Teknolojinin analogla savaşı: Kablolu kulaklık mı kablosuz kulaklık mı daha iyi?

Kablolu kulaklık
Teknolojinin analogla savaşı | Kablolu kulaklık mı kablosuz kulaklık mı daha iyi?

Bu sorunun cevabı kişiden kişiye ve ihtiyaca göre değişse de son yıllarda kablosuz kulaklıklardan kablolu versiyona yoğun bir geçiş var. Burada sadece kablolu kulaklıklar daha iyi olduğu için bir geçiş söz konusu değil aksine ara sıra yaşanan teknolojik olarak duraklama dönemlerinde bazı kişiler eski teknolojileri, nostalji yaparak, daha eski cihazlara geri dönebiliyor.

Günümüzde de benzer bir süreç yaşanıyor ve bu sadece kulaklık için değil.

Daha önce de yazmıştım, video oyunları başta olmak üzere müzikte plakların geri dönüşü, fotoğraf makinelerinde filmli olanlara geçiş ve bir diğer şey kablolu elektronik cihazları kullanmaya tekrar başlamak. Bu cihazlara yönelen kişilerin çoğunlukla tercihleri teknolojiye başkaldırı olarak yorumlanıyor.

Kulaklık tarafında inanılmaz donanımlar geliştirildi ve yazılımla beraber artık devasa büyüklük ve pahalılıktaki ses sistemlerinin sunabileceği kaliteyi tek bir cihazda bulmak mümkün oluyor. Haliyle pek çok markanın farklı isteklere seslenen cihazları bulunuyor. Kablosuz kulak içi, kulak üstü, kemik iletimi teknolojisine sahip modeller veya direkt dış kulağı saran farklı modeller…

Kablosuz tarafta onlarca yeni alternatif bulunuyor.

Kablolu kulaklık
Fotoğraf kaynağı: The Run Testers

Özellikle ses konusunda kendi patentleri de bulunan markalar başka cihazlarda olmayan özellikleri bünyesinde barındırıyor. Sony, Senheisser, Bowers & Wilkins ve Huawei gibi markalar özel teknolojilerini kablosuz kulaklıklarına taşıyor.

Daha önce onlarca kablolu ve kablosuz kulaklık denedim. Bunların bir kısmı gerçekten çok iyi özellikler sunuyorlardı. Ama bazılarından hemen kurtulmak istedim ve kısa sürede değiştirdim, araştırıp almama rağmen Senheisser gibi iyi bir marka bile sorunlar yaşatabiliyor. Alacağınız kulaklığın kronik olarak bazı sorunları var mı yok mu bunu da araştırmak gerekiyor.

Kablosuz kulaklıklarda yaşanan kronik sorunlar

Kendi yaşadığım bir sorundan bahsetmek istiyorum.

Spesifik olarak araştırıp Senheisser Momentum TW 3 almaya karar verdim. Kulaklık, hem iddialı ses kalitesi ve gürültü engelleme özelliğine sahip hem de şık bir şarj haznesine sahip. Ancak kulaklıkta kronik olarak bulunan bir sorun varmış: Kullanımdan bağımsız, bir süre sonra kulaklığın şarj olmamaya başlaması. Yani şarj kutusunu şarja takınca şarj oluyor ancak kulaklıklara bu şarj gelmediği için kulaklık şarj olmuyor. Araştırdığımda bu sorunu benzer seri numarasına sahip herkesin yaşadığını gördüm.

Hatta aynı kulaklıktan eşime de almıştık ve onun kulaklığındaki sorun çok daha kısa süre içinde yaşandığı için garantiye gönderildiğinde kulaklığın kronik sorunun olduğu ve bu sebeple de üst modelinin gönderileceği söylendi. Gönderildi de. Ben sorunu çok daha uzun yıllar sonra yaşadım ancak şu anda kulaklığı ne garantiye gönderebiliyorum ne de tamir ettirebiliyorum. Demem o ki, kablosuz kulaklıklarda en büyük sorunlardan biri de şarjla ilgili yaşanan aksaklıklar oluyor. Bunlardan bağımsız kablosuz kulaklıkların kullanıma bağlı olarak tıpkı telefonlarda olduğu gibi zamanla pil ömrü azalıyor. Bu da her ne kadar iyi kullansanız bile şarj sorununu birkaç yıl içinde yaşamaya başlayabileceğiniz anlamına geliyor. Kablolu kulaklıklarda böyle bir sorun yok ancak orada da başka sorunlar olabiliyor.

