İYİ Parti, Zafer Partisi ve Anahtar Partisi arasında bir ittifak ya da birleşme olur mu? Siyasi kulislerde yoğun olarak konuşulan bu olasılığı Ruşen Çakır yorumladı.
Türkiye siyasetinde İYİ Parti, Zafer Partisi ve Anahtar Parti gibi milliyetçi partilerin birleşme olasılığı tartışılmaya başlandı. Bu durumun da uzun süre tartışılması öngörülüyor.
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ve Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Milliyetçi Kongre Derneği’nin kongresine katıldı. Özdağ, “Bahçeli ile Öcalan yan yana iken biz niye yan yana duramıyoruz?” diye sordu. Bu sözlere yeşil ışık yakan Müsavat Dervişoğlu, “Ümit Hoca, konuşmasını bitirirken yine yapacağını yaptı. Biz zaten hiç ayrılmadık. Biriz, beraberiz. Araya görüş farklılıklarından kaynaklı problemler de hiç girmedi. Yoldan, yöntemden kaynaklı birtakım sorunlar yaşadığımız söylenebilir ama bu asla bir daha bir araya gelmeyiz sonucunu doğurmaz” dedi.
“Hiçbiri tek başına barajı aşamıyor”
Ruşen Çakır, Zafer Partisi ve Anahtar Parti’nin, İYİ Parti’den ayrılarak kurulduğunu; İYİ Parti’nin de MHP’den koparak ortaya çıktığını hatırlattı, “Bir birleşme söz konusu. Çünkü bu üç partinin kamuoyu araştırmalarında değişik oy oranları gözüküyor. Ama benim gördüğüm kadarıyla hiçbirisi tek başına barajı aşamıyor. Buna içlerinden kırılanlar olabilir ama benim gördüklerim böyle” diye konuştu.
Çakır’a göre bu üç milliyetçi parti birleşirse, mevcut oylarının toplamından daha fazlasını alarak yüzde 10’un üzerine çıkabilir ve daha çekici bir siyasi oluşum haline gelebilir.
Ruşen Çakır, Türkiye’de devam eden yeni çözüm sürecini de hatırlatarak, “Bu süreç bir yılı aştı ve Türkiye’de kendilerini Türk milliyetçiliğiyle tarif eden siyasetçiler için çok kritik bir olay, bir kırılma noktası” dedi.
“Hiç kolay olacağa benzemiyor”
Çakır şöyle devam etti:
“Ve burada güç birleştirme arayışına girmeleri çok anlaşılır bir şey. Peki nasıl birleşirler? İlk akla gelen, belki de tek akla gelecek olan İYİ Parti’de birleşmektir. Çünkü İYİ Parti’nin Meclis’te grubu var ve hazine yardımı alıyor. Yani kendini test edip, diyelim ki Zafer Partisi’ne ya da Anahtar Partisi’ne katılması halinde bütün bu şeyler zora girebilir. Bu anlamıyla zaten Zafer ve Anahtar Parti de İYİ Parti’den çıktığı için tekrar bir anlamda yuvaya dönmeleri söz konusu olabilir. Bir de her iki liderin de ayrıldığı dönemdeki başkan Meral Akşener artık İYİ Parti’de değil. Müsavat Dervişoğlu ile pekâlâ bu olayı tekrar kotarabilirler ama hiç de o kadar kolay olacağa benzemiyor.”
Videonun deşifresi:
Merhaba, iyi günler, iyi sabahlar. Türkiye’de sahada milliyetçi partilerin birleşme ihtimali gündeme girdi ve belli ki daha uzun bir süre bunu konuşacağa benziyoruz. Ben de bu yayını bir girizgâh olarak yapıyorum. Arada sırada bu konuya herhâlde değişik vesilelerle değinirim. Ne oldu? Bir derneğin toplantısında bir araya geldi parti liderleri. Orada Ümit Özdağ’ın söylediği bir söz dikkatimi çekti. “Devlet Bahçeli ile Abdullah Öcalan yan yanayken biz niye yan yana duramıyoruz?” dedi. Şimdi burada esas olarak söz konusu olan üç parti var: İYİ Parti, Zafer Partisi ve Anahtar Parti. Bu üç parti de aslında MHP’den geliyor ama aynı zamanda İYİ Parti’den geliyor. Çünkü gerek Ümit Özdağ gerek Yavuz Ağıralioğlu kuruluşunda İYİ Parti’deydiler. Değişik zamanlarda, değişik nedenlerle ayrıldılar ve şimdi tekrar birleşme ihtimali masada. Bir kere neden birleşme söz konusu? Çünkü üç parti kamuoyu araştırmalarında değişik oy oranları gözüküyor ama benim gördüğüm kadarıyla hiçbirisi tek başına barajı aşamıyor. Buna kızanlar olabilir içlerinden ama benim gördüklerim böyle. Ama birlikte girmeleri hâlinde baraj aşma gibi bir sorunları olmayacak gibi gözüküyor. Tabii bu her zaman böyle olmayabilir. Yan yana topladığınız zaman hepsinin oyu toplanmış olmayabilir. Azalabilir de tabii artabilir de. Yani bu partiler birleşirse belki daha cazip bir hâle gelip, diyelim ki birisi %4, birisi %3, birisi %2 alıyorken, yani toplam %9’ken, birleşmeleri hâlinde daha bir cazibe merkezi olup %10’un üzerine de pekâlâ çıkabilirler. Tabii bu da bu tartışmayı mümkün kılıyor.
