Dünya Günü’nde acil çağrı: “Geleceği korumak için fosil yakıtlardan çıkış şart”

İSTANBUL (Medyascope) – Dünya birincil enerji üretiminin yüzde 80’inden fazlasını hâlâ petrol, kömür ve gazdan karşılarken, 22 Nisan Dünya Günü’nde Kolombiya’nın Santa Marta kentinde kritik bir konferans toplanmaya hazırlanıyor. Uluslararası raporlar ve uzmanlar, fosil yakıtların görünmeyen maliyetlerinin küresel GSYH’nin yüzde 7’sine denk geldiğine dikkat çekiyor.

Dünya Günü’nde çağrı: “Fosil yakıtlardan çıkış şart”

Haber özeti:

  • Dünya birincil enerji üretiminin yüzde 80’ini fosil yakıtlardan sağlıyor, bu durum küresel GSYH’nin yüzde 7’sine denk gelen maliyetlere yol açıyor.
  • Dünya Günü’nde Kolombiya’nın Santa Marta kentinde fosil yakıtlardan adil geçişi savunan bir konferans yapılacak.
  • Bilim insanları, fosil yakıt rezervlerinin büyük bir kısmının yer altında kalması gerektiğini belirtiyor.
  • 2023 yılında hükümetler fosil yakıtlar için 1,1 trilyon ABD doları sübvansiyon sağladı, toplam maliyet 7 trilyon doları aşıyor.
  • Sürdürülebilir bir geçiş için ülkelerin sorumlulukları ve şeffaflık gibi kriterlere odaklanmak gerekli.

Dünya Günü’nde yayımlanan veriler, enerji sisteminin fosil yakıt bağımlılığını çarpıcı biçimde ortaya koyuyor. Dünya genelinde birincil enerji üretiminin yüzde 80’inden fazlası petrol, kömür ve doğalgazdan karşılanıyor. Bu kaynaklar küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 68’ini oluşturuyor. 2015–2024 dönemi, kayıtlara geçen en sıcak on yıl oldu. Ölçülen en sıcak sekiz yılın tamamı bu dönem içinde yer alıyor.

Yeryüzü ortalama sıcaklığı, yaklaşık 10 bin yıl boyunca görece istikrarlı seyretti; ancak son 140 yılda 1,3°C arttı. Bilimsel değerlendirmeler, güvenli ve yaşanabilir koşulların korunması için sıcaklık artışının 1,5°C ile sınırlandırılması gerektiğini ortaya koyuyor. Bu hedefe ulaşabilmek için küresel emisyonların 2030’a kadar 2019 seviyesine göre yüzde 42, 2035’e kadar ise yüzde 57 azaltılması gerekiyor.

Petrol ve gaz rezervlerinin yüzde 60’ı toprak altında kalmalı

Hedefle uyum sağlayabilmek için kullanılabilecek fosil yakıt miktarı da kısıtlı. Bilimsel veriler, petrol ve gaz rezervlerinin yaklaşık yüzde 60’ının, kömür rezervlerinin ise yaklaşık yüzde 90’ının toprak altında bırakılması gerektiğine işaret ediyor. Bu tablo, mevcut rezervlerin büyük bölümünün hiç çıkarılmadan kalması gerektiği anlamına geliyor.

Uluslararası Sürdürülebilir Kalkınma Enstitüsü (IISD) ve E3G, ECCO, SEFiA ile Observatório do Clima’nın ortak katkılarıyla hazırlanan “Fosil Yakıtlardan Çıkış Sürecinin İlerlemesi: Örnek Vakalardan Alınan Dersler” raporu, ülkelerin mevcut planlarının 1,5°C hedefiyle uyumda yetersiz kaldığını ortaya koyuyor. Rapor ayrıca ulusal planlar, uluslararası koalisyonlar ve sektörel girişimler arasındaki koordinasyon eksikliğini uygulama sürecinin önündeki temel engel olarak nitelendiriyor.