Kablosuz kulaklıklardaki bir diğer sorun da güncelleme desteğinin iyi olmaması kaynaklı bazı özellikleri eskisi gibi kullanamamak ya da bazı özellikleri hiç kullanamamak oluyor. Garip bir şekilde yeni bir kulaklığınız olsa bile bir üst modeli eğer kısa bir süre önce çıktıysa elinizdeki cihaz eski statüsünde oluyor. Bu çok sık karşılaşılan bir sorun değil ancak çoğu markanın mobil uygulaması ya da bilgisayarda kullanılması için özel geliştirilen uygulaması var. Buradan bazı özellikleri atayabiliyor ya da ekolayzer ayarı gibi ayarlar yapabiliyorsunuz.

Kablolu kulaklık
Unsplash: Daniel Romero

Bunların yanı sıra bağlantı sorunları, eşleşme problemleri veya bir eşin çalışıp diğerinin çalışmaması gibi sorunlar da sıklıkla yaşanabiliyor.

Bu donanımsal sorunların yanı sıra bazı bilimsel çalışmalar farklı sorunlar çıkabileceğine işaret ediyor. Araştırmalar küresel odakta ele alındığında farklı yaş gruplarından milyarlarca insanın işitme riskine işaret ediyor. Çünkü kablosuz kulaklıklar (daha çok kulak içi kulaklıklar) ile fazla yüksek sesle müzik dinleme arttı. Teknolojinin ve donanımların gelişmesiyle bu alışkanlıkların artması, kişilerin duymayla ilgili sorunlar yaşamasına neden oluyor.

2022 yılında yayınlanan bir derlemeye göre yüksek desibelli seslere cihazlar aracılığıyla maruz kalmaya bağlı olarak işitme kaybı yaşanabiliyor. İşitme kaybının yanı sıra kulak çınlaması veya kulak enfeksiyonları da yaşanabiliyor.

Klinik odyolog ve Live Better Hearing + Balance’ın CEO’su  Ross Cushing, yüksek sese uzun süre maruz kalmanın iç kulaktaki hassas hücrelere zarar verebileceğini söylüyor.

Kablolu kulaklık
Unsplash: Mark Paton

İnsanların iç kulağında kohlea bulunur; bu hassas, spiral şekilli yapı, beynin sesi anlaşılabilir bir şeye dönüştürmesine yardımcı olur. İçinde yer alan kıl hücreleri ise ses titreşimlerini elektrik sinyallerine dönüştürerek işitmenin nöral sinyalinin başlamasını sağlar. Bu sinyalin beyindeki işitme merkezlerine iletilmesiyle duyma eylemini gerçekleştirmiş oluruz. Öte yandan bu hücreler bir kez hasar gördüğünde geri gelmezler ve onlara yüksek desibelli seslere maruz bırakmadan önce tekrar düşünmemiz gerekir.

Ses seviyesi güvenli bir düzeyde kalırsa işitme kaybıyla ilgili sorun yaşamaktan kaygılanmayı bırakabilirsiniz. En azından kulaklık kaynaklı.

Burada önerilen formül ise oldukça akılda kalıcı: Maksimum ses seviyesi yüzde 60’ı geçmeyeceği gibi aynı şekilde tek seferde en fazla 60 dakika dinleme yapacaksanız.

Cleveland Kliniği tarafından önerilen seviyeler biraz daha esnek. Buna göre ses seviyesi maksimum yüzde 80 olabilir ve 90 dakikayı aşmayacak şekilde kulaklıklarınızı kullanabilirsiniz.