Bir diğer husus, tekrar Öcalan bahsine gelecek olursak, şu anda yürüyen bir süreç var. Bir yılı aştı ve bu süreç Türkiye’deki kendilerini Türk milliyetçiliği ile tarif eden siyasetçiler için çok kritik bir olay, bir kırılma noktası ve burada güç birleştirme arayışına girmeleri de çok anlaşılır bir şey. Peki nasıl birleşirler? Burada ilk akla gelen, belki de tek akla gelecek olan, İYİ Parti’de birleşmektir. Çünkü İYİ Parti’nin Meclis’te grubu var ve hazine yardımı alıyor. Yani kendini feshedip diyelim ki Zafer Partisi’ne ya da Anahtar Parti’ye katılması hâlinde bütün bu şeyler zora girebilir. Bu anlamıyla zaten Zafer ve Anahtar Parti de İYİ Parti’den çıkmış oldukları için tekrar bir anlamda yuvaya dönmeleri söz konusu olabilir. Bir de her iki liderin de, Özdağ ve Ağıralioğlu’nun da, ayrıldığı dönemdeki başkan Meral Akşener artık İYİ Parti’de değil. Müsavat Dervişoğlu’yla pekâlâ bu olayı tekrar kotarabilirler. Ama hiç de o kadar kolay olacağa benzemiyor. Öncelikle Anahtar Parti hakkında şunu söylememe izin verin. Anahtar Parti kendinde bir güç görüyor. Bazı kamuoyu araştırmalarında yeni kurulmuş olmasına rağmen hiç de fena olmayan oy oranlarına ulaştıklarını görüyorum. Kendileriyle konuştuğunuz zaman bunların az bile olduğunu söylüyorlar ve bir rüzgârı arkasına aldığı düşüncesi Anahtar Parti’de ve liderleri Yavuz Ağıralioğlu’nda hâkim. Dolayısıyla Anahtar Parti’nin bu çağrıları tam anlamıyla reddetmese bile çok kendi birinci gündem maddesi yapacağını açıkçası sanmıyorum. Çünkü bu yakalamış olduklarını düşündükleri rüzgârı biraz daha görmek isteyeceklerdir. Kaldı ki şu anda bir seçim söz konusu olmadığı için erkenden böyle bir şeye girme gibi bir acele hissetmeyecekleri çok ortada.
Sanki bu olayı en çok isteyen Zafer Partisi ve Ümit Özdağ’mış gibi duruyor. Neden böyle bir şey istiyor olabilir? Şu hâliyle bakıldığı zaman İYİ Parti’nin birtakım imkânları, demin söylediğim Meclis grubu olabilir, hazine yardımı, bunlar Zafer Partisi için çok önem arz ediyor olabilir. Çünkü bu parti hep kendi yağıyla kavrulmak durumunda kaldı. Ama bir dönem Ümit Özdağ milletvekiliydi. O zaman bir şeyleri kullanabiliyordu ama sonra o da gitti. Şimdi böyle bir birleşmeyi istediğini düşünüyorum. Zaten bunu da dile getiriyor. Belli bir yerde Zafer Partisi bence tıkandı. Bunu şundan da söylemek mümkün. Bir sığınmacılık meselesi üzerinden çok gidiyordu. Bu, Türkiye’nin gündeminden ciddi bir şekilde düştü. Suriye’de rejimin değişmesiyle doğrudan alakalı olabilir. Çok büyük bir geri dönüş yaşamadık ama eskisi gibi Türkiye’nin gündeminde değil. Diğer bir husus da çözüm süreci konusunda Zafer Partisi nedense çok da büyük bir hareketlilik yaratmadı ya da yaratamadı. Bir de arada Ümit Özdağ’ın yaşadığı bir tutukluluk, yargılama süreci olayını da bir şekilde akılda tutmak lazım.
