CHP Genel Merkezi’ne operasyon – Alişer Delek: “Anlaşılan yeni parti geliyor”

İSTANBUL (Medyascope) – Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır’ın yayınına katılan gazeteci Alişer Delek, CHP Genel Merkezi’nde yaşanan gerilimi ve Kemal Kılıçdaroğlu-Özgür Özel hattındaki krizi değerlendirdi. Delek, CHP Genel Merkezi’ne polis eşliğinde girilmek istenmesine dair “Hiçbirimizin gelecekte siyasi miras olarak anlatmak istemeyeceği bir şeydir” dedi. Alişer Delek, “Anlaşılan yeni parti geliyor” dedi.

Video özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
  • Alişer Delek, CHP Genel Merkezi’nde yaşanan gerilimi ve Kemal Kılıçdaroğlu-Özgür Özel krizini değerlendirdi.
  • Delek, uzlaşma ihtimalinin ortadan kalktığını ve yeni bir partinin olası olduğunu belirtti.
  • Yaşananların sadece parti içi bir kriz olmadığını, hukuk sürecinin de siyasallaştığını söyledi.
  • Delek, Kılıçdaroğlu’nun siyasi kariyerini riske atarak bu yola çıktığını ifade etti.
  • Sürecin sonunda Türkiye’deki ana muhalefet yapısının dağıldığını ve değişimcilerin avantajlı duruma geçtiğini savundu.

Alişer Delek, sabah yaşananların ardından uzlaşma ihtimalinin tamamen ortadan kalktığını söyledi, “İnsan kendi evine bile pazar sabahı bu saatte öyle girmez. Bir konu komşuya ayıp olur, biraz sessiz gideyim der. Üstelik bugün öğlen bir görüşme olacaktı. Sabahın 07:30’unda ben hemen Kemal Kılıçdaroğlu tarafını aradım. İlk başta ‘Kemal Bey bunu istemez’ denildi. Ama iş o noktayı çoktan geçmişti. Talimatı yoksa geri çekerdi. Gün içerisinde yaşananlardan sonra naif kaldım” dedi.

Özgür Özel
Alişer Delek: “Anlaşılan yeni parti geliyor”

“CHP ve Türkiye siyaseti açısından kötü bir görüntü bıraktılar”

Yaşananların yalnızca parti içi bir kriz olmadığını savunan Delek, mutlak butlan kararının da siyasallaşmış bir hukuk sürecinin sonucu olduğunu söyledi:

“Ben zaten mutlak butlan kararının kendisinin siyasete alet olmuş, hukuksallaştırılmış siyasi bir karar olduğunu düşünüyorum. Yıllar sonra biz bunun siyasal bir karar olduğunu konuşacağız bence. Ama yine de Cumhuriyet Halk Partisi buradan güçlü çıkabilirdi. Ortak hedefe iktidarı koyarak bunu başarabilirdi. Sabah gördük ki taraflardan en az bir tanesinin böyle bir umudu yok. Sadece Cumhuriyet Halk Partisi’ne değil, Türkiye siyasetine, demokrasiye kötü bir görüntü bıraktılar.”

Delek, Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu süreçte kendi siyasi kariyerini de riske attığını belirtti, “Kemal Kılıçdaroğlu kendi siyasi kariyerini de bitiren, siyasi hayatına mal olmasını göze alarak bu yola çıktı. Tarih onu devletin, mahkemenin kararıyla partisine dönen isim olarak yazacak. Bu yola da ‘arınma’ diyerek çıktı” dedi.

Delek, yaşanan sürecin ardından Türkiye’de ana muhalefet yapısının dağıldığını savundu:

“Artık Türkiye’de bir ana muhalefet partisi kalmadığını görüyoruz. Solun yine bir hastalığıyla karşı karşıya kalmışız gibi hissediyorum. Sol ne zaman çoğalsa bölünüyor. Türkiye sağının da en iyi yaptığı şey solu analiz etmek. Ortaya koltuğu koydular, ‘Yiyin birbirinizi’ dediler ve kavganın sonucunda yine sol bölünerek devam etti.”

Delek, süreçten en avantajlı çıkan tarafın ise “değişimciler” olduğunu söyledi, “İki tarafın da işi çok zor ama avantaj ve rüzgâr bu sabah itibarıyla değişimcilerden yana. Bu polisle girme görüntüleri çok kolay anlatılabilecek işler değil” dedi.

