İSTANBUL (Medyascope) – Yüzyıllardır el değiştiren Koh-i-Noor elması, sadece bir mücevher değil, sömürge tarihinin en tartışmalı sembollerinden biri. Hindistan iadesini isterken, İngiltere geri vermeye yanaşmıyor. Peki 105 karatlık Koh-i-Noor elması neden bu kadar önemli?
Haberin özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
- Koh-i Noor, bugün İngiliz Kraliyet Mücevherleri arasında yer alan 105 karatlık dünyanın en tartışmalı elmaslarından biri.
- Hindistan, elmasın sömürge döneminde zorla alındığını savunarak iadesini istiyor.
- Elmas, yüzyıllar boyunca Babürlerden İranlı hükümdarlara, Afgan yöneticilerden Pencap maharacalarına kadar pek çok gücün elinden geçti.
- Sanılanın aksine Koh-i Noor dünyanın en büyük ya da kusursuz elması değil; bugünkü ünü daha çok sömürge tarihi ve iktidar sembolü olmasından kaynaklanıyor.
- New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani’nin iade çağrısı, “Işık Dağı” olarak bilinen elması yeniden uluslararası tartışmaların merkezine taşıdı.
Koh-i-Noor, dünyanın en ünlü ama aynı zamanda en tartışmalı elmaslarından biri. Farsça “Işık Dağı” anlamına gelen elmas, bugün İngiliz Kraliyet Mücevherleri’nin parçası olarak Londra Kulesi’nde sergileniyor.
Ancak Koh-i-Noor’un hikâyesi sadece değerli bir mücevherin hikâyesi değil. Babür prenslerinden İranlı savaşçılara, Afgan yöneticilerden Pencap maharacalarına uzanan geçmişiyle bu taş, güç, fetih ve sömürge mirasının sembollerinden biri olarak görülüyor.
Koh-i-Noor neden yeniden gündemde?
Koh-i-Noor elması, New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani’nin İngiltere’ye iade çağrısıyla yeniden gündeme geldi. Hint kökenli Mamdani, Kral Charles ile görüşmesi öncesinde yaptığı açıklamada, eğer fırsatı olursa krala Koh-i-Noor’un iade edilmesini önereceğini söyledi.

Hindistan, elmasın İngiliz sömürge yönetimi döneminde alındığını savunuyor ve uzun süredir iadesini istiyor. Birçok Hintli için Koh-i-Noor, İngiltere’nin sömürge dönemindeki yağmasının ve adaletsizliğin sembolü.
Koh-i-Noor nasıl İngilizlerin eline geçti?
Elmas, 1849’da Anglo-Sih Savaşı’nın ardından İngilizlerin eline geçti. O sırada Pencap’ın hükümdarı Duleep Singh sadece 10 yaşındaydı, annesi hapse atılmış, kendisine ise ağır şartlar içeren bir anlaşma imzalatılmıştı.
Koh-i-Noor İngiltere’ye götürüldüğünde yaklaşık 186 karattı. Ancak 1851’de Londra’daki Büyük Sergi’de beklenen ilgiyi yaratmadı. Taşın geleneksel kesimi ziyaretçileri etkilemeyince yeniden kesildi. Bu işlem elmasa daha fazla parlaklık verdi ama ağırlığının yaklaşık yüzde 40’ını kaybetmesine yol açtı.