İYİ Parti bunu ister mi? İYİ Parti diğer partilerin kendisine katılmasına sonuçta çok da itiraz etmeyecektir, sonuçta kendi kimliğini koruyacaksa. Ama bu katılmalar partide birtakım değişiklikleri beraberinde getirmek zorunda olacak. Mesela Ümit Özdağ geldiği zaman Zafer Partisi’nin o kısa da olsa geçmişini de yanında taşıyacak. Anahtar Parti, en azından bir iktidar paylaşımı parti içerisinde olması gerekecek. Ama bir diğer önemli sorun şu: Özellikle Ümit Özdağ’la şu anda İYİ Parti’de önemli yerlerde bulunan insanlar arasında dönem dönem medyaya da yansıyan, kamuya da yansıyan çok ciddi çatışmalar oldu. Yani böyle bir, nasıl diyeyim, kavga çıktı. Şimdi tabii ki siyasette böyle şeyler olur. Barışılır, edilir. Bu tür şeyler unutulabilir. Tabii ki böyle bir ihtimal var. Ama bunu bence ciddiye almak lazım.
Bir diğer husus da şu: İYİ Parti’den çok kişi koptu, başka yerlere gidenler oldu, bunu biliyoruz; ama hâlâ bu partiyi merkez sağda bir parti olarak tutmak isteyenler var. Şimdi bu tür bir milliyetçi sağın birleşme yeri olması, o merkezden oy alma, merkeze konuşlanma iddiasını bayağı bir gölgeleyebilir. Yani şunu söylemeye çalışıyorum: İYİ Parti’de bir birleşme olursa, bütün diğer milliyetçi sağ partilerin gelmesi şeklinde bir birleşme olursa, buradan kopan yeni isimlere de tanık olabiliriz. Neyse, bu konuyu yeni tartışmaya başladık. Bunlar benim ilk aklıma gelen hususlar. Bunlar tartışmaya muhtaç hususlar. Tabii ki birçok şeye paralel olarak gelişecek bütün bunlar. Her şeyden önce ülkenin bir seçim atmosferine girmesi hâlinde bu tartışma daha da netleşecek. Ama şu anda o yok. Onun dışında birtakım eski kırgınlıkları giderme yolunda adımlar atılabilir. Ama şunu söylemek lazım: Türk milliyetçisi ya da ülkücü hareketten gelen, MHP’yle aralarına mesafe koymuş insanlar “ayrımız gayrımız yok” diyebilirler ama bu tek başına bu partilerin kolay bir şekilde birleşebileceği anlamına gelmiyor. Fakat bu tartışma başladı, sürecek ve bir inişli çıkışlı grafikle bunu takip etmeye devam edeceğiz.
Gelelim bugünün ithafına. Çok geç kaldı biliyorum ama olsun. Nazım Hikmet. Nazım Hikmet hakkında çok da fazla bir şey söylemek gerekmiyor belki. Yüzyılın, 20. yüzyılın başlarında, 1902’de doğmuş ve 61 yaşında Moskova’da hayatını kaybetmiş bir büyük sanatçı, şair. Her şeyden önce şair ve komünist. Benim için ve birçok kişi için kesinlikle böyledir ama benim için çok önemli bir isim. Çok küçük yaştan itibaren okudum, sevdim ve hayatını da okudum, şiirlerini okudum. Hakkında ne yazılıp çiziliyorsa okudum. Hep saygı duyduğum bir büyüğüm ve bir yoldaşım olarak gördüm. Kendisi ülkeden kaçmak zorunda kaldı biliyorsunuz, 1951 olması lazım ve vatandaşlıktan attılar Nazım Hikmet’i ama 2009 yılında vatandaşlığı iade edildi. Moskova’da yatıyor ve hâlâ şiirleri dünyanın dört bir tarafında birçok dile çevrilmiş bir hâlde karşımıza çıkıyor. Daha yeni okuduğum Almancadan çeviri bir romanda bir yerinde bir Türk karakterin Nazım Hikmet şiiri okuduğunu gördüm: “Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine.” Orada da tekrar çok duygulandım. Kendisine artık ithaf etmek benim için çok anlamlı. Yani çok büyük saygı ve sevgiyle kendisine duyduğum minnettarlığı dile getirmek istiyorum. Nazım Hikmet bu dünyadan iyi ki geçmiş. Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.