Video deşifresi

Alişer Delek: “Anlaşılan yeni parti geliyor”

Hazırlayan: Gülden Özdemir

Ruşen Çakır: Alişer, merhaba.

Alişer Delek: Abi selam, kolay gelsin.

Ruşen Çakır: Kolaysa başına gelsin diyeceğim ama yani hepimiz Özgür Özel’in yerinde olmadığımız için bayağı şanslıyız diyeceğim. Hızlı oldu sanki Alişer. Bayram sonrası olur dendi. Şu olur bu olur. Bir şekilde görüşüp birtakım noktalarda anlaşırlar beklentisi ve temennileri vardı. Olmadı. Pazar sabahı saat 7.30’da buçuka gelinen bir parti ziyareti, partili arkadaşlarla istişare edelim ziyareti değildi herhalde. Ne dersin?

Alişer Delek: Aynen, şunu ben açık söyleyeyim. Uyuyordum işte gene bir televizyonun yayını için uyandırıldım ve orada o ilk an tepkim şu oldu. Yani insan kendi evine bile pazar sabah bu saatte öyle girmez. Bir, ‘‘Konu komşuya ayıp olur. Biraz sessiz gideyim. Arayayım, evdekilerin durumu ne? Şurada bir iki saat oyalanayım da bir gün ağarsın öyle gideyim’’ der. Çok yanlıştı. Üstelik bir de bugün öğlen, ya 12.00 ya 14.00, çeşitli şeyler var, bir buluşma da olacaktı. Yani sabahın 7.30’unda… Ben hemen telefona sarıldım. Kemal Kılıçdaroğlu tarafını aradım. Kemal Bey’in telefonu kapalıydı. Atakan’ı aradım, basın danışmanını. ‘‘Kemal Bey bunu istemez, yapmaz’’ falan dedi. Hatta sonradan bana da mesaj attı. Ben de ilk bilgi olarak böyle paylaştım. Yani Kemal Bey’in böyle bir talimatı yok diye. Ama iş çoktan geçmiş. Talimatı yoksa geri çağırırdı. Avukatı orada olmazdı. Gün içerisinde bu gelişmeler de olmazdı. Naif kaldım yani biraz ben Kemal Bey’in talimatı yok diyerek sonradan baktım ki polisle falan girildi zaten içeriye. Yani Cumhuriyet Halk Partisi’nde bugün gördüğümüz görüntü sadece bir parti içi kavga değil. Burada demokrasiye yönelmiş bir şey de var. Çünkü ben zaten mutlak butlan kararının kendisinin siyasete alet olmuş, hukuksallaştırılmış siyasi bir karar olduğunu düşünüyorum. Tıpkı geçmişteki 367 garabeti gibi yıllar sonra biz bunun siyasal bir karar olduğunu, hukukun da buna ayak uydurduğunu konuşacağız bence. Ama gene de Cumhuriyet Halk Partisi buradan güçlü çıkabilirdi. Buradan bir uzlaşıyla güçlü çıkabilirdi. Ortak hedefe iktidarı koyarak bunu başarabilirdi. Sabah gördük ki herhalde en azından taraflardan en az bir tanesinin böyle bir umudu yok. Sadece Cumhuriyet Halk Partisi’ne değil Türkiye siyasetine, demokrasiye kötü bir görüntü bıraktılar. Yani Cumhuriyet Halk Partisi’ne, bir parti binasına polisin girmesi hiçbirimizin herhalde gelecekte siyasi miras olarak anlatmak istemeyeceğimiz bir şeydir.

Ruşen Çakır: Burada sen de ilk gün sıcağı sıcağına 21 Mayıs’ta yaptığımız yayında temkinli konuştun ama ortak akıl ihtimalini öne çıkardın. Birçok kişi de benzer şeyleri söyledi ama açıkçası ben bugün yaşananlarla – ki aslında öncesinde de işareti vardı ama – Kılıçdaroğlu’nun böyle bir arayış içerisinde olduğuna pek inanasım gelmiyor. Çünkü avukatları görevden al, şu olsun, bu olsun; işte YSK temsilcisini görevden al ve pazar sabahı oraya insanları yolla. ‘‘En çok ben üzülürüm’’ diye gün içinde bir açıklama yaptı biliyorsun. ‘‘Bu içeridekiler de dışarıdakiler de benim partilim’’ dedi. Ama hakikaten Kılıçdaroğlu bir ortak akıl arayışına girecek bir hali var mı? Ne diyorsun?