Bugün Koh-i-Noor 105 karat ağırlığında ve Kraliçe Elizabeth’in annesinin tacında yer alıyor. Kraliçe Elizabeth, bu tacı 1937’de eşi Kral 6. George’un taç giyme töreninde taktı. Daha sonra kızı 2. Elizabeth’in taç giyme töreninde de kullandı.
Alamet-i farikası ne?
Koh-i-Noor’u özel yapan şey yalnızca büyüklüğü ya da parlaklığı değil. Zaten sanılanın aksine dünyanın en büyük elması da değil. Hatta bugün en büyük elmaslar listesinde çok daha gerilerde yer alıyor.
Onu asıl önemli kılan, el değiştirdiği her dönemde iktidar, zafer ve meşruiyet sembolü olarak görülmesi. Koh-i-Noor, bir mücevherden çok daha fazlası: Hindistan’da sömürge geçmişinin, İngiltere’de ise imparatorluk mirasının simgelerinden biri.
Koh-i-Noor hakkındaki 6 yaygın mit
Koh-i-Noor’un bu kadar ünlü olmasının nedenlerinden biri de etrafında dolaşan efsaneler. William Dalrymple ve Anita Anand’ın Kohinoor: The Story Of The World’s Most Infamous Diamond adlı kitabında, elmas hakkındaki birçok yaygın anlatının gerçeği tam yansıtmadığı belirtiliyor.
Birinci mit: “Koh-i-Noor Hindistan’ın en büyük ve en önemli elmasıydı”
Gerçekte Koh-i-Noor’un en büyük Hint elması olduğu söylenemez. Darya-i-Noor ve Büyük Babür Elması gibi benzer büyüklükte taşlar da vardı. Koh-i-Noor’un bugünkü şöhreti, özellikle 19. yüzyılda Pencap’a ulaştıktan sonra büyüdü.
İkinci mit: “Koh-i-Noor kusursuz bir elmastı”
Elmasın ilk hali kusursuz değildi. Merkezinde ışığı kırmasını zorlaştıran sarı lekeler vardı. Prens Albert’in taşı yeniden kestirmek istemesinin nedenlerinden biri de buydu. Bugün Koh-i-Noor’u Londra Kulesi’nde gören birçok ziyaretçinin onu beklediğinden küçük bulduğu da belirtiliyor.

Üçüncü mit: “Koh-i-Noor 13. yüzyılda Hindistan’daki Kollur madeninde bulundu”
Taşın tam olarak ne zaman ve nerede bulunduğu bilinmiyor. Uzmanlara göre Koh-i-Noor’un bir madenden çıkarıldığı bile kesin değil. Muhtemelen Güney Hindistan’da kuru nehir yataklarındaki alüvyon birikintilerinden bulundu.
Dördüncü mit: “Koh-i-Noor Babürlerin en değerli hazinesiydi”
Babür ve Pers saraylarında elmaslardan çok büyük, kesilmemiş ve renkli taşlara değer veriliyordu. Bu nedenle Koh-i-Noor, Babür hazinesindeki çok sayıda değerli parçadan yalnızca biriydi.
Beşinci mit: “Nadir Şah elması Babür İmparatoru’nun sarığından hileyle aldı”
Popüler bir anlatıya göre İran hükümdarı Nadir Şah, elması Babür İmparatoru Muhammed Şah’ın sarığından bir takas hilesiyle aldı. Ancak tarihsel kayıtlara göre Koh-i-Noor o sırada sarıkta saklanan tekil bir taş değil, Şah Cihan’ın ünlü Tavus Kuşu Tahtı’nın parçasıydı.
Altıncı mit: “Elmas Venedikli bir ustanın kötü kesimi yüzünden küçüldü”
Bu hikâye büyük ölçüde başka bir elmasla, Büyük Babür Elması’yla karıştırılıyor. Koh-i-Noor’un bugünkü ağırlığına düşmesi, İngiltere’de yapılan yeniden kesimle gerçekleşti.

İngiltere neden geri vermiyor?
Koh-i-Noor’un iadesi yıllardır Hindistan ile İngiltere arasında sembolik bir mesele. Hindistan elması tarihinin önemli bir parçası olarak görüyor,e İngiltere ise iade taleplerine karşı mesafeli duruyor.
Eski İngiltere Başbakanı David Cameron, 2013’te elması geri vermenin “mantıklı” olmayacağını söylemişti. Kraliçe Camilla’nın taç giyme töreninde Koh-i-Noor’un kullanılmaması ise Hindistan’la diplomatik kriz çıkmaması için atılmış bir adım olarak yorumlandı.
Kaynak: BBC, New York Times








