Kemal Can değerlendirdi: “Bunlar sadece Kılıçdaroğlu’nun aklıyla kotarılmış olamaz”

İSTANBUL (Medyascope) – CHP Genel Merkezi’ne yönelik müdahalenin ardından Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır’ın yayınına katılan Kemal Can, “Bunlar sadece Kemal Kılıçdaroğlu’nun aklıyla kotarılmış olamaz” dedi. Kemal Can, süreçte yaşananların “doğal akış içinde gelişmiş olaylar” gibi görünmediğini söyledi.

Video özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
  • Kemal Can, CHP Genel Merkezi’ne yönelik müdahaleyi önceden planlanmış bir süreç olarak değerlendiriyor.
  • Kılıçdaroğlu’nun ekibinin kararları, doğal akışta gelişmiş gibi görünmüyor.
  • Özgür Özel, kriz anlarında kitleyle iyi temas kurabilen bir siyasetçi imajı sergiliyor.
  • Kemal Can, Kılıçdaroğlu’nun durumunun ciddi bir siyasi maliyet yarattığını belirtiyor.
  • Tüm yaşananların sadece Kılıçdaroğlu’nun aklıyla değil, başka güçlerle yürütüldüğünü düşünüyor.
Bilmeniz gerekenler

Türkiye siyasetinde yeni dönem başlıyor. CHP’nin 38. Olağan Genel Kurultayı’nın iptali ve CHP Genel Merkezi’nin polis müdahalesiyle boşaltılmasının yankıları sürüyor. Kemal Can, CHP Genel Merkezi’ne yönelik hamlenin önceden planlanmış bir süreç olduğunu söyledi, “Butlan kararının açıklanması da erkene alındı. Bu erkene alma aslında bütün süreci hızlandırma arayışının uzantısı. Daha ilk günden itibaren Kılıçdaroğlu ekibinin hemen görevden almalar, göreve getirmeler, hukuksal yolları kapatmalar, emniyete dilekçe vermesi… Bunlar hadisenin doğal akışı içerisinde karar verilmiş şeyler gibi durmuyor” dedi.

“Özgür Özel mücadele adamı görüntüsü veriyor”

Kemal Can, tüm bu yaşananların kurgulanmış olduğunu ifade ederek, “Açık söylemek gerekirse bunun sadece Kılıçdaroğlu’nun aklıyla ya da onun ekibiyle kotarılmış bir iş olmadığını düşünüyorum. İçişleri Bakanı’yla görüşülüyor, görüşmeden dönüldüğü anda polis müdahalesi başlıyor. Bunların hiçbiri bana hayatın doğal akışına uygun gelmiyor” diye konuştu.

Yayında konuşma sırasında canlı yayında TOMA’nın üzerine çıkan Özgür Özel’in görüntüleri de ekrana geldi. Bu görüntüler üzerine konuşan Kemal Can, Özel’in kriz anlarında kitleyle temas kurabilen bir siyasetçi görüntüsü verdiğini söyledi:

Özgür Özel

“Özgür Özel, tıpkı 19 Mart sürecinde olduğu gibi ilk gün bir tereddüt geçirmiş gibi görünse de bu tür anlık reaksiyonlarda ve tabir yerindeyse kitleyi eline alarak bir mücadele adamı görüntüsü vermekte hem çok yetenekli hem de bir senelik performansıyla bu yeteneğini geliştirdi. Binaya ihtiyaç olmadan mücadelenin her yerde yapılacağını söylemiş olması ve bunu pratikte de hemen yürüyüşle başlatması sembolik olarak anlamlı şeyler. Öbür taraftaki sakil görüntü düşünülünce çok belirgin bir kontrast oluşturuyor’’

“Kılıçdaroğlu nefret objesine dönüşüyor”

Kemal Can, CHP Genel Merkezi’ne polis müdahalesiyle birlikte ortaya çıkan görüntülerin Kemal Kılıçdaroğlu açısından ciddi bir siyasi maliyet yarattığını söyledi:

“Bir tarafta polis marifetiyle parti binasına gazlarla, coplarla girmek, peşinden çikolata dağıtmak ya da sabahki o mizansen Genel Merkeze yürüyoruz görüntüsü… Bunlar zaten hadise yeterince düşük bir resim verirken iyice abartıyor. Buna karşılık bir başka kontrast var. Kılıçdaroğlu attığı her adımla nefret objesi haline dönüşürken, öbür tarafta bütün saldırılara rağmen toplumdaki desteği sokakta göstermeye devam eden bir görüntü var.”