Alişer Delek: Bitti. Yani sabah işte bu 7.30 itibarıyla o ihtimal ortadan kalktı yani. Evet. İlk günden ben hatta konuşmalarımızda hem yayınlarımda keşke mesela bayramın birinci günü genel merkezin kapısının önünde beraber çıkıp… Şuna da varım yani hani Özgür Özel eleştirsin Kılıçdaroğlu ‘‘Arınma’’ desin kurultay tarihini hâlâ bir arada görememiş olsun ama ‘‘Biz bu krizden beraber çıkabileceğiz’’ mesafesinde olduklarını düşünüyordum bu sabaha kadar. Zaten ben de yalnız değilim. Kemal Kılıçdaroğlu’nun ilk videosunu paylaşan milletvekilleri bile bugün bunun yanlış olduğunu söyledi. Yani bugün itibarıyla, o parti binasına polisle girildiği an itibarıyla meselenin bittiğini görüyoruz. Ben zaten uzlaşamayacaklarını biliyordum ama en azından bir arada bir görüntü vererek uzlaşabilirler diye düşünüyordum. ‘‘Uzlaşamayacaklarını biliyordum’’ derken de yani bana birisi söylemedi bunlar uzlaşmayacaklar diye. Çok basit bir şey var. Kemal Kılıçdaroğlu kendi siyasi kariyerini de bitiren yani şimdi hani diyeceksin ki siyasi kariyeri zaten neydi ama öyle ya da böyle siyasi hayatına da mal olmasını göze alarak bu yola çıktı. Sonuçta tarih onu da devletin mahkemesinin kararıyla partisine dönen isim olarak geçirecek. Yani nasıl döndüyse dönsün. O da bunun farkında. Ve bu yola ne diye çıktı? Arınma diye çıktı. Temizlik diye çıktı. Özgür Özel’in de bir mücadelesi var. Onun da devam ediyor. Ben de diyor işte %24 %25 can tavanı aştım. Partiyi birinci parti yaptım. O da burayı bırakmayacaktı. Zaten anlaşamadıkları neydi? Tarih neydi? Anlaşamadıkları şey kurultay tarihi değil mi? Hani sen de ben de biliyoruz ki kurultayın tarihi değil mesele. Oradaki mesele delege meselesi. Mevcut delegeyle mi gidecekler yoksa delegeleri mi değiştirecekler? Asıl kavga buradan çıkıyordu. Niye? Hani izleyiciye tam derdimi anlatabileyim. Mevcut delegeyle gitmek demek Özgür Özel’i seçen delege demek. Kemal Kılıçdaroğlu’ysa yeni delegeyle gitmek istiyor. Niye? Özgür Özel’i seçen değil de yeniden sıfırdan ben bu işe gireyim diyor. Mesele dananın kuyruğu da buradan kopuyor. Bunu yapmak için Kemal Kılıçdaroğlu’nun en az yani hemen önümüzdeki pazartesi başlatsa ilçe seçim delegeleri belirleyecek seçimleri, kongrelere başlasa Gürsel Tekin’e söylediğine göre 7 ay, benim hesaplarıma göre bir yıl sürer bu iş. Kemal Kılıçdaroğlu bunu bir de uzatmak istese 2 yıl sürer bu iş. O 2 yıl boyunca da Kemal Kılıçdaroğlu genel başkan olarak o koltukta oturur. Bunu yaparken bir de sadece delege temizlemeyecek biliyorsun. Yani asıl buradaki temizlikten kastı Ekrem İmamoğlu zihniyetinin değişmesi. Ona sahip kişilerin arınması. Bu arınma öyle Kemal Kılıçdaroğlu’nun arınması öyle kolay bir arınma değil. Özgür Özel dursa bile Ekrem İmamoğlu’nun partiden arınması yani bunu adıyla sanıyla koymak lazım. Dolayısıyla bu böyle 2 yıl uzatacaktı. Özgür Özel de buna tabii ki hayır diyecekti. Ne olacaktı? İşte olacağı biraz daha hızlı yaptılar. Özgür Özel’de bir değişim oldu ama bak onu şimdi belki de beraber okumak lazım. Senin de burada yorumunu merak ederim. Özgür Özel ilk günkü Özgür Özel olmadı. İlk gün daha kararı öğrendiğinde parti içinde yaptığı basın toplantısında daha ılımlı bir dil kullandı. Kemal Kılıçdaroğlu’nu doğrudan hedef almadı ertesi gün yani ikinci gün ama daha AK Parti’nin butlan kolları dedi Kemal Kılıçdaroğlu için hain Kemal sloganlarını susturmadı giderek yükselen bir tonu vardı ve ben artık bunu hani sabah yazdım gene linç edildim. ‘‘Linç günü’’ senin lafındı değil mi? Bugünler gene takipten çıkma ve bloklama günü mü ne? Bugünler gene öyle günler. Evet. Parti ayrışacak, parti bölünecek. Yani ben bugün bir saat olmadı herhalde Özgür Özel’in ‘‘Yürüyelim arkadaşlar’’ deyip parti binasını terk etmesiyle ben biraz onu anlıyorum. Yeni parti geliyor. Yani bu artık çok sakladıkları ve saklayabilecekleri bir şey de değil, yeni bir parti geliyor. Dolayısıyla seçmen ya da Cumhuriyet Halk Partililer bugünün faturasını herhalde bir sonraki seçimde kesecekler. Kime keseceklerini de göreceğiz.

Ruşen Çakır: Peki, yeni parti geliyor ama mesela bir baskın seçim olursa falan yeni partiyle girme ihtimalleri pek olmaz. Giremezler. 

Alişer Delek: Sıfır bir parti olmaz ama başka bir partiye geçme, hani İYİ Partisinden tut Demokrat Parti’ye kadar falan hep böyle konuşuluyor ya. Onun için diyorum. Öyle bir ihtimal de var yani.

Ruşen Çakır: Peki Kılıçdaroğlu ne yapabilir? Tamamen hani o bildiğimiz küçük olsun, benim olsun mantığıyla mı yetinecek ve her hâlükârda diyelim ki Özgür Özel ve arkadaşları partiden gerçek anlamda koparsa ayrı parti falan CHP’nin bir iddiası hatta barajı aşma iddiası olabilir mi?

Alişer Delek: Konuşmak için çok erken ama bence olamaz. Yani Kemal Kılıçdaroğlu zaten bu mücadeleye bile yani bu işte iki gün önce Perşembe günü başlayan şeyden alalım çok eksiden başlıyordu. Sustuğu zamanlar da dahil olmak üzere kendini hiçbir zaman anlatmadı. Ne istediğini söylemedi. Belki daha cesurca, daha açık bir sesle, daha yüreklice bu mücadelenin bir arınma amaçlı olduğunu, Ekrem İmamoğlu’nun karşısında olduğunu, işte Ekrem İmamoğlu’nun zihniyetinin karşısında olduğunu söyleseydi belki çevresine bir sempati toplayabilirdi. Çünkü öyle ya da böyle Cumhuriyet Halk Partisi’nin içinde de işte televizyonda gördüklerinden, yazılanlardan, iddianamelerden etkilenen bir kesim var ve bazı homurdanmalar vardı. Kemal Kılıçdaroğlu’na ufaktan da olsa bu arınma meselesinde sempati duyanlar da vardı. Onlar da bu sabah itibarıyla bence değişmiştir. Ama işte bugünden itibaren Kemal Kılıçdaroğlu’nun çizeceği rota etkileyici olacak. Şimdi eğri oturup doğru konuşalım. Yani bu amblemin ve bu ismin, Cumhuriyet Halk Partisi’nin her zaman bir değeri var. Ama o değer geri geldi barajın altında da kaldı. Deniz Baykal dönemini hatırlarsan %10 barajıydı o zaman. %7 gibi bir şey almıştı yanlış hatırlamıyorsam. Yani dolayısıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nun başında olduğu ve Cumhuriyet Halk Partisi adını koruyan bir partinin potansiyeli devam eder. Ama hani Kemal Bey onu yapabilir mi? Mevcut kavgalarla yapabilir mi? Ondan çok da emin değilim. Dışarıya gidenlerin mücadele yöntemi ne olacak ve onlar ne kadar başarılı olacak? Onu da çok iyi aslında okuyamıyorum, göremiyorum. Zaman hepsini gösterecek ama değişimcileri kastediyorum, dışarıya gidenler gittikleri zaman. Ama artık Türkiye’de bir ana muhalefet partisi kalmadığını görüyoruz. Bunu söylediğim zaman en iyi anlayacak ve en iyi de yorumlayacak ve üstüne varsa yanlışım düzeltebilecek tek kişi sensin. Solun gene bir hastalığıyla karşı karşıya kalmışız gibi hissediyorum kendimi. O da şu. Sol ne zaman çoğalsa bölünüyor. Türkiye sağının da en iyi yaptığı şey solu analiz etmek. Ortaya sandalyeyi koydular. Aha koltuğu koydular. Yiyin birbiriniz dediler ve kavganın sonucunda gene sol bölünerek devam etti ve maalesef mitoz bölünme çoğalmayı geri getirmiyor. Öyle de bir sorun var. Bir iki parti göreceğiz. Ben açıkçası Özgür Özel’i ziyaret eden İYİ Parti, Zafer Partisi gibi partilerin de dertlerinin çok Cumhuriyet Halk Partisi ya da demokrasi olduğunu düşünmüyorum. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi’nden kopacak olan diyelim iki partimiz var, kopacak olan seçmenin sağ partilere özellikle de sürecin karşısında duran partilere kayma ihtimali çok yüksek. AK Parti’ye gitmezler belki ama İYİ Parti, Zafer Partisi, Anahtar Parti Cumhuriyet Halk Partisi’nden oy alacaktır. Her ikisinden de. Yani şimdi bu Cumhuriyet Halk Partisi deyince değişimcilerden de oy alacaktır. Özgür Özel Cumhuriyet Halk Partisi’nin dışında bir siyaset yapmaya başladığı an itibarıyla dönüp bir de bu seçmene ‘‘Çözüm sürecine niye üye verdiniz komisyona?’’ gibi başlayarak sıfırdan onları da anlatması gerekecek falan. İki tarafın da işi daha çok zor ama avantaj ve rüzgar bu sabah itibarıyla da tabii değişimcilerden yana. Yani bu polisle girmeler falan çok kolay anlatılabilecek işler değil.