Burada gün boyunca kullanılan kulaklıkların ses seviyelerinin sabit kalmaması ve zaman zaman ses seviyesi azaltılarak, zaman zaman da mola verilerek kulağın dinlendirilmesi öneriliyor.

Dünya Sağlık Örgütü’nün 2022’de yayınlanan işitme kaybı riskini azaltmaya yönelik tavsiyelerindeyse etkinliklerde maksimum ses şiddeti olarak 100 desibeli aşmaması öneriliyor. Kulaklık kullanımı özelindeki önerilerse yüksek sesle müzik dinlememek, iyi oturan ve mümkünse gürültüyü önleyen kulaklıklar kullanmak şeklinde.

Sesin ne kadar yüksek olduğunu anlayamıyorsanız şöyle bir şekilde test etme şansınız da var: Eğer kulaklığınızı çıkarttığınızda kol mesafenize kadar getirirseniz ve şarkının bir kısmı duyuluyorsa geçmiş olsun bu ses çok yüksek.

Kulak içi kulaklık kullanıyor ve üstüne saatlerce bu cihazla vakit geçiriyorsanız bir diğer yaşayabileceğiniz sorun kulak kiri birikimi ve buna bağlı kulak enfeksiyonları. Bu sorun, kulaklık kullanım süresini sınırlamak ve kulaklığı düzenli olarak temizlemekle çözülebilecek basit bir sorun. Çünkü Nijerya odaklı yapılan bir araştırmada kulaklık kullanan 50 kişinin kulak içlerinde Streptococcus, Staphylococcus ve E. Coli gibi bakteriler tespit edilmiş. Aspergillus gibi mantarlar da bulunmuş. Bu sebeple, çok sık kullanın ya da daha az, kulaklıklarınızı mutlaka temizleyin. Eğer bu sorundan muzdaripseniz kulak üstü kulaklıklara geçmek daha iyi bir seçenek olabilir. Kulak içi kulaklıklarda bu tarz sorunlar daha sık yaşanıyor.

Kablolu kulaklık
Unsplash: Daniel Romero

Kablosuz kulaklık kullanmanın hiç mi avantajı yok? Elbette var.

Bu cihazlar sizinle neredeyse her yere kolayca gelebilir. Taşıması çok kolay ve çoğu model oldukça hafif. Bunun yanı sıra dış sesleri kesme konusunda son yıllarda piyasaya sürülen modeller son derece başarılı. Farklı kulak iç anatomilerine uygun olacak şekilde kulak uçları da sunuluyor, ya da Apple’ın AirPods’larda yaptığı gibi direkt kulak anatomisine oturacak şekilde gövdelere sahip tasarımlar bulunuyor. Bu da ergonomiyi artırıyor. Spor yaparken, kulaklık takma deneyimini çok daha iyi hale getiriyor, bazı modeller direkt spor yapan kişiler için geliştirilmiş oluyor ve çok şiddetli egzersizlerde dahi sizi yarı yolda bırakmıyorlar.

Huawei kablosuz kulaklık tarafında çok farklı tasarımlara sahip. Özellikle Free Clips modeli kulağın içine girmeyen ve kıkırdağı saran bir tasarıma sahip. Bu sayede kulağın içine kadar giren silikonlu uçlara sahip modelleri tercih etmeyen kişilere sesleniyor. Yıllar önce de ruj kutusu tasarımında kırmızı renkli kulaklıklarını piyasaya sürmüştü. Freebuds Lipstick adının verildiği bu kulaklıklar oldukça şık görünüyor ve daha çok kadınlara sesleniyordu.

Hangi kulaklıkları kullanıyorum?

Samsung ise kablosuz kulaklık tarafında oldukça iddialı bir diğer marka, yıllar önce Galaxy Buds FE modelini kullanmıştım. Hem tasarımı hem de ses kalitesi anlamında üzmeyen bu modelin gürültü engelleme özelliği iyiydi, kulakta rahat duruyor bu da spor yaparken ya da hareket halindeyken konfor sağlıyordu. Minimal tasarımı bulunan kulaklığın en büyük sorunu ses kalitesinin çok yüksek olmamasıydı. Bu da anlaşılır zira FE modelleri biraz daha giriş seviyesi kalıyor. Pro takısına sahip modeller gibi üst segment özelliklere sahip olmuyor ancak bütçe dostu oluyorlar.