Video deşifresi

Kemal Can değerlendirdi: “Bunlar sadece Kılıçdaroğlu’nun aklıyla kotarılmış olamaz”

Hazırlayan: Gülden Özdemir

Ruşen Çakır: Kemal, merhaba. Önce bir not geçeyim. Şimdi Kemal Kılıçdaroğlu’nun gayriresmi basın sözcüsü Barış Yarkadaş 7.30’da genel merkeze gideceğini söylemişti ama Kılıçdaroğlu’nun resmî basın sözcüsü Atakan Sönmez böyle bir şeyin olmadığını söyledi. Onu bir izleyicilerimize duyurmuş olalım. Bir de bir şey gördüm. Genel merkezde çikolata dağıtmışlar. Kılıçdaroğlu taraftarları oturmuşlar koltuklara çikolata dağıtmışlar. Bunu da bir not olarak düşelim. Ne diyorsun Kemal? Biraz hızlı olmadı mı?

Kemal Can: Bence tam da böyle olması istendi galiba. Yani bu işte cuma mı olacak, bayramdan sonra mı olacak filan denilirken aslında butlan kararının açıklanması da erkene alındı. Bu erkene alma aslında bütün süreci bir tür hızlandırma arayışının da galiba uzantısı. Bu senin söylediğin hızdan da bunu anlıyoruz yani. Ve daha ilk günden itibaren Kılıçdaroğlu ekibinin işte hemen kritik görevden almalar, göreve getirmeler, birtakım hukuksal yolları kapatmalar, bazı hukuki yolları açmalar filan hemen emniyete dilekçe vermesi filan: Bunlar böyle çok hadisenin gidişatı içerisinde, doğal akış içerisinde karar verilmiş şeyler gibi durmuyor. Ben hem hızlanmayı hem de böyle neredeyse adım adım kurgulanmış, belki de açık söylemek gerekirse sadece Kılıçdaroğlu’nun aklıyla ya da onun ekibiyle kotarılmış bir iş olmadığı kanaatindeyim. Yani işte İçişleri Bakanına gidiyorlar bugün. Bir görüşme oluyor. Daha görüşmeden döndükleri anda polis müdahalesi başlıyor filan. Yani bunların hiçbiri bana öyle hayatın doğal akışına uygun biçimde ve hadiselerin getirdiği sonuçlar gibi gelmiyor. Neredeyse böyle adım adım kurgulanmış ve senin sorduğun soruda olduğu gibi de hızlı olması istenmiş. Yani bir perşembe günü bu işin yapılması ve hep iddia edildiği gibi piyasaların çok büyük bir reaksiyon vermediğinin gösterilmesinin ardından, uzun bayram tatilinin öncesinde bu genel merkez işini halledip muhtemelen birkaç gün içerisinde işte dediğin gibi bu akşam olmayacaksa bile birkaç gün içerisinde Kılıçdaroğlu’nun genel merkeze yerleşmesi ve işin bu anlamda bu tarafıyla biraz soğutulurken diğer tarafında ise işte o tasarlanmış adımların peş peşe ve hızlı biçimde atılmasını izleyeceğiz bence.

Ruşen Çakır: Bir dakika şu anda arkadaşlar canlı olarak şeyi gösteriyorlar. Onun sesini bir açar mısınız Özge? Özgür Özel bir kamyonun, sanki polis arabası diyeceğim ama değil galiba. Bir şey üzerine çıkmış, ıslak bir gömlekle slogan attırıyor. Kalabalığa el sallıyor. İlginç bir görüntü yani. Nasıl diyeyim? Gerçeküstü demesek bile çok çarpıcı bir görüntü olduğu muhakkak. Demin slogan attırıyordu. Şu anda attırmıyor ama bir şeye çıkmış orada. Evet, şu anda da orada bir kesinti oldu. Anka‘nın canlı yayınıydı. Evet Kemal, kusura bakma ama ilginç bir andı, kesmek istedim.