Dünya Günü’nde çağrı: "Fosil yakıtlardan çıkış şart"
Dünya Günü’nde çağrı: “Fosil yakıtlardan çıkış şart”

80’den fazla ülke Santa Marta’da bir araya geliyor

Kolombiya ve Hollanda’nın ev sahipliğinde 24–29 Nisan 2026 tarihlerinde Santa Marta’da düzenlenecek Birinci Fosil Yakıtlardan Uzaklaşma Konferansı (TAFF), fosil yakıtlardan adil ve düzenli geçişi savunan ülkeleri ve paydaşları bir araya getirecek. 80’den fazla ülke COP30’da fosil yakıtlardan uzaklaşmaya yönelik yol haritasını destekledi. Hâlihazırda en az 46 ülkenin elektrik sektöründe karbonsuzlaşma planı bulunuyor; en az 11 ülke ise fosil yakıt arzını azaltmaya dönük planlar geliştiriyor.

2025 itibarıyla küresel enerji yatırımlarının yaklaşık üçte ikisi temiz enerjiye yöneldi. Ancak gelişmekte olan ülkelerin bu finansmandan aldığı pay yüzde 15 ile sınırlı kalıyor. Rapor, bu eşitsizliği geçişin hızını ve adil biçimde gerçekleşmesini kısıtlayan yapısal bir sorun olarak tanımlıyor.

Fosil yakıt sübvansiyonları 7 trilyon doları aşıyor

Fosil yakıtların yarattığı yük yalnızca iklimle sınırlı değil. Hükümetler 2023 yılında fosil yakıtlar için yaklaşık 1,1 trilyon Amerikan Doları tutarında doğrudan sübvansiyon sağladı. İklim ve sağlık üzerindeki fiyatlandırılmamış maliyetler de eklendiğinde, toplam yükün 7 trilyon Amerikan Dolarını aştığı ve bunun küresel GSYH’nin yaklaşık yüzde 7’sine karşılık geldiği tahmin ediliyor.

Paris Anlaşması’nın imzalandığı 2015’ten bu yana küresel iş birliğinin olumlu etkileri de verilerle görünür hale geldi. Toplam sera gazı emisyonlarının yıllık artış hızı yüzde 0,32 ile sınırlı kaldı; bu oran, 2005–2014 döneminde kaydedilen yüzde 1,6’lık artış hızının beşte birinden de az. Karbondioksit emisyonlarındaki toplam artış da 2005–2014 dönemindeki yüzde 18,4’ten 2015–2024 döneminde yüzde 1,17’ye geriledi.

“Asıl mesele nasıl geçeceğimiz”

Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFİA) Kurucu Direktörü Bengisu Özenç, fosil yakıtlardan çıkışın ertelenebilecek bir seçenek değil, iklim hedefleriyle uyumlu ve ekonomik olarak rasyonel bir yön değişikliği olduğunu vurguluyor. Özenç’e göre asıl soru bu geçişin gerekli olup olmadığı değil, “kimin için, nasıl ve ne kadar adil biçimde gerçekleştirileceği.” Özenç şunları söylüyor:

“Eğer geçiş doğru tasarlanmazsa, mevcut eşitsizlikler daha da derinleşebilir. Ancak kamusal yararı gözeten güçlü politikalarla tasarlandığında, fosil yakıtlardan çıkış hem enerji güvenliğini güçlendirebilir hem dışa bağımlılığı azaltabilir hem de daha sağlıklı, daha dayanıklı ve daha yaşanabilir bir gelecek kurabilir.”

Rapora göre güvenilir bir geçiş planının taşıması gereken ortak ölçütler şunlar: bilimle uyum, ülkelerin sorumluluk ve kapasite farklarını gözetme, katılımcılık ve şeffaflık, ulusal sahiplenme ile uluslararası koordinasyonu birlikte kurma, insan haklarını ve toplumsal cinsiyet eşitliğini merkeze alma. Santa Marta Konferansı’nın, bu ölçütler çerçevesinde genel taahhütlerin ötesine geçip somut yol haritalarının tartışıldığı bir dönüm noktasına dönüşmesi bekleniyor.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.