Görsel kaynağı: Nilay Kamu Arslan Bowers & Wilkins Px8

Geçen yıldan beri Bowers & Wilkins Px8 amiral gemisi gürültü engelleme özellikli kablosuz kulaklığı kullanıyorum. Kulaklık gerçek anlamda premium bir deneyim sunuyor. Hem ses kalitesi hem de adında da geçen gürültü engelleme özelliği kulaklığın öne çıkan özellikleri. Kulak üstü bantlı bir yapıya sahip olan kulaklıkta Nappa deri kullanıldığı için oldukça yumuşak bir dokusu var. Yine de deri olmasının dezavantajı kendisini maalesef sporda gösteriyor. Zira bu kulaklık muhteşem bir ses deneyimi sunuyor olmasına rağmen 30 dakika ya da daha üstü spor yaptığınızda terleme yapıyor. Kulak üstü tasarıma sahip çoğu kulaklıkta bu sorunu yaşadım ancak deri yapısı terlemeyi özellikle çok sıcak günlerde ekstra arttırıyor.

Kulaklıkta 40 mm karbon koni sürücüler bulunuyor ve yüksek çözünürlüklü 24 bit DSP ile birleştiriyor. Bu sayede ise dengeli, ayrıntılı ve daha canlı bir deneyim sunuyor. 30 saatlik pil ömrü bulunuyor. Mesela bu sürenin anlaşılması için şöyle bir örnek vereyim. Haftanın her günü en az yarım saat ya da bir saat bu kulaklıkları kullanıyorum. Aktif gürültü engelleme özelliğini sık kullandığımda daha kısa sürede şarjı tükeniyor olsa da haftada bir ya da 10 günde bir şarj ediyorum. Bu önemli bir artı çünkü kulak içi kulaklıklara kıyasla bir şarj haznesi yok ve siz kullanmadığınızda şarjı dolmuyor aksine şarja takmanız gerekiyor.

Kulaklıkta sevdiğim bir diğer ayrıntı da 15 dakikalık şarj ile yaklaşık 7 saatlik bir kullanım sunması. Bu da şarj etmeye ve beklemeye zaman bulamayanlar için bir fırsat sunuyor.

Premium malzemelere rağmen kulaklık çok ağır değil. Yaklaşık 320 gram ağırlığı bulunuyor. Bu da uzun kullanımda başta ağrı yapmasını engelliyor. Bazı kafa üstü kulaklıklar yapısı gereği çok ağır oluyor ve üst kafa bandı sıkabiliyor. Bu özellikle oyuncu kulaklıklarında çok yaşadığım bir sorun, 2-3 saat kullandıktan sonra başımın üstünde kulaklığın izinin çıkması.

Bowers & Wilkins Px8 modeli premium özellikleri arayan hatta biraz da lüks bir deneyim isteyenler için yüksek bütçe ayrılması gereken bir kulaklık. Bu sebeple eğer üst segmentte bir kablosuz kulaklık arıyorsanız en iyi seçeneklerden biri.

Kulak içi kulaklık olarak ise Senheisser Momentum TW 4 kullanıyorum.

Önceki modelde yaşanan şarj sorunu bu modelde yok. En azından şu ana kadar böyle bir soruna rastlamadım. Kulaklığın öne çıkan iki önemli özelliği var: Uzun saatler kullanım ve dengeli gürültü engelleme özelliği. Eksik bulduğum özellikleri ise tasarımı ergonomik değil. Kulaklığın üst kısmı dokunmatik yapıda bazı ileri alma, geri alma veya durdurma gibi özellikler sunuyor. Burada tercih edilen mat tasarım kulaklığın kolayca kayıp düşmesine neden oluyor. Şarkıyı değiştirmeye çalışırken ya da aramayı sonlandırmak isterseniz kulaklığı biraz kulağınızdan uzaklaştırıp dokunmatik işlemleri yapmaya çalıştığınızda kulaklık ellerinizin arasından kayıp gidebiliyor. Normal kullanımda sporda ya da koşu yaparken böyle bir sorun çok yaşanmıyor ancak yine de tasarımsal olarak böyle bir hatası olduğunu düşünüyorum. En azından benim kullanım senaryolarımda böyle oldu.