Kemal Can: Yok zaten şu anda muhtemelen herkes benim ne diyeceğimi değil, Özgür Özel’in ne yaptığını öğrenmek istiyordur. Dolayısıyla bundan daha doğal bir şey yok. Ama Özgür Özel tıpkı 19 Mart sürecinde olduğu gibi ilk gün bu kurultay tartışmaları meselesiyle böyle bir tereddüt ya da şaşkınlık geçirir gibi olmakla birlikte bu tür anlık reaksiyonlarda ve tabir yerindeyse kitleyi eline alarak bir mücadele adamı görüntüsü vermekte hem çok yetenekli hem de bir senelik performansıyla bu yeteneğini hayli geliştirdi. Yürüyüşte daha önce de ben yolda geçen arabalarla, hatta bir düğün arabasıyla temasını filan da gördüm. Yani o doğal ilişki içerisinde, çıkıştaki tutumu işte binaya ihtiyaç olmadan mücadelenin her yerde yapılacağını söylemiş olması ve bunun pratikte de hemen meclise yürüyerek başlatmış olması filan. Bunlar sembolik olarak anlamlı şeyler. Öbür taraftaki sakil görüntü düşünülünce çok belirgin bir kontrast oluşturuyor. Yani işte Kılıçdaroğlu’nun ahlaki değerler filan dediği bir yerde tutup bir tarafta polis marifetiyle parti binasına yine aynı biçimde gazlarla, joplarla girmek, peşinden öyle çikolata dağıtmak filan gibi. Ya da sabahki o mizansen “genel merkeze yürüyoruz” görüntüsü filan bunlar yani zaten hadise yeterince düşük bir resim verirken bunlar iyice artık abartıyor. Ama buna karşılık bir başka kontrast var ortada. Yani bir yandan Kılıçdaroğlu bu şeyin parçası olarak ve attığı her adımla nefret objesi haline dönüşürken öbür tarafta da işte bütün saldırılara rağmen, bütün yıpratma çabalarına rağmen bir başka durum canlı olarak toplumdaki desteği fiilen sokakta göstermeye devam ediyor. Bu resim, bu kontrast bence çok şey anlatıyor zaten ve önümüzdeki zamanda da bütün bu ince planların, bu hesapların, bu kurguların… Hani hep iktidar kullanır ya, “Sizin planlarınız vardır ama daha yukarıda başka bir plan daha var” düşüncesini…

Ruşen Çakır: Ayet de var.

Kemal Can: Evet. Bunu ama en çok onlar kullanırlar ya kendilerine karşı yapılan şeyler için. Şimdi aynı şeyin, aynı durumun kendi başlarına geleceği bir tabloyu da görebilirler. Yani yaptıkları planların dışında bir plan olduğunu anlayacakları bir durumla karşılaşabilirler.

Ruşen Çakır: Kemal şimdi şeyi söyleyeyim. Hakikaten TOMA’ymış. Şimdi fotoğraflarını da gördüm. TOMA’ya çıkmış. Demin polis aracı gibi dedim, tam gözükmüyordu. Şu anda Anka‘nın yayını kesildi ama tekrar başlarsa onu canlı da vereceğiz. Şöyle söyleyeyim: Genel merkezi bıraktılar Kılıçdaroğlu’na. Meclis’teki odasını bir tür genel merkez olarak kullanacağını söyledi. Ama biliyoruz ki artık partinin maddi imkanları Kılıçdaroğlu’nda, başka birçok imkanı Kılıçdaroğlu’nda ve belki de birçok faaliyetlerini şunu bunu yarın öbür gün devlet engelleyecek. “Siz CHP değilsiniz” diye mesela. Öyle değil mi? Yani pekâlâ olabilir. CHP bayrağı açmalarını, şunu bunu birçok sıkıntı da çıkacak ama bu tür engellerin aynı zamanda 19 Mart’ta gördük bunun örneğini. Aynı zamanda işini de kolaylaştırma gibi bir yönü de var ama çok zor bir dönem. Yani 19 Mart’tan sanki daha zor bir döneme giriyor Özgür Özel ve arkadaşları sanki.

