İSTANBUL (Medyascope) – MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 16 sayfalık metnini değerlendiren Prof. Mehmet Gürses, “barışın iki taraflı olduğunu” vurgulayarak devletin de artık somut adım atması gerektiğini söyledi. Gürses’e göre metin, yalnızca güvenlik değil “toplumsal uzlaşı” hedefleyen tarihi bir yol haritası niteliği taşıyor.
Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır ile Orta Florida Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Mehmet Gürses, Devlet Bahçeli’nin kamuoyunda geniş yankı uyandıran 16 sayfalık metnini değerlendirdi. Gürses, Bahçeli’nin metnini “sürecin manifestosu” olarak tanımlarken, yazının yalnızca devletin güvenliğini değil, “toplumsal uzlaşıyı” da hedeflediğini söyledi.
Gürses’e göre metnin en dikkat çekici yönlerinden biri, “barışın iki taraflı olduğu” vurgusu oldu. Bahçeli’nin, PKK’nın silah bırakmasının tek başına yeterli olmayacağını söylediğini belirten Gürses, “Metin, devletin ve siyasetin de adım atması gerektiğini açık biçimde kabul ediyor” dedi.
“Bu metin DEM Parti adına sunulsa şaşırmazdım”
Yayında, Bahçeli’nin kullandığı dilin Kürt siyasi hareketinin uzun yıllardır savunduğu çerçeveye yakın olduğu değerlendirmesi yapıldı. Gürses, “Eğer bu metni Bahçeli’nin yazdığını bilmeseydim ve DEM Parti adına sunulsaydı farkı anlamakta zorlanırdım” ifadelerini kullandı.
Bahçeli’nin özellikle Abdullah Öcalan için biçtiği role dikkat çeken Gürses, metinde İrlanda ve Bask modellerine yapılan atıfların önemli olduğunu söyledi. Gürses’e göre Bahçeli, Öcalan’ı yalnızca PKK’nın kurucu lideri olarak değil, Kürt hareketi içindeki olası parçalanmaları önleyebilecek merkezi figür olarak konumlandırıyor.

“Statü tartışması kaçınılmaz”
Yayında, Öcalan’a verilmesi tartışılan “koordinatörlük” rolü de ele alındı. Çakır, iktidara yakın çevrelerde “adı konulmadan fiili alan açılması” yaklaşımının öne çıktığını söylerken, Gürses bunun yalnızca bireysel bir mesele olmadığını belirtti.
Gürses, Bahçeli’nin metinde örnek verdiği Bask ve Kuzey İrlanda modellerinin aynı zamanda siyasi statü ve demokratik tanınma içerdiğini vurgulayarak, “Sadece Öcalan’ın koşullarının düzeltilmesi yetmez. Devletin milyonlarca Kürdün demokratik ve siyasal taleplerini kabul edecek bir plana sahip olması gerekir” dedi.
“Devlet içinde görüş ayrılıkları olabilir”
Programda, süreçteki en büyük belirsizliklerden birinin devlet içindeki farklı eğilimler olduğu da dile getirildi. Gürses, Kürt hareketinin uzun süredir benzer talepleri dile getirdiğini ancak devlet cephesinde tam bir mutabakat oluşup oluşmadığının belirsiz olduğunu söyledi.
Gürses, “Bahçeli’nin metni biraz da devlet içindeki aktörlere mesaj niteliği taşıyor. Sürecin manipülasyona açık hale gelmemesi için artık adım atılması gerektiğini söylüyor” değerlendirmesinde bulundu.
“Filistinleşme riski” uyarısı
Gürses, süreç başarısız olursa ortaya çıkabilecek riskleri anlatırken “Filistinleşme” kavramını kullandı. Buna göre riskin yalnızca coğrafi değil, siyasi ve duygusal parçalanmayı da içerdiğini belirten Gürses, “Kürtlerin yaşadığı coğrafyada böylesi bir parçalanma yalnızca Kürtler için değil, Türkler, Araplar ve İranlılar için de büyük bir tehlike yaratır” dedi.
Öcalan için “adı konulmamış ev hapsi” yorumu

Bahçeli’nin metninde yer alan, Öcalan’ın gazeteciler, akademisyenler ve sivil toplum temsilcileriyle temas kurabilmesine ilişkin öneriler de yayında tartışıldı. Gürses, Öcalan’ın tamamen serbest bırakılmasından ziyade, İmralı’daki koşullarının değiştirilmesinin daha olası olduğunu savundu.
“Bu aslında adı konulmamış bir ev hapsi modeli olur” diyen Gürses, ilk aşamada İmralı’ya giriş çıkışların kolaylaştırılmasının “ara çözüm” işlevi görebileceğini söyledi.
“Toplumsal uzlaşı olmadan süreç ilerlemez”
Yayının son bölümünde toplumsal boyuta dikkat çeken Gürses, hem Kürt hem Türk toplumunun süreçte sorumluluk üstlenmesi gerektiğini ifade etti. Kürt toplumunun “duygusal bölünme” tuzağına düşmemesi gerektiğini söyleyen Gürses, Türk toplumunun da geçmişte yapılan hatalarla yüzleşmesi gerektiğini belirtti.
Gürses, “Eğer bu ülke hepimizin ise, yalnızca devlete ya da örgüte değil topluma da sorumluluk düşüyor” dedi.