Kulaklıkları tek şarj ile yaklaşık 7.5 saat kullanabiliyorsunuz. Şarj kutusunu devreye aldığımızda ise 30 saatin üzerine çıkan bir kullanım sunuyor ki bu da kullanım alışkanlığınıza göre 3 haftaya kadar şarj etme derdini unutmanız anlamına geliyor.

Teknolojik cihazlarında tasarıma önem verenler için şık bir şarj kutusu tasarımı var. Kulaklığın şarj kutusunda tercih edilen dış kaplama kumaş ve dokunuşu oldukça premium hissettiriyor. Kulaklık segment olarak da bütçe dostu bir konumda değil ancak uzun yıllar sorun yaşamadan kullanılabilecek bir kulaklık olduğu için özellikle ses kalitesi ve diğer artıları göz önüne alındığında yatırım yapmaya değecek bir cihaz oluyor.

Apple’ın kablosuz kulaklıkları nasıl? Verilecek yüksek fiyatlara değer mi?

Apple

Eğer iPhone kullanıyorsanız ve Apple ekosisteminden farklı cihazlara da sahipseniz klasik AirPods’lar ya da AirPods Max gibi seçenekleri tercih etmeniz olası. Ancak o fiyat skalasına çıkılacaksa ilk tercihin Apple olması çok da iyi bir tercih olmayabilir. Kulak içi formdaki AirPods’ların kullanımı ergonomik ve markasını direkt belli eden cihazlar. Deneyimlediğim AirPods Pro 3 modeli hem ses performansında hem de telefonla konuşurken karşı tarafa dış sesleri ya da gürültüleri aktarmama konusunda beni şaşırtacak kadar iyiydi. Ancak müzik tarafında aynı şeyi maalesef söyleyemem. Özellikle benzer fiyatlara satılan diğer markalarla kıyaslandığında çok daha iyi ses performansı sunanlar var. Ama Apple’ın iyi yaptığı bir şey var ki o da tasarım. Kulaklığın tasarımı oldukça minimal ve sade. Bunun yanında etkileyici gürültü engelleme özelliği sunulan modelde, tek şarj ile 8 saatlik kullanım da var. Cihaz, şarj kutusuyla yaklaşık 24 saate kadar kullanım sunuyor. Bu da diğer rakiplerine kıyasla düşük kalıyor olsa da berbat bir noktada değil.

Apple

Gelelim, AirPods Max 2’ye. Kulaklığı uzun kullanma fırsatım olmadı ancak ses kalitesi AirPods Pro’ya göre çok daha iyiydi. Ancak burada sorun, cihazın çok ağır olmasıydı. Yaklaşık 386 gram olan kulaklık, kullanımın yoğunluğuna bağlı olarak yorabilir. Akıllı kılıfının olması cihazı diğer rakiplerine göre şarj konusunda öne çıkartıyor. Aktif gürültü engelleme özelliği de cihazın oldukça başarılı olduğu bir diğer alan. Hatta 5 dakika şarj ettiğinizde yaklaşık 1,5 saat dinlenme süresi gibi radikal bir süre de sunuyor. Kulaklığın en büyük eksisi ise H2 çip ile iyileştirilmiş gürültü engelleme sunsa bile önceki nesilden farklı bir şey sunmuyor olması, bu da kulaklığı geri plana atıyor diyebiliriz. Cihaz şu anda Türkiye’de 36 bin 999 TL’ye satılıyor.

Kablolu kulaklıklara neden geri dönüş oldu? Gerçekten daha iyi olabilirler mi?

En son 2019 yılında kablolu kulaklık kullandım. Sonrasında onlarca kulaklıkla tanıştım ve kablolu olanları bir kenara atmış bulundum. Ancak o zamanlardan bu yana bir başkaldırı olarak kablolu kulaklıklar hayatımıza geri dönüş yapmaya başladı. Özellikle ünlü isimlerin kullandığı Apple’ın kablolu kulaklıkları tekrar yükselişe geçti. Apple yıllar önce üretmeyi bıraktığı bu kablolu kulaklıkları tekrar üretmeye bile başladı. Hatırlatmak gerekirse Apple EarPods kablolu kulaklıkların USB-C versiyonlu olanları 869 TL gibi bir ücrete bulunabiliyor. Bu da kablosuz kulaklıklara kıyasla çok büyük bir fark. AirPods Pro 3 modeli Türkiye’de 15 bin 499 TL’ye satılıyor. Amerika’da ise AirPods Pro 3 249 dolarken, EarPods 19 dolara kadar bulunabiliyor. Bu da kablolu kulaklıklara neden geri dönüş yapıldığını biraz açıklıyor. Hatta EarPods, epeyce pahalı ve iyi kablosuz kulaklıkta olmayan kaliteli bir mikrofona da sahip. Bu da onu çok yönlü olarak kullanmayı sağlıyor.

Future Marketing Insight’a göre, 2025 yılında kulaklık satışlarının yüzde 66’sını kablosuz kulaklıklar oluştururken, kablolu kulaklıkların payı yüzde 34’te kaldı.

Peki bu talebin sebebi tam olarak ne?

Öncelikle, teknolojinin önlenemez yükselişine bir başkaldırı. Bu diğer teknolojik cihazlar için de geçerli. Plaklara geri dönüş ve filmli ya da dijital 2000’ler tarzı fotoğraf makinelerine geri dönüş buradaki diğer örnekler olarak gösterilebilir.

Birçok ünlü de kablolu kulaklık kullandığını söyledi ya da sokakta yürürlerken bu cihazlarla görüldü. Kablolu olan kulaklıkların bir anlamda görünürlüğünü artırmış oldular. Emma Watson 2023’te Vogue dergisine verdiği bir röportajda eski tip, kablolu olanları sevdiğini söylemişti. Bunlara ek olarak Dua Lipa ve Ariana Grande ile yapılan ‘çantanda ne var?’ videolarında çantalarından kablolu kulaklık çıkartmaları bu cihazları daha da fazla kişinin kullanmak istemesine neden oldu.

Bella Hadid ve Lily-Rose Deep

Bu özellikle Amerika’daki ünlüler odağında bir akıma dönüştü. New York Magazine’in geçen aralık sayısının kapak konusu da tam olarak buydu. Ben Stiller ve New York Knicks yıldızı Karl-Anthony Towns da dahil olmak üzere bir dizi ünlünün kulaklık takarken çekilmiş görüntüleri yer alıyordu.

Hatta Instagram’da Wired It Girls adlı bir hesap bile var. Bu hesabın sahibi Shelby Hull, hesabı Bella Hadid’in kablolu kulaklık kullanımını öven bir yazıdan ilhamla 2021 yılında açtı. Kablolu müzik akımının geri dönüşümünün sesi olan hesap, kullanıcıların bir kısmının ‘estetik amaçlarla’ kablolu kulaklıklara geri döndüğünü gösteriyor.

Bluetooth özellikli kulaklıkların aksine, kablolu kulaklıklar hacklenemez veya hassas konuşmaların dinlenme ihtimali olmadığı için teknik olarak daha güvenlidir. Her ne kadar nostaljiye yapılan bir gönderme olarak okunsa da yalnızca kablolu kulaklıkların tekrar yükselişini değil, daha geniş bir perspektifte bakılınca bir nesli de destekleyen daha derin bir özleme işaret ediyor: çevrimdışı varoluşa duyulan özlem.

