Alican Uludağ cezaevinden çıktı: “Tek silahımız olan kalemi asla elimizden düşürmeyeceğiz”

İSTANBUL (Medyascope) – 90 gündür tutuklu bulunan gazeteci Alican Uludağ cezaevinden çıktı. Uludağ, cezaevi sonrası yaptığı açıklamada, “Dün nasıl girdiysem bugün de aynı iradeyle çıktım. Gazetecilik yapmaya devam edeceğim. Çünkü tek bir silahımız var. O da kalemimiz ve bu kalemi asla elimizden düşürmeyeceğiz” dedi.

alican uludağ cezaevinden çıktı
Alican Uludağ cezaevinden çıktı

Sosyal medya paylaşımları nedeniyle “cumhurbaşkanına alenen hakaret”, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ve “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ve devletin yargı organlarını alenen aşağılama” iddiasıyla 20 Şubat’tan bu yana tutuklu bulunan gazeteci Alican Uludağ’ın ilk duruşması Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesi’nce bugün yapıldı. Uludağ’ın tahliyesine karar verilerek duruşma 18 Eylül’e ertelendi.

Uludağ, akşam saatlerinde Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nden tahliye edildi. 3 ay sonra özgürlüğüne kavuşan Uludağ, çıkışta meslektaşlarına açıklama yaptı. Buruk bir tahliye olduğunu belirten, “Ardımda Merdan Yanardağ’ı bıraktım. Her gün gördüğüm, konuştuğum meslek büyüğüm. Çıkmadan önce de gördüm, bir mesajın var mı dedim. ‘Özgürlük ve demokrasi için direnmeye devam edeceğiz’ dedi. O yüzden Türkiye’de tüm tutuklu gazeteciler tahliye olana kadar basın özgürlüğü için mücadeleye, halkın haber alma hakkı için mücadeleye devam edeceğiz” dedi.

“Kalemi asla elimizden düşürmeyeceğiz”

Tutuklu gazetecileri anan Uludağ, “Ankara’da İsmail Arı, Merdan Yanardağ, Aydın’da yeni tutuklanan Yeliz Ayaz, Pınar Gayıp, tüm tutuklu gazetecileri aldıktan sonra sevineceğiz. Bu arada başta İstanbul ve Ankara gazetecileri olmak üzere tüm meslektaşlarıma çok teşekkür ederim. Başından beri dayanışma gösterdiler. Yine avukatlarım Tora Pekin ve Abbas Yalçın’a da teşekkür ederim. Onların emeğiyle belki bugün tahliye oldum” diyerek, kendisini destekleyenlere teşekkür etti.

Uludağ şöyle devam etti:

“90 günün sonunda bir bedel ödedik ama utanılacak bir gazetecilik yapmadık. O yüzden bu tutukluluk da bir yargı muhabiri olarak içeriyi görmek anlamında bana da büyük bir tecrübe oldu. İçerideki tutuklu ve hükümlüleri bir anlamda bu kritik dönemde Türkiye’nin cezaevi tarihine tanıklık ettim bir gazeteci olarak. Bu açıdan önemliydi. Dün nasıl girdiysem bugün de aynı iradeyle çıktım. Gazetecilik yapmaya devam edeceğim. Çünkü tek bir silahımız var. O da kalemimiz ve bu kalemi asla elimizden düşürmeyeceğiz.”

“Gazeteciliğin bedelini ödetmekti”

Meslektaşlarının sorularını da yanıtlayan Uludağ, “Bu süre senin bakımından gazeteciliğini sorgulama, ‘Bana bunu yapıyorlar, ben artık bu şekilde habercilik yapmayayım’ diye seni değiştirecek, düzeltecek, burnunu sürtecek bir sonuç üretti mi? Sen neden tutukluydun” sorularına “Bunu göreceğiz yakında. Bir, bugüne kadar yaptığımız gazeteciliğin bedelini ödetmekti. İkincisi, son 3 ayda Türkiye’de yargı alanında ne yaşandı ve ben bir yargı muhabiri olarak bunu neden içeride izlemek zorunda bırakıldım? Bu sorunun yanıtı sizin sorunuzla karşılıyor” yanıtını verdi.

Davaya ilişkin de Uludağ, “Davam Ankara’da, ailem Ankara’da, işim Ankara’da, dosya Ankara’da, atılan tweet’ler Ankara’da ama ben İstanbul’daydım. Bunu ben bir sürgün olarak görüyorum. Ankara’dan uzaklaştırma olarak görüyorum. Tabii ki bu sürecin en ağır bedelini ailem yaşadı, çocuklarım yaşadı. Onlar açısından zor oldu” diye konuştu.

Uludağ, meslektaşlarıyla hatıra fotoğrafı da çektirdi.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.