Kemal Can: Evet, teknik olarak önlerine engel çıkartılması için daha çok imkan var. Yani aslında iktidarın çok imkan ya da mesnet ya da yasal dayanak aradığı filan yok. Her türlü şeyi zaten yapabiliyor ama o ayrı. Ama şimdi tabii teknik olarak daha büyük sıkıntılar olacak. Tabii ki işte partinin öncelikli olarak yönetim organını elinde tutma, işte onun bütçesini kullanma imkanları filan da azalacak ama önümüzdeki günlerde daha net bir tablo görürüz büyük bir ihtimalle. Şimdi il başkanları, belediye başkanları ve milletvekilleri aslında partinin grubu hâlâ ağırlıklı olarak Özgür Özel’den yana davranacak gibi görünüyor. En azından şimdiki pozisyonları; işte il başkanlarının, belediye başkanlarının bu mutlak butlan kararından sonraki açıklamaları, hatta Kılıçdaroğlu’yla davrandığı düşünülen birtakım isimler bugün bu genel merkeze polis girmesi olayıyla ilgili eleştirel mesajlar yayınladılar, paylaşımlar yaptılar. Onlar Kılıçdaroğlu’nu ve onun avukatlarını durdurmadı polisi çağırma konusunda. Ama bunun çok doğru olmadığını söyleyen, Kılıçdaroğlu’yla davranacağı düşünülen milletvekillerinin bazı paylaşımlarını da gördüm ben. Şunu söylemek istiyorum: Evet, bir tarafıyla Özgür Özel’in işi zorlaşıyor ama öbür taraftan hani Kılıçdaroğlu’nun da işi kolay değil. Çünkü asıl olarak bütün CHP teşkilatını yönetebilmesi bu haliyle, hele ki böyle bir yolu kullanarak partiye dönmüş, polis marifetiyle oraya oturmuş biri olarak yönetebilmesi de hiç kolay değil açıkçası.

Ruşen Çakır: Burada ama şöyle bir sorun var Kemal. Dediğin doğru ama şimdi Özgür Özel’in rakibi Kılıçdaroğlu değil, Erdoğan. Yani şimdi Kılıçdaroğlu’nun işi çok zor. Kılıçdaroğlu’nun bir beklentisi de yok açıkçası. Benim anladığım kadarıyla partinin başına geçti vesaire. Ama esas mesele burada aslında CHP yönetimini aldıkları andan itibaren yürüttükleri iktidar mücadelesi ki yerel seçimde çok büyük bir başarı elde ettiler. 19 Mart’ta çok iyi bir direniş gösterdiler. E şimdi eksen kayabilir. Yani anlatabiliyor muyum? Burada hem Kılıçdaroğlu ile uğraşıp ama esas hedefi olan Erdoğan’la meselede elinin kuvvetli ve Erdoğan’ın elinin zayıf olması ihtimali var mı?

Kemal Can: Evet, zaten ama ilk günden itibaren birtakım CHP kamuoyunda ya da CHP’nin içerisinde olmayan ama muhalefet kamuoyunda yaygın öfke, yaygın tepki Kılıçdaroğlu’na yönelmişti. Bu doğal bir şey yani şu anda doğrudan şu yaşananların, özellikle bu birkaç gündür yaşananların müsebbibi olarak Kılıçdaroğlu’nu gördükleri için öfkenin oraya odaklanması çok normal. Ama hem Özgür Özel hem bugün İmamoğlu yaptığı açıklamalarda asıl fail olarak zaten senin dediğin gibi Erdoğan’ı işaret ettiler. Yani Özgür Özel bugün genel merkezden çıkarken şunu söyledi: “Burayı teslim almak isteyenlerle teslim etmek isteyenlerin işbirliğine karşı mücadele.” Yani dolayısıyla Kılıçdaroğlu’nu bir rakip olarak değil rakibinin işbirlikçisi olarak konumladı. İmamoğlu da “Bu bir saray darbesidir” açıklaması yaptı. Dolayısıyla o anlamdaki odağı tutmaya çalışıyorlar. Yani hem Özgür Özel hem İmamoğlu yani CHP’nin seçilmiş yönetimi senin dediğin odak kaymasına izin vermeyecek bir dil tutturmaya çalışıyorlar. Burada biraz kafa karıştırıcı olan şimdi kurultay meselesi yani hani kurultay merkezli bir şey ama anladığım kadarıyla kurultayın yapılıp yapılmaması Kılıçdaroğlu’nun iradesine de bırakılmış bir şey değil. Öyle olduğunu düşünüyorum.

Ruşen Çakır: Son olarak… Özgür Özel TOMA’nın üstünde, çok sevdi TOMA’yı. Emniyete katılacak herhalde. Şunu son olarak sormak istiyorum Kemal. Ben bugün gün ortasında bir yayın yaptım. Gördün mü bilmiyorum. Bu “CHP’nin iç kavgası” muhabbeti. Fatih Portakal demiş ki, “Yiyin birbirinizi” falan. Burada onu, CHP bunun bir parti içi mücadele olmadığını demin anlattın ama tam bunun karşılığını şu aşamada bulabilmiş gibi değil sanki bence. Hâlâ bir şey var.