Analog yaşam tarzı, giderek artan yapay zeka çağında her şeyin teknolojik cihazlar yoluyla yapılmasına karşı çıkan Y veya Z kuşağı tarafından kabul görüyor.

Canva

Çoğu kişi emek gerektiren ya da fiziksel efor harcanan hobilere odaklanmaya başladı. Bunun da bir temeli var: İnsanların bir kısmının somut temas noktaları araması analog ihtiyacı artıyor.

Kablolu kulaklığın teknik tarafına gelecek olursak; burada ses kalitesi açısından teknik olarak bir üstünlükten bahsetmek mümkün. Ses kablolu kulaklıklarda sıkıştırılmadığı için gecikme olmadan veya şarjı bitme derdi olmadan cihazı kullanmayı sağlıyor.

Kablolu olan versiyonlar kablosuz olanlara kıyasla çok daha uzun yıllar kullanılabiliyor. Kablosuz kulaklıkların özellikle şarj hazneleri yıllar içinde tükeniyor ve kulaklık şarj almamaya başlıyor. Bu da kulaklığın ömrünü kısaltıyor.

Değinmeden geçmek istemediğim bir diğer konu da kablolu kulaklıkları kullanırken telefonunuzu aynı anda şarja takmak isterseniz artık ekstra bir dönüştürücüye ihtiyaç duyuyor olmanız. Bu can sıkan bir konu ve  kablolu kulaklıkların sonunu getiren o ilk kurşun 3.5 mm kulaklık çıkışını kaldırılmasıyla atılmış oldu. Bu sebeple eğer kablolu kulaklık kullanmayı düşünüyorsanız bu detayı atlamamak lazım. Bir diğer şey de kesinlikle kullanıma bağlı olarak kablonun uçlarındaki bağlantı noktalarındaki dış kaplamanın açılmaya başlaması ve bağlantı iletiminin azalması. İyi kullanılan kulaklıklarda böyle bir sorun olmuyor ancak yine de kablolu olanlarda bu sorunu atlamamak lazım. 

Sennheiser

Sennheiser’ın Open Back kulaklıkları da var. Örneğin, Massdrop HD 6XX modeli, çıkarılabilir kablolu yapıda, yüksek kalitede ses ile beraber açık ve kulağı çevreleyen tasarıma sahip olduğu için premium bir deneyim sunuyor. Kulaklıkta dengeli bir orta frekans aralığının yanı sıra ve doğal tınlayan bas sistemi var. Kulaklık yüksek ses kalitesine ve iyi malzeme kullanımına ek olarak 260 gram gibi düşük bir ağırlığa sahip. Bu kulaklığın daha gelişmiş versiyonları da var. Türkiye’de odyofil olarak satılan modellerden biri de HD 600 Hi-Fi oluyor. Kulaklık profesyonel stereo olarak geçiyor. Kaliteli ve doğal ses iletiyor. Farklı fiyatlarda bulunabilmekle birlikte 31 bin 99 TL gibi yüksek bir fiyata satılıyor.

Bir diğer yandan Sony hem kablolu hem de kablosuz onlarca iyi modele sahip. Kablolu olarak Sony WH-CH520 ve Sony WH-CH720N çok pahalı olmayan ve ses kalitesi anlamında hiç üzmeyecek modeller olarak bizleri karşılıyor.

Kablolu kulaklık ve kablosuz kulaklık kullanmak tamamen tercihe bağlı olsa da ilerleyen dönemde analog cihazları kullanan insanların artacağını düşünüyorum. Çünkü teknoloji hem artık çok yavaş ilerliyor hem de çok pahalı olmaya başladı. Analog cihazları çok daha uzun yıllar kullanmak varken, şarjı bittiğinde sizi yarı yolda bırakacak cihazları seçmek de kimisine mantıksız geliyor. Bu yüzden seçim size kalmış. Bütçenize, isteklerinize ve tarzınıza en uygun kulaklığı bulmak artık oldukça kolay.

Dipnot: Deneyimlediğim kulaklıkların hepsini kendim satın aldım, herhangi bir işbirliği ya da sponsorluk yoktur.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş