Ruşen Çakır ile Kadri Gürsel Hafta Başı’nın bu bölümünde CHP 39. Olağan Kurultayı’nı, İmralı ziyareti sonrası gelişmeleri ve Silivri Marmara Cezaevi’nde tutuklu bulunan gazeteci Fatih Altaylı’nın YouTube kanalındaki yayınlarına geri dönüşünü yorumladı.
Fatih Altaylı yayınlara döndü
AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı tehdit ettiği iddiasıyla 4 yıl 2 ay hapis cezasına mahkûm edilen gazeteci Fatih Altaylı, 56 gün sonra YouTube kanalındaki yayınlarına geri döndü.
Üzüntüsünü paylaşan Fatih Altaylı, “Şu anda tek üzüntüm kaçma şüphesiyle tutukluluğunun devamı. Tutuklu olmaya değil, ‘kaçar’ denmesine dertleniyorum. Beni bu ülkeden sürgüne yollasalar bir yolunu bulup geri dönerim. Ne kaçması? Ben mi? Hem ayıp hem komik” dedi.
Mahkemede kağıtları neden fırlattığını açıklayan Altaylı, “Sonuç olarak şunu söyleyeyim sevgili kardeşim: Bana verilen ceza ağır bir hukuksuzluk. Bunda herkes hemfikir, karara doğru diyen yok. Zaten benim de duruşma sonunda elimdeki savunma metnini, içtihat kararlarını yere fırlatmamın nedeni buydu. Adaleti yere ben fırlatmadım; adalet yere düşürüldüğü için ben de savunmamı yere fırlattım” dedi.
CHP kurultayı
CHP 39. Olağan Kurultayı’nın ikinci gününde genel başkanlık seçimleri yapıldı. “Şimdi İktidar Zamanı” diyen CHP’de Özgür Özel, iki yılda dördüncü kez genel başkan seçildi.
İl kongrelerinden seçilen 1.200 delege ve milletvekilleri, büyükşehir belediye başkanlarının da aralarında olduğu doğal delegelerle birlikte kurultayın 1.385 kişi delegesi vardı. Genel başkanlık seçimleri için 1.357 delege oy kullandı, Özel 1.333 geçerli oyu aldı. Seçim sonucu kurultay salonunda “Kurtuluş yok tek başına” şarkısıyla ilan edildi.

İmralı ziyareti sonrası süreç
AKP, MHP ve DEM Parti’den birer üyenin yer aldığı komisyon heyeti 24 Kasım’da İmralı Adası’na giderek PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüştü. Meclis Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, görüşmenin, toplumsal bütünleşme, kardeşliğin pekiştirilmesi ve bölgesel perspektife yönelik sürecin olumlu ilerlemesi açısından önemli sonuçlar verdiği ifade edildi. Söz konusu adım, Türkiye’nin demokratikleşme ve demokratik toplum inşa süreci açısından ileri bir hamle olarak değerlendirildi.
PYD’li Aldar Halil, Türkiye’de Abdullah Öcalan ile yürütülen temasın bölgedeki tüm siyasi dengeleri değiştirecek güçte olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Türkiye hükümeti ile Abdullah Öcalan arasındaki görüşmeler ortak geleceğimizin anahtarıdır.”
Bu tespitin ardından Halil, sürecin niteliğini şöyle açıkladı:
“Meclis komisyonun Öcalan’la yaptığı görüşme yeni bir dönemdir. Artık kimse Öcalan’dan ‘terörist başı’ diye söz edemez; bundan sonra ‘Kürtlerin lideri’ olarak anılacaktır. Bu, Türk devletinin açık onayıyla gerçekleşiyor. Bu bir devrimdir.”
Halil’e göre Türkiye’nin Kürt meselesine yönelik atacağı her adım, Suriye’de Kürtlerin statüsünü doğrudan etkileyecek.
Besê Hozat, CHP’nin İmralı heyetine üye göndermemesini eleştirerek partinin bu tutumunun Kürtlerde ciddi bir kızgınlığa ve öfkeye yol açtığını söyledi. CHP lideri Özgür Özel’in Kürt sorununa ilişkin söylemlerini olumlu bulduğunu belirten Hozat, “Özgür Özel’in çok önemli söylemleri, çağrıları oldu, ‘bu devlet Kürtlere de aittir’ dedi, ‘Kürtler, Türkler eşit olacaksa’ dedi” şeklinde konuştu.
Ancak Besê Hozat, Abdullah Öcalan’ın Kürt halkının baş müzakerecisi olarak muhatap alınmasının zorunlu olduğunu vurgulayarak sert bir eleştiri yöneltti:
“Sen karşı tarafın, Kürt halkının önderini, muhatabını, baş müzakerecisini kabul etmeden ‘Ben sorunu Meclis’te çözerim, şöyle çözerim, böyle çözelim’ dersen vallahi herkes buna güler, samimiyet sorgulanır, ciddiyet sorgulanır, politikası sorgulanır, her şey sorgulanır.”
Ruşen Çakır ile Kadri Gürsel Hafta Başı’nda değerlendirdi.