Kemal Can: E tabii bu şimdi o “bu CHP’nin iç meselesi” demagojisini tazeleyen bir şey oldu. Çünkü Kılıçdaroğlu devreye girdiği için, polisi çağıran da Kılıçdaroğlu olduğu için filan böyle birdenbire CHP’nin iç meselesi iddiası boşlukta olan bir iddiayken, yani Lütfü Savaş’la sağlanabilir bir iddia değildi o. Savaş’ın şikayetçi olması CHP içi bir tartışma olarak olayın kabul edilmesine yetmezdi. Şimdi ortada eski bir genel başkanın da devreye girmesiyle bu demagoji tabii ki tazelenecek. Bunda senin örneğini verdiğin gibi, kötü niyetlilerle, birazcık moral bozukluğuyla “Ya işte bu CHP ne kadar zor bir yer, burayı aslında toptan bırakıp gitmek lazım, başka bir şey kurmak lazım” diyen atak birtakım muhalif isimlerin de bazen bu türbülansa girdiğini. Hatta bugün Medyascope‘taki yazılardan biri de “delege kavgası” filan diye bir şeyden bahsediyor. Şimdi şey yapmayayım ama yani bunlar daha fazla olacak. Bunlara imkan doğacak. Çünkü söz konusu olan eski bir genel başkanın işin içine giriyor olmasıyla birlikte ve de kurultay tartışmaları da eğer çok uzatılırsa, yani çok devam ederse işin merkezinde yer almaya devam ederse ve elbette böyle bir kötü sonuç ya da kötü bir komplikasyon ortaya çıkabilir. Ama işte burada dengeyi kurma yükü kaçınılmaz olarak gene sözcülerde olacak. Yani Özgür Özel’de olacak. Özgür Özel bu dengeyi tutturarak işin iktidar tarafından CHP içi bir mesele hâlinde gündemleştirilmesine direnmesi gerekiyor. Kılıçdaroğlu da muhtemelen işi böyle yapacak zaten. İşte o “arınma” gibi laflar ederek aslında bunu yaratıyor. Ama bugün bir arınma oldu. Hakikaten bir arınmayı gördük. O da bazı insanların hak, hukuk, adalet talebinden, ahlaki değerlerden, hep lafını eksik etmediği ahlaki değerlerden, haram lokmadan kaçınmanın gerekliliğinden arındığını gördük. Yani eğer birazcık siyasi ikbal beklentisi vardıysa Kılıçdaroğlu’nun bugün itibarıyla onun da tamamen berhava olduğunu, arınmanın aslında bu savunduğunu iddia ettiği bütün değerlerden arınma hâline geldiğini bence gördük. Eğer bu söylediği arınma buysa.

Ruşen Çakır: Evet. Kemal, nasıl noktalayalım şu aşamada?

Kemal Can: Şimdi hâlâ bence evet zorlu bir süreç ama zaten çok zorlu bir süreçti. Çok zorlu bir süreçten geliniyor. Yine zorlu bir süreç yani yeni bir aşamada yine zorlu bir süreç başlıyor. Çok sıkıntılı noktalar var. Ama bu şu demek değil; tamam bu hamleyi de yaptılar ve bu hamle artık her şeyin sonunu getiren ve aslında artık hadisenin bittiği bir noktadır denecek yere gelmedi. Ben geçen bir paylaşımda söylediğim gibi; operada şişman kadın sahneye çıkmadan opera bitmez. Çok zorlu bir sürece giriliyor ama zaten çok zorlu bir süreçteydik. Ve bunun bir sürekliliği olduğunu düşünüyorum ben. Yani her birini kendisi darbe olarak ilan ediliyor olayların ama aslında 10 sene boyunca süren 250 tane darbe olmaz. O tek bir darbedir aslında. Yani tıpkı 1. Dünya Savaşı’nın ve 2. Dünya Savaşı’nın aslında tek bir savaş olması gibi. Onun için zaten bir darbe dinamiğinin içerisindeyiz. Onun dozu ve görünümleri değişiyor. Daha şaşırtıcı, ‘‘olmaz’’ denilen şeyler olarak önümüze geliyor. Ama bu her şeyin bittiği ve artık teslim anının geldiği gibi bir ruh hâlini de yaratmamalı. Yani evet şimdi bir şaşkınlık var, bir ne yapacağını bilmez hâl var. Ama çok yakın bir vadede birden bütün dengeler de değişebilir. Çünkü her ölçüsüzlüğün, her öngörülemezliğin kendisi gibi beklenmedik, öngörülemez ve şaşırtıcı karşılıkları da gelebilir. Bunu daha önce gördük. Yine görmemek için bir neden yok.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş