise rengini tam hatırlamadığım fakat aklımda açık olarak değerlendirdiğim bir kot pantolon vardı, ayakkabı olarak ise tam olarak hatırlamıyorum ama spor ayakkabı tarzında bir ayakkabı vardı. Çuvala çocuğu yerleştirdikten sonra çuvalın ağzını orada bağlamadan benim aracım olan 23 plakalı aracımın arka koltuğun önündeki ayak paspasının olduğu yere koydum ve ben aracıma bindim.
Aracımın yönü mezarlık tarafıydı, Muhtar Salim Güran ile birlikte ayrılmadan önce göl diye tabir ettiğimiz Eğertutmaz deresine doğru götür diyerek eliyle orayı işaret etti ve ayrılırken Salim Güran’ın ne yaptığına bakmadım, direk olarak mezarlığın yanından giderek villalar mevkiine doğru gittim, yolda giderken ben pişmanlık duydum, ancak aldığım şeyden de kurtulmam gerektiğini düşündüm, derenin yanındaki stabilize yoldan aşağı doğru inerek uygun bir yer baktım.
Aracımı derenin kenarında durdurdum, çuvalı aracımdan alarak elime aldım, çocuğun tüm vücudu çuvala sığmıştı, çocuğun ayağının kesik olup olmadığını hatırlamıyorum çünkü çok telaşlıydım. 08.09.2024 (İfadede geçen tarih) tarihinde kayıp çocuk Narin Güran’ın bulunduğu yere inerek çevrede ip aradım, ip bulamayınca çocuğun çantasının ipi aklıma geldi ve çantanın ipini sökerek çuvalın ağzını bağladım ve ağacın yanında çok derin olmayan bir yer buldum, burada biraz su vardı, bu alana çuvalı bıraktım ki çuval birisi tarafından bulunur diye düşünerek üzerine bir taş koydum, taşın büyüklüğü yaklaşık 15-20 kg civarındaydı, yanında da birer taş vardı.
Üzerine çalı koymadım, çünkü üzeri kapanmıştı daha sonra buradan çıkarak aracıma bindim, stabilize yoldan çıktıktan sonra Kürtçe ismi Sermi fakat Türkçe ismini bilmiyorum, baldızım Zeynep’ in evine gittim, gittiğim esnada baldızım Zeynep ve üç tane kızı vardı, evin içinde patlıcan doğruyorlardı, oturdum bir çay içtim ortalama 15-20 dakika oturdum, sonra baldızımdan peynir aldım ve Tavşantepe köyünde bulunan evime doğru gittim zaman dilimini hatırlamıyorum. Evime gittiğimde inşaat halindeki evimin anahtarını kapının üzerinde unuttuğumu fark edince Çarıklı Mahallesi’ne tekrar aracım ile gittim ve gelmişken fayans işleri de vardı onları da halledeyim dedim.
Pirinçlik tarafında sıva işçiliği yapan oğlum Ferhat, amcası Mehmet’in açık renkli bir aracıyla Çanıklı mahallesine geldi. Ferhat arabadan inerek benim yanıma geldi, birlikte benim aracıma bindi ve Tavşantepe mahallesi yolundan evimize gittik. Eve geldiğimizde saat yaklaşık 19.00 sıralarıydı.
Köyde insan hareketliliği vardı, kendi annem ve eşim de Narin Güran’ı arıyorlarmış bana söylediler, ben bu yukarıda anlattığım olay ile ilgili hiçbir şey söylemedim, evin içerisine girdiğimde namaz kıldım ve sonra yemek yemeden Narin Güran’ın arama faaliyetine katıldım, jandarmalar da köye 21.00-22.00 sıralarında geldi, köyde arama faaliyeti yaptık. 21.08.2024 günü arama faaliyetinde muhtar Salim Güran’ı jandarmanın yanında görüp görmediğimi hatırlamıyorum, ben o gün Narin Güran’ı aramaya 22.30’a kadar devam ettim ve sonra eve gelip 23.30 sıralarında uyudum.
22.08.2024 günü saat 05.00 sıralarında kalktım. Sabah saatlerinde eşim ile görüştüğümde Narin Güran’ın 03.00 sıralarına kadar aradıklarını öğrendim, saat 07.00-08.00 sıralarında muhtar Salim Güran jandarma ekipleri ile birlikte hiçbir şey olmamış gibi arama yapıyordu, hatta kanalın çevresinde arama yaptığımız esnada Salim Güran’ın kanalın içine girerek arama yaptığını gördüm. Salim Güran jandarma ile birlikte her gün yapmacıktan göstermelik olarak arama yapıyordu. Daha sonra Jandarma ekiplerine teslim olmak aklıma gelmedi, çünkü ben öldürmedim.”