Ruşen Çakır: Son olarak anlamsız gelebilir ama bence bir anlamı var. Hani ‘‘zamanlama manidar’’ lafının çok uyduğu bir olay var. 27 Mayıs’tan sonra İmralı heyeti tam da bugün İmralı’ya gitti. Bunun bütün bu yaşananlarla bir alakası var mı sence? Bence var da nasıl bir alakası olduğu üzerine herhalde saatlerce konuşabiliriz.

Alişer Delek: Şöyle, benim hatırladığım kadarıyla ‘‘Gidilecek’’ açıklaması salı ya da çarşamba yapıldı. Dolayısıyla hani mutlak butlan kararından sonra değil abi. Hafızam beni yanıltmıyorsa öncesinde yapıldı. Ama tabii ki gündeme gelecek. Yani bence heyet de açıklamalarındaki gibi durup da gündeme getirmezse bile Abdullah Öcalan gündeme getirecektir. Çünkü Abdullah Öcalan’a ait olduğunu düşünülen son İmralı notlarında… Sen mi yayınlamışsın acaba? Sizde miydi yoksa başka bir yerde mi?

Ruşen Çakır: Yok başka bir yerde yayınlanıp kaldırıldı hemen.

Alişer Delek: Orada mesela biraz şeye rahatsızlık var: Süreç ilerlemiyor ve hani ben acaba yanlış mı yaptım? Demokratikleşme bunlarla olmaz gibi bu mealde ifadeler vardı. Bugün de bu konu gündeme gelecektir tabii. Yani Cumhuriyet Halk Partisi de ‘‘Bunu yapanlarla biz nasıl yapacağız’’ diye düşünüyor olabilirler. Yahut da Cumhuriyet Halk Partisi’nin olmayacağı bir süreç nereye gidecek diye şey yapılacaktır. Yani sonuçta artık sadece Kürt siyasetinde değil Türkiye’deki muhalefet içindeki siyasette de muhalefette de bir aktör Abdullah Öcalan, onu görmek lazım. Yani statüsünü hâlâ kendisi arasa da ne söyleyeceği, DEM’in ne yapacağını işaret ettiği için bakılmakta fayda var. Umuyorum o bizden gizlenmez. Kamuoyuna açıklanır. Yani ne diyecek ve DEM’in buradan sonra ne yapacağına da bir şey olacak. Hatta DEM açısından olumlu olmuş bu ziyaretin bugün olması yani. Çünkü biliyorsun DEM, Abdullah Öcalan bir şey demeden siyaset belirleyemez halde uzun bir süredir. Dolayısıyla bugün en azından Abdullah Öcalan’ın dediği şey üzerinden bir siyaset de üretilebilir. Çünkü onlara da yoğun eleştiri var görmek lazım. Yani susuyorsunuz, bir şey demiyorsunuz, CHP’yi bu noktada yalnız bırakıyorsunuz gibi. Onlara da yoğun bir eleştiri var. Biraz onlar açısından şanslı olmuş ziyaretin bugün olması.